• BIST 83.067
  • Altın 146,538
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • İstanbul 5 °C
  • Ankara 1 °C
  • İzmir 6 °C
  • Adana 8 °C
  • Antalya 10 °C

FETÖ ile hesaplaşmak

Ender HELVACIOĞLU

Gerçek 1: Türkiye, 15 Temmuz gecesi Fethullah cemaati örgütünün ordu içindeki yapılanmasının bir darbe girişimini yaşadı.

Gerçek 2: Bu darbe girişiminin ABD’den habersiz ve onun yol vermesi olmadan gerçekleşmesi olanaksızdır. Çünkü bütün kanıtlarıyla biliniyor ki, bu cemaat yapılanması, Türkiye’nin bağrına sokulmuş ve devleti ağ gibi sarmış bir Amerikan (CIA) ajan örgütlenmesidir.

Gerçek 3: Bundan 8 yıl önce aynı yapı, yine ABD’nin yönlendirmesiyle, AKP’nin çatısı altında, Ergenekon, Balyoz vb. operasyonlarını yapmış, devlet ve ordu içindeki ulusalcı güçler tasfiye edilmiş, AKP iktidarı sağlamlaştırılmış, Türkiye’ye ayar verilmişti.

Gerçek 4: 2003-2014 yılları arasında, ülkeyi fiilen AKP-Cemaat ittifakı yönetti. Bu ittifak başta ABD olmak üzere emperyalistlerin ve küresel sermayenin Türkiye’ye dayattığı rejim değişikliğinin ve bölgeye ilişkin planlarının taşeronuydu. El ele ve herkesin bildiği operasyonlarla ulusal güçleri tasfiye ettiler ve cumhuriyet rejimini yıktılar. (Dışa yönelik suçları burada hiç söylemiyoruz bile)

Bu operasyonların vurucu gücü Cemaat, “savcısı” da Erdoğan’dı. Erdoğan bu süreçte ittifakına “ne istedilerse verdi”. 40 yıllık Cemaat, en büyük atağını AKP iktidarı altında yaptı; devletin bütün kurumlarında en üst kademelere kadar (ve her türlü olanak sağlanarak toplum içinde) örgütlendi.

Darbeci generaller, iki yıldır temizlenmekle bir türlü tükenmeyen emniyet mensupları, savcılar, yargıçlar, her halde üç gün önce Hoca’ya biat etmediler. Erdoğan’ın koruması ve AKP’nin çatısı altında palazlandılar ve gördüğümüz gibi ülkenin kaderini değiştirebilecek girişimlerde bulunabilme gücüne eriştiler.

Eğer bir FETÖ davası açılırsa, başta Erdoğan olmak üzere AKP’nin gelmiş geçmiş bütün yöneticileri hakkında FETÖ üyesi oldukları, ortak girişimlerde bulundukları veya en azından “yardım ve yataklık yaptıkları” suçlamaları için sayısız kanıt bulunabilir!

Şimdi Türkiye, son olarak 15 Temmuz darbe girişimini gerçekleştiren bu halk düşmanı ve vatan haini örgütlenmeyle hesaplaşacaksa, yukarıda özetlediğimiz çırılçıplak gerçekler gözden kaçırılamaz. Bu gerçeklerden yola çıkılmalıdır.

Kimse “kandırıldık” diyerek sorumluluktan kaçamaz. O zaman, gözaltına alınan Cemaat üyesi tüm devlet görevlileri, hatta darbeci generaller bile “kandırıldık” diye savunma yapabilirler! Erdoğan ve AKP yöneticilerinin “kandırılma” hakları var da onların yok mu!?  

FETÖ ile hesaplaşmak, 1) ABD emperyalizmiyle, 2) ülkeyi on yıl bu örgüt ile ittifak içinde yönetmiş AKP iktidarı ve Erdoğan kliğiyle hesaplaşmak demektir. Böyle bir perspektif hakim olmazsa, ülkenin ve toplumun başına yeni ve çok daha tehlikeli çoraplar örülmesinin önüne geçilemez.

***

Şimdi bazıları bu kritik dönemde geçmiş hesapları gündeme getirmemek, Erdoğan ve AKP’yi hedef almamak gerektiğini, Erdoğan yönetiminin “hatasını anladığını”, “anti-emperyalist ve milli bir mevzie geldiğini, bu mevzie teslim olduğunu” vb. iddia edebilirler; darbe girişiminin esas olarak Erdoğan’ı hedef almasını bu iddialarına kanıt olarak gösterebilirler.

Fena halde (ve belki de bilinçli olarak) yanılıyorlar/yanıltıyorlar.

Kinci değiliz. Geçmişe takılıp kalmış da değiliz. Geçmiş bir davayı güttüğümüz için değil, gelecekteki benzer tehlikeleri önleyebilmek için ısrarla AKP ve Erdoğan kliğini vurguluyoruz.

Çünkü, iktidarını her yola başvurarak korumak amacındaki Erdoğan kliğinin yeni bir ittifakı var ve bu seferki daha da tehlikeli: Başta IŞİD olmak üzere İslamcı terör örgütleri. Buna bir de ilkel Türk milliyetçilerini, etnik ırkçıları eklemek gerek.

Tıpkı Cemaat’le ittifak sürecinde olduğu gibi, Erdoğan kliğinin koruması ve AKP’nin çatısı altında palazlanıyorlar, devletin, Emniyet’in içinde yuvalanıyorlar ve kendilerine her türlü olanak sağlanarak toplum içinde örgütleniyorlar.

Darbe karşıtı protestolarda da gördüğümüz gibi, silahsız askerleri linç edip boğazını kesen, kitleye “idam isteriz” türü sloganlar attıran, meydanlarda zikir çeken palalı-sopalı güruh bir prova yapıyor. Bunların, meydanlara çıkıp tanklara karşı koyan sıradan halk gibi “Türkiyeci” değil, “Erdoğancı” olduklarını da görüyoruz.

Bir süre sonra ülkemiz şeriatçı bir kalkışmayla yüz yüze geldiğinde, Erdoğan bu kez de “ben onları ‘öfkeli dindarlar’ veya “Suriyeli demokratlar” sanmıştım; kandırılmışım” mı diyecek?

Kısacası, Türkiye için güvenlik zafiyeti yaratan asıl odak AKP iktidarı ve Erdoğan kliğidir. Sivrisinek akınlarının önüne geçebilmek için bataklığı kurutmak gerekir.

***

Bu yazıya son noktayı koyup editöre yollamak üzereyken yurt çapında “Olağanüstü Hal” ilan edildiği açıklandı. Amaç FETÖ ile hesaplaşmakmış. Ben de “AKP’nin ittifakları” olarak düşündüğüm yazımın başlığını “FETÖ ile hesaplaşmak” olarak değiştirdim. Umarım yazıda vurguladığım noktalar OHAL yetkilileri tarafından dikkate alınır!

Türkiye’nin ilerici birikiminin, aydınlık yüzünün temsilcileri, solcuları, sosyalistleri de bir olağanüstü hal ilanı ihtiyacı, daha doğrusu görevi ile karşı karşıyadır.

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Yazarın Diğer Yazıları
      Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.