• BIST 106.239
  • Altın 161,321
  • Dolar 3,8713
  • Euro 4,5671
  • İstanbul 15 °C
  • Ankara 12 °C
  • İzmir 17 °C
  • Adana 21 °C
  • Antalya 19 °C

Gar Katliamının yıldönümü: 'Barış' demek için toplanmışlardı

Gar Katliamının yıldönümü: 'Barış' demek için toplanmışlardı
Geçtiğimiz yıl 10 Ekim'de Ankara Gar Meydanı'nda IŞİD tarafından göz göre göre gerçekleştirilen canlı bomba eyleminde hayatını kaybedenler anılıyor.

10 Ekim Ankara Katliamı birinci yılında unutulmadı. Dün Karşıyaka Mezarlığı’nda bulunan kayıplar için ziyaretler yapıldı. Bugün 10.04’te Ankara Garı’nda yapılacak.

10 Ekim Ankara Katliamı’nın birinci yılında Ankara Karşıyaka Mezarlığı eşlerini, çocuklarını, yoldaşlarını ve arkadaşlarını kaybedenlerle doldu. Sendikaların ve siyasi partilerin de katıldığı dün yapılan anmada yakınlarının mezarı başında konuşanlar barış için mücadele sözü verdi. Mezarı Ankara’da bulunan Korkmaz Tedik, Ali Kitapçı, Uygar Coşgun, Sevgi Öztekin, İdil Güneyi’nin ailesi ve yakınlarının yanı sıra emek ve meslek örgütleri, siyasi parti ve örgütleri de anmaya katıldı. Ayrıca katliamda yaşamını yitiren Dilan Sarıkaya, Dicle Deli, Mesut Mak, Canberk Bakış, barış annesi Meryem Bulut ve Güney Doğan’ın aileleri de mezarlıktaydı. Karşıyaka Mezarlığı’nda yapılan konuşmaların öncesinde hayatını kaybedenler için bir dakikalık saygı duruşunda bulunuldu ve mezarlar ziyaret edildi. Anmada sık sık, “Barış yoksa gelecek de yok”, “Yaşasın halkların kardeşliği” sloganları atıldı.

‘ANNE SENSİZ BARIŞ OLMAZ’

Evrensel gazetesinde yer alan habere göre, Korkmaz Tedik’in annesi⁠⁠ Zöhre Tedik oğluyla son konuşmalarını anlattı: “Geçen sene binlerce insan barış talebiyle insanlar ölmesin, asker, polis ölmesin, annelerin yüreği yanmasın diye miting düzenledi. Korkmaz’a ‘Ben mitinge gitmeyeceğim’ dedim. O, ‘Anne sensiz barış olmaz bütün insanlar bu mitinge gelecek’ deyince ‘Tamam’ dedim ‘Geleceğim.’ Babalarımızı oğullarımızı kardeşlerimizi kaybettik o gün. Egemen güçler kana doymuyor. Yeniden alanlara çıkmak birleşik gücünü göstermek için alanlara çıkmalı insanlar. Gücümüz var! Askerin, polisin, dağdaki gerillanın anası, 101 insanın anası; Gelin Meclis’e gidip hesap soralım.”

Ümit Seylan’ın amcası ve 10 Ekim Der yöneticisi İhsan Seylan, “Hani sosyalizm insanlığın gördüğü rüyadır. Alandakilerin en güzel hayali de barıştı. Barış için düştüler. Barış bayrağı tekrar kalkacak. Barış geleceğine inanmak istiyoruz. Barış harcını 101 insanımız attı. 101 canımız asla unutulmayacak” dedi.

‘ONLAR YALNIZLAR, BİZ İSE NE ÇOĞUZ’

10 Ekim’de yaşamını yitiren BTS üyesi Ali Kitapçı’nın mezarı başında konuşan eşi Emel Kitapçı da, “Anarşizme gönül vermiş mücadele adamı. Bir yıl geçti hâlâ o günü ilk günkü gibi yaşıyoruz. Bu katillerin, alçakların yarattığı bu karanlık sayfa kapanacak. Barış, kardeşlik ve özgürlük türküleri söylemeye devam edeceğiz. Her zamandan daha fazla kol kola durmaya devam edeceğiz. Biz büyüyoruz onlarsa eksiliyorlar. Her gün nicelerini öldürdüler sizden sonra korkuya teslim olup sinen de oldu ama biz buradayız. Onlar yalnızlar, biz ise ne çoğuz” diye konuştu.

