• BIST 101.090
  • Altın 200,828
  • Dolar 4,7878
  • Euro 5,6116
  • İstanbul 21 °C
  • Ankara 16 °C
  • İzmir 20 °C
  • Adana 23 °C
  • Antalya 23 °C

Ergin Yıldızoğlu yazdı: Başkan Trump!

Ergin Yıldızoğlu yazdı: Başkan Trump!
ABD'de gerçekleşen Başkanlık seçimini Trump'ın kazanmasının olası sonuçlarını değerlendiren Ergin Yıldızoğlu, dünyada yükselen sağ popülist dalganın etkisini ve ABD devlet yapılanması ile bunun ilişkisini kaleme aldı.

ABD'de dün sonuçlanan ve Cumhuriyetçi Parti adayı Donald Trump'ın kazandığı Başkanlık seçimlerini Cumhuriyet'teki köşesinde değerlendiren Ergin Yıldızoğlu, Trump'ın yükselişini sağlayan sağ popülist dalganın evrimini ve bununla paralel mevcut siyasi denge yapısının bunun üzerindeki etkilerini irdeliyor.

Yıldızoğlu'nun yazısı şu şekilde:

ABD başkanlık seçimlerini Trump kazandı. Şimdi olası gelişmeleri düşünürken iki etkeni birlikte göz önüne almak gerekiyor. Birincisi sağ popülizm olarak yükselen büyük “reaksiyon” dalgası! İkincisi de, ABD’nin siyasi iktidar- devlet yapısı. 
Birinci etkeni, Cumhuriyetçi Parti’nin geleneksel muhafazakâr kesimin tepkisinden hareketle düşünmeye başlayabiliriz. Burada bize, Prof. Mark Lilla’nın ShipwreckedMind (Eylül 2016 - Karaya oturmuş akıl) başlıklı çalışması yardımcı olabilir. Lilla, var olan düzeni, geçmişteki mükemmel bir dönemin bozulmasıyla ortaya çıkan bir yanlışlık (parantez- EY) olarak gören, yıkarak geriye dönmeyi hayal eden“reaksiyoner” akımla, düzeni korumayı amaçlayan “muhafazakâr” akım, arasında bir ayrım yapıyor. Muhafazakârlara örnek olarak, ABD’de Cumhuriyetçileri, hattaClinton’ı, Avrupa’da muhafazakâr, sosyalist partileri, genel olarak liberalleri, Türkiye’de DP, AP, ANAP, DYP gibi partileri düşünebiliriz. 
Hangi ülkeye baksak geçmişi özleyen bir “reaksiyoner” hareketle karşılaşıyoruz: Brexit, Fransa’da Marine Le Pen, İtalya’da 5 Yıldız, Filipinler’de Başkan Duterte... Örnekleri çoğaltmak, hatta Türkiye’de AKP’yi de bu dalgaya eklemek olanaklı.“ABD’yi yeniden büyük yapacağız” diyen Trump bu dalganın parçası. 
Bugün, yükselmekte olan reaksiyoner akımın temelinde bir taraftan, neo-liberalküreselleşmenin işçi sınıfı, orta sınıf içinde yarattığı yıkımın, korku ve güvensizliğin ürünü ırkçı, dinci milliyetçilik; diğer taraftan, zeminini postmodernizminhazırladığı “yerelcilik” “gerici cemaatçilik” var. Reaksiyoner dalga geçici bir olgu değil; liberalizmin çöküşünün, “zamanın ruhu” “yeni faşizmin” dışavurumu.

İkili yönetim, kuklacılar... 
Yıllardır, Washington’da çeşitli meclis komisyonlarına danışmanlık yapan, Prof. M. Glennon’un, “Ulusal Güvenlik ve Çifte hükümet” başlıklı çalışması (aktarmıştım), Amerika’yı aslında (İngiltere’de Kraliçe Victoria döneminde yerleşen bir modeldeki gibi) seçilmişlerin değil atanmışların yönettiğini gösteriyor. Seçilmişler esas olarak demokrasi görüntüsünün meşruiyetini koruyor. Sürekliliğin sağlanması açısından, işleri atanmışların oluşturduğu “pratik hükümet” yürütüyor. 
Andrew Kreig de “Başkanları oynatan kuklacılar” başlıklı çalışmasında devlet başkanlarının (Obama’nın da), geçmişlerinde mutlaka, CIA, NSA vb., gibi güvenlik kurumlarıyla, Rothschild gibi büyük mali güçlerle, savunma ve enerji endüstrisinin liderlikleriyle geliştirdikleri ilişkileri ayrıntılarıyla aktarıyor. Kreig’e göre, finans-savunma-enerji oligarşisi yalnızca kendi istedikleri adayların seçilmesi için çabalamakla kalmıyor, seçimleri kazananları devletin içindeki bağlantıları (“pratik hükümet”-E.Y) üzerinden yönlendiriyorlar. 
Trump’ın, Başkan yardımcısı Mike Pence, “muhafazakâr” kesimden; Kongre ve mali çevrelerle yakın ilişkileri var. Trump’ın en önemli destekçilerinden biri meslekten yatırımcı bankacısı, eski New York Belediye Başkanı, Rudy Gulliani. 
Trump’ın zafer konuşmasına, “Kusura bakmayın geciktim, karmaşık iş, çok karmaşık...” sözleriyle başlaması, önceki, ateşli, saldırgan söylemi terk ederek, Clinton’a ülkeye verdiği büyük hizmetler için teşekkür etmesi, ekonomide altyapı yatırımlarına öncelik vererek iş yaratmaya kararlı olduğunu vurgulaması da“düzenin” ve “pratik” hükümetin izlerini taşıyordu. “Irk, din ayrımı yapmadan tüm vatandaşların Başkanı olacağını”, “en yetenekli vasıflı insanları bütün dünyada arayıp bulup bir araya getireceğini” vurgulaması da seçim kampanyasını belirleyen, ırkçı, göçmenlik karşıtı retoriğin sınırlanmaya başladığını haber veriyordu. 
Bunların yanı sıra son günlerde FBI’ın Clinton’ı suçlayarak suları köpürtmesine, seçimlerde, Cumhuriyetçilerin Meclis ve Kongre’de çoğunluğu sağlamasına bakarak, muhafazakâr kanadın ve “pratik hükümetin”, yükselen “reaksiyon”dalgasını etkisizleştirmek açısından Trump’ı benimsemeye, kontrol etmeye başladığını düşünebiliriz.

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
    1234567
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)