• BIST 106.239
  • Altın 161,217
  • Dolar 3,8713
  • Euro 4,5671
  • İstanbul 15 °C
  • Ankara 4 °C
  • İzmir 14 °C
  • Adana 12 °C
  • Antalya 12 °C

Erken yerel seçim de icat oldu

Ömer Faruk Eminağaoğlu

CHP genel başkanı, AKP’li bazı belediye başkanlarının görevlerinin sonlanması karşısında, erken yerel seçim çağrısı yaptı.

Kılıçdaroğlu, erken seçimin hukuksal olarak mümkün olduğu milletvekili seçimleri konusunda erken seçim çağrısı yapmazken, erken seçimlerin hukuksal olarak mümkün olmadığı yerel yönetimler konusunda yaptığı bu çağrı ile seçim hukukuna “erken yerel seçim” kavramı da girmiş oldu…

Erken yerel seçim icat olununca, demokrasinin ne hale geldiğine, bunun sonuçlarına bakmak gerekiyor.

***

Yerel yönetimlerde anayasal güvenceler ve AKP hukuku

Belediyeler, yerinden yönetim esası gereği bir merkezden değil, yerelden yönetiliyor.

Belediye başkanları da Anayasada öngörülen bir süre için ve seçimle iş başına geliyor.  

Bu konularda anayasal güvence de söz konusu.

Bu güvenceler gereği belediye başkanları kendi iradeleri ile görevlerini bırakmadıkça, partileri görevden ayrılmaya mecbur bırakamıyor.

Belediye başkanlarının görevleri, sadece Büyükşehir Belediye Yasası veya Belediye Yasasındaki nedenlerle ve ancak her durumda Danıştay kararı ile sona erdirilebiliyor.

Belediye başkanları adli bir suç söz konusu olmadıkça da görevlerinden uzaklaştırılamıyor.

 

AKP, diğer bir ifade ile Erdoğan hangi alan ve konuda ne diyorsa, anayasa dahil her şey ona göre biçimleniyor veya uygulanıyor…

Yerel yönetimler de, AKP’li belediye başkanları da, tüm güvencelerine rağmen bundan payına düşeni elbette alıyor…

AKP, kendi partisine mensup belediye başkanlarından memnun değilse, yapılacaklar hukuksal ve siyasal olarak bellidir.

Bir sonraki seçimde o kişiler, aday gösterilmeyebilir veya aday olmayabilir.

Belediye başkanlarının kendi partileri ile aralarında bir sorun ortaya çıkmış ise, Parti tüzüğü işletilerek gerekiyorsa parti üyeliğinden çıkartılma yoluna gidilebilir.

Ancak hiçbir biçimde bir parti, kendisine mensup belediye bakanı üzerinde her türlü tasarruf hakkı varmış gibi, o kişileri başkanlık görevlerini sonlandırmaya mecbur bırakamaz.

Hukuk ve demokrasi kültürüne sahip, parti devletini amaçlamayan hiçbir belediye başkanı da, partisinden bir istek veya emir gelince, her türlü güvencelerini bırakıp görevinden ayrılmaz.

Hukukun üstünlüğü yerine, AKP’nin hukuku uygulanınca, yerel yönetimler hakkındaki tüm güvenceler, yasa ve anayasada yazıldığı ile kalıyor.

Yaşananlarla da anayasa iştirak halinde ihlal edilmiş oluyor.

***

Belediye seçimleri konusundaki anayasal süre ve erken seçim.

TBMM genel seçimleri, anayasada belirtilen dört yıllık süre için yapılıyor. Bu süre dolmadan Anayasa uyarınca TBMM, milletvekili seçimlerinin yenilenmesine karar verebiliyor, yani erken seçim kararı alabiliyor ve bu konuda erken seçim yapılabiliyor.

Yerel yönetim seçimleri, Anayasada öngörülen beş yıllık süre için yapılıyor. Bu süre dolunca, yerel yönetim seçimleri periyodik olarak, TBMM kararı olmadan, kendiliğinden yapılıyor. TBMM’nin bu konuda seçim veya erken seçim kararı alma yetkisi bulunmuyor.

Kuşkusuz anayasa değişikliği ile yerel yönetimlerin beş yıl olan seçim dönemi değiştirilebilir. Böyle bir durumda, değişiklik mevcut döneme değil izleyen dönemler için uygulanabiliyor.

Yerel yönetimlerde seçim döneminin kısaltılması konusunda bir anayasa değişikliğine gidildiğinde, bu kısaltmanın içinde bulunulan dönemde de uygulanabileceği yolunda hüküm eklenerek, yerel yönetimlerde bu yolla erken genel seçim olanaklı kılınabilir.

Yine yerel yönetimlerde sadece içinde bulunulan döneme özgü seçim döneminin kısaltılmasına yönelik Anayasa değişikliği yolu ile içinde bulunulan yerel yönetimler için seçim döneminin kısaltılarak yerel yönetimlerde erken genel seçim yapılabilmesi olanaklı kılınabilir.

