• BIST 97.587
  • Altın 144,246
  • Dolar 3,5616
  • Euro 4,0057
  • İstanbul 19 °C
  • Ankara 19 °C
  • İzmir 21 °C
  • Adana 23 °C
  • Antalya 23 °C

Feto ve 31 Mart Vakası

Nahit DURU

Neler oluyor, bir anlayan varsa anlatsın. 
Şurası kesin ve tartışmasız. Türkiye ciddi bir badire atlattı. 
Herkeste darbe girişiminin şaşkınlığı sürüyor. Çoğunluk tek doğrunun feto çetesinin darbe yapmaya kalkıştığı konusunda hem fikir. 

Öte yandan iktidar, doğru ya da yanlış önlemler alınmaya çalışıyor.

Akılların almadığı bir iddiayı Başbakan attı ortaya. 

"Ankara'da ve İstanbul’da tankların çıkarıldığı, helikopterlerin kaldırıldığı bütün kışlaları kapatıyoruz”

Her şeyi anlarım da, darbeye kalkışanların üs olarak kullandıkları yerlerin kapatılmasını anlamakta güçlük çekerim

. Güçlük çekerim, çünkü:
Darbe girişiminin bastırılmasının hemen ardından Cumhurbaşkanı, Topçu Kışlasının Gezi Parkına yapılacağını açıklayıverdi. Cuma günü de İstanbul Belediye Başkanı Kadir Topbaş..

Siz, darbecilerin üslerini kapatma kararı aldığınızı açıklıyorsunuz. Ardından da tarihe 31 Mart vakası olarak geçen kanlı kalkışmanın merkezini yeniden ihya etmeye çalışıyorsunuz. 

Biliyorsunuz.

31 mart kalkışması, her ne kadar bir askeri kalkışma olarak Topçu Kışlası'nda başlamışsa da, Derviş Vahdeti denilen bir yobazın tahrikiyle, mürtecilerin (gericilerin) ayaklanmasına dönüşüyor.  O kalkışma da, devleti ele geçirmeye, olmazsa iç savaş çıkartmaya, Meclisi Mebusan-ı kapatmaya yönelikti.  

Ayaklanma 12 gün sürüyor, isyancılar, daha sonra yine Topçu kışlasında saklanıyor. Yani. Topçu Kışlası, yobazların üssü haline geliyor. 

Ve güç bela bastırılıyor. 

Gerici asiler, 15 Temmuz'da olduğu gibi Meclis basıyor,  gazetecileri, Meşrutiyet yanlılarını ve subayları öldürüyorlar.

Yani irticai bir isyandır, 31 Mart vakası ve üs Topçu Kışlasıdır.

Şimdi şu soruyu sormak gerekiyor:

15 Temmuz darbe girişiminde üs olarak kullanılan askeri kışla ve  havaalanlarının kapatılması düşünülürken, gerici kalkışmanın  başladığı bir kışlayı yeniden ihya etmenin anlamı nedir?

Anlatın da anlayalım. 

İkincisi, Fetocu yetiştirdiği iddiası ile askeri liselerin de kapatılmaya çalışılması akla uygun mu?

Yalnız Kuleli Askeri lisesinden örnek vereyim. 

Kuleli Askeri Lisesi - Mekteb-i Fünun-ı İdadiye adı ile -  21 Eylül 1845'de kuruluyor. 
1879 yılında ise bugünkü binasına taşınıyor. 
1924 yılında yani Cumhuriyet'in ilanının hemen ardından çıkarılan Tevhid-i  Tedrisat -eğitim Birliği - Kanunu ile Kuleli Askeri lisesi, Kuleli Lisesi adını alıyor. 
1925 yılında ise, müfredatı değiştirilen ve eğitim birliği yasasına uygun hale getirilen Kuleli Askeri Lisesi yeniden hizmete açılıyor ve günümüze kadar geliyor.
Sonraları, Konya'da, Bursa'da, Erzincan'da da askeri liseler açılıyor. Deniz lisesi de dahil bunlara... Askeri Orta Okulları da, 1959 yılında Selimiye kışlasında bir çatı altında toplanıyor. 1960 ihtilalinden bir süre sonra orta okullar kapatılıyor. 

Hepsi de eğitim Birliği yasasına uygun olarak faaliyet gösteriyor.

Ders programı Milli Eğitim Bakanlığı tarafından hazırlanıyor, diplomaları da bakanlık tarafından veriliyor.

Galiba denetlemek zor geliyor iktidara . Ya da işine öyle geliyor. 

O zaman denetimini yapmadığınız tüm yatılı okulları, yurtları kapatın. Hatta bütün okulların ve kışlaların arsasını TOKİ'ye verin...

İkinci Meşrutiyet döneminde iki kez Maarif Nazırı - Milli Eğitim Bakanı - olan Emrullah Efendi ne demişti:
"Şu mektepler olmasaydı maarifi ne güzel idare ederdim"

Kışlaları, okulların tümünü kapatsalar, acaba ülke daha iyi mi yönetilir?

Yok artık. 
 

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Yazarın Diğer Yazıları
      Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
      Tel : +90 212 963 1051 (pbx)