• BIST 102.372
  • Altın 202,746
  • Dolar 4,8545
  • Euro 5,6836
  • İstanbul 23 °C
  • Ankara 26 °C
  • İzmir 27 °C
  • Adana 35 °C
  • Antalya 30 °C

'Geceleri gizlice gazete dağıtacağımız günler gelecek'

'Geceleri gizlice gazete dağıtacağımız günler gelecek'
"İçimde bir his, bu kadar insanın boşuna bedel ödemediğini, iktidarın ve devletin, Gezi’yi mumla arayacağı, çok daha büyük bir direnişin ruhunun çevremizde gezindiğini söylüyor."

Gezi direnişinin 3. Yılında gezi sürecini ve o günlerin toplumumuza olan etkilerini yine o döneme damgasını vurmuş isimlerle konuşmaya devam ediyoruz. Medyanın bugünkü durumunu ve Türkiye’nin politik geleceğini kendine has üslubuyla değerlendiren gazeteci Kutlu Esendemir’e Gezi’nin geçmişini, bugününü ve geleceğini sorduk.

Çağdaş Gökbel

Gezi direnişi aslında sizin de kişisel direnişinizin hikayesini anlatıyor. Böyle tarif etmenin sakıncalı olmadığı kanaatindeyim.

Gezi direnişine omuz veren milyonlar dev bir tarih yarattı. Bu noktada Park’a nokta kadar katkım olmuşsa ne mutlu. Gezi benim için yeniden doğma halidir, birlikte bir ütopyada yaşayabilmektir.

O dönem çalıştığınız kurumda yani Haber Türk’te neler yaşanmıştı?

Ana akım medyada yaşanan ne olduysa o dönem o yaşandı. Sadece Sıraselviler Caddesi’nde gözlerimle en az 20 insanın yaralanarak Taksim İlkyardım Hastanesi’ne taşındığına tanıklık etmişken, ertesi gün gazetede, “Gezi eylemlerinde, 2’si polis, 3 yaralı” başlığını görmekti o dönem medyanın hali. Bugün daha da trajik. Cizre’deki vahşet bodrumunda 100’e yakın insan ölmüşken, tek satır haber alamamak, haber alamamaktan da öte bir savaş aracı olarak işlev taşımaktadır ana akım medya.

Gezi’nin manevi dünyanızda yarattığı etkiyi anlatır mısınız?

Manevi dünyam yok benim. Bir dünyam var ve dünyada da Gezi ve Gezi Direnişi’nin etkileri sürüyor. Gezi Direnişi için insanlar canlarını verdi. Pek çok insan yaralandı. 12 kişi gözünü kaybetti. İşsiz kalanlar oldu. İçimde bir his, bu kadar insanın boşuna bedel ödemediğini, iktidarın ve devletin, Gezi’yi mumla arayacağı, çok daha büyük bir direnişin ruhunun çevremizde gezindiğini söylüyor.

taksimgeziparkicagri.jpg

Medyanın halkın bu direnişini vermeyişi ya da sonradan iktidarın perspektifinde yaşananları yorumlaması, insanları medya ile karşı karşıya getirdi. Tüm bu yaşananları medyanın geleceği açısından nasıl yorumluyorsunuz?

Aslında medyanın, daha doğrusu merkez medyanın tavrı, kendi geleceğini de belirledi. O gün sansüre teslim olması bugün geldiğimiz ortamı da körükledi. Aslında medya da hükümet gibi yanıldı. Recep Tayyip Erdoğan bu işin kapanacağını hesap etti. İlk birkaç günkü pasifist direnişi orantısız güçle bastırmaya çalıştılar; olmadı. Medya bu saldırıları çok da güçlü görmedi.

200-305.jpgYa sonra?

Ardından 31 Mayıs saldırısı geldi ve biz hala merkez medyada hiçbir şey göremez durumdaydık. Tabii, Gezi direnişinin kendi medyasını yaratması ve bazı medya kuruluşlarının her türlü baskıya rağmen direnişi izlemesi, başta CNN Türk olmak üzere diğer ana akım medyanın da direncini kırdı. Örneğin Halk TV bütün sokak direnişleri de dahil Gezi direnişine dair her türlü haberi vererek en çok izlenen kanal haline geldi. İktidarın da Gezi'yi Halk TV'den izlediği söyleniyordu. Öte yandan Gezi parkı Çapul TV, Radyo gibi kendi medyasını da doğurdu. Teknolojiye hakim Gezi direnişçileri Gezi sürecini canlı yayınlar oldular. Olayların CNN International ile dünyaya duyurulması ile birlikte hiçbir zulüm gizli saklı kalamadı. Gezi'nin sonuna doğru Artı1 haber iyi bir çıkış yaptı. Doğrusu Gezi'nin dağıtıldığı 15 Haziran ve sonrasını canlı yayınla herkese ulaştırdılar. O gün Gezi'de olup biteni yayınlama cesaretini gösteren medya sayısı da hızla azaldı.

Enformasyon ihtiyacını gideremeyen insanlar gelişmeleri takip edebilmek için sosyal medyaya ve özellikle Twitter’ayöneldirler. Yine bu dönemde pek çok anonim twitter hesabı açıldı ve bu enformasyon talebi giderilmeye çalışıldı. Bunun o dönemde sakıncalı bir yol olduğu gözlemlendi. Artık konuştuğum pek çok insan bu ortamdaki küfürden ya da twitter linçi dediğimiz şeyden rahatsız. Bu açıdan baktığınızda twitter’ın işlevselliğini kaybettiğini düşünüyor musunuz?

