• BIST 106.682
  • Altın 146,758
  • Dolar 3,5211
  • Euro 4,1343
  • İstanbul 29 °C
  • Ankara 28 °C
  • İzmir 33 °C
  • Adana 33 °C
  • Antalya 31 °C

En büyük darbe 40'larda yapıldı!

En büyük darbe 40'larda yapıldı!
Muhafazakar halkımızın hoşuna gidecek onun değerlerine öncelik verecek, laiklikten aydınlanmadan uzak politikalarla bir çözüme ulaşmamız olanak dışıdır.

Prof Dr. Coşkun Özdemir 
Bu memleketin halkına en büyük darbe 40'lı yıllarda vurulmuştur ve bu hiç bir askeri darbe ile kıyaslanamaz.

Aydınlanma Atatürk'ün en büyük devrimidir. Çünkü yüzlerce yıldan beri akıl ve bilimden uzak yaşamış olan toplumun en büyük gereksinimidir aydınlanma. Osmanlı'nın bilimden, sanattan, felsefeden uzak mirasını sırtlanmış olan cumhuriyetin eşsiz lideri daha genç yaşında bunu erkenden farketmiştir. Bu nedenle Osmanlı'nın bu derin yoksunluğunu miras almış cumhuriyet hızla bir eğitim seferberliğine girişmiş tüm ülkeyi bir okul haline getirmiş, 500 halkevi hem eğitim hem sanat programları ile bir aydınlanma odağı haline getirilmiştir.

İkinci bir aydınlanma odağı bu ülkeye en büyük Yurtsevenleri, şair ve yazarları yetiştiren köy enstitüleri olmuştur. İşte çok partili düzenle birlikte halkın bilinçlenme ve aydınlanmasından endişe duyan feodalite, köy ağaları, geri kafalı ve oy peşindeki politikacılarla birlikte süratle harekete geçmiş ve bu iki aydınlanma odağına saldırıya girişmişlerdir.

Bu vatan karşıtları, bu karşı devrimciler onların yaratıcısı iki büyük eğitimci Hasan Ali Yücel ve Hakkı Tonguç'u devirme hıyanetini ve bu iki odağı ağır ağır yok etme tahribatını başarmışlardır.

Başta söylediğim gibi karşı devrimin bu başarısı Türkiye'nin geleceğini karartan en büyük darbedir. Çünkü bu başarı ile bu halkın, cumhuriyeti kuranların amaçladığı “kendi dünyasını kurabilen kendi seçim ve tercihlerini yapabilen bilinçli yurttaşlar yetiştirme" hedefinin önü kesilmiştir.

Türkiye halkı bağımsız özgür bir birey olamamıştır. Bu ilk darbelerden sonra olanları alçakça öldürülen Ahmet Taner Kışlalı'nın veciz bir cümlesi ile özetleyebiliriz: ”50 yıldan beri Milli Eğitim Bakanlığı Milli ihanet Bakanlığı olarak görev yapmıştır”

Cumhuriyetimizin 93 üncü yılında Türk halkının eğitim düzeyi 5-6 yılı pek geçmiyor. Eğer dürüst olursak, popülizm yapmazsak bu halkın bu milyonların insan haklarına kadın haklarına akla bilime laikliğe ve demokrasiye destek verecek düzeyde ve birikimde olmadığını inkar edemeyiz.

Gerçek bir bilge olan Doğan Kuban yazılarında sık sık örgütlü cehaletten söz eder. Özdemir İnce de iki cehalet kitabı yayınlamıştır. Çünkü Osmanlı'dan aldığımız miras erkeklerde yüzde 6, kadınlarda binde 4 okuma yazma bilen insandır. Bu miras içinde bilim felsefe, sanat, tarih, arkeoloji antropoloji yoktur.

Türkiye'nin kolay kolay birikimli ilkeli tarih bilincine sahip  entellektüell yetiştiremediği de bir başka gerçeğimizdir. Bu gerçeklerimiz TV'lerdeki açık oturumlarda, gazete sütunlarında kolay kolay söylenmiyor, yazılmıyor.

Bu gerçeklerin  60 yıldan beri siyasal iktidarların iktidarı ele geçirme nedenini oluşturduğu da yadsınamaz.

Bugün bu ülkede hangi çağ dışı gösterilere tanık olduğumuz ortadadır. Bunun için bu iktidarların bunlarla mücadele etmeleri ya da çağdaş aydınlanmacı bir toplum yaratmak isteyenlere izin vermeleri doğaldır ki beklenemez. Güzel yurdumuzun dramı budur. Bu gerçeklerimizi açıkça ortaya koyarak çareler ve çözümler aramamız gerekiyor. Yoksa muhafazakar halkımızın hoşuna gidecek onun değerlerine öncelik verecek, laiklikten aydınlanmadan uzak politikalarla bir çözüme ulaşmamız olanak dışıdır.
 

 

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Diğer Haberler
      Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
      Tel : +90 212 963 1051 (pbx)