• BIST 105.381
  • Altın 147,241
  • Dolar 3,4893
  • Euro 4,1870
  • İstanbul 26 °C
  • Ankara 17 °C
  • İzmir 21 °C
  • Adana 27 °C
  • Antalya 25 °C

Fethullah Gülen’in ikiyüzlülüğü: Gezi’de de ortaktınız!

Fethullah Gülen’in ikiyüzlülüğü: Gezi’de de ortaktınız!
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ABD ziyaretini başladığı gün, Fethullah Gülen ABD’nin önemli yayın kuruluşlarından birisi olan Washington Post’ta bir yazı kaleme aldı.

Çağlar Ezikoğlu

“…Halbuki böyle başlamamışlardı. AKP 2002 yılında, Avrupa Birliği üyeliği hedefine matuf demokratik reformlar vaat ederek iktidara geldi. Fakat zaman geçtikçe Erdoğan giderek muhalif düşünceye karşı tahammülsüz hale gelmeye başladı. Birçok medya organının devletin denetleme kurumları vasıtasıyla kendi yandaşlarına intikalini sağladı. 2013 yazında Gezi parkı eylemlerini şiddetle bastırdı.”[1]

Bu satırları dün itibariyle birçok basın yayın kuruluşunda okumuşsunuzdur. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ABD ziyaretini başladığı gün, Fethullah Gülen ABD’nin önemli yayın kuruluşlarından birisi olan Washington Post’ta bir yazı kaleme aldı. Aslında bu durum tipik bir Perşembe’nin gelişi Çarşamba’dan bellidir hikayesi. Dün itibariyle gerçekleşen Trump-Erdoğan görüşmesinin sadece 20 dakika sürmesi, görüşme sonrasında Trump’ın açıklamasında YPG meselesine hiçbir şekilde değinilmemesi, Erdoğan’ın açıklamasında ise ABD’nin YPG’ye verdiği destek açık bir şekilde eleştirilmişken açıklamanın çevirisinin 180 derece tersi bir şekilde yansıtılması, yine Trump’ın açıklamasında FETÖ’ye ilişkin herhangi bir ifadenin bulunmuyor oluşu Türk tarafının toplantı neticesinde istedikleri neticeleri pek de alamadığını göstermişti. Aslında bu tablonun böyle olacağının ilk sinyalini işte Fethullah Gülen’in bu yazısıyla verilmişti. İadesini istediğiniz bir terör örgütünün lideri bırakın iade meselelerinin bu toplantılarda Trump idaresi tarafından ciddiye alınması veya değerlendirilmesini, ABD’nin önemli gazetelerinden birisinde yazı kaleme alabiliyor üstelik tam da toplantının olacağı gün.

Peki ya yazının içeriği? Aslında yıllardır ortak oldukları AKP iktidarının yaptığını yapıyor Fethullah Gülen ve onun kirli suç örgütü. Nasıl ki AKP’liler Fethullah Gülen Cemaati ile ortaklıklarını bulundukları her ortamda istisnasız bir şekilde reddediyor, 15 Temmuz darbe girişiminin siyasi ayağı yok diye aradan sıvışmaya çalışıyor, Ergenekon Balyoz gibi nice kumpasları birlikte işlediği Gülen Cemaati’nin kendilerini bu hususlarda kandırdığını iddia ediyor ya; işte benzer bir durum söz konusu Fethullah Gülen’in yazdığı (daha doğru bir ifadeyle kuvvetle muhtemel tetikçi bir Cemaat akademisyenine yazdırdığı) yazıda da mevcut.

Aslında yazının başında Fethullah Gülen istediğini çok net bir şekilde söylüyor ve diyor ki; “Batı, Türkiye’nin demokrasi rotasına geri dönmesine yardım etmeli. Bugünkü görüşme ve önümüzdeki hafta yapılacak olan NATO Zirvesi bu maksada matuf bir fırsat olarak değerlendirilmeli.” Yani kısaca bu memlekete Batılı güçlerin demokrasi getirmesi gerektiğini açık ve net bir şekilde ifade ediyor bu ikiyüzlü imam. Ve esas ikiyüzlülüğünü yazının devamında net bir şekilde görüyoruz. 15 yıllık AKP iktidarı boyunca Kürtlerden laiklere, Alevilerden gazetecilere ve akademisyenlere AKP iktidarı ile ortak olarak hareket edip nice zulümler yaşatan, Ergenekon ve Balyoz gibi kumpaslarla nice insanları zindanlarda çürüten Fethullah Gülen adlı bu imam, şimdi ise bütün bu baskıların tek sorumlusunun AKP iktidarı olduğunu söyleyecek kadar utanmaz ve arlanmaz bir figür olarak karşımızda. Ama esas ikiyüzlülüğü başta umut vaad ederek geldiğini düşündüğü AKP iktidarının dönüşümünün miladı olarak Gezi hareketini alması. Ve Gülen’e göre, AKP iktidarı Gezi süresince eylemcilere sert bir şekilde saldırmış.

