• BIST 108.313
  • Altın 153,536
  • Dolar 3,8493
  • Euro 4,5167
  • İstanbul 15 °C
  • Ankara 12 °C
  • İzmir 17 °C
  • Adana 22 °C
  • Antalya 20 °C

Edebiyatta sinik bir yandaş ya da geç kalan Eylülist; Semih Gümüş 

Edebiyatta sinik bir yandaş ya da geç kalan Eylülist; Semih Gümüş 
Gazeteci ve edebiyat eleştirmeni Osman Çutsay, aylık edebiyat-sanat dergisi Üvercinka’nın yeni sayısında yayımlanan yazısında, eleştirmen-yazar Semih Gümüş’ü ağır sözlerle değerlendirdi.

Edebiyat eleştirmenliği, kitap tanıtımı, dergicilik ve son olarak roman yazarlığı yapan Semih Gümüş, gerek kültür sanat alanında gerekse siyasal planda liberal anlayışın kaba ve yeteneksiz temsilcilerinden biri. 

Siyasal islamcı AKP iktidarına, Türkiye'de askeri vesayete son verip ülkeyi demokratikleştireceği gerekçesiyle uzun süre destek verenler arasında olan Semih Gümüş, bu dönemde TRT'de Doğan Hızlan'la birlikte yaptığı programlarda, 'yandaş edebiyatçı nasıl olur' sorusunun somut karşılığı gibiydi. Üstelik sinsi ve tehlikeli bir yandaş Semih Gümüş... Çünkü gericiliğe ve niteliksiz edebiyata destek verirken, bunu sanki muhalif biri, hatta solcuymuş gibi yapıyor.  

TRT'de programa çıkardıkları beşinci sınıf dinci yazar ve şairlere utanç verici şekilde yaltaklanarak edebiyatın haysiyetini Doğan Hızlan'la birlikte ayaklar altına alan Semih Gümüş, hep düzen içi, iktidarla uyumlu ve endüstriyel edebiyat alanının dışına çıkamayan bir tanıtım yazarı oldu. Örneğin, adını kimsenin duymadığı, tek bir dizesi bile bilinmeyen bir islamcı şair, Gümüş'ün TRT'de yaptığı programda, hiç gereği yokken ve önsel bir inisiyatif alma cinliğiyle, "Ben inançlı biriyim" dediği halde; ona "Sizin inancınızla değil, şiirlerinizle ilgiliyiz" şeklinde düşük profilli bir karşılık bile veremedi. 

Kendisini hala yer yer solcu diye yutturmaya çalışan bu liberal ve düzenbaz tayfa; gerici-faşizan rejimin inşaasına verdikleri katkıyı örtmek için, gerçek muhalifleri, devrimci ve sosyalist aydınları utanmazca "ulusalcı" ya da "darbeci" diye suçlamaktan da geri kalmadılar. 

Semih Gümüş'ü, hem “Dışkıcı profesör Celal Şengör’ü aratmayacak kadar hırslı” hem de “12 Eylül ürünü” bir yazar diye değerlendiren Osman Çutsay’ın, bu kişi hakkında yeni romanı dolayımıyla yazdığı değerlendirmeden geniş bir bölüme aşağıda yer veriyoruz:

“Semih Gümüş, bir 12 Eylül ürünüdür. Bir adım daha: Bunlar birer 12 Eylül yumruğudur; 12 Eylül askeri darbesinin Türkiye’ye ve Türkçe edebiyata soldan devşirdiği “muhalif” tetikçiler. Bu ülkeyi ve insanını sıfırlayacak bir hırsın, kapasite yokluğu ve kültür endüstrisinde her şeye rağmen bir yer kapma ve koruma hırsının ürünüdürler. AKP ve Erdoğan, böyle kolay bu ülkede yerleşebildiyse, kültür endüstrisi ve Türk sermayesi bu kadar kolay bir zafer kazanabildiyse, bunu 12 Eylül’den hemen sonra göreve getirdiği, önünü açtığı bu tür “solcu” yazar-çizer takımına borçludur. Semih Gümüş ve Ömer Türkeş olmayacaktı da başkaları mı olacaktı? Böyle tanıtmanların elinden başka bir edebiyat mı bekleniyordu? 

(...)

