• BIST 99.639
  • Altın 141,393
  • Dolar 3,5032
  • Euro 3,9191
  • İstanbul 27 °C
  • Ankara 22 °C
  • İzmir 29 °C
  • Adana 26 °C
  • Antalya 28 °C

Fransız cumhurbaşkanlığı seçimleri zorda

Cüneyt AYRAL / Paris

Fransa’da iki ay sonra yapılacak olan Cumhurbaşkanlığı seçimleri merkez sağın adayı François Fillon için üç yargıcın görevlendirilmesi ile iyice zora girdi.

Fillon’un eşi ve yakınlarını danışman olarak kullanması ve onlara devlet kasasından maaş ödetmesi skandalının ortaya çıkmasından sonra yargı mekanizması çalışmaya başlamış ve soruşturma açılmıştı.

Mali suçlarla ilgili savcılığın yürüttüğü soruşturmanın sağlıklı yapılabilmesi için, alışılmışın dışında, üç bağımsız mali suçlar yargıcı araştırmayı yapmakla görevlendirildi, şimdi gözler yargıçlarda...

Fransa’da Cumhurbaşkanlığı yarışında ilk turda Sosyalist Parti’nin adayı Benoit Hamon, Komünist blokun adayı Jean-Luc Mélenchon aşırı sağın adayı ise Marine Le Pen. Ayrıca sosyalistlerden ayrılarak kişisel olarak adaylığını açıklayan eski maliye bakanı Emmanuel Macron da aday.

Şimdiki Cumhurbaşkanı F.Holland’ın başarısız yönetimi ve sağa yakınlaşması nedeniyle sosyalisterin pek şansı olmadığı söylenen seçimlerde, radikal ekonomik görüşleri ile öne çıkan Macron şans arıyor, ancak çok genç ve hırslı olması Fransız seçmenini rahatsız ediyor. Öte yandan Macron’un dev seçim kampanyasını hangi bütçe ile yaptığı da çok yakında sorgulanmaya başlayacaktır.

Aşırı sağcı Le Pen, tarihinde olmadığı kadar güçlü, ikinci tura çıkacağına kesin gözüyle bakılıyor, ama karşısına kim gelecek ve ortak oylar nerede toplanacak? Temel soru ve Fransa’nın sorunu da bu zaten...

Komünist blokunun adayı Mélenchon’un oy oranı değişmiyor, % 12-19 arasında gidip gelen bir oy oranı var, ancak eğer Fillon’un başı yargı ile derde girerse, o zaman ilk turda kimin kaç oyla ipi göğüsleyeceği de pek belli değil. Fransa belki de ilk kez bu kadar karmakarışık duygularla bir seçime gidiyor.

Egemenliğin kayıtsız şartsız halkta olduğu, gerçek bir demokrasi olan Fransa’da olup biteni iyi izlemek ve demokrasi dersi almak gerekiyor. Çünkü seçimlere beş kala yargının işleyişi, halkın ödediği vergilerin hesabını soruyor oluşu, seçimlerde kimin kaç oy alacağının ortada olması gibi pek çok ders var.

Öte yandan demokrasi olduğu savındaki Azarbeycan’da, bir kararname ile devlet başkanı, eşini başkan yardımcısı ilan edebiliyor. Bu da farklı bir demokrasi örneği değil mi?

Türkiye de bir kararın aşamasında şimdi, 16 Nisan’da sandığa gidilip yeni Anayasa oylanacak.

Demokrasi olarak ya Fransa gibisi seçilecek ve HAYIR denilecek, ya da EVET denilip eş, kardeş, damat vs ile devlet yönetilmeye çalışılacak ve elbette baskılar artacak, sistem kökünden değiştirilecek ve Türkiye nereye gittiği ve nasıl olduğu belli olmayan bir “demokrasiye” teslim olacak.

Olağan Üstü Hal yasalarının hâlâ geçerli olduğu Fransa’da tutuklu bir tek gazeteci yok, tutuklanmış herhangi bir milletvekili de yok. Her gazeteci istediği eleştiriyi sonuna kadar yapabiliyor, milletvekilleri de eleştirilerini ya da savunmalarını rahatça yapabiliyorlar. Seçimler için her aday sürekli olarak propagandasını sürüdürüyor, hiç bir engelle karşılaşılmıyor.

Türkiye kendi sistemine “demokrasi” derken, Fransa’da “demokrasinin” içinde yaşayıp, Türkiye’deki haberleri okuyarak ya da dinleyerek izliyor olmak insanın kafasını gerçekten karıştırıyor. Demokrat olmanın, zögürlükçü olmanın bir erdem olduğu ortamda Türkiye’yi dinliyor olmak insana yalnızca azap veriyor...

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Yazarın Diğer Yazıları
      Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
      Tel : +90 212 963 1051 (pbx)