Hangi yolla olursa olsun, içinde bulunulan dönem hakkında da uygulanabilir kılınacak yerel yönetimler seçim dönemine ilişkin anayasa değişikliği demek, yasama organının çok açıkça o anki yerel yönetimlere müdahalesi demek.

Böyle bir anayasa değişikliği de her durumda hukuk ve demokrasiye aykırı.

Hukuk ve demokrasi konusunda yaşanan aykırılıklarla her durumda mücadele yerine, CHP yönetimi yerel yönetimlerde böyle bir erken seçim çağrısı yapma yoluna gidiyor.

AKP kendisine mensup sınırlı sayıdaki belediye başkanını görevden alırken, CHP yönetimi ülkedeki tüm belediye başkanlarının görevden alınması sonucunu doğuracak bir sürecin içine giriyor.

Belediye seçimleri için söylenenler, Cumhurbaşkanlığı seçimleri yönünden de geçerli.

1995 yılında anayasaya eklenen ve 16 Nisan’da kaldırılan bir hükümle, milletvekili seçimlerinden önceki veya sonraki bir yıl içinde yapılacak belediye başkanlığı seçimlerinin, milletvekili seçimleriyle birlikte yapılacağı öngörülmüş idi.

Bu hüküm de son anayasa değişikliği ile kaldırılınca, belediye başkanları anayasada belirtildiği gibi her durumda beş yıl için görev yapmak üzere seçiliyor.

16 Nisanla her istediğini yapan Erdoğan, her nedense bu anayasa hükmünü kaldırmakla, istediği an milletvekilliği genel seçim kararı aldırarak bunun sonucu olarak, belediye başkanlığı seçim süreleri ile artık tek başına oynayamıyor, anılan hüküm yürürlükte olmadığı için artık yerel yönetimlerde de hemen canı istediğinde seçime gidemiyor, siyaseten yıpranan belediye başkanlarının da faaliyetlerinin sürmesi karşısında, geçen zaman nedeniyle ortaya çıkan faaliyetler Erdoğan’ın sonunu hazırlıyor.

İşte Erdoğan bu durumda iken, sadece yerel yönetimlerle sınırlı bir erken seçim çağrısı, onun için altın tepside bir fırsatı oluşturuyor.

***

2016’da altın tepsi, yetmezmiş gibi 2017’de de altın tepsi…

AKP’nin yerel yönetimlerde yarattığı aykırılık sonrası boşalan başkanlıklarda, kalan süre için belediye organlarınca yeni başkanlar seçiliyor.

Muhalefet, yerel yönetimlerde kalan süreyi beklememek için yerel yönetimlerde erken seçim çağrısı yapıp, belediye seçimlerinden çekinmediğini, bu konuda anayasa değişikliğine hazır olduğunu, bu döneme özgü biçimde uygulanacak seçim döneminin kısaltılmasına evet diyeceklerini, AKP’nin ise yerel yönetimlerde seçimden uzak durduğunu ifade edip, onlara adeta hodri meydan diyor.

Aslında, AKP yaptığı uygulamalarıyla, muhalefet ise bu çağrısı ve çağrının içeriği ile her ikisi de hukuk ve demokrasiye hodri meydan diyor…

Ülkede hukuk ve demokrasi tepeden biçimlenince, sürece kimse etki edemiyor.

Erdoğan’ın, anayasa tanımadan belediye başkanlarının görevlerini sonlandırdığı ve hemen yerel seçime gidemeyerek 2019’u beklemek durumunda kaldığı yerel yönetimlerle ilgili bu konuda, muhalefet yaptığı yerel yönetimlerde erken seçim çağrısı ile tüm belediye başkanları için seçimi konu ederek, bunun sonucu olarak mevcut başkanların tamamının görevi sonlanacağı için, Anayasaya aykırılık konusunda hem Erdoğan’ı geride bırakıyor, hem de Erdoğan’ın yaptığına da meşruluk sağlıyor.

CHP yönetimi, hukuk ve demokrasiye aykırı anayasa değişikliklerinde Erdoğan’ı da sollayarak, yerel yönetimlerde erken seçim gibi bir kavramı icat edip gündeme taşıyabiliyor.

Yerel yönetimlerde 2017’de bunu yapan CHP yönetiminin, daha önce 2016’da yasama dokunulmazlıkları konusunda da TBMM Genel Kurul kararı koşulunu kaldıran AKP’nin anayasa değişikliğine destek verdiğini, 20 Mayıs 2016 öncesi için yasama dokunulmazlıklarının kaldırılması yolundaki anayasa değişikliğinin halkoyuna gitmeksizin CHP desteğiyle gerçekleştiğini hatırlarsak, o anayasa değişikliği sonrası acaba AKP mensubu kaç milletvekiline, muhalefetten ise kimlere dokunuldu…

