• BIST 107.478
  • Altın 151,228
  • Dolar 3,6615
  • Euro 4,3022
  • İstanbul 21 °C
  • Ankara 19 °C
  • İzmir 27 °C
  • Adana 31 °C
  • Antalya 30 °C

Ertelenen AB ilerleme raporu açıklandı: Medyaya baskılar kaygı verici

Avrupa Birliği, 1 Kasım seçimleri sonrasına ertelediği ‘2015 Türkiye İlerleme Raporu'nu dün açıkladı.

Brüksel ve Ankara'da düzenlenen iki ayrı basın toplantısıyla kamuoyuna duyurulan raporda AK Parti iktidarına özellikle basın ve ifade hürriyeti ile kuvvetler ayrılığı ve yargı bağımsızlığına yönelik ihlaller sebebiyle sert eleştiriler yöneltildi. Raporu özetleyen tespitler ise Avrupa Parlamentosu (AP) Başkan Yardımcısı Alexander Graf Lambsdorff ile Liberaller ve Demokratlar İttifakı Grubu Başkanı Guy Verhofstadt'tan geldi. Lambsdorff, “Bu daha çok bir gerileme raporu.” dedi.

Eski Belçika Başbakanı Verhofstadt, “İlerleme raporu, Türkiye'nin demokratik yönetim, hukukun üstünlüğü ve başta ifade özgürlüğü olmak üzere temel hak ve özgürlüklere saygıda geri vitese taktığına dair endişe verici deliller sunuyor.” ifadelerini kullandı.

"BU DAHA ÇOK GERİLEME RAPORU"

Seçimler için birkaç defa ertelenen raporun son halinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a yönelik eleştirilerin sertleştirilmesi de dikkat çekti. Raporu özetleyen tespitler ise Avrupa Parlamentosu (AP) Başkan Yardımcısı Alexander Graf Lambsdorff ile Liberaller ve Demokratlar İttifakı Grubu Başkanı Guy Verhofstadt'tan geldi. Lambsdorff, “Bu daha çok bir gerileme raporu.” derken, eski Belçika Başbakanı Verhofstadt da “İlerleme raporu, Türkiye'nin demokratik yönetim, hukukun üstünlüğü ve başta ifade özgürlüğü olmak üzere temel hak ve özgürlüklere saygıda geri vitese taktığına dair endişe verici deliller sunuyor.” ifadelerini kullandı.

Eleştiriler Ankara'da moralleri bozdu. AB Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, rapordaki bazı tespitlerin “haksız, hatta yer yer ölçüsüz” olduğu savunuldu.

Rapor yayımlanmadan taslak metin üzerinden muhtevasını kamuoyuna ilk duyuran basın kuruluşu olan Zaman, dün de raporun resmi ilamını iki başkentte düzenlenen basın toplantılarına iştirak ederek takip etti. Böylelikle Brüksel'de AB Genişleme Komiseri Johannes Hahn, Ankara'da da AB Delegasyonu Başkanı Büyükelçi Hansjörg Haber, AK Parti iktidarının aralarında Zaman'ın da olduğu bağımsız basın kuruluşlarına yönelik uyguladığı akreditasyon ayrımcılığı duvarını yıkmış oldu. Raporda da Türkiye'de son dönemde azalan ifade özgürlüğüne saygı, bilhassa gazeteci ve medya kuruluşlarını hedef alan artan baskı-sindirme uygulamaları ile yeni internet yasasıyla medya içeriğini bloke etme adımlarından ciddi kaygı duyulduğu ifade edildi.

Brüksel'de Hahn, “Geçtiğimiz yıl içinde yargı bağımsızlığının yanı sıra toplanma hürriyeti ve ifade özgürlüğü alanlarında önemli eksikler görüldü; özellikle de gazeteciler üzerinde artan baskı ve korkutma eylemleri görüldü.” değerlendirmesinde bulundu. Ankara'da Büyükelçi Haber de Kürt meselesine yönelik çözüm sürecinin durması, ülkede şiddetin artması, güvenlik durumunun kötüleşmesi, ifade özgürlüğüne saygının azalması, gazeteci ve medya kuruluşlarını hedef alan baskı ve sindirme uygulamaları, internet medyasına yönelik baskıcı yasa değişikliği ile yargı bağımsızlığı ve kuvvetler ayrılığı ilkesinin sekteye uğramasının ciddi kaygı uyandırıcı olumsuz gelişmeler olarak rapora girdiğini aktardı.

