• BIST 109.156
  • Altın 153,298
  • Dolar 3,8173
  • Euro 4,5053
  • İstanbul 13 °C
  • Ankara -2 °C
  • İzmir 9 °C
  • Adana 5 °C
  • Antalya 10 °C

'Erdoğan ve Davutoğlu suç işliyor'

Avukat Ahmet Çörtoğlu, Sultanahmet saldırısı sonrası getirilen yayın kısıtlama kararının Erdoğan ve Davutoğlu tarafından ihlal edildiğini, anayasal korumaları bittiği dönemde bu fiillerinden dolayı yargılanmaları gerektiğini söyledi.

Beril Kaleli / ABC Gazetesi
Sultanahmet'te IŞİD militanı tarafından gerçekleştirilen canlı bomba eyleminin ardındna medyaya yönelik getirilen kısıtlama kararı tepki çekti. Son yıllarda benzer bütün olayların ardından başvurulan yayın yasağı konusunda Avukat Ahmer Çörtoğlu "Bu tür durumlarda çeşitli sebeplerle bir takın kısıtlamalar getirilebilir. Ancak kısıtlılık kararı, siyasi iktidarın zaafiyet içinde olduğu konuların, kamu oyunda konuşulmaması için kullanılıyor" diyor.

Çörtoğlu, alınan kısıtlama kararının da Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Başbakan Davutoğlu tarafından ihlal edildiğini söyledi.

İşte Çörtoğlu'nun yayın yasakları konusunda ABC'ya yaptığı açıklamalar:

RTÜK tarafından yayın yasağı konuldu. Arkasından da İstanbul 7. Sulh Ceza Mahkemesi, kısıtlılık kararı verdi. Alınan kısıtlılık kararı ile sosyal medya üzerinden yapılan bilgi alışverişi ve paylaşım da yasaklandı. 

Demokrasinin tüm kurum ve kurallarıyla yerleşmesi için ülkemizin çok aşamalar geçirmesi gerekir. Bu sadece Avrupa Birliği’ne sözde uyumla ve ya ülkeyi yönetenlerin basın, düşünce ve ifade özgürlüğünden bahsederek anayasa değişikliği yapacağız iddialarıyla olmuyor. Uygulamada bunların yapılması lazım.

Kısıtlılık kararı ve yayın yasağıTürkiye’de, infial yaratacak olayların, halk arasında konuşulması, duyulması, yayılması ve bunlar hakkında eleştiri getirilmemesi için, iktidar tarafından, korku ve sindirme şeklinde bir silah olarak kullanılmaya başlandı.

Bu, çağdaş hukukun hiç bir kuralıyla bağdaşmıyor. Hukukta yayın yasağı ve kısıtlılık kararları vardır. Ama hem yayın yasağının hem de kısıtlılık kararının amacı, sosyal ve hukuki olarak, 'duyarlılık açısından' belirlenebilir. 

"Toplumun bilgi alma hakkına saygılı olmayan bir iktidar var"

Sosyal olarak, toplumda bir takım infial yaratacak olaylardan çocukların etkilenmesini, yani bir alamda bunların dolduruşa gelerek, kin, nefret veya öfke ile karşı eylemler yapmasını engellemek için kullanıldığı gibi, televizyonlarda verilecek görüntülerin çocukların ve duyarlı kişilerin zor durumda kalmamaları, elem, acı ve üzüntü duymamaları için getirilen yayın yasaklarıdır bunlar.

Terörün bir amacı toplumu sindirmektir. Korku salmalarını, toplumun sindirilmesini engellemek için de yayın yasakları getirilir 

Bir de, hazırlık soruşturmasının gizliliğini, delillerin elde edilmesinin, faillerin yakalanmasının önünde engel olabilecek unsurların oluşmaması için kısıtlılık kararı verilir. 

Ama ülkemizde sadece toplumun üzerine korku ve baskı yaratmak, gerçekleri saklamak için için bu kısıtlılık kararları veriliyor. Toplumun bilgi alma hakkına saygılı olmayan bir iktidar var. Bu iktidar da bunları kullanıyor. En ufak olayda kısıtlılık kararı getiriyor.

Bu durum Türkiye’de belirsizliklere, kaoslara, dezenformasyona neden oluyor. Bakın, herkes diyor ki "Suriye mi Suudi Arasbistan mı, IŞİD mi, 10 kişi mi 11 kişi mi öldü?"

Tabii ki yayın yasakları getirilebilir, yasakların sınırları çizilir, amacı belli olur. Bunlar hukuk kuralları içinde vardır ama maalesef bizim ilkemizde bu amaçla kulanılmıyor. Kısıtlılık kararı, siyasi iktidarın zaafiyet içinde olduğu konuların, kamu oyunda konuşulmaması için kullanılıyor.

Sosyal medyaya da yasak getiriliyor çünkü, hadi gazeteler uyuyor baskıya ama toplumdaki bireylere aynı baskıyı yapamadıkları için aynı kısıtlılık kararları içinde, twitter, facebook ve diğer sosyal medya araçlarıda da yasaklıyorlar.

Halkın haber alma hakkını kullanmaması ve basının haber verme görevini yerine getirmemesi için yapılıyor bunlar. 

ERDOĞAN VE DAVUTOĞLU SUÇ İŞLİYOR
Hem sayın Cumhurbaşbakanı hem de sayın Başbakanın açıklamaları, İstanbul 7. Sulh Ceza Mahkemesi’nin verdiği kısıtlılık kararının açık şekilde ihlali niteliğindedir. Bu kişiler suç işliyor ve dokunulmazlıkları ya da anayasal korumaları bittiği dönemde bu fiillerinden dolayı yargılanmaları gerekir. 

Örgüt ismi vermek, kişinin uyruğunu vermek bu kararın ihlalidir. Çünkü, kişi, ülke, örgüt, bunların hepsi bir bağlantıdır. Açıklamalardan sonra, o örgüt önlemini  alır, diğer unsurların ortaya çıkmasını engeller, sanıklar veya suç ortakları varsa bunların kaçmasını sağlar, delilleri yok etmeye çalışır. 

Maalesef ülkemizde Cumhurbaşkanı herkesten önce açıklama yapmayı adet haline getirdi. Kendi kendine fiili olarak başkanlık sistemini getirdi harhalde. Türkiye parlamenter bir devlettir. Sorumluluk Başbakan'ındır. Ancak Başbakan'dan önce açıklama yapmayı adet haline getirdi. Her konuda ilk önce çıkıyor, o konuşuyor. 

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
    123456
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)