• BIST 109.156
  • Altın 153,325
  • Dolar 3,8173
  • Euro 4,5053
  • İstanbul 14 °C
  • Ankara 5 °C
  • İzmir 12 °C
  • Adana 8 °C
  • Antalya 12 °C

Edebiyatın iktidarında kimler var?

Edebiyatın iktidarında kimler var?
Taylan Kara, Edebiyat iktidarının 'Bakanlar Kurulu'nu ve bu iktidarın 'yolsuzluklarını' yazdı.

Taylan KARA / ABC KRİTİK
[email protected] 

Kültür ve sanatta bize “en iyi” diye sunulanlar esasında sadece menüdeki tercihlerle sınırlıdır.
U.Eco                                       

“Türkiye’de siyasal iktidar kimdir?” sorusunun yanıtı basittir.  Bu ülkede siyasal gücü elinde tutan bir parti, yöneticileri atayan bir hükümet, bir başbakan, birçok bakan ve cumhurbaşkanı vardır.  Valileri, yüksek yargıyı, devletin çeşitli kademelerindeki binlerce yöneticiyi atayan bir aygıt, bu aygıtın kolluk gücü, ideolojisi ve dünyaya baktığı pencere vardır. “Siyasal iktidar” dendiğinde çok kabaca akla bunlar gelir.

Peki Türkiye’de edebiyat alanında bir iktidar var mıdır? Tartışmasız vardır. Edebiyatta kimler ya da hangi anlayış iktidardadır? Bir ülkenin edebiyatını hangi kişi, mekanizma veya kurumlar belirler? Yayınevleri, gazetelerin kültür-sanat sayfaları, kitap ekleri, edebiyat dergileri, edebiyat ödülleri, eleştirmenler, öne çıkarılan yazarlar, en çok satan kitaplar… Listeyi uzatmak mümkündür. Bu organları kimler elinde tutmaktaysa, bu organları kimler kontrol ediyorsa, bu mecralarda kimin anlayışı hakimse edebiyatta iktidar olanlar da onlardır. Konuyu daha da somutlaştıralım.

Gazetelerin kültür sanat sayfalarında hangi tip kitaplar tanıtılır? Kitap eklerinde hangi anlayıştaki kitaplar ve yazarlar tanıtılır ve okura önerilir? Edebiyat ödüllerinin jürileri kimlerdir ve bu ödüller kimlere hangi mekanizmalarla verilir? Türkiye’de en büyük yayınevleri hangileridir? Bu soruları yanıtladığımızda “edebiyatta kim iktidardır?” sorusunu yanıtlamış oluruz.

Edebiyat iktidarının “bakanlar kurulu”

Örneğin Türkiye’de verilen edebiyat ödüllerinin seçici kurul üyeleri hep bir grup insandan oluşmaktadır. 2013 yılında verilen 23 edebiyat ödülünde üçten fazla jüri üyeliği yapmış isimler şunlardır:

Doğan Hızlan: 16 kez, Hilmi Yavuz: 5 kez, Cevat Çapan: 4 kez, Egemen Berköz: 4 kez, Metin Celâl: 4 kez, Refik Durbaş: 4 kez (1).

2013 yılında üç kez seçici kurulda yer alan 10 kişi daha vardır. Siz yukarıdaki listeyi “Edebiyattaki iktidarın bakanlar kurulu “ olarak da okuyabilirsiniz.

Edebiyat dünyasında öne çıkarılan ve ödül verilerek okura sunulan kitapları bu isimler belirlemektedir.

Muhalefeti ele geçirmiş iktidar

Türkiye’de siyaseten kendini, soldan sağa siyasal yelpazenin çeşitli yerlerinde tanımlayan birçok yayın organı vardır. Sosyal demokrat ya da liberal, merkez sağ ya da sosyalist, muhafazakâr ya da komünist… Her gazete, dergi ya da kurumun siyasal olarak kendini tanımladığı bir yer, bir duruşu vardır. Siyasal olarak Cumhuriyet Gazetesi ile Hürriyet Gazetesi, Milliyet Gazetesi ile Birgün Gazetesi, Türk Tabipleri Birliği ile devlete bağlı bir kurum olan Kültür Bakanlığı birbirlerinden farklıdır. Oysa bu sayılan gazete ve kurumların verdiği ödüllerin tamamında aynı kişi bulunmaktadır.

