• BIST 108.434
  • Altın 151,237
  • Dolar 3,6580
  • Euro 4,3278
  • İstanbul 15 °C
  • Ankara 7 °C
  • İzmir 13 °C
  • Adana 14 °C
  • Antalya 16 °C

Erken Seçime Doğru

Deniz YILDIRIM

Deniz Yıldırım - @denizyildirim79

“Fetret devri, Saray “çift başlı yönetim”i kaldırana ve etrafında topladığı yeni siyasal rejimi anayasal olarak kurumsallaştırana kadar sürecek” demiştik. Bölgesel, uluslar arası gelişmeler bir yana; Saray’ın siyaset çizgisini, kararlarını belirleyen ana kriter hala budur. Temel siyaset okumasını buradan yapıyor, stratejisini buradan kuruyor; taktiklerini ve ittifaklarını daima bu eksende güncelliyor.

O halde bunu önce not edelim. Saray, başkanlık için en uygun şartların yaklaştığını görüyor. Hesaplarını buna göre yaptığı ortada.

Son hamlesini “çifte referandum” önerisiyle yaptı. “Madem yeni anayasaya değil de başkanlığa karşısınız, o zaman yeni anayasa yapılsın, başkanlık yüzünden gecikmesin; başkanlığı da yeni anayasanın geçip geçmemesini engellemeyecek şekilde yeni anayasanın yanında halka soralım”. Önerinin tercümesi bu. Geri planında ise tuzak var.

Başkanlık sistemini 330’u bulup referanduma götürebilmek için her yolu, taktiği sonuna kadar denemek isteyen bir tuzak. Erdoğan referanduma gidilirse bunu geçirebileceğini düşünüyor. Uçak düşürme olayı sonrasında milliyetçi cephe tahkimatı; AKP’nin bir yıllık hedefler bildirgesiyle her kesime boncuk dağıtması; muhalefetin ise gelişmeleri “kaygıyla izlemesi” bir arada düşünüldüğünde ise şunu belirtmek mümkün: Erdoğan başkanlığa hiç olmadığı kadar yakın.

Bunu mutlaka görüyor; oyunu buna göre kuruyor. Siyaset belirliyor. Siyasal kutuplaşmanın ana eksenini belirleyen değil de bu eksende belirlenen olduğunda, savunma mevzisine düştüğünde karşısına 7 Haziran sonucunun, tek başına iktidarı yitirme olasılığının çıktığını not etti; öğrendi. Şimdi hem Saray hem de AKP bu temelde taktiklerini güncelliyor. Ön alıyor.

Belirttik. Önce bu Meclis içindeki dengeleri gözetecek. Yeni anayasayı içinde başkanlık sistemi olmadan referanduma götürmek için şartını öne sürdü: “çifte referandum”. Bunun için Meclis içinden 13 vekile ihtiyacı var. Sonuna kadar zorlayacak; fakat asıl kriter her ne olursa olsun anayasanın içinde ya da dışında başkanlığın da olması.

Ya gerçekleşmezse? Güçlü senaryolardan birisi bu. Gerçekleşmezse; Saray’ın önümüzdeki bir yıl içinde ülkeyi yeni, baskın bir seçime götüreceğini görelim. Referandum gibi bir seçim, şartları hem politik hem de maddi zeminde hazırlanıyor. “Başkanlık olmadan yeni anayasa yapın dedik, reddettiler; başkanlığı halka soralım, millet iradesi karar versin dedik, reddettiler. Bunların amacı üzüm yemek değil, bağcı dövmek. Milletin iradesini, kararını tanımıyor; milletten kaçıyorlar. Öyleyse biz de millete gideriz, millete sorarız”.

Seçimin belirleyici cümleleri bunlar olacak. “Madem bu Meclis yeni anayasa yapmıyor; öyleyse bize yeni anayasa yapacak çoğunluğu verin.”

Tutar mı? Verili durumda tutma ihtimali çok yüksek. Saray 400 vekile hiç olmadığı kadar yakın. Bu Meclis’e dair tüm anayasa tartışmalarını, 400 vekil hedefini temin edecek yeni bir seçim yolunda taktik propaganda olarak yapacak, yürütecek.

Şartlar Neden Uygun?

Şartlar uygun. Birincisi, AKP’nin açıkladığı bir yıllık programa bakınız. Her kesime iyi ya da kötü bir sosyal, maddi iyileştirme, dağıtım siyaseti belirleyici. Bir hükümet programından çok seçim kampanyası, seçim bildirgesi gibi. Geride kalan süreçte yıpranan AKP’nin iyileştirilmesi; bağların farklı toplumsal kesimlerle sıkılaştırılması temel hedef. Bu programın gerçekleştirilmesi hedefinin sonuna, yani bir yılın sonuna takvimlenmiş bir erken seçimi öngörmek zor değil.