CHP yönetiminin, 2016’da öyle bir anayasa değişikliğine destek verirken, Cumhurbaşkanı, Başbakan, bakanlarla ilgili, 20 Mayıs 2016 öncesi iddialar hakkında meclis soruşturması açılması ve Yüce Divan’a sevk için de TBMM Genel Kurul kararı koşulu aranmasın, TBMM’de grubu olan partilerin eşit sayıda üye vereceği bir komisyon kurulup o komisyon kararı her yönden yeterli görülsün, ancak o durumda böyle bir değişikliğe destek olurum demediği, bunu koşul olarak ileri sürmediği hafızalardaki canlılığını koruyor…  

Öyle olunca, iktidar partisi dışındaki milletvekillerine her konuda dokunulabilirken, FETÖ dahil her türlü iddia konusunda Cumhurbaşkanı, başbakan ve bakanlardan bile bugün kime dokunulabiliyor…

***

Yerel yönetimlerde de erken seçim mi?

Demokrasi, yerelden yönetim ve hukuk devleti esasları gereğince, bir belediye başkanının görevi, seçildiği süreden önce erken seçim gibi yöntemlerle sonlandırılamıyor.

Yerel yönetimlerde erken seçimlerin olamaması ve anayasal güvenceler bunu gerektiriyor.

Anayasayı değiştirme gücümüz var, gerisi bizi ilgilendirmiyor deniliyorsa o başka...

Böyle olunca, hukuk ve demokrasiyi, sadece iktidar değil, muhalefet te budayarak, herkes sonuçta yetkim var, bu yetkimi hukuk dinlemeden istediğim gibi kullanır isteğimi yaparım anlayışı ile hareket ediyor…

Ancak bunu yapanlar, anayasaya göre söz konusu olabilen milletvekili erken seçimlerini, yani milletvekili seçimlerinin yenilenmesini ise nedense düşünmüyor…

Muhalefet, AKP’den ve yerel yönetimleri bu hale düşürerek anayasayı iştirak halinde ihlal eden başkanlardan hesap sormayı, aklına getirmiyor, söylemle yetiniyor.

Bu konuda her türlü hukuksal başvuru yollarını kullanmıyor, alanlara da inmiyor.

 

Muhalefetin ille seçim demesi, hazır olduğunu göstermesi yönünden olumlu olup, ancak bu konuda milletvekili ve cumhurbaşkanlığı seçimlerine de hazır olduğunu yansıtması, siyasi tutarlılığını, yeni bir sayfa açma iradesini, bütünlük içinde ortaya koyması gerekiyor.

CHP yönetimi, AKP’ye içi dolu, tüm seçimlerin bir arada yapılmasına olanak sağlayacak biçimde, daha net ve somut bir öneri ile nedense hodri meydan demiyor.

AKP’nin TBMM’deki çoğunluk gücü gereği, TBMM’nin milletvekilliği seçimlerinin hemen en kısa süre içinde yenilenmesine karar vermesi ve bu karar verilirse CHP’nin de yerel yönetim seçimlerinin aynı gün yapılmasını sağlayacak bir Anayasa değişikliği için hazır olduğu ve böyle bir anayasa değişikliğinden uzak durmayacağı nedense ilan edilmiyor.

Yoksa parti yönetimi bir dahaki seçimlerde kendi yerinden kuşku mu duyuyor da, o nedenle mi milletvekili seçimlerinden uzak duruyor…

Bu arada CHP, 2016’da yapılan Anayasa değişikliğindeki tutumunu sergiliyor.

Bunun sonucu olarak ta, gündemi kendisi belirleyemiyor ve tüm seçimlere de her yönüyle hazır olunduğu iradesi sergilenmiyor.

 

Anayasada yer alan ve halen yürürlükte olan geçici 21 inci madde nedeniyle, şu an içinde bulunulan milletvekili seçim dönemi ile ilgili olarak bir erken seçim kararı alınması durumunda, bu süreçteki Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin de herhangi bir karar alınmasına gerek kalmadan aynı gün yapılması gerekiyor.

CHP bu durumu gözeterek AKP’ye, en kısa sürede erken seçim kararı alması, böyle bir erken seçim kararı alınırsa, Cumhurbaşkanlığı seçiminin yapılması gerektiği, o zaman bir yenilenme iradesini ortaya koyacak olması nedeniyle siyaseten savunulabileceği yerel yönetimlerle ilgili erken seçim sağlayacak bir anayasa değişikliğine destek vereceğini, böylece üç seçimin de bir arada yapılabileceğini belirtip, siyaseten yeni sayfa anlamına gelen böyle bir irade sergilemiyor, bu yolda üç seçime yönelik bir çağrı yapmıyor…

CHP yönetimi nedense böyle bir çıkış yapmak yerine, anayasaya en aykırı çıkışı yaparak sadece yerel yönetimler için erken genel seçim çağrısı yapmakla yetiniyor…

 

Yerel yönetimlerde erken yerel seçim icat edilince de, demokrasi için var olan siyasi partiler, demokrasinin gereği olan yerel yönetimleri yok ediyor…

Ne demeli…

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Yazarın Diğer Yazıları
      123456
      Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
      Tel : +90 212 963 1051 (pbx)