• BIST 108.953
  • Altın 144,354
  • Dolar 3,4810
  • Euro 4,1079
  • İstanbul 22 °C
  • Ankara 16 °C
  • İzmir 22 °C
  • Adana 25 °C
  • Antalya 25 °C

Gezi Ruhu ne oldu?

Haluk ŞAHİN

Bu soruyu şöyle de sorabiliriz?  Gezi ruhundan geriye ne kaldı? Gezi ruhu komada mı? Hatta, 1 Kasım'da son nefesini verip gömüldü mü?

Verilecek yanıtlar pek iyimser olmayacaktır.

"Gezi ruhu" derken  2013 yılı yazında patlak veren büyük protesto ve direniş eylemine egemen olan ortak hareket anlayışından söz ediyorum. 

Bizim siyaset kültürümüzde pek ender görülen bir dayanışma ortaya çıkmıştı:  "Öncelikli somut hedef"e odaklanıp, derin ve müzmin ideolojik kavgaları ertelemek. "Ad hoc" (sırf bir amaç için) bir ittifak oluşturmak.

 Bu öncelikli hedef, otokratik niyetleri iyice belirginleşmiş olan iktidarın ve onun liderinin buyurgan uygulamalarına ve tarzına karşı çıkmaktı.

"Sırf bu amaçla" Gezi Parkı'nda bir araya gelen ideolojik grup ve fraksiyonların çeşitliliği ve renkliliği pek çok gözlemciyi şaşkına çevirmişti. Türkiye'nin 150 yıllık demokratikleşme serüveninde 1908'de İkinci Meşrutiyet'in ilanının hemen ertesinde patlak veren ortak coşkudan beri böyle bir şey yaşanmamıştı.

  Yanyana gelmesi asla düşünülemeyecek olanlar oradaydı, yanyanaydı, otokrasiye karşı birlikte slogan atıyordu. Kendi aralarındaki farklılıklar geriye itilmiş, ikincilleşmişti. Birbirlerini görmeye tahammülü olmayanlar şimdi ortak hasıma karşı birbirlerini koruyorlardı.

                             ***

Bu türden "ad hoc" koalisyonlar ve direnişler,  örgütlü demokratik toplumların yabancısı değildir.  Birbirine çok zıt görülen gruplar zaman zaman ortak bir amaç uğruna bir araya gelir ve birlikte mücadele ederler. Bu mücadele bittikten sonra evli evine köylü köyüne döner ve kendi uzun vadeli hedefleri için çalışmaya devam eder.

 "Öncelikli hedef" uğruna "ad hoc" koalisyona girmek ve normal olarak karşı çıktıklarıyla bu seferlik işbirliği yapmak onu ne dönek yapar ne de hain. Tek başına yapamayacaklarını yapmalarını sağlayarak "başarılı" yapabilir olsa olsa.

   Bu türden koalisyonlara en sık rastlanan alan "çevre" hareketidir. Ancak savaş karşıtlığı gibi farklı kesimleri ilgilendiren başka alanlarda da örneklerine rastlanmıştır. Strateji-taktik tartışmalarının has konusu olagelmiştir ad hoc koalisyonlar.

                         ***

Geziden üç yıl sonra ülkemizde ne görüyoruz? 

   2013 yazında otokratik  gelişmelere karşı "ad hoc" bir koalisyon oluşturanların, hem birbirlerine karşı hem de kendi içlerinde kavgaya tutuşmuş olduklarını görüyoruz.  Sanki Gezi yaşanmamıştır. Sanki ortak hedefe karşı birlikte saf tutulmamıştır.

Oysa otokratik rejim tehlikesi daha bile ağırlaşarak devam etmektedir. Bu yıl içinde yapılacak bir referandum ile o rejime meşruiyet kazandırılmaya çalışılması söz konusudur.

 Ve Türkiye, dış politikada yaptığı ağır hatalar sonucu, dehşet verici bir savaş tehlikesi ile karşı karşıyadır.

  Topluma kuş bakışı baktığımızda toplumun pek çok kesiminin, ideolojik grubunun ve fraksiyonunun otokrasiye de savaşa da şiddetle karşı olduklarını görüyoruz. Sağcısı, solcusu, işcisi, patronu, sosyalisti, komünisti, liberali, Cemaatcisi, alevisi, anti-kapitalist müslümanı, ulusalcısı, kadını, genci, ihtiyarı, eşcinseli vb vb kendi platformlarından itirazlarını dile getiriyorlar.  

Ama bunu yaparken, eski yaraları kaşımaktan, geçmiş hataların hesabını sormaktan, hatta asıl kabahatin onlarda olduğunu söylemekten kendilerini alamıyorlar. Önlerindeki öncelikli konuda aynı görüşte olsalar da öyle yapıyorlar.

  Tabii ki bu, otokrasi ve savaş yanlılarının işine yarıyor, iktidarın ekmeğine yağ sürüyor. Gezi'de olduğu gibi birleşse büyüyecek olan muhalif enerji dağılıp gidiyor. Geçmişteki hataların hesaplarının sorulduğu fraksiyoner tartışmalar, büyük önceliği gölgeliyor. 

Sonuçta, aslında olduğundan daha güçlü görünen iktidar, istediklerini bir bir gerçekleştiriyor.

   Gezi ruhunu canlandırmanın yolu, Türkiye'nin önündeki "öncelikli" iki büyük tehlikeye karşı en geniş "ad hoc" koalisyonu oluşturmaya çalışmaktan geçiyor.  

Bu aynı zamanda Türkiye'yi güvenliğe ve huzura kavuşturmanın yoludur. Gezi'nin gösterdiği gibi bu mümkündür. Önceliklidir, yaşamsaldır.

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Yazarın Diğer Yazıları
      Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
      Tel : +90 212 963 1051 (pbx)