Birgün Gazetesi’nin 2009 yılında düzenlediği Reha Mağden Öykü Ödülü’nün jüri başkanı Doğan Hızlan’dır (2). Milliyet Gazetesi’nin düzenlediği Haldun Taner Öykü Ödülü’nün jüri başkanı Doğan Hızlan’dır (3). Cumhuriyet Gazetesi’nin düzenlediği Yunus Nadi Şiir Ödülü’nün jürisinde Doğan Hızlan bulunmaktadır (4). Türkiye Gazeteciler Cemiyeti ve Hürriyet Gazetesi tarafından düzenlenen Çetin Emeç Gazetecilik Ödülü’nün jürisinde ve Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin düzenlediği Sedat Simavi Ödülü’nün edebiyat alanındaki jürisinde Doğan Hızlan vardır (5,6). Türk Tabipleri Birliği (TTB) Behçet Aysan Şiir Ödülü jürisinde (7), TÜYAP İstanbul Kitap Fuarı Danışma Kurulu’nda da Doğan Hızlan vardır (8).

Kültür Bakanlığı’nın Edebiyat Teşviki adı altında dağıtılması için verdiği 463 bin TL’nin dağıtım kurulu’nda da Doğan Hızlan olduğu yazılmaktadır (9,10).

Muhalif olarak bilinen Birgün Gazetesi’nin, Cumhuriyet Gazetesi’nin, TTB’nin düzenlediği edebiyat ödüllerinde de, Kültür Bakanlığı teşvik jürisi ya da Hürriyet Gazetesi’nin düzenlediği ödülde de aynı kişi vardır. Bu nasıl olabilir? İktidardaki bir bakan, hem AKP, hem CHP, hem MHP, hem de HDP’nin yöneticisi olsaydı bunu nasıl karşılardınız? Birbirinden bunca farklı siyasal görüşleri olan kurumların, kültür konusunda birbirlerinden farklı görüşleri olması gerekmez mi? Gerekmiyor, çünkü siyaseten ayrı yerlerde olsalar dahi kültür-sanat anlayışları ve edebiyata bakışları birbirlerinden farklı değildir.

Siyasal torpiller kötü, edebiyat torpilleri iyi!

Bir bakan, kendi oğlunu, kardeşini ya da akrabasını liyakat gözetmeksizin bir makama getirdiğinde haklı olarak karşı çıkılmaktadır. Bunu saptamak ve karşı çıkmak için alt düzeyde bir kavrayış ve bir parça ahlak yeterlidir. Peki edebiyattaki benzer uygulamalara karşı tutumumuz nedir? Örneğin 2003 yılı Behçet Necatigil Şiir Ödülü, babasının jüri üyesi olduğu bir kurul tarafından oğluna verilmiştir (11). 2009 yılı Melih Cevdet Anday Şiir Ödülü, abisinin jüri üyesi olduğu bir kurul tarafından kardeşine verilmiştir (12). Bizzat kendisinin seçtiği seçiciler kurulunun ödül verdiği kişiler vardır. Hatta jüri başkanı olduğu seçiciler kurulundan ödül alan, yani kendi kendine ödül veren jüri bile vardır (13). Bu örnekler, normal, meşru ya da açıklanabilir uygulamalar mıdır? Peki siyasal iktidarın bu yaptıkları ile edebiyat iktidarının bu yaptıkları arasında ne fark vardır? Bunlar torpil değil midir?

Edebiyat iktidarının yolsuzlukları

Havaalanı yapan bir şirket, havaalanı ihalelerinin çoğunu aldığında, haklı olarak bu ihalelerde yolsuzluk yapıldığını düşünürüz. Ortada birçok şirket varken çoğu ihalenin belli bir şirkete gitmesi, makul düşünen hiç kimseye normal gelemez. Hele bu şirket siyasal iktidara yakın bir şirket ise şüphelerimiz büsbütün artar. Geçmişte olan birçok olay da bu şüphelerimizi haklı çıkarmıştır. Peki edebiyat alanında benzeri olaylara karşı tutumumuz nedir?

Örneğin Türkiye’nin en saygın birkaç edebiyat ödülü’nden birisi olarak bilinen Yunus Nadi Ödülü, 2002’den 2015’e kadar 2 yıl hariç diğer bütün yıllarda Can Yayınları’ndan çıkan kitaplara verilmiştir (14).