Hayır düşünmüyorum. Zira sosyal medya dışındaki medya yani gazete, televizyon ve internet medyası da küfür ve linç konusunda sosyal medyadan aşağı değil. Küfrün şekli değişik. Linç ise hedef gösterme şeklinde AKP medyasında her gün gördüğümüz şey. Ayrıca twitter'ındezenformasyon yarattığı söyleniyor ama diğer medya kuruluşları da aynı dezenformasyonu yapıyorlar, en az twitter kadar. Diyeceğim şu ki eğer medya doğru dürüst evrensel değerlere sahip ve özgür, bağımsız, kimsenin sözcüsü olmayan bir yerde durabilseydi, sosyal medya bu kadar güçlenmez, bu kadar tartışılır hale gelmezdi.

Twitter’ı etkin kullanan bir gazeteci olarak, kimleri neye göre takip ediyorsunuz?

Twitter’ı gazeteci olarak değil, insan olarak kullanıyorum. İş artık çığrından çıktı. AKP medyaya bir tarz olarak linçi, söylediği yalana her daim inanıp, o söylediği yalana secde edercesine abartan bir küfür medyası yarattı. Özetle bu kişilere “yandaş” deniyor. Sadece Türkiye’ye değil, dünyaya yalan söyleyen ve yetmezmiş gibi söyledikleri yalana sizin de inanmanızı isteyen acayip bir tarzları var. Bu tarza yanıt vermek için çığırınızdançıkıyorsunuz ve bunun adı “gazetecilik” değil. Belki bir gün gazeteciliğe geri dönerim. Kimleri nasıl takip ettiğime gelince, tüm gazeteci arkadaşlarımı izlemeye çalışıyorum. Yakın çevrem var. Bir de söylediği sözü çok önemsediğim anonim hesaplar var: diptengelen_, thecatay, KaNggReN, tatyosbey, frengicostanza, bebebuell, brommios, ekimnehir, odyovizyon, erolbayburti, aysenur bunlardan ilk aklıma gelenler.

Medyanın durumundan bahsetmişken birazda kendi iç dünyamızı tartışmaya açmak isterim. Medyada görev alan emekçilerin durumu ortada, muhalif ya da holding medyası fark etmeksizin bir kölelik düzeni hakim. Gazetecilerin arasındaki korkunç rekabeti de düşündüğümüzde kırılamayacak bir sistem var sanki karşımızda. Basın emekçileri sizce bu düzeni nasıl değiştirebilir?

Gazeteciler bu koşullarla ilk kez karşılaşmıyorlar. Basın iş kolu her zaman bu tür sorunlarla karşı karşıya kaldı. Her tür sistemi ancak birliktelik kırar. Medya, uluslararası kurumlarla dayanışmaya, içeride de bir avuç kalmış nispeten özgür medyanın etrafında güçbirliği oluşturmaya devam etmek gerekiyor. Ama bu ortamlar sunidir. Her devrin çok güçlü gazeteleri oluyor ve sonra yok oluyorlar. Bakınız; cemaat gazeteleri nereden nereye geldi. Kırılmayacak denen sistemler öyle bir kırılır ki... Ama yolun başındayız. Daha fotokopi makinesiyle gizli gizli gazetelerimizi basıp, gece yarısı bisikletle dağıttığımız dehşet günler gelecek.

31-mayis-uludag-sozluk-taksim-gezi-parki-direnisi_453955.jpg

O dönemde farklı görüşlerde olan insanların nasıl bir araya gelip mücadele ettiklerine tanık olduk. Peki, Gezi ruhunu anladığı iddiasında olan muhalefet nasıl bu derece parçalı olabiliyor?

Gezi'yi herkes kendi istediği gibi anladı. Gezi'den kimisi büyük bir devrim bekledi. Kimisi parti çıkarmaya kalktı, ya da partilere genç devşirmeye çalıştı. Bazı Gezi bileşenleri diğerlerini benimsemediği için "Gezi olsun ama onlar gelmesin" tavrı takındı. Hep Gezi'ye atıfta bulunuldu ama tam da Gezi ruhuna aykırı hareket edildi. Muhalefet Gezi'yi anlamaktan çok yönetmek istedi. Bu da mümkün değildi. Gezi o kadar güzeldi ki herkes bir kaşık almak istedi ama o birlikteliğin tadı bir parça koparılan Gezi'de yoktu tabii. Aslında ikinci Gezi 7 Haziran seçimlerinde yaşandı denebilir. Adeta konuşmadan anlaşarak bir birliktelik sağlandı. Gezi'ye uygulanan şiddet, seçimler sonrası da yeniden başlatılarak bastırılmaya çalışıldı. Ama şunu söyleyebiliriz. Gezi’yi ve toplumsal muhalefetin birliğini polisle, şiddetle bastırabilirler ama Gezi'nin ruhunu öldüremedikleri iki lafın birinde Gezi’ye saldırmalarından belli. Hala korkuyorlar. Bence korkmakta da çok haklılar. Daha insan içine çıkamayacak, konuşacakları, gazete, televizyon kalmayacak günler, geceler gelecek.

Gezi’nin çocuklarına bugün nasıl bir mesaj iletmek istersiniz?

O g.t gökten inecek.

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    İlgili Haberler
    Diğer Haberler
    1234567
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)