Raporda, Türk hükümetinin yolsuzlukla mücadele alanında yeterli çaba göstermediği, şiddet içermeyen gösterilere orantısız polis müdahalesinde bulunduğu, toplanma özgürlüğü üzerinde sınırlamalara gittiği kaydedildi. 2014'ten bu yana sözde ‘paralel yapı'ya karşı yürütülen kampanyanın yargı bağımsızlığına zarar verdiği ifade edildi. AK Parti hükümetinden de yeni dönemde ülkede demokratikleşme ve uzlaşmaya öncelik vermesi istendi.

Raporda öne çıkan bazı başlık ve tespitler şöyle:

YARGIYA BÜYÜK SİYASî BASKI VAR

Türk yargı sisteminde 2014 başından bu yana bu alanda hiçbir ilerleme görülmedi. Yargı bağımsızlığı ve güçler ayrılığına saygı yargıçlar ve savcılar eliyle zarar gördü. Hakimler ve savcılar büyük bir siyasi baskı altında kaldı. Türkiye 2015'te yargının bağımsız ve tarafsız biçimde görevini yapabilmesi için gereken siyasi, yasal ortamı sağlamalı. 7 Haziran seçimleri sonrasında hükümet kurulamadı. Giden hükümetin devlet içindeki ‘sözde paralel yapıya' karşı başlattığı kampanya aktif olarak sürdürüldü. Bu bazı durumlarda yargının bağımsızlığını baltaladı. Cumhurbaşkanı iç ve dış meselelerde etkin kalarak, ülke içinde anayasal haklarını aştığı eleştirisine yol açtı.

BASINA KARŞI İHLALLER CİDDİ ENDİŞE KAYNAĞI

Cumhurbaşkanı'nın seçim kampanyalarındaki aktif rolü, iktidar partisini destekliyor görünüşü, medya üzerinde artan baskılar endişe konusu. Öncelikle yüzde 10'luk seçim barajı olmak üzere seçimlere yönelik düzenlemelerdeki eksiklikler giderilmeli. Seçim sürecinde medya özgürlüğü ciddi endişe konusu olmayı sürdürüyor. İfade özgürlüğü noktasında son iki yılda ciddi gerileme görüldü. Son yıllarda gazeteci, yazar ve sosyal medya kullanıcılarına karşı açılan davalar ciddi endişe konusu. İnternet yasasında yapılan değişiklikler Avrupa standartlarının çok gerisinde. Hükümetin mahkeme kararı olmaksızın internet içeriğini engelleme yetkisini artırdı. Türkiye gelecek yıl gazetecilere özellikle de fiziksel saldırı, tehditler başta olmak üzere her türlü gözdağına karşı durmalı.

YOLSUZLUKLA MÜCADELEDE HİÇ İLERLEME YOK

Türkiye, yolsuzlukla mücadelede geçen yıl hiçbir ilerleme sağlamadı. Yolsuzluk algısı ülke geneline yayıldı. Önemli yolsuzluk davalarında soruşturma, kovuşturmada hükümetin etkisine olanak sağlayan yasal ve kurumsal çerçeve ciddi endişe kaynağı. Türkiye'de bağımsız yolsuzlukla mücadele kurumu yok. Büyük yolsuzluk davalarında polis ile savcılığın bağımsızlığı güçlendirilmeli. Yolsuzluğa karşı caydırıcı yaptırımlar, etkin gözetim getirilmeli.

ÇÖZÜM SÜRECİNİN BAŞLAMASI ZORUNLU

Kürt sorununu çözmeye yönelik olumlu adımların ardından barış süreci karşılıklı çatışmalar neticesinde durdu. Çatışma sürecinde güvenlik güçlerinin ciddi insan hakları ihlalleri yaptığına yönelik bilgiler var. Cizre'de 9 günlük sokağa çıkma yasağında 20'den fazla sivilin öldüğü haberlere yansıdı. Kürt barış sürecinin yeniden başlaması zorunlu. Bu çok insanların hayatına mal olan çatışmanın çözülmesi için en iyi fırsat. Yeni hükümet demokratikleşme, uzlaşma konularında ilerlemeye öncelik vermeli.

EKONOMİNİN KIRILGANLIĞI SÜRÜYOR

Türk ekonomisi işleyen piyasa ekonomisi olarak kabul edilebilir. 2014'te ülke ortalama büyüdü. Makroekonomik dengesizlikleri gidermede ilerleme sağlanmadı. Ekonomi dış ticari açık nedeniyle mali belirsizlikler, küresel riskler karşısında hâlâ kırılgan.

 

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)