İkincisi; muhalefet güçlerinin durumu şartları daha da uygun hale getiriyor. Bu noktada parlamenter muhalefetin partilerinin kongre süreçlerinin takip edildiği, beklendiği ve buralardaki tablonun da Saray’ın seçim siyasetinde belirleyici olacağı aşikar.

MHP’de Bahçeli siyaseti Saray’ın ittifaklar dizilişi içinde asli konumda; burada Bahçeli çizgisinin korunması; karşı adayların Bahçeli tarafından püskürtülmesi önemli bir kriter. Saray bu haliyle seçime girecek bir MHP’nin baraj altında kalma ihtimalini hesaplıyor; ölçtürüyor.

İkincisi CHP yeni dönemin ihtiyaçlarına uygun, yapısal bir dönüşüm, derleyici-toparlayıcı bir genel muhalefet çizgisi oluşturmaktan uzak; kongre sürecinin böyle bir tartışmaya vesile olamadığı görülüyor. CHP gelişmeleri, sahada oynayan, oyun kuran bir muhalefet partisinden çok, tribünlerdeki seyirci gibi “kaygıyla izliyor.” Bu haliyle yeni bir seçimde de tablosu aşağı yukarı belli; AKP’yi zorlayamayan, kendi sahasında yüzde 25’lik dilim içinde ve üzerinde varlığını sürdürmeyi yeterli gören zeminini aşağı yukarı koruyacak. CHP kendi mahallesinin ötesine geçemediği sürece Saray’ın seçim kararı açısından asli değil, tali belirleyici.

Asıl gelişme ise Kürt Hareketi’nin bugün geldiği pozisyonda. Özellikle Demirtaş çizgisinin gerilemesi; demokratik siyaset imkan ve kanallarının yerini yeniden hendek-şiddet çizgisinin alması; Kürt Sorunu’nun çözümünü Türkiye’nin genel demokratikleşme siyasetinden bağımsız okumayan ve bu açıdan genel bir direniş hattı öneren çizginin yerini bölgeciliğin, bölgesel çözümlerin, daha açığı DTK-DBP çizgisinin tutmaya başlaması yeni dönemin en açık belirleyici unsuru.

Suruç Katliamı sonrasında çatışmaların yeniden başlaması; Ankara Katliamı’ndan sonra ise Kürt Hareketi’nde “Ankara’da öldürülüyoruz, demokratik barış talebimizi seslendirdiğimiz yerde katliamla yanıt veriyorlar” okumasının baskın hale gelmesi; bugün gelinen dar mahalleye sıkışma olgusunun ve bölgesel hedeflerle savunma mevzisine çekilmenin arkasındaki dinamikler.

Tablo böyle ve Saray Rejimi tam da içeride ve dışarıda güvenlik eksenli bir siyaseti “başkanlık” görünümlü tek adam otoriter sistemi etrafında güvence altına almak isterken bunlar yaşanıyor. Saray çevresi, yeniden müzakere için açıkça “Demirtaş’ın ve çizgisinin tasfiye edilmesi”ni şart koşuyor. Bu Kürt Hareketi’nin başkanlık içeren bir anayasaya “evet” demesi anlamı taşıyor. Bunun gerçekleşmemesi ise; mevcut şartlarda Saray’ı yine zorlamayacak. Çünkü şu an seçim olsa HDP’nin baraj altında kalacağını öngörüyor; şiddete ve bölgeselliğe hapsolan bir çizginin “Türkiyelileşme siyaseti” karşısında öne çıkışının HDP’nin mezara konulması olduğunu görüyor. Bu da baskın seçimde yine 400 vekil demek.

Parlamento içi ve parlamento dışı muhalefet güçlerinin araçları amaçların önüne geçirmediği; tıkanan siyaset zeminini birleşik zeminde açacak, genişletecek bir müdahale üretmediği koşullarda Türkiye Saray Rejimi’ni anayasal olarak güvence altına alacak bir seçime doğru gidiyor. “2016 başkanlık yılı olmasın” diyenlerin; “kaygıyla izlemenin”, “hendeklere sıkışmanın”, “hakaret davalarının ya da sloganların muhalefet mantığını ele geçirmesinin” ötesine geçen, siyaset üreten, araçları amaca göre güncelleyen bütünlüklü, birleşik bir seçenek yaratması ise hala asıl ihtiyaç.

Neden ve nasıl? Tartışmayı buradan sürdüreceğiz. 

Deniz Yıldırım - @denizyildirim79

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)