• BIST 103.328
  • Altın 193,027
  • Dolar 4,6479
  • Euro 5,4758
  • İstanbul 21 °C
  • Ankara 25 °C
  • İzmir 27 °C
  • Adana 30 °C
  • Antalya 31 °C

Esad kalıyor, Erdoğan sallanıyor

Esad kalıyor, Erdoğan sallanıyor
Erdoğan’ın Rusya ziyareti sonrasında, AKP’nin 6 yıllık Suriye politikasında ciddi değişiklikler bekleniyor. Özellikle Rusya’nın talebi ile Suriye’ye dönük adımların atılması ve kısa sürede bölge ülkeleri dahil ilişkilerin normalleştirilmesi bekleniyor.

Ömer Ödemiş / ABC Gazetesi-Haber Analiz

Tayyip Erdoğan’ın Rusya ziyareti sırasında V. Putin’in özellikle Hakan Fidan’ın gelmesini istediğini yazmıştık. Bu nedenle Hakan Fidan, Rusya’yı ziyaret eden heyete katılmış ve Rusların önüne koyduğu belgelerle bizzat yüzleşmesi sağlanmak istenmişti. Edindiğimiz bilgiye göre, bu amaç gerçekleşmiş, kimsenin yalan söylemisine izin verilmemiş ve somut olarak nelerin yapılabileceği Türk heyetinin önüne konulmuş durumda.

Görüşmeler sırasında, Suriye'deki hemen her hareketin içinde bir biçimde yer alam MİT’in faaliyetleri Rus gizli servisinin belge ve raporlarıyla ortaya konularak, ilk adım olarak Suriye sınırlarının cihatçı geçişlerine ve lojistik destek malzemelerinin gönderilmesine kapatılması istandi. Suriye’nin de uzun süredir istediği bu tedbirin alınmasının yaşamsal olduğu belirtilerek, acil adımlar atılması ve bir takvim verilmesi istendi. 

SURİYE'DE BARIŞ SÜRECİ BAŞLADI

AKP ilk adımı gümrük kapılarına gönderdiği bir genelge ile attı ve Suriye’ye çift kabin pikapların ve kamyonetlerin ihraç edilmesini yasakladı. Yani sınır kapılarından sözde ihracat adına İslam Cephesi ve Fetih Ordusu'na gönderilen ve üzerine silah monte edilerek ölüm makinesi haline getirilen araçların gönderilmesi durduruldu.

İkinci adımda Erdoğan tarafından Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ın barış sürecinde yer alacağı, çözüm sürecinde asli taraf olduğunu kabulüne dönük açıklaması ile geldi. Bu açıklama Suriye de barışa giden yolda ciddi bir öneme sahipti ve AKP bugüne kadar asla Esad'lı bir çözümü desteklememiş, tam tersine sürekli karşı çıkarak, görüşmelerin tıkanmasını sağlamıştı.

Özellikle Cenevre görüşmelerine katılan sözde Suriyeli muhalifleri temsil eden, Suudi Arabistan, Katar ve Türkiye ekseninde oluşturulan gruplar, sürekli 'Esad olmayacak' şartı dayatarak, çözüm yönünde adımlar atılmasını tıkamışlardı.

Bu gelişmelerden sonra barış görüşmelerinin daha da hızlanacağından ve AKP'nin Esad ismini her fırsatta telaffuz edeceğinden kuşku yok.

ESAD'SIZ ÇÖZÜM OLMAZ!

Rusya, Erdoğan’a Esad konusundaki hassasiyeti ve Suriye’de Esad'sız bir çözüm olamayacağını çok açık bir dille ifade etmiş ve bunu 'olmaz ise olmazı' olarak koymuştur. AKP zaten 6 yıldır sonuç alamadığı her türden cihatçı girişimlerle bir yere varamayacağını anladığı için de bu konuda ısrarlı olmayarak Esad gerçeğini kabul etmek durumunda kalmıştır.

İlk adımda iki temel konuda mutabakat sağlanmış ancak Rusya bu adımların karşılıklarını pratikte görmek için bir takvime bağlanmasını istemiştir. Putin-Erdoğan görüşmelerinde ki ilişkilerin eski düzeyine taşınması noktasında ocak ayının işaret edilmesinin nedeni de budur. Türkiye’nin bu konuda ne kadar samimi olduğunu Rusya sahada görmek istiyor. Suriye sahasına tamamen egemen olduğunun altını çizerek, aldatmalara gelmeyeceğini de bizzat masaya getirdiği belgelerle ortaya koydu.

AKP’nin Suriye politikasının iflas ettiğini, yenildiğini kabul etmekten başkaca bir şansı kalmamıştır. Bunu fark eden Erdoğan, artık kendisine yeni bir sayfa açarak, Rusya gerçekliğinde Suriye bataklığında uzak durma yolunu açmaya çalışmaktadır.

