• BIST 109.068
  • Altın 144,631
  • Dolar 3,4965
  • Euro 4,1104
  • İstanbul 20 °C
  • Ankara 27 °C
  • İzmir 31 °C
  • Adana 33 °C
  • Antalya 31 °C

El Nusra, IŞİD’e karşı savaşıyor mu?

El Nusra, IŞİD’e karşı savaşıyor mu?
Erdoğan'ın "El Nusra da DAEŞ'e karşı savaşıyor peki El Nusra'ya niye kötü diyorsunuz" dediği El Nusra örgütü ile IŞİD arasında bir fark var mı?

Aydın Tonga
Cumhurbaşkanı Erdoğan son yaptığı Muhtarlar toplantısında El Nusra isimli örgüt üzerinden Suriye’de yaşanan siyasi ayrışmalara dair şu değerlendirmeyi yaptı:  "Ne diyorlar, PYD ve YPG bunlar DAEŞ'e karşı savaşıyorlar ondan dolayı biz destekliyoruz diyorlar, koskoca bir yalan. El Nusra da DAEŞ'e karşı savaşıyor peki El Nusra'ya niye kötü diyorsunuz"[1] 

Peki öyle mi? El Nusra isimli örgüt IŞİD’e Erdoğan’ın ifadeleri ile DAEŞ’e karşı savaşıyor mu? İki örgüt arasında itikadi, siyasi ve düşünsel bir ayrım söz konusu mu? Örneğin El Nusra Cephesi hangi tarihsel zeminde kurulmuştur; politik, askeri hedefleri nedir?

Soruların ışığında anılan örgütün gerçekte neye karşı ve kimleri yanına alarak savaştığını yazmaya çalışalım.

El Nusra Cephesi daha açık adıyla Nusret Cephesi ya da “Şam Halkına Destek Cephesi” olarak bilinen bu örgütün Suriye’de varlık göstermesi 2000’li yılların başlarına kadar uzanmaktadır. Öyle ki söz konusu dönemde Irak El Kaidesi’nin eski liderlerinden Ebu Musab el Zerkavi, Afganistan’da kendisiyle birlikte mücadele eden örgüt üyelerini Suriye ve Lüblan’a göndererek, Irak işgalinde savaşmak üzere,  Suriye’yi bir geçiş güzergâhı bir üs olarak kullanmıştır. El Kaide, Suriye işgaline kadar bu bölgede varlığını korumuş ve Suriye işgali ile birlikte Ebu Muhammed Julani önderliğinde Suriye’ye geçilerek örgüt çalışmalarını yoğunlaştırmıştır. El Nusra Cephesi’nin resmi olarak ilanı ise 2012 yılında gerçekleştirilmiştir.

  El Nusra Cephesi’nin kuruluş öyküsü ve tarihi geçmişi kısaca böyle özetlenebilir. Gelelim IŞİD’e. IŞİD ya da yeni adları ile İslam Devleti örgütü, El Nusra cephesinden ayrılan fakat bu örgütle itikadi, dini hatta siyasi konularda tamamen benzer görüşleri savunan cihatçı ideolojiye sahip tekfirci bir örgüttür. Diğer bir ifade ile IŞİD ile El Nusra Cephesi bir elmanın iki yarısı gibidir. Aralarında yaşanan ayrışmanın temel sebebi ise iktidar kavgasıdır. Kimi dönem birbirleri ile çatışmaya girmelerinin temel nedeni de aynıdır.

Dahası El Nusra Cephesi’nin kurucuları arasında hali hazırda IŞİD’in lideri de olan Ebu Bekir el-Bağdadi’de bulunmaktadır. Bununla birlikte IŞİD’in bölgede güç kazanması ve El Nusra cephesinin önüne geçmesiyle birlikte IŞİD’e karşı daha eleştirel açıklamalar getirilmiştir. Fakat bu açıklamaların arkasında yatan temel motivasyon IŞİD’in geldiği aşamadaki gücüne karşı duyulan hoşnutsuzluktan kaynaklanmaktadır. Zira iki örgüt söylemleri itibariyle aynıdır; dönem dönem ittifak görüşmeleri içerisinde bulunmuşlardır.

Örneğin El Nusra komutanlarından biri  “Aramızda ne olursa olsun onlar bizim kardeşimiz ve aramızdaki ideolojik bağ her şeyden güçlüdür. Onların safında savaşmaya hazırız. Onların kanı bizim kanımızdır” şeklinde açıklama yapmış ve Nusra’da IŞİD’e karşı militan geçişleri de söz konusu olmuştur.[2] 

Nusra Cephesi’nin ideolojik yapısı ve hedefleri ile devam edelim.

