• BIST 103.200
  • Altın 197,070
  • Dolar 4,7083
  • Euro 5,4926
  • İstanbul 21 °C
  • Ankara 17 °C
  • İzmir 24 °C
  • Adana 22 °C
  • Antalya 21 °C

Giordano Bruno (I)

Aslı Kayabal / İtalya

Modern tarih araştırmacısı Anna Foa’nın “Giordano Bruno” başlıklı kitabı (Il Mulino), Engizisyon mahkemesinin kararıyla Roma’da ateşe verilen düşünür, rahip ve gökbilimci Bruno’nun yaşamına farklı noktalardan bakarken bazı yeni ayrıntılar getiren bir araştırma.

Giordano Bruno, Roma’da engizisyon mahkemesinin kararıyla 17 şubat 1600’de yakıldı. Felsefecinin anısına hazırlanan heykelin açılış töreni için 1889’u beklemek gerekti. Foa’nın Bruno’nun izini süren araştırması, heykelin açılışı nedeniyle düzenlenen tören gününden hareket ediyor.

Arşivden çıkan yeni belgeler, dava tutanakları, engizisyon yargıçlarının Bruno konusunda düştükleri notlar ve kaygıları, düşünürün önce kuzey İtalya’da ardından çeşitli Avrupa ülkelerinde on beş yıl süren yaşamı, verdiği felsefe dersleri, dönemin Avrupalı aydınlarının yanı sıra Fransa ve İngiltere’de kraliyet aileleriyle kurduğu diplomatik ilişki, İngiltere adına casusluk yaptığı iddiası yaşadığı çağın editörlerince keşