• BIST 109.024
  • Altın 151,143
  • Dolar 3,6591
  • Euro 4,3237
  • İstanbul 20 °C
  • Ankara 20 °C
  • İzmir 24 °C
  • Adana 31 °C
  • Antalya 27 °C

Gecikmiş bir küfür romanı ya da Ahmet Ümit gerçekte neye veda ediyor?

Gecikmiş bir küfür romanı ya da Ahmet Ümit gerçekte neye veda ediyor?
ABC gazetesi olarak, Ahmet Ümit’in haftalarca, hatta aylarca çok satanlar listelerinin ilk sıralarında kalan ‘Elveda Güzel Vatanım’ adlı romanı hakkında bir tartışma başlatıyoruz.

Merdan YANARDAĞ

Bu tartışmayı edebi, siyasal, tarihsel ve ahlaki düzlemlerde yürüteceğiz. Kuşkusuz, öncelikle bu bir ‘edebiyat’ tartışması olacak. Her şeyden önce yazarın bu alanda eser verdiği kabul ediliyor. Kimi kayıtlarla böyle olduğunu biz de kabul edebiliriz. Ama aynı zamanda, bu bir siyaset ve tarih tartışması da olacak. Çünkü yazar, bir tarihi ve siyasal roman yazmış durumda. Kendi iddiası da böyle zaten.

Öyle ki, bu ülkede ilk öğretim görmüş hemen herkesin bile genel çizgileriyle şu ya da bu ölçüde bildiği veya haberdar olduğu tarihsel-siyasal olaylar ve kişiliklerin hemen hepsi bu romanda toplanmış durumda. Romanın fonunda da değil, dokusu bu olaylardan oluşuyor. Roman kahramanlarının büyük bölümü gerçek kişiler.

Bu kahramanların ne kadar başarılı yaratılıp yaratılmadıkları ayrı bir tartışma –ki bir romanda ‘tip’ yaratabilmek çok önemlidir ve biz bu dizide onu da tartışacağız- neredeyse romanda baş kahraman durumundaki Şehsuvar Sami ve bazı arkadaşları dışında kurgu kişilikler yok. Onlar da zaten dönemin birçok kişiliğini kimliğinde toplamış “tipler” olarak karşımıza çıkıyor. Böyle olması da doğal.

Akla şöyle bir soru gelebilir; bir roman, dolayısıyla esas olarak kurguya dayalı bir edebiyat eseri söz konusuysa bir tarih ve siyaset tartışması yapılabilir mi? Elbette yapılabilir. Yapılmalıdır da... Çünkü tarihsel ve siyasal bir roman ile karşı karşıyaysanız ya da böyle bir eser yazıldığı iddia ediliyorsa, bir tarih ve siyaset tartışmasının yapılması da kabul ediliyor demektir.

Peki yazar, söz konusu tarihsel olayları kendi bakış açısından yorumlamış olamaz mı? Elbette yorumlayabilir ve zaten bu nedenle bir tarih ve siyaset tartışmasına da hazır olmalıdır.

Çünkü böyle bir romanın öncelikle tarihsel olay ve kişileri ele alırken gerçeğe sadık kalıp kalmadığı, bilimsel bilgi, olay ve olguları çarpıtıp çarpıtmadığı önem taşır. Ele aldığı tarihsel dönemi siyasal, felsefi ve edebi düzeyde yetkin bir şekilde işleyip işleyemediğine bakılır. Dostoyevski bu anlamda çok önemli bir örnektir. Ele aldığı dönemin bütün felsefi tartışmalarını, duyarlılıklarını, siyasal akım ve eğilimlerini büyük bir yetkinlikle yansıtır. Nesneldir. Bütün iyi ve yetkin edebiyatçılar gibi, Dostoyevski de tarihsel gerçeğe sadakat gösterir.

* * *

Ahmet Ümit, sanılanın aksine, aynı zamanda edebi düzeyi düşük ve kurgusu kötü bir romanla karşımıza çıkmış durumda. (Ama kabul etmek gerekiyor ki, dili Orhan Pamuk’a göre daha iyi.) Ayrıca, “Elveda Güzel Vatanım” gerçek anlamda ne siyasal ne tarihsel ne de polisiye bir roman olmayı başarmış... Son derece sığ bir bakış açısıyla tarihi gerçeklere aykırı, dönemin siyasal ruhunu kavrayamamış ve iyi bir polisiyenin akıcılığından uzak bir roman olmuş.

Peki, madem böyle, neden ‘Ahmet Ümit edebiyatını ve bu romanı tartıştıyorsunuz’ sorusu -haklı olarak- akla gelebilir. Bu sorunun yanıtı basittirr; söz konusu romanı tartışmak, Ahmet Ümit edebiyatının öneminden çok, sahip olduğu ideolojik ve siyasal bakışın yarattığı entelektüel ve ideolojik kirlilik nedeniyle gereklidir.

Çünkü bu roman, bu ülkenin ilerici, laik, cumhuriyetçi ve sol kesimlerinde de yaygın bir şekilde okunan kitap oldu. (En azından ben öyle sanıyorum.) Oysa bu kitap, ulaştığı okur profilinin bütün değerlerine, yaşama bakışına ve tarih algısına aykırıydı. Onlara, "siz bir yanlıştan ve yanlış anlamadan ibaretsiniz" diyor, hakaret ediyordu.

Çünkü yazar günümüzün klişe haline gelmiş bütün gerici ve liberal tezlerini; yani hiçbir bilimsel kanıta dayanmadığı halde sürekli tekrarlanarak genel kabule dönüştürülmüş değerlendirmelerini yeni hakikat diye sunuyor. Son çözümlemede kurulu düzene teslim olmaktan başka bir anlama gelmeyen “demokrat ahlak” kitap boyunca her fırsatta tekrarlıyor. Bu durum öyle bıktırıcı hal alıyor ki, insan söz konusu tekrarlardan kısa süre sonra fena halde sıkılıyor.

* * *

Ahmet Ümit, kitap boyunca 'devrim' fikrini ve 'devrimciliği' de yihe o tuhaf “demokrat ahlakı” ve büyük bir felsefi sorumsuzlukla kirletmeye kalkışıyor. Bu ülke tarihinde gericiliğe, din devleti anlayışına ve Osmanlı feodalitesine karşı aydınlanma mücadelesi veren bütün devrimcileri, ilericileri ve cumhuriyetçileri amaçlarından sapmaları kaçınılmaz olan birer despota, hatta katile dönüşmekle suçluyor. Durum öyle bir hal alıyor ki, sonuçta, bu tarihten geriye sadece gericilik, sağcılık, muhafazakarlık ile Abdülhamid, Said-i Nursi, Prens Sabahaddin, Bayar-Menderes ve hatta tayyip erdoğan gibi isimler kalıyor. Kitap adeta bir pişmanlık dilekçesi gibi.

Bugünün bütün klişe tarih ve siyaset tezlerinin tekrarlandığı, tarihin ve siyasal olguların liberal bir optikten değerlendirildiği “Elveda Güzel Vatanım” romanı, yukarıda özetlediğimiz nedenlerle gerçekte “gerici” bir kitap. Buna "post-modern bir gericilik" ya da aynı anlama gelmek üzere ‘yeni gericilik’ de diyebiliriz. Ancak, burada çok daha önemli olan şudur; Ahmet Ümit bütün bunları pek demokratik ve özgürlükçü, hatta ilerici gerekçelerle yapıyor. Bu anlamda örtük bir şekilde “sol” bir kitap olduğu ve bu yönde bir edebiyat duyarlılığını yansıttığını ima ediyor. Zaten bizim için söz konusu romanı tartışmak da bu nedenle önem taşıyor.

O halde köhnemiş, bin yıllık liberal tezlere yaslanmayı “ilericilik” zanneden, üstelik bunu “yeni edebiyat” diye sunan bu yaklaşımın, gerçekte nasıl bir şey olduğunu ortaya çıkarmak da bizim boynumuzun borcu oluyor. Dahası, her satırında bir siyaset ve tarih tartışması yaparak bu toprakların tarihinde ilerici olan ne varsa tümünü hakaret eden bu gecikmiş küfür romanını, onun teorik, edebi ve ahlaki arka planını tartışmak bizim açımızdan entelektüel bir borç haline geliyor.

* * *

Yukarıda kitap hakkında ileri sürdüğüm bütün görüş ve değerlendirmelerin ayrıntılı ve temellendirilmiş gerekçesini, bu tartışma dizisinde göreceksiniz. Neyin neden öyle olduğunu, söz konusu romandan hareketle somut olarak ortaya koyacağız. Bu tartışmaya belli bir düzeyi dikkate almak kaydıyla, bütün okurlarımız, bu arada Ahmet Ümit’in kendisi de katılabilir.

Amacımız, kimseyi imha etme çalışan bir mahkumiyet arayışı değil. Günümüzün liberal ideolojik ön yargılarından haraketle gerçeğin feda edilmesine güçlü bir itiraz yöneltmektir. Foucault'un da dediği gibi, "Bağlamı olmayan hiçbir gerçek yoktur", olamaz da... Yaptığımız şey sorumsuz, insafsız ve hoyrat bir saldırıya karşı koymaktır. Hala insan olarak kalmamızı sağlayan, “devrim” fikrini ve “devrimcilik” eylemini savunmaktır. Tarihin ve toplumun vicdanı olanlara sahip çıkmaktır. Bu nedenle, Ahmet Ümit dahil, sözünü ettiğim kaygıyı kalbinde duyan herkesle yeniden buluşmak bizi sadece mutlu edecektir.

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    İlgili Haberler
    Diğer Haberler
  • TEOG bahane oyun şahane! (1)28 Eylül 2017 Perşembe 13:36
  • Orhan Kemal (4)28 Eylül 2017 Perşembe 10:03
  • Irak Kürdistanı: Halkın iradesi mi? Aşiret sultası mı?27 Eylül 2017 Çarşamba 22:01
  • Orhan Kemal (3)27 Eylül 2017 Çarşamba 00:01
  • Orhan Kemal (2)26 Eylül 2017 Salı 07:07
  • Akrep sahibine döndü: AKP kendi cihatçısıyla savaşacak!25 Eylül 2017 Pazartesi 11:47
  • Orhan Kemal (1)25 Eylül 2017 Pazartesi 11:26
  • Kalkıp göç eyleyeli 32 yıl oldu ama... Ruhi Su’nun sesi bugüne nasıl ulaştı?20 Eylül 2017 Çarşamba 17:00
  • Tarık Akan'a gecikmiş bir veda yazısı16 Eylül 2017 Cumartesi 13:39
  • Hudutların Kanunu / Lütfi Akad Yılmaz Güney'i ve Sinamasını anlatıyor-416 Eylül 2017 Cumartesi 13:32
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)