• BIST 109.967
  • Altın 144,159
  • Dolar 3,4830
  • Euro 4,1065
  • İstanbul 28 °C
  • Ankara 24 °C
  • İzmir 30 °C
  • Adana 33 °C
  • Antalya 35 °C

Düşük profilli bir yandaşın portresi: Fatih Tezcan

Alev DOĞAN

Düşünsenize dünyaya bir kere geliyorsunuz, bir tanecik hayatınız var, onu da Fatih Tezcan olarak geçiriyorsunuz. Yakın çevreniz sizi “gazeteci” olarak tanıyor ama ekmeğinizi tetikçilik yaparak kazanıyorsunuz. Tarih yazdığınızı zannediyorsunuz ama tarihin hafızasında yalnızca tek bir cümle olarak yer edeceksiniz, bilmiyorsunuz. Esip gürlüyorsunuz, dengelerin değiştiği her gelişmede çark etmek zorunda kalıyorsunuz. Bakın bu bir dramdır…

Bu yazıyı yazmadan önce kafamda kurup durdum; nasıl bir reaksiyon göstersem, hangi cümleleri kursam diye. Ama yazıya mevzu olan şahıs kötülük saçmaya devam edince uçup gitti bütün kelimeler. Bir insanın nasıl bu kadar kötü olabileceğine şaşırarak –evet hala şaşırabiliyorum- oturdum bilgisayarın başına.

Dün iki askerin Işid tarafından diri diri yakılarak infaz edildiği videolar yayınlandı biliyorsunuz. Birilerinin evladı, birilerinin sevgilisi, birilerinin kardeşi, birilerinin dostu olan bu iki genç, Emevi Cami’sinde  namaz kılma hayali kuranların, eğitip donattığı barbarlar tarafından yakıldı. Bu hiç ama hiç unutulamasın emi.

Askerlerden biri infaz edilmeden hemen önce; “Ölümümüzün sorumlusu AKP iktidarıdır” dediği için yani doğruları söylediği için, yazıya mevzu olan şahsın lincine maruz kaldı bu sabah. Ve hakkında şu cümleler kullanıldı; “Videoyla ilgili şimdilik şunları söylüyorum: Bir Türk Askeri'ni değil ölümle tehdit etmek, lime lime kessen de vatanına ihanet etmez.”

Acılar içinde kıvranırken, son sözleri “anne kurtar beni” olan bir insana bile ağız dolusu hakaret edebilmek ancak örgütlü bir kötülüğün meziyetidir. Fatih Tezcan ve onun temsiliyetinde bu örgütlü kötülük bizim boynumuza bir utanç levhası daha asmıştır. Bu utancı bir nebze azaltacak -ki bitmez bitmesin de zaten- yegane şey ise bu adamların algımızı, aklımızı ve vicdanımızı kirletmesine izin vermemektir. Bu kötülük ile mücadele etmektir.

Peki kimdir bu Fatih Tezcan, hangi aşamalardan geçmiş ve bu noktaya nasıl gelmiştir.

Suriye’nin dost ve kardeş halkının, emperyalizmin taşeronu olan gerici çeteler tarafından işgal edildiği ilk dönemde palazlanan Tezcan, Analiz Merkezi adını taşıyan internet sitesi aracılığı ile kirli propaganda timine dahil oldu. Gazeteciliğe ilişkin herhangi bir mesleki formasyonu, geçmişi ya da teması olmamasına rağmen, yandaş haber kanallarında “gazeteci” olarak servis edildi. Asli görevi AKP iktidarının dış politikada koşulsuz, şartsız destleklenmesi olsa da, zamanla skalasını genişletti ve hedefini “AKP karşıtı olan herkes” olarak belirledi. Portföyünde, ODTÜ’de direnen öğrencilere hakaret etmek, Ethem Sarısülük’ü öldüren Ahmet Şahbaz’ı övmek gibi “meziyetler” bulunan Tezcan bununla da yetinmeyerek, kolundaki altın bileziklere bir de “ihbarcılık” ekledi. Sosyal medyada geçirdiği mesaiyi uzatarak, bu ülkenin dürüst ve namuslu yurttaşlarını hedef gösterdi.

Suriye halkı savaşın ilk şokunu atlatıp yüzünü zafere dönünce de, bu düşük profilli yandaşımızın fabrika ayarları iyice bozulmaya başladı. En sonunda işi vahşice öldürülen askerlere hakaret etmeye kadar vardırdı. Yani her insanın bir alçalma sınırı var ise Tezcan bu sınırı çoktan aştı.  Ha belki bu sayede insanlık tarihine adını yazdırabilir; o limitin alt sınırı olarak, Fatih Tezcan sınırı olarak…Kulağa güzel geliyor değil mi…

Şimdilik yalnızca deşifre oldunuz sayın Tezcan. Ama emekçi halkların yumruğunu masaya vurduğu günler de gelecek. Gericilik kaybedecek, insanlık kazanacak!

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Yazarın Diğer Yazıları
      Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
      Tel : +90 212 963 1051 (pbx)