• BIST 106.638
  • Altın 145,346
  • Dolar 3,5163
  • Euro 4,1231
  • İstanbul 30 °C
  • Ankara 22 °C
  • İzmir 35 °C
  • Adana 33 °C
  • Antalya 31 °C

Dünya komünistleri Türkiye'de

Dünya Uluslararası Komünist ve İşçi Partileri Toplantısı'nın 17.’si bu yıl Türkiye’de yapılıyor. 

Uluslararası komünist ve işçi partileri toplantıları, Sovyetler Birliği'nin dağılmasından sonra başlatılan bir gelenek. Sovyet geleneğinin mirasçısı olan bu etkinliğe bu yıl ülkemizde Komünist Parti ev sahipliği yapıyor. Toplantı 30 Ekim cuma günü Haliç kongre Merkezi'nde yapılıyor. 

Bu yıl 17’incisi düzenlenecek olan toplantının gündeminde, “emperyalizm karşısındaki mücadelenin güçlendirilmesi bulunacak. Toplantı çalışmaları 30 Ekim’de başlayıp, 1 Kasım’da sona erecek.

Dünya komünist ve işçi partileri arasındaki enternasyonal ilişkinin tarihi önceki yüzyıla kadar gidiyor. Avrupa’da 19. yüzyılda burjuva devrimlerine karşı yükselen işçi sınıfı hareketinin taşıyıcısı olan örgütlerle enternasyonal gelişti. 1864’te Uluslararası İşçiler Derneği adıyla kurulan kurulan I. Enternasyonal, içinde anarşist, Marksist, farklı siyasi eğilimlerin bulunduğu bir yapıydı. Marksizmin damga vurduğu II. Enternasyonal ise, 19. yüzyılın kısıtlarını 20. yüzyıla taşıdı, Alman Sosyal Demokrat Partisi’nin ağırlığıyla devrimci bir kopuş yaşayamadı ve düzen içine kayarak tasfiye oldu. Bu kopuşa Ekim Devrimi’yle Bolşevik Parti öncülük etti, Marksizm-Leninizmin temellerini attı.

1919’da III. Enternasyonal, Komünist Enternasyonal (Komintern) olarak kuruldu. Komintern, dünya komünist hareketini Sovyet iktidarının kazanımlarının korunması merkezinde örgütledi. Ortak bir program, güçlü bir örgüt ve paralel uygulanan politikalar üretildi. Ne var ki Komintern’in ülkelere yüklediği sorumlulukları içerip aşacak bir devrimci atılım, faşizmin yükseldiği koşullarda yaşanmadı. 2. Dünya Savaşı’nda Sovyetler’in faşizme karşı zaferi sonrası Komintern’in yerini, yeni kurulan sosyalist ülkeler arasında Kominform, Komünist ve İşçi Partileri Enformasyon Bürosu aldı.

Sovyetler Birliği Komünist Partisi 1957, 1960, 1969 yıllarında sosyalist olan ve olmayan ülkelerden partileri bir araya getirdiği Uluslararası Komünist ve İşçi Partileri Konferansları düzenledi. Sosyalist sistemin iç konsolidasyonuna odaklanan bu enternasyonal hat, kendi misyonunu yerine getirirken uluslararası komünist hareket bünyesinde devrimci arayışlar ortalamaya hapsedildi. Barış içinde sosyalist ve kapitalist sistemi bir arada yaşatma politikası, komünist hareketi canlı bir devrimci strateji tartışmasından mahrum bıraktı. 1990’larda Sovyetler Birliği ve sosyalist ülkeler çözülürken, geçmişte belki bunu belli ölçüde kırabildiği için Küba yaratıcı bir tutumla ayakta kaldı.

SOVYET SONRASI DÖNEM

Sovyet sonrası dönemde Marksist-Leninist çizgiyi resmen terk eden partiler karşısında bu çizgide direnenler 1999 yılında Yunanistan Komünist Partisi’nin çağrısıyla bir araya geldiler. 2006 yılına kadar Atina’da gerçekleşen ve onlarca ülkeden parti temsilcilerinin katıldığı bu toplantılar sonradan farklı ülkelerin ev sahipliğinde gerçekleşmeye başladı. NATO’nun emperyalist militarizmde üstlendiği yeni rollere, ırkçılığın ve gericiliğin yükselişine, işçi sınıfına dönük saldırılara karşı ortak bir tutum geliştirilmesini sağlayan bu platform, Sovyet döneminden kalma barış, demokrasi ve sosyalizm söylemlerini sürdürüyor.

Toplantıların gelişiminde, ABD merkezli emperyalist kuşatma karşısında çeşitli kapitalist rejimlere dayalı ulusal direnişlerin etkisi hissediliyor. Örneğin 2007’de Beyaz Rusya toplantısında devlet başkanı Alexander Lukaşenko, 2008’de Brezilya toplantısında devlet başkanı Lula de Silva selamlama gönderiyor, toplantılarda tek kutupluluğa karşı çıkış artarak vurgulanıyor. Buna karşılık 2011 ve 2012 toplantılarının sonuç deklarasyonlarında burjuva ideolojisine, oportünizme ve sosyal demokratların etkisine karşı komünistlerin vermesi gereken ideolojik mücadeleye dikkat çekiliyor. 2007’den beri ev sahibi ülkedeki partinin tüm katılımcılar adına yayınladığı sonuç deklarasyonu 2013’ten itibaren farklı eğilimleri yansıtmaya başladığı da görülüyor.

