• BIST 106.862
  • Altın 145,039
  • Dolar 3,5263
  • Euro 4,1266
  • İstanbul 23 °C
  • Ankara 16 °C
  • İzmir 25 °C
  • Adana 27 °C
  • Antalya 23 °C

Erdoğan ve ABD basını

Yılmaz POLAT / Washington

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Washington'da bol miktarda boş zamanı var.

Her zaman uçağına aldığı gazetecilerle birlikte mutlaka Basın Müzesini (Newseum) görmeli.

Dünyanın ilk haber müzesiyle ilgili kısaca bilgi vereyim.

Amerikan Kongre binası ile Beyaz Saray arasında bulunuyor.

Halka ve siyasetçilere basın ve ifade özgürlüğünün önemini hatırlatmayı amaçlıyor.

Duvarda dev harflerle Amerikan Anayasasının ilk maddesinde yer alan din, İfade, basın ve protesto özgürlüklerinin güvence altına alındığı yazıyor.

Newseum’da büyük bir dünya basın özgürlüğü haritası yer alıyor.

Türkiye'de basının ne kadar özgür olduğunu görebilirler.

Haber müzesinde 1837’den bu yana görev sırasında hayatını kaybeden ya da faili meçhul cinayete kurban giden gazeteciler anısına bir de anıt var.

Türk gazetecilerin adları da yer alıyor.

Ahmet Taner Kışlalı, Çetin Emeç, Uğur Mumcu, Metin Göktepe sadece bir kaçı..

Gazeteciler anıtı basın özgürlüğünün pahalı bir bedeli olabileceğini de hatırlatıyor.

Washington'a gelen devlet ya da hükümet başkanları en etkili mesajlarını ABD medya aracılığıyla verir.

Siyasetçilere, finans çevrelerine, kamuoyuna yani en etkili kesimlere medya aracılığıyla ulaşır.

Medyanın ilgisi en az yönetim kadar hatta daha da önemlidir. Çünkü medya yönetimi de etkiler.

Washington Post, New York Times gibi gazeteler Kongre üyelerinin sabah kahvelerini içerken baktığı olmazsa olmazıdır.

Finans çevreleri güne Wall Street Journal gazetesiyle başlar.

Gazetelerin ünlü köşe yazarları bir süredir benzetme yerindeyse Erdoğan'ı bombalıyor.

Son zamanlarda hiç bir dünya lideri Erdoğan kadar basının hedefinde olmadı.

Erdoğan adı yorum sayfalarından eksik olmuyor.

Bir zamanlar Erdoğan'ı yere göğe sığdıramayan yazarlar sert biçimde eleştiriyor.

Erdoğan'ın programında basınla ilgili bir şey görünmüyor.

Amerikan Medyası geçmiş yıllarda olduğu gibi mutlaka mülakat yapmak istemiştir.

Hiç bir Amerikalı gazetecinin eline soru tutuşturamazsın.

O nedenle Türk tarafının cevabı olumsuz olmuştur.

30 yıldan fazla süredir ABD’de gazetecilik yapıyorum.

ABD’ye yapılan ziyaretleri gözlemledim.

Yıllarca Beyaz saray ve Dışişleri’nde basın brifinglerini izledim.

Bazı liderler insana gurur veriyor, bazıları da yüzünü kızartıyor.

İsmet İnönü'nün Başkan Johnson'a yazdığı tarihi mektup siyaset tarihimizin gururu olmuştur.

Bülent Ecevit'in Birleşmiş Milletler'de yaptığı konuşmayı hatırlıyorum.

ABD Başkanı Carter ve Dünya liderleri ayakta alkışlamıştı.

NATO’nun 50’nci yıldönümünde Başkan Clinton'ın Süleyman Demirel'e birlikte yürürken gösterdiği saygı Amerikan basınına haber oldu.

Kaç gündür Amerikan basınında gurur kırıcı haberler çıkıyor.

Başkan Obama'nın randevu vermediği yazılıyor.

Gazeteler, Obama'ya 'görüşme' diyor.

Mektuplar yayınlanıyor.

Beyaz Saray basın brifinglerinde 'başka konu yokmuş gibi' bu tartışılıyor.

‘Obama olmadı Biden verelim’ komiklikleri yapılıyor.

Bu ne Ya

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)