Uygar Coşgun’un dedesi Burhan Durdu ise, “Bu felaket ve bu olay unutulacak bir olay değildir. Ta ki suçlular bulunup adalet yerini bulana kadar devam edecektir. Ankara katliamında şehit edilen 101 kişinin evlerine ateş düştü o günden bugüne kadar ailelere ateş düşmeye devam ediyor. Ülkemde darbe girişiminde ve diğer olaylardan dolayı kimse kendini güvende hissetmesin. Bir gün onların yuvalarına da ateş düşebilir. Hepimiz adalet istiyoruz” dedi.

Sevgi Öztekin’in mezarı başında konuşan arkadaşı Nebahat Atilla ise barış güvercinlerinin, barış meydanında katledildiğini ve bu acıları sırtlamaktan yorulmadıklarını söyledi. Bundan sonra daha güçlü bir şekilde “Savaşa hayır” dediklerini dile getirdi.

DAVA İÇİN ÇAĞRI

Katliamda hayatını kaybeden Uygar Coşgun’un eşi, 10 Ekim Der Başkanı Mehtap Sakine Coşgun da 10 Ekim katliamı davasının ilk duruşmasının 7 Kasım’da görüleceğini söyledi. Adaletin bir yıldır yerine gelmediğini belirten Coşgun, ailelerin Ankara Adliyesi’nde de yalnız bırakılmaması gerektiğini dile getirdi. Hayatını kaybedenlerin yakınları ve bedel ödeyen bütün kurumların yaptığı desteği sürdürmesini beklediklerini vurgulayan Coşgun, “Daha yeni başlıyoruz. Türk yargısı bize ne veriyor göreceğiz. 7 Kasım Pazartesi günü saat 09.00’da orada olacağız” dedi.

NE OLMUŞTU?

Daha geçen yıldı... Türkiye çözüm sürecinde barışın tadını kısa bir süreliğine de olsa tatmış, 7 Haziran seçiminde AKP yüzde 40’a düşerek iktidarını resmen kaybetmişti. HDP, yüzde 13’le 80 vekil çıkarmış, ülkede bambaşka bir hava esmeye başlamıştı. Devlette ve iktidar partisinde seçim sonuçlarından duyulan rahatsızlık kendini hemen göstermiş, çözüm sürecinin biteceği aşikâr hale gelmişti.

Ülke önce 20 Temmuz’da Suruç’ta gencecik çocukların bedenlerini parçalayan bombayla sarsıldı. “10 yıl Suruç’u konuşacağız” derken savaş başladı. 7 Haziran’daki umudun yerini savaşın karanlığı almıştı. Savaşın başlaması toplumda sorgulanıyor, şehit cenazeleri protestolara sahne oluyordu. Havayı dağıtmak ve “terörle mücadele” söylemiyle kitleleri iktidarın arkasında toplamak gerekiyordu. Bu amaçla 10 Ekim’den sadece 23 gün önce, 17 Eylül 2015’de Ankara’da büyük bir miting yapıldı. Hak-Iş, Memur-Sen, MÜSIAD, Barolar Birliği, TESK, TİSK, TOBB, Türk- Iş, TÜRMOB, TÜSIAD gibi “sivil” örgütlerin “Teröre Hayır, Kardeşliğe Evet” yürüyüşünden önce Sıhhiye Meydanı araç ve yaya trafiğine kapatıldı, Abdi Ipekçi Parkı ve çevresinden oluşan toplanma alanı bomba aramasının ardından yürüyüşçülere açıldı. Farklı güzergâhlardaki 7 arama noktasında üst araması yapılarak alana girilebiliyordu. Miting çevresi ve yürüyüş güzergâhında 6 bin polis konuşlandırılmıştı. “Vatandaş” için alınan önlemler üst düzeydi ve ne güzel ki bu yürüyüş hiçbir sorun çıkmadan tamamlanmıştı.

 

“Barış” için gelmişlerdi

10 Ekim’de ise bu defa ötekiler, sözde vatandaşlar, çok geç olmadan “Barış” talebini güçlü bir sesle duyurmak için Ankara’ya gelecekti. Öz vatandaşları için böylesi önlemler alan devlet, “sözde vatandaşların” katılacağı 10 Ekim Barış mitingi içinse bambaşka bir hat izledi. Güvenlik toplantısında Vali’nin “Mitingin yapılmasında bir sakınca var mı? İzin verilmezse ne olur?” sorusuna polis müdürleri “marjinal gruplar olay çıkarabilir” yanıtını veriyordu. Oysa eldeki en az 62 istihbarat notu ve Diyarbakır-Suruç patlamaları göz önüne alındığında, bombalı saldırı, ihtimal olmaktan çıkıp ciddi bir risk haline gelmişti. 14 Eylül’de Istihbarat ve Terörle Mücadele Daire başkanlıklarından Ankara Emniyeti’ne gelen bir istihbaratta IŞID’in miting gibi kalabalık yerlerde “çok sayıda canlı bomba” patlatabileceği belirtiliyordu. Bu istihbarat ilgili birimlere ve üstlere iletilmemişti.