Örgüt gizliliğe son derece önem veren bir yapıda hareket etmektedir. Bundan dolayı liderleri Ebu Muhammed Julani hakkında detaylı bilgi bulmak pek olanaklı değildir. Örgüt elemanlarıyla çok az temas kuran Julani medyaya da görüntü vermemeye çalışmaktadır.  Diğer taraftan Örgüt açık bir biçimde selefi/vahhabi din ve siyaset anlayışına sahiptir.  Bilindiği üzere bu anlayış en katı İslami ekollerden biridir ve kendi gibi düşünmeyen Müslümanları bile kafir sayarak ölümüne fetva verir![3]

Bu noktada Nusra Cephesi’nin Suriye’de ele geçirdiği yerlerde uyguladığı kimi cezaları şöyle sıralayabiliriz:

İçki satmak ve içmenin cezası 40 kırbaç,
Nargile ve sigara içmenin cezası 20 kırbaç,
Namaz saatinde camiye gitmeyene kırbaç cezası,
Kadınların erkek doktora gitmelerinin yasak olması,
Mağazalarda kadın iç çamaşırlarının sergilenmesinin yasak olması,
Lokantalarda kadın ve erkeklerin aynı bölümde yemek yemelerinin yasak olması.[4]

Örgütün bu doğrultuda temel hedefi Suriye’de dine dayalı, İslami bir devlet kurmak ve beraberinde büyük Suriye halifeliğini ilan etmek olarak açıklanmıştır.[5] Bu amaca ulaşmak için Suriye’de kanlı bir savaş gerçekleştiren Örgüt, Eylül 2012 yılında 13 silahlı grup ile birlikte şu açıklamaya imza atmıştır: “Suriye Ulusal Koalisyonu ve önerdikleri Ahmet Tomeh liderliğindeki hükûmet, hiçbir şekilde bizi temsil etmiyor ve onları tanımıyoruz. İmza koyan güçler olarak tüm askerî ve sivil güçleri yasamanın tek kaynağı olacak şeriata dayanan açık bir İslâmi çatı altında birleşmeye çağırıyoruz!” [6]

Nusra Cephesi militan kaynağını ağırlıklı olarak Libya, Tunus, Suudi Arabistan gibi ülkelerden sağlamaktadır. Bunun dışında Almanya başta olmak üzere İngiltere, Belçika ve Hollanda’dan da çok sayıda militan örgüte katılım göstermektedir. Örgüt militanlarının sayısı ise 6.000 ile 10.000 arasında değişmektedir. Örgütün finansal kaynağı ise büyük ölçüde Kuveyt, Katar, Suudi Arabistan ve Mısır’daki El Kaide’nin zengin taraftarlarının desteğine dayanmaktadır. Bunun dışında savaş sırasında ele geçirilen petrol ve diğer sanayi kurumları da örgüte finansal bir güç sağlamaktadır.

Son olarak örgütü “terör örgütü” listesine dahil eden kimi ülkeleri ise şöyle sıralamak mümkün: ABD, Fransa, Avustralya, Birleşik Krallık, Kanada, Yeni Zelanda, Rusya ve Türkiye. Gelinen aşamada 300 bin insanın öldürülmesi ve 4 milyon insanın anavatanından ayrılması ile sonuçlanan “Suriye İşgali”nde başta egemen devletler ile onların güdümünde hareket eden ülkeler açıkça sorumludur. Nusra Cephesi’de bu savaşta eli kanlı örgütlerin başında gelmektedir. Onların IŞİD ile savaşmasına gelince, ortada itikadi ve siyasi bir savaşın olduğunu söylemek mümkün değildir. Varsa bir savaş rol kapma ve iktidarı ele geçirme savaşıdır.

[1]http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/siyaset/487129/Havuz_medyasi_Erdogan_in__El_Nusra_ya_destek__sozlerini_vermedi.html

[2] Aytekin TERKAN, Vedat ZAYIF, İsmail YAŞAR, Savunma Bilimleri Dergisi, 2015

[3] Aydın Tonga, Derin İslam, Doğu Kitabevi, 2015

[4] A.g.e

[5] Hüsnü Mahalli, Diren Suriye, Destek yay,2014

[6] Aytekin TERKAN, Vedat ZAYIF, İsmail YAŞAR, Savunma Bilimleri Dergisi, 2015

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    İlgili Haberler
    Diğer Haberler
  • Vallahi Sizi Sileceğiz!09 Ağustos 2017 Çarşamba 22:10
  • Ay, bana tutuldu09 Ağustos 2017 Çarşamba 14:19
  • Kandırılmanın evrimi07 Ağustos 2017 Pazartesi 16:43
  • İşçi sınıfının ve dünya halklarının Enternasyonalini yeniden inşa etmek zorundayız07 Ağustos 2017 Pazartesi 13:24
  • Kriz değil, çöküş...07 Ağustos 2017 Pazartesi 12:14
  • Hayallerinizi Bırakın, Sorulara Cevap Verin Ayhan Bey!04 Ağustos 2017 Cuma 22:41
  • İslamcı rejim için erketeye yatmak; Nuray Mert vakası04 Ağustos 2017 Cuma 18:53
  • Açgözlülük, tamah ve kıskançlık03 Ağustos 2017 Perşembe 15:10
  • Ucundaki yeme değil, takılı olduğu kancaya dikkat!02 Ağustos 2017 Çarşamba 15:52
  • AKP İktidarının Gerçeklerle Kavgası30 Temmuz 2017 Pazar 13:02
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)