• BIST 104.123
  • Altın 145,971
  • Dolar 3,4910
  • Euro 4,1702
  • İstanbul 22 °C
  • Ankara 20 °C
  • İzmir 22 °C
  • Adana 28 °C
  • Antalya 30 °C

Gerçekten yazar olabilmiş bir insan asla ölmez

Gerçekten yazar olabilmiş bir insan asla ölmez
Albert Camus’un 'Başkaldıran İnsan'ını çevirdiği için ya da sistemi yeren pek çok romana imzasını attığı için Tahsin Yücel’in ölse dahi adını anmamak gerekir. Onların dünyasında kararlar bu şekilde verilebilir ve bir yazarın ölümü görmezden gelinebilir. A

Çağdaş GÖKBEL

Sarsıcı bir duygudur sayfaları çevirirken bir anda insanın 17 Şubat 2073 sabahında kendisini buluyor olması. Yaşadığınız kentin gökdelenler tarafından kuşatılması, tanıdığınız pek çok insanın kişiliğini metalarda araması ve yaşlı adamların birer yılkı atına dönüşmesi yıkıcı bir etki bırakır üzerinizde.

Sanki paragöz işadamı Temel Diker’i bir yerlerden tanır gibisiniz ya da iş bilir avukat Can Tezcan karakteri bir yerlerde sizinle konuşmuş ve yanınızdan öylece geçip gitmiştir. Romanda yol aldıkça kendi gerçekliğinize biraz daha yaklaşır ve dehşete kapılırsınız. Neo liberal politikaların kentlerimizin çehresini değiştirmek bir yana bireyleri nasıl birer canavara dönüştürdüğüne tanık olursunuz.

Tahsin Yücel, 'Gökdelen' romanında edebiyatın güçlü bir eleştiri silahına nasıl dönüşebildiğini bize kanıtlamak istemiştir. Gökdelen romanını değerlendirirken bildiğimiz pek çok hikayeden ve alışıldık anlatıdan uzaklaşmak gerekmektedir. Çünkü 'Gökdelen', günümüz Türkiye’sine ışık tutan bir distopyadır. 

“Bırakınız yapsınlar bırakınız geçsinler” mantığının insanlığı nasıl bir felakete sürüklediğinin yalın bir anlatısıdır. Yaşadığımız dönemin bağrına saplanmış bir hançerdir 'Gökdelen' ve Tahsin Yücel gibi bir isimle tanışmamı sağlayan kitabın adıdır da aynı zamanda.

Kapitalist sistemi eleştirirken kendimi hep şu şekilde ikiye ayırırım; Tahsin Yücel okumadan önce yaptığım eleştiriler ve Tahsin Yücel’i okuduktan sonra yaptığım eleştiriler.

Türkiye toplumunu anlatırken bize dev bir ayna tutar Yücel ve onu okumamış olmak aslında hem kendinizi hem de yaşadığınız toplumu tanımakta size büyük zorluklar katar.

"Kumru ile Kumru" adlı romanında ise köyden kente göçen kumrunun yaşam mücadelesine tanık olursunuz. Tahsin Yücel’in yaratılan yeni bireyle amansız bir uzlaşmazlığı vardır. Bu yüzden hayat verdiği karakterlerde yaşadığımız yüzyıl insanının trajikomik çatışmasını işler.

Çevremizde Kumru'ya benzer pek çok insan dolaşmakta. Öyle profesyonel gözlemci olmanıza da gerek yok. Teknoloji mağazalarına girip insanların aldıkları cihazlarla nasıl birbirleri ile yarıştıklarına ve o akıllı aletlere nasıl hayranlıkla baktıklarına dikkat etmeniz yeterli.

Kumru, Vestigos marka buzdolabının kapılarını hayranlıkla açıp kapatırken onun bu davranışı okuyucuya garip gelmemelidir. Aslında pek çoğumuz aldığımız malların çoktan esiri ve hayranı olmuş durumdayız. Bu nedenle Kumru'yu suçlama kolaycılığına kaçmamakta fayda var.

Bizlerin hikayesini sözü dolandırmadan ve yalancı düşler üretmeden bize aktardığı için başarılı bir yazardır Tahsin Yücel. Şimdi onun yokluğuna alışmak gerçekten çok koyuyor insana.

Raflarda duran romanlarına ve çevirdiği pek çok kitaba bakabilmek artık eskisi kadar kolay olmayacak.

Tüm bunların yanında televizyonlarda bir alt yazı bile kendisine çok görülüyor bu da bir Tahsin Yücel okuru olarak bana daha ağır gelen bir sürecin kapısını aralıyor.

Albert Camus’un 'Başkaldıran İnsan'ını çevirdiği için ya da sistemi yeren pek çok romana imzasını attığı için Tahsin Yücel’in ölse dahi adını anmamak gerekir. Onların dünyasında kararlar bu şekilde verilebilir ve bir yazarın ölümü görmezden gelinebilir. Ancak unuttukları bir şey var ki o da gerçekten yazar olabilmiş bir insan asla ölmez.

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
  • Kızılırmak - Karakoyun / Lütfi Akad, Yılmaz Güney'i ve Sinemasını anlatıyor-211 Eylül 2017 Pazartesi 12:36
  • Lütfi Akad, Yılmaz Güney'i ve Sinemasını anlatıyor-110 Eylül 2017 Pazar 19:15
  • Kütüphane sorunu08 Eylül 2017 Cuma 17:38
  • Batmayan güneşe yazılan tarih: Suriye08 Eylül 2017 Cuma 15:13
  • Sinema tek ses, tek yürek direniyor!07 Eylül 2017 Perşembe 17:50
  • Deyrezzor: Direniş05 Eylül 2017 Salı 15:03
  • Hama gerçeği ve General Velid Abaza03 Eylül 2017 Pazar 19:36
  • Zennupya: Direnişin kadını31 Ağustos 2017 Perşembe 22:23
  • Artvin'e sadakat25 Ağustos 2017 Cuma 11:30
  • Helâlci sendika Konfederasyonu...24 Ağustos 2017 Perşembe 19:22
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)