• BIST 82.368
  • Altın 147,517
  • Dolar 3,8222
  • Euro 4,0629
  • İstanbul 4 °C
  • Ankara 3 °C
  • İzmir 10 °C
  • Adana 15 °C
  • Antalya 17 °C

Fazıl Say mı daha 'yerli' yoksa Mehter Takımı mı?

Haluk ŞAHİN

“Yerli olmak” aşağı yukarı 200 yıldır düşünce dünyamızda zaman zaman tartışılan kavramlardan biridir.  Kimi zaman siyasetçiler de ondan yararlanmaya çalışırlar. Gene öyle bir dönemdeyiz,  bir “yerli ve milli olmak” lafıdır gidiyor.

“Yerlilik” kavramını olumlu anlamda kullananlar genelllikle sağ-muhafazakar çevrelerden gelirler. “Yerli  olmak” ya da “yerli kalmak” onlar için var olan kültürü (ve inancı) yabancı etkilere ya da güçlere karşı savunmanın cephelerinden biridir.

 Ancak “yerlilik” savunusunun sol versiyonları da vardır. Yerli kaynakların savunulması anlamında “yerlilik”  anti-emperyalist söylemin içinde kendisine yer bulmakta zorlanmaz.Merak edenler Kemal Tahir ya da İdris Küçükömer’in eserlerine bakabilirler.

Ya bugün niçin tartışıyoruz bu kavramı?  Nedir siyasal bağlamı?

Bunun nedeninin ülkede kurulmakta olan tek adam rejimini haklı göstermek için körüklenen  “üst akıl” paranoyası olduğunu  söyleyebiliriz.

Ne diyorlar: “Yabancı” büyük güçler bize düşmandır; ülkenin gözkamaştırıcı sıçramasını durdurmak ve bunu mümkün kılan büyük lidere çelme takmak için içerdeki hainlerle işbirliği yaparak kötü şeyler yapıyorlar. Yerlilik işte bunlara karşı çıkmak ve bizi desteklek anlamına gelir.  Çünkü biz yerliyiz!”

                                  ***

Eğer “kendini bir yere ait hissetmek” ya da “buralı olmak” anlamında kullanılıyorsa, olumlu  bir şeydir yerli olmak. İnsanın kendi hayatına anlam vermesine katkıda bulunur. Hayata “bir yer”den bakmayan birinin, kendisini açıklayıp haklı görebilmesi fevkalade zordur. Taş yerinde ağırdır.

Aslında, yurttaşlık bilincinin harcında da bulunur yerlilik. Yurtseverliğin  mayasına da karışmıştır.

Ancak, bir kandırma aracı, sis üreticisi ya da mazeret olarak da kullanılabilir bu kavram. Asıl kusur içerdeyken, suçu  başkalarına atmanın aleti haline de getirilebilir. O yüzden dikkatle ve özenle seçilmesi  gerekir. Hele siyasi amaçlarla kullanılıyorsa arkasındaki motiflere bakmak zorunludur.

İlk uyarı: Yerli olan her şey iyi değildir. Dışarda, yabancılar arasında daha iyileri bulunabilir. Yerlilik mazeretine sığınıp dünyaya gözleri kapamamak gerekir. İrdelenmesi gerekir. (Tabii, bir zamanlar “yerli film” teriminin ima ettiği gibi, yerli olan her şey mutlaka kötü değildir. Onun da nesnel ölçütlerle kıyaslanması ve irdelenmesi yararlı olur.)

İkinci uyarı: Dün yerli olan bugün yabancı olabileceği gibi, bugün yabancı olan bir çok şey yarın yerli olabilir. Bunu belirlemenin yolu, o öğenin günümüzeki işlevsel analizini yapmaktan geçer. Bakarsınız, dışardan gelen, hatta özenti  olarak kopya edilen bir adet toplumca benimsenmiştir.

Biz de eskiden olnayan doğum gününü kutlama alışkanlığı gibi...Bu “yerli olmayan” ritüel, insanların birey olarak kendilerini özel hissetmeleri ve onaylanmaları sürecine katkıda bulunduğu için özümsenmiş, “yerli”leşmiştir.

Ezcümle: Kimin yerli olduğu ya da olmadığı tartışmalarında safınızı dikkatle seçin. Size yerli diye yutturulmaya çalışılan aslında öyle olmayabileceğini akıldan çıkarmayın.

   ***

Geliyoruz başlıktaki soruya.  Fazıl Say mı daha yerlidir, yoksa Mehter Takımı mı?

Bu soruyu 29 Mayıs günü Yenikapı’ya doldurulmuş yüzbinlere soracak olursanız alacağınız yanıt açıktır.  Elbette, Mehter Takımı! 

Adı muhalife çıkmış olan “piyanist” Fazıl Say kim ola ki? O gün meydanı dolduran yüzbinler tarafından yuhalanması için sahneden gelecek ufak bir sinyal yeterdi.

 Sorduğum soruya benim yanıtım ise, elbette Fazıl Say daha yerlidir olacaktır!

Çünkü, dediğim gibi, yerlilik donmuş bir kavram değildir, günün koşullarında sürekli olarak yeniden yorumlanmakta, geliştirilmektedir. Günümüzün yerliliği ancak  evrensellik içinde anlam kazanır.

Fazıl Say, evrensel  değerlere  ve günün ölçütlerine göre yeni eserler üretmekte, geleneksel müziğimizin öğeleri ve aletlerini de kulllanarak “21. Yüzyıl’da Türk olmanın” müziksel içeriğini zenginleştirmekte ve bunu yabancılara kabul ettirmektedir.  

Fazıl Say hem “burası”dır, hem “buralı”, hem de “bugün”. Mehter ise belki bir zamanlar “burası” idi, ama “dün”dür. 

Savunmamız gereken yerelilik, evrensel  gerçekler ve “şimdi” içinde ayakta kalabilen yerliliktir.

Mehter takımı antropolojik ve folklorik anlamda yerlidir, Fazıl Say ise tarihsel ve kültürel anlamda.

Türkiye’yi ziyaret eden yabancı dostlarımı bir müzeye götürür gibi Mehter Takımı kenserine götürebilirim.  Hoşuma da gider.  Ancak, “işte bugün bizi seslendiren, duygularımızı dile getiren müzik” diyemem.

Takma bıyıkları ve iğreti giysileri ile mehter takımı ne kadar otantiktir,  ne kadar Hollywood’tur,  ayrıca tartışmaya değer.

Yerli olmak için, hakiki de olmak gerekir. Fazıl Say hakikidir, Mehter Takımı ise plastik!

Tıpkı bugün yerli olduğunu iddia edenlerin bir çoğu gibi.

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.