Kontrolsüz alan yaratıldı

Tertip Komitesi miting için 08.30-16.00 saatlerini istemesine rağmen 12- 16 arasında izin verilmişti. Böylece toplanma alanı olan Ankara Garı korumasız hale gelmişti. Güvenlik planlanmalarında bazı grupların ‘çevreye zarar verebileceği’ üzerinde odaklanılıyor, dışardan yapılabilecek saldırı riskleri gündeme bile gelmiyordu. Mahkemeden Gar önünü de kapsayacak biçimde önleme araması kararları alındığı halde, arama noktaları oluşturulmamış ve kontrolsüz toplanmaya izin verilmişti. Alanda görevli 2 bin 44 polisten sadece 129’u Gar çevresinde görevliydi. Patlama anında 10 bin kişinin bulunduğu Gar çevresinde sadece 76 polis vardı. Nitekim olayda yaralanan polis de olmadı.

Ankara Emniyeti, 9 Ekim akşamı 22.00- 24.00 saatleri arasında yaptığı yol uygulamasına 24’te ara verip miting günü 9’da tekrar başlamıştı. Canlı bombalar da yol uygulamasına ara verilen saatlerde, 8.30 civarında Ankara’ya girmişti.

Polis sadece kendini korudu

Emniyet birimlerine gönderilen tedbir yazısında “personelin öncelikle kendilerine yönelik olası ‘canlı bomba’ konusunda duyarlı olmaları” talimatı verilmişti. Emniyet, IŞİD’in HDP ve sol çevreleri hedef aldığına ilişkin çok sayıda istihbarat raporuna rağmen bu uyarıyı kendi personeli ile sınırlı tutmuş, tertip komitesine hiçbir bilgi vermemişti.

Canlı bombalardan Yunus Emre Alagöz’ün eylem yapacağı ve ailesiyle helalleştiğine ilişkin istihbarat bilgileri ağustos başından beri Emniyet’e geliyordu. IŞİD yöneticisi İlhami Balı’nın saldırı emrini 2013’ten beri dinlenen telefon hatları üzerinden verdiği tespit edilmişti. Bu dinlemeler sırasında eylem talimatları “atlanmıştı.”

Göz göre göre gelen Gar katliamının ardından ikt idar faili belirsizleştirerek “kokteyl terör” kavramını kullanıyordu. Medya ve algı operasyonları başarılı oldu ve seçmenin oyu 1 Kasım’da yeniden AKP’yi tek başına iktidar yaptı. Anketler Gar patlamasının ve savaşın, seçim sonuçlarını önemli ölçüde etkilediğini gösteriyordu... Bir de sözde vatandaşlardan 100’ü eksilmişti...

10 Ekim mücadele günüdür

 10 Ekim Ankara katliamında yaşamını yitiren Korkmaz Tedik’in gömütü başında konuşan EMEP Genel Başkanı Selma Gürkan, “Bu katliamdan sonra İstanbul, Gaziantep, Ankara’da başka patlamalar oldu. Böylece siyasi iktidarın içeride ve dışarıda ısrarla sürdürdüğü savaş politikaları çok sayıda cana maloldu. Bombalamalarla geçen bir yılın bilançosunda bir darbe girişimi ve bu darbe girişiminin bastırılmasından sonra yüzbine yakın kamu emekçisinin işten atıldığı, çok sayıda insanın gözaltına alındığı, üniversitelerin kuşatıldığı, televizyon-gazete-radyoların kapatıldığı, emeğin kazanılmış haklarının son kırıntılarının tasfiyesinin de gündeme alındığı bir karşı darbenin tesisi de bulunuyor” dedi. Gürkan konuşmasında, “Bu bakımdan bir yıl sonra 10 Ekim, sadece katliamda yitirdiklerimizi andığımız bir gün değildir. 10 Ekim’e yol açan siyasal ortam devam ettiği sürece de 10 Ekim, sorumlularıyla hesaplaştığımız bir mücadele günü olacaktır. 10 Ekim anmasının yasaklanması hiçbir biçimde kabul edilemez. Bu yasağı bu kadar kolaylıkla koyabileceğini zannedenler yanılıyorlar” ifadelerini kullandı.

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    İlgili Haberler
    Diğer Haberler
    123456
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)