Hani cemaatin de sevdiği hatta 2019 için aday göstermeyi bile düşündüğü eski bir Cumhurbaşkanı vardı ya; onun sözüyle cevap verelim bu ifadelere; ‘İnsan gerekten hayret ediyor! Böylesi utanmazlık böylesi bir yüzsüzlüğü herhalde tarih kitapları yazmamıştır. İşte 6 Haziran 2013 tarihli Fethullah Gülen’in Gezi yorumu[2];

“-Niye vuruyorlar? Niye öldürüyorlar? Niye zayiata sebebiyet veriyorlar? Ne günahı var o masum insanların ki camlarını kırıyorlar; molotof kokteyli atıyorlar yurtlara, pansiyonlara, evlere, okullara, üniversitelere, hatta banka şubelerine!.. Öyle bir mantıksızlık, gayr-i insanîlik alıp gidiyor. Demek ki, aslında biz bize etmişiz. Tabanda mesele... toprak kirlendiğinden dolayı, kuvve-yi inbatiyesini kaybettiğinden dolayı, atmosferi, ozonu deldiğimizden dolayı, güneş şuaları ters geldiğinden dolayı, her şey aleyhte cereyan ettiğinden dolayı, böyle nesebi gayr-i sahih bir kısım hadiseler oluşuyor... Tahribatları tahribatla karşılamak değil de, tahribatları tamiratla gidermeye çalışan bir nesil yetişir diye düşünmedik. Başıboş nesiller yetişti; ne doğru ne yanlış onu bilmeyen nesiller yetişti. Biz umursamazlık içinde baktık. Çok defa onları hafife aldık. ‘Bir avuç’ dedik onlara... ve onlar da azgın, esirmiş insanlar gibi sağa sola saldırdılar.”

Gezi’deki eylemcilere gayri meşru çocuklar olarak nitelendirecek kadar küçülmüş bir imam ile karşı karşıyaydık o günlerde. Ve o imamın ordusu o gün Gezi Parkı’ndaki protestoculara acımasızca saldırıyordu. Dönemin en önemli mülki idare yöneticileri, İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu ve Emniyet Müdürü Hüseyin Çapkın 15 Temmuz darbe girişimleri sonrası yapılan soruşturmalarda FETÖ’ye üye olmak suçlamasıyla gözaltına alındı ve tutuklandı. Yetmedi, eylemler sırasındaki “orantısız güç uygulama” eleştirilerinde ön plana çıkan isimlerden olan İstanbul Emniyeti Güvenlik Şube Müdür Yardımcısı Mithat Aynacı 15 Temmuz darbe girişiminde Aksaray Orduevi’nin önündeki tanklardan birinin içinde çıktı. Güvenlik Şube Müdürü Yunus Dolar ise FETÖ üyesi olması sebebiyle Ağustos’da çıkarılan KHK ile meslekten ihraç edildi. Bir diğer isim, Gezi’nin ilk kıvılcımlarının başlamasına sebep olan, bölgedeki çadırların yakılması hususunda emir veren İstanbul Emniyet Müdür Yardımcısı Ramazan Emekli’de yine FETÖ üyesi olma suçlamasıyla ihraç edilenler arasındaydı.

Peki sadece bunlar mı? Elbette hayır, eylemcilere yapılan orantısız müdahaleyi ‘Provokatörlere Suçüstü’ manşetiyle savunan Zaman Gazetesi’ni, ‘Camide içki içtiler’ yalanını utanmadan yayınlarına haber olarak konu edinen Samanyolu Televizyonu’nu elbette unutmadık. Gezi süresince AKP iktidarı ile tam uyum içerisinde ortak olarak hareket eden Fethullah Gülen ve onun örgütünün bugün hiç utanmadan hiç sıkılmadan protestoculara yönelik şiddetten şikayet ediyor oluşu tipik bir ikiyüzlülükten ibarettir.