2014 yılında Yunus Nadi Öykü Ödülü seçiciler kurulunda yer alan beş üyenin dördü (biri editörü olmak üzere) Can Yayınları’nın yazarıdır.

Havaalanı ihalesini yapan kurulda, ihaleyi alan şirketin yöneticileri olsaydı ne düşünürdünüz? Eurovizyon şarkı yarışmasını 14 yılda 12 kez İsveç alsaydı ve seçici kurul İsveçlilerden oluşsaydı bunu normal karşılar mıydınız?  Edebiyattaki bu durum, verdiğim bu örneklerden farklı mıdır?

Seçmene kömür, edebiyatçıya “teşvik”

Siyasal iktidar bir kilo makarna, bir çuval kömür dağıtırken bile insanları siyasal görüşlerine göre, kendisinden taraf olup olmadığına göre ayırmaktadır.  Bu,  haklı olarak karşı çıktığımız bir durumdur. Peki Kültür Bakanlığı’nın “edebiyat teşviki” adı altında edebiyatçılara dağıttığı 463 bin TL nasıl bu kadar doğal görülebilir? Makarna ve kömürle “seçmen kafalamaya” karşı olup da 463 bin TL ile “yazar kafalama”yı desteklemek nasıl bir ruh halidir? Yandaş seçmenlere dağıtılan kömür ve makarna ne kadar “sosyal yardım” ise bakanlığın 50 kişiye verdiği para da o kadar “edebiyat teşviki”dir. 1 kilo makarna dağıtılırken bile siyasal görüşüne göre insanları ayıran bir sistem 463 bin TL’yi dağıtırken adil mi olacaktır?

Kitap ekleri ve penguenler

Aynı tornadan çıkmış, birbirlerine penguenler gibi benzeyen onlarca kitap eki, gazetelerin kültür sayfaları birer çeşitlilik göstergesi midir? Acaba onlarca kitap eki, kültür sayfası, yüzlerce kitap tanıtım yazısı hangi yazarları tanıtır? Hangilerini görür, hangilerini hiç ama hiç görmez?

Türkiye’de edebiyat iktidarının “star yazarları” vardır. Bu star yazarlar birer puttur. Bu yayın organlarında edebiyat iktidarının star yazarları hakkında bir tek olumsuz eleştiri bulamazsınız. Roman diye çıkarılmış kitaplarda karakter, olay örgüsü, kurgu yoktur. Kitabın karakteri yazarın kuklasıdır. Hangi ölçütle ele alırsanız alın beşinci sınıf bir metindir ama edebiyat iktidarının kitap eklerinde “başyapıt” diye övülür.

Bu yazarlar hem sistemin bütün nimetlerinden faydalanır ve iktidarla son derece iç içedirler; hem de en küçük bir mağduriyetlerini bile muhalif olmanın bir sonucuymuş gibi pazarlarlar. Devletten teşvik alan, kitapları bakanlıkça çevrilen, kitapları daha çıkmadan boy boy reklamları çıkan, hemen her kitap ekinin kapağında sırıtmayı başarabilenler de onlardır; en muhalif kendileriymiş gibi rol kesenler de onlardır. “Patlıcan mideme dokunuyor” diye konuşsa, “et yemeyi bıraktım” diye beyanat verse gazetelere manşet olanlar da onlardır; bu kadar yazarın öldürüldüğü, işkenceden geçirildiği, hapse atıldığı bir ülkede bir icra nedeniyle mahkemeye düşseler bu mahkemeden dolayı “düşünce ödülleri” alanlar da onlardır.

Okura hangi kitaplar tanıtılır?