KEMAL OKUYAN RÖPORTAJI

Tartışma, dayanışma ve işbirliği

Toplantının bu seneki ev sahibi olan Komünist Parti'nin Merkez Komite üyesi Kemal Okuyan 'Boyun Eğme' dergisinin  sorularını yanıtladı. ABC olarak bu söyleşiyi yapısı ve içeriğine müdahale etmeden aşağıda yayınlıyoruz.

Dünya Komünist ve İşçi Partileri Toplantısı’nın 17'cisi Türkiye’de yapılıyor. Bunun özel bir anlamı var mı?

Her şeyden önce bizim için var. Bu kadar geniş çaplı ve anlamı olan bir etkinliğe ev sahipliği yapmak kuşkusuz önemli. Tarihi daha önce kararlaştırılmıştı, bir de üstüne 1 Kasım seçimleri geldi. Komünist Parti için büyük bir sınav.

Özel bir gündemi var mı toplantının?

Toplantılar genellikle geniş bir başlık üzerine sunulan tebliğler ve onlara ilişkin tartışmalarla geçiyor. Ayrıca komünist partilerin ortak etkinlik ve eylemleri için de bazı kararlar alınıyor. Bunun dışında, komünist partileri arasındaki kimi farklılıkların gözlendiği yoldaşça tartışmalar için de bir zemin sağlıyor bu toplantılar.

Nedir bu farklılıklar?

Tarihte neyse o! Burjuva düzeni içinde kısmi iyileştirmelerin bir anlamı var mı; sosyalist devrim öncesinde bir ara aşama mümkün mü; şimdinin popüler konusu Rusya ve Çin’le ilgili alınacak tutum hemen ilk akla gelen konular. Ciddi görüş ayrılıklarının olduğu açık, bunlar hemen bir kalemde giderilecek ayrımlar değil. Ancak bu toplantılar partilerin birbirini daha iyi anlaması için fırsat sunuyor.

Sanıyorum katılımcılar arasında Çin Komünist Partisi de var.

Evet, bu toplantıların önemli bir bölümüne katıldılar. İstanbul’a kalabalık bir heyetle geliyorlar. İktidarda olan başka partiler de var. Küba, Vietnam, Laos… Parlamentoda temsil edilen partiler… Örgütsel açıdan zayıf partiler… Değişik koşullarda mücadele eden birçok parti eşit koşullarda geliyor ve tartışıyorlar.

Herhangi bir hiyerarşi ya da doğal ağırlığı olan partiler yok mu?

Herhangi bir hiyerarşi yok, kimse bunu kabul etmez de. Ancak ağırlığı olan partiler elbette var. Bu da son derece doğal. Birbirine yakın, birlikte hareket eden partilerden de söz edebiliriz. Bizim partimizin de özel olarak yakın durduğu, işbirliğini çok geliştirdiği partiler var. Ancak Dünya Komünist ve İşçi Partileri Toplantısı, bütün bir aileyi kapsıyor. Evet derin görüş ayrılıkları var ama sonuçta hep beraber, komünist kimlikle siyaset yapıyoruz.

İstanbul’daki toplantıya kaç parti geliyor?

Sayı artabilir ama şu anda 61. 61 parti, 100'ün üzerinde delege.

Komünist Parti yönetimi olarak ne bekliyorsunuz bu toplantıdan?

Sonuçta ciddi bir yükün altına girdik bu toplantı için. Zamandan söz ediyorum. Prestij kısmı ile hiç ilgilenmedik. Bizim kongre kararlarımız var, dünya komünist hareketi bizim için bir “dış” mesele değil. Harekete katkımızın ve varlığımızın niteliğini değiştiriyoruz. Toplantıyı da böyle değerlendiriyoruz. Tartışmalara yapacağımız girdiler var. Uluslararası alanda önemsenen, dinlenen, saygın bir partiyiz. Birçok dostumuz seçim sonuçlarının temel gösterge olamayacağını partimiz örneğinden hareketle yeniden görmüş oldu. Partilerin birbirinin iç işlerine karışmadan, tartışabileceği, dayanışabileceği, işbirliği yapabileceği, hatta karar mekanizmalarının bir bölümünü ortaklaştırabileceği bir zeminin yaratılması için elimizden geleni yapacağız. Bunun yanı sıra ikili görüşmeler için de fırsat olacak bu toplantı.

Toplantının açış konuşmasını yapıyorsunuz, ana eksen ne olacak?

Türkiye, Türkiye’de sosyalizm mücadelesi hakkında merak edilen her şey. Ve nasıl bu kadar özgüven sahibi olduğumuz sorusuna yanıt vermiş olacağız.

 

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)