Bu satırları kaleme alırken de, Fethullahçılara yönelik kaleme aldığım bütün yazılarda da, Fethullahçılarla işbirliği halinde olan ve Fethullah Gülen’in bu ikiyüzlülüğünü dahi eleştirmekten korkan YAE’ci liberalleri eleştirirken de, hiçbir kurumla veya şahısla bir bağım olmadan özgür irademle hareket ettim. Bu sebeple yıllardır hem bahse konu Cemaat tarafından ya sosyal medyada açıktan tehdit edildim hakarete uğradım, ya da yurtdışındaki kaçak müritleri tarafından üstü kapalı tehdit edildim. Ve bunları yaşarken de hiçbir zaman ne maddi ne de manevi birilerinden destek alarak bu aymazlıklara karşı durdum, tek güvendiğim özgür irademdi. Geçtiğimiz gün polis telsizcisi Hayko ve Müteahhit Levent’i yazdıktan sonra şahsıma edilen hakaretleri de yıllardır olduğu gibi gülerek takip ediyorum. Tekrar bu müfterilere seslenmek isterim; ben bu ülkeyi olabildiğince seven, Atatürk’ün kurduğu laik Cumhuriyet için her şeyini verebilecek bir yurttaştan fazlası değilim. Zaten böyle etkili ve güçlü olsam, birilerinin arkasına dayanmış olsaydım çok daha farklı noktalarda olur, hiçbir şey olmasa havuz medyasına yanlayan merkez medyanın Prime Time programlarında görüş bildiren akademisyen tayfasına katılırdım. Ama geldiğim nokta bilimsel çalışmalarım için maddi kaynak aramak ve bunu bulamamaktan ötürü girişilen bir kısır döngüden ibaret.

 Ama unutulmasın ki, AKP iktidarı ile Fethullahçıların ortaklıklarını her platformda dile getirmekten de geri durmayacağım. Şahsıma yönelik utanmadan ‘şunun bunun adamı’ diye nitelendiren bu Fethullahçı artıklarının da hiçbir değeri yok nazarımda. Tek dileğim gerçekten bu ülkenin kaynaklarına çöreklenen, devlet kadrolarına utanmaksızın işgal eden bu cemaat ve tarikatların kökünün kazınması. Lakin görülen o ki, bu çaba da boşa zira FETÖ’nün kasaları Kavurmacı’dan baklavacı Seyidoğlu’na; Fethullahçı Mustafa Armağan’dan darbenin siyasi ayağında olan vekillere bakanlara belediye başkanlarına dokunulmuyor! Daha bu iradeyi bile gösteremedikten sonra, ABD veya diğer ülkelerin Fethullahçıları destekleme hususunda böylesi davranışları çok da beklenmedik değil…

Aberystwyth Üniversitesi, Uluslararası Siyaset Departmanı, Araştırma Görevlisi ve Doktora Adayı

[1]https://www.washingtonpost.com/news/global-opinions/wp/2017/05/15/fethullah-gulen-artik-taniyamadigim-ulke-turkiye/?utm_term=.22e608949958

[2] http://www.milliyet.com.tr/fethullah-gulen-in-bu-yorumu-cok/gundem/detay/1719371/default.htm

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Diğer Haberler
    • Antep'te çapkınlığa kalkıştım canımı zor kurtardım03 Eylül 2017 Pazar 16:15
    • Bayramları sever miyim?01 Eylül 2017 Cuma 11:03
    • Seni ikinci Ekmeleddin yaptırmayacağız İslamcı eskisi müteahhit Levent!28 Ağustos 2017 Pazartesi 16:18
    • Antep27 Ağustos 2017 Pazar 16:02
    • Memleket yanarken kurultay yapmak26 Ağustos 2017 Cumartesi 13:11
    • Hocam Şükrü Kızılot25 Ağustos 2017 Cuma 14:19
    • Heykellere saldırı24 Ağustos 2017 Perşembe 10:31
    • Kerameti atlette aramak23 Ağustos 2017 Çarşamba 22:29
    • Şeriat soslu neo-faşist tırmanışı durdurmak!21 Ağustos 2017 Pazartesi 20:32
    • Cumhuriyet devrimleri, demokrasi ve Kürt sorunu ilişkisi17 Ağustos 2017 Perşembe 13:45
    • Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
      Tel : +90 212 963 1051 (pbx)