"Semih Gümüş’ün 'Belki Sonra Başka Şeyler de Konuşuruz' başlıklı sıkıntılı içdökümü, roman olmasına herhalde roman da, edebiyatla artık bu dünyanın neden algılanamayacağına da somut bir örnek. Özellikle 12 Eylül gibi bugünün çözülen Türkiye’sindeki insan malzemesini roman ve benzeri ürünler üzerinden değil anlamak, algılamanın bile mümkün olmadığını bu metni okuyarak, daha doğrusu bir türlü okuyamayarak, görebilirsiniz. “Kahramanımız” Sinan, 12 Eylül’den arta kalmış, ileri yaşlarında da nedense tezgaha çekilmiş bir eski solcu, kitap boyunca çok sıkıldığını anlatmak istiyor. Hazret pek bir mutsuz. Başarısız. Gerçi biz bütün bunların neden olduğunu bir türlü anlayamıyoruz. Belki de Gümüş, yetişmesine büyük katkıda bulunduğu, kendisi gibi kıt anlayışlı genç okur adaylarını böyle daha kolay tavlayabileceğini düşünmüştür: Bir iki işkence seansına gönderme ile demokrat genç solcular meseleyi 'anında çakmış' olabilirler. 

"Semih Gümüş’ün yıllardır yaratılmasına birinci elden katkıda bulunduğu Orhan Pamuk, Elif Şafak, Ahmet Altan düşüğü yeni okur kitlesinin tepkilerini bizden daha iyi anlayacağı ve değerlendireceği doğrudur. Buna rağmen, sıradan ve bir nebze olsun tutarlılık içeren bir okurun, bu roman adı verilmiş bayağı metinde, 'kahramanın' ne dertlerini, ne eşi Leyla’dan ayrılma gerekçesini ne de Mina denilen nevzuhur –gökte ararken yerde buluverdiği- hatunla yıldızının bir türlü barışamamasını anlamama hakkı var. Piyasa edebiyatının sınırları dışına çıkma eğilimi gösteren bir okur zekâsının elinden ise başka hiçbir şey gelmez. Ama Can Yayınları ve büyük Türk eleştirmeni ve romancısı Semih Gümüş’ün paniğe kapılmasına hiç gerek yok. Çünkü bu Türkiye ve edebiyat denilen tarla, onların tarlası. Okurlar da bu tarlanın mahsulü. Buna güveniyor olmalılar. Satarlar. Peki. 

"Peki ve daha ciddi olalım: Gerçekten bu lise düzeyindeki kompozisyon ödevlerini aratmayacak kadar “düzgün”, meselesizliğini bir mesele gibi yutturmaya çalışan, iç monologları üçüncü göze geçişsiz ulamayı bir yenilik sanan, baştan sona sıkıntılı ve gereksiz bu metinden bir sonuç çıkarmak mümkün olmuyor. Hadi kahramanımız Sinan Efendi, 'eşisi' Leyla’yla arasına mesafe koyma ihtiyacı duydu, iyi de Mina ile yakın ilişkisinde yürümeyen nedir ki, mutluluk denilen kuşu bir türlü bulamamaktadır?

"Kendisini eleştirmen sanan/sayan/yutturan bir tanıtım memuru, 'Yahu herkes roman yazdı, bütün Urfalılar da zaten türkücü, ben niye oturup şööle bi roman döktürmeyeyim?' diye düşünürse, böyle 'ortaya karışık' bir salata çıkar işte. İnsanın içi kararıyor, asıl önemlisi de, yüzü kızarıyor. Bütün bu saçmalıklar ve bütün mesele romanın finalini hazırlayan 'köpek mezarlığı' ile özetlenebilir. Kafkaesk bir karikatür de olan bu sayfalar, sıkıntılı kahramanlarımızın 'Bunlar köpekleri öldürmüş, kim bilir kaç köpeği topluca gömmüşler buraya (...). Kim bilir, siz belki insanları da öldürüp gömdünüz bu ağaçların altına' diye ilenmesi için döktürülmüş. Halktan nefret ediyorlar ya.. Bunlar romancı falan değil birer yapıştırma bıyık gerçekten. 

"Ama doğrusu bu bitmiş Türkiye’ye de böyle romanlar, böyle hırslı romancılar ve hayatında tek bir satır yeni düşünce geliştirememiş tanıtmanlar yakışıyor.”

 

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    İlgili Haberler
    Diğer Haberler
    123456
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)