CİHATÇILAR NE YAPACAK?

Burada en büyük tehdit, Suriye sahasına taşınarak yıllarca desteklenen, silah ve mühimmat verilerek, Suriye devletini yıkmaları istenen cihatçı güçlerin refleksidir. Erdoğan, sayıları  onlarla ile ifade edilen bu örgütlerin önemli bir kısmını kontrol edemeyeceğini, aynı terör gruplarının Türkiye’yi hedefleyebileceğinin farkında olarak bir kaygı taşıyor. Suriye sahasına giren ve orada cinayetler işleyen hemen her cihatçı katil Türkiye sınırından geçerek Suriye’ye gitmiştir. 6 yıllık Suriye sürecinde her türden destek verilen, Esad’ın yıkılması için silah ve para yardımında bulunulan, Suudi Arabistan ve Katar ile birlikte pek çok adımı organize edilerek, Suriye de savaşmaları istenen cihatçı örgütlerin, bu politika değişikliği sonrasında Türkiye’yi hedef alması kaçınılmazdır. Bundan böyle Türkiye’nin asıl belası cihatçı güçler olacaktır.

Bu gün Fetih Ordusu, İslam Cephesi vb. isimlerle yan yana getirilerek organize edilen ve Suriye sahasında katliamlar yapmalarına imkan sağlanan terör gurupları AKP’nin tamamen değişen ve hatta saf değiştiren Suriye politikası karşısında sessiz kalmayacaklardır. Bir kısmı belki Türkiye tarafından etkisiz hale getirilebilir ancak Suriye sahasında varlığını sürdürmek isteyen ancak Erdoğan tarafından ihanete uğratıldıklarını düşünen önemli bir gurup bu duruma ciddi bir eylemsel refleks gösterecektir.

SİLAHLI KÜRT HAREKETİ KONUSU MASADA

Bu süreçte özellikle PYD konusu öne çıkıyor. Suriye’nin toprak bütünlüğü konusunda hem fikir olduklarını açıklayan Rusya ve Türkiye, Suriye’nin bir bölgesinde var olan silahlı Kürt örgütlenmesi PYD konusunda ortak bir tutum yakalamış değiller. Bu sorunun Suriye yönetimininde masada olduğu süreçte konuşularak ortak bir noktanın bulunması düşünülmektedir.

Suriye devletinin Türkiye sınırında yoğunluklu olarak yaşayan Kürt halkına dönük, demokratik bir Suriye ve eşit yurttaşlık çerçevesi ile bir çözüm düşünüyor olması Rusya tarafından destekleniyor. Özellikle Suriye Arap Cumhuriyeti adının değiştirilerek, Suriye Demokratik Cumhuriyeti adının alınmasının kapsayıcı olacağı ve benzer sorunların çözümünde ön açıcı olacağı belirtiliyor.

Türkiye’nin varlığından rahatsız olduğu PYD sorununda bu şekilde Suriye bütünlüğü içerinde ele alınması ve silahlı unsurların da Suriye ordusuna katılması ile çözülmesi hedefleniyor.

ESAD'IN KAZANDIĞI KESİNLEŞTİ

Suriye halkının direnmesi bölgeye dönük tüm oyunları bozdu. Bölge liderliğine soyunarak daha aktif rol almaya çalışanlar şimdi yeni baştan pozisyonlarını gözden geçirerek saf değiştirmek için yoklama yapıyorlar. AKP birkaç bocalama sonrasında bu pozisyonu Rusya ile alma noktasına geldi. 

Suriye bu süreçte müthiş bir direnme göstererek “ulus” olduğu gerçeğini tüm dünyaya kabul ettirdi. Ancak uluslaşmış bir toplum, tüm farklılıklarıyla birlikte vatanı ve özgürlüğü için, bedeli bu kadar ağır bir direnmeyi başarabilir. Bir ülkenin ordusunun, 100 bin civarında kayıp vermesine rağmen dağılmaması, aynı kararlılıkla yıllarca mücadele vermesi, başka hangi gerekçe ile açıklanabilir? 

Suriye ordusunun % 80’i Sünni olmasına rağmen, değişik etnik yapılardan oluşmasına rağmen, ciddi ekonomik yoksulluk çekilmesine rağmen, on binlerce kayıp vermesine rağmen direnmesi ve kazanmasının tek bir nedeni vardır; O da Suriye’nin ulus devlet olmayı başarmış olmasıdır.

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      İlgili Haberler
      Diğer Haberler
      1234567
      Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
      Tel : +90 212 963 1051 (pbx)