Çoğu okur, okuyacağı kitapları seçerken gazetelerin kültür sanat sayfalarına veya kitap eklerine bakar. Bazı okurlar kitapçılara gidip gözlerine çarpan kitapları alır. Kitap eklerinde, kültür sanat sayfalarında tanıtılan ve övülen, kitapçılarda vitrinlere konup gözlere sokulan kitaplar hep aynı tip kitaplardır. Bu bakımdan kitap eklerinin çoğu birbirlerine o kadar benzer ki, A kitap ekinin kapağını B kitap ekininkiyle değiştirseniz, çoğu okur bu değişikliği fark edemez. Kitapçılarda bir kitabın hangi rafta olacağı, hangi kitapların haftalarca vitrinlerde gözlere sokulacağı baştan bellidir. Edebiyat piyasasındaki bu ortamda “okur seçimi” gibi bir laf açıkça palavradır. Ortada okurların büyük bir kısmı için bir “seçim” değil zorbaca bir “dayatma” vardır. Birisi okurların kafasına silah dayayıp “şu kitabı okuyacaksınız” diye zorbalık yapsaydı, şu an edebiyat iktidarının okur üzerindeki korkunç zorbalığın yüzde birine bile ulaşamazdı.

Bu bir penguenleştirme sürecidir. Okura dayatılan edebiyat tek tip edebiyattır. Edebiyatın iktidarı topluma aynı tip romanları ve aynı tip edebiyat anlayışını pompalamaktadır.

Edebiyat iktidarının “milli iradesi” ve edebiyat “demokrasi”si

Görmeme, görmenin içindedir; görmeme, görmenin bir başka biçimidir.
L.Althusser    
                                                                                                                            

Zaman zaman hepimizin aklına gelmiştir: bunca yolsuzluk, bunca hırsızlık, kanunsuzluk, torpil, rüşvet apaçık gözler önünde olduğu halde, insanların çoğu bunları bile bile nasıl hala siyasal iktidarı destekler? Bunca pislik karşısında seçmenlerin sessizliğine ya da hala bunların faillerini desteklemelerine isyan ederiz. Acaba bunca insan niçin bunları gördüğü halde hala destekler? Çünkü bu kişilerin bir kısmının siyasal iktidardan küçük ya da büyük çıkarı vardır: yardım almaktadır, ihaleler kapmaktadır, makam elde etmektedir, arsa kapatmaktadır vs.

Peki edebiyat dünyasında olan bundan farklı mıdır? Yukarıda andığımız ödül oligarşisini, akraba kayırmacalarını, liyakatsizliği, torpilleri, yozlaşmış ilişkileri okurlar ve yazarlar bilmez mi?  Elbette azımsanmayacak sayıda okur ve birçok yazar bunların hepsini bilir. Hepsi göz önünde olmuştur ve olmaktadır; çoğunu artık gizlemeye gerek duymamaktadırlar. O halde bu okur ve yazarlar, siyasal yolsuzluklara ve hırsızlıklara duyarlılık gösterdikleri halde, edebiyattaki benzer yolsuzluklara niçin tepki göstermezler? Edebiyat iktidarının devasa yolsuzluklarına karşı bu korkunç sessizliğin nedeni nedir? Çünkü birçok kişi edebiyat iktidarının “besin zinciri”ne belli ölçeklerdeki çıkarlarla bağlıdır. Birçok yazar, okur, reklamcı, yayıncı, eleştirmen, küçük küçük çıkarlarla edebiyat iktidarının piramidine bağlanmıştır. Edebiyat iktidarının varlığından beslenen, edebiyat iktidarı ile arasını bozmak istemeyen azımsanmayacak kadar çok insan vardır. Ya bir yayınevinden kitabı ya da edebiyat iktidarının aparatı bir dergide yazısı çıkacaktır, ya bir ödül almıştır ya da bir ödül beklentisi içindedir. Yeni kitabı, edebiyat iktidarının bir dergisinde tanıtılacaktır. Bir küçük şiiri bir dergide yayımlanacak diye o derginin editörünün apaçık sahtekârlığını görmezden gelen, bir ödül alma olasılığı var diye o ödüldeki apaçık torpili görmezden gelen şair, yazar ve okurlar, edebiyat iktidarının dayandığı “milli irade”dir. Böylesine mikroskopik çıkarlarla gevşek ya da sıkı bir şekilde bu piramide bağlananlar, sırtlarında bu kokuşmuş edebiyat iktidarını yükseltirler. Edebiyat iktidarı, bir oligarşi olduğu kadar bu yönüyle bir “demokrasidir de; sahtekârlık çok demokratik bir şekilde tabana yayılmıştır!

Diktatörlük nedir?

Bir diktatör ne yapar da diktatör olarak adlandırılır? Edebiyat dünyasında diktatörlük nasıl olur?  Karşı çıktığınız ve bazılarımızın diktatörlükle suçladığı siyasal iktidarın başındaki kişi siyasetçi değil de edebiyatçı olsaydı edebiyatta neler yapardı?                                                    

Kendi edebiyat anlayışına uygun dar bir kadro kurarak edebiyatı bu kadroyla yönlendirirdi. Edebiyat ödüllerini kontrol altına alır, kendisi verirdi. Edebiyat yayıncılığını tekeline alır, istediği kitapları öne çıkarırdı. Kitap eklerinde kendi anlayışında olanların yazmasına izin verir, diğerlerini sansür ederdi. Kendi edebiyat anlayışını herkese dayatırdı. Kendi yandaşlarına para ve payeler dağıtırdı. Liyakat ve yetenek dikkate alınmaz, kişisel ilişkiler öne çıkardı.

Yukarıda verilen örneklerden yola çıkacak olursak, şu anki edebiyat iktidarı, bundan farklı mı davranmaktadır?

Sonuç

Şu an edebiyat iktidarı, beş on kişinin kontrolü altındadır. Edebiyat ödülleri, beş on kişinin mutlak kontrolü altında verilmektedir. Ödül verilirken liyakat ve eser değil, kişisel ilişkiler, akrabalıklar ve bir yığın lobi faaliyetleri dikkate alınmaktadır. Babası oğluna, abisi kardeşine ödül vermektedir. Hatta jüri başkanı olduğu seçiciler kurulundan ödül alan, yani kendi kendine ödül veren jüri bile vardır.  Kitap eklerinde ve kültür sayfalarında sadece belli bir grup yazara yer verilmektedir.

Türkiye’de siyasal olarak kendini muhalif olarak tanımlayanların çoğu, kültür sanat alanında edebiyat iktidarının anlayışını savunmakta ve yeniden üretmektedir. Türkiye’de edebiyat iktidarını üreten bizzat kendini “siyasal muhalefet” olarak tanımlayan organlardır.  Türkiye’de topluma tek tip edebiyat pompalanmaktadır.

Başta sorduğumuz soruyu tekrar soralım: edebiyatta bir iktidar var mıdır? Evet. Kitap ekleriyle, kültür sanat sayfalarıyla, ödülleriyle, eleştirmenleriyle, star yazarlarıyla devasa bir edebiyat iktidarı vardır.

Edebiyattaki bu iktidara, edebiyat iktidarının diktatörlüğüne ve onun aygıtlarına karşı çıkmayan kişinin, muhalif olmaktan söz etmesi gülünçtür. “Diktatörlüğe karşıyım”  mı demiştiniz? Bakın işte tam orada…    

--------------------------                                                                                                        

Dipnotlar:

1. http://www.insanbu.com/a_haber.php?nosu=1487

2. http://www.odatv.com/n.php?n=birgun-gazetesi-neden-ozur-diledi-0906091200

3. http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/kitap/67055/2014_Haldun_Taner_ Oyku_Odulu_sahibini_buldu__Berna_Durmaz.html

4. http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/kultur-sanat/84553/69._Yunus_Nadi_Odulleri_nin_kazanalari_belli_oldu.html

5. http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/kultur-sanat/200105/Cetin_Emec_Gazetecilik_Odulleri.html

6. http://www.tgc.org.tr/sedatsimavi/ilan.pdf

7. http://www.ttb.org.tr/b_aysan_odul/kurul.htm

8. http://insanbu.com/a_haber.php?nosu=1672 (Milliyet Gazetesi, 25.10.2006)

9.http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/kitap/102389/Kultur_Bakanligi_ndan_50_yazara_destek.html

10. http://www.sabah.com.tr/kultur_sanat/2014/08/06/kultur-bakanligindan-50-yazara-destek

 11.http://www.sanathaber.net/haber.asp?HaberID=1143&KategoriAdi=Kultur-Edebiyat

12.http://www.ntv.com.tr/turkiye/anday-odulu-nihat-behramin,4OUEZmo9R0e64eksllSWdg

13. http://www.insanbu.com/a_haber.php?nosu=1672

14. http://haber.sol.org.tr/blog/yayincilik-kulisi/taylan-kara/yunus-nadi-odullerini-neden-hep-can-yayinlari-alir-116864

 

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    İlgili Haberler
    Diğer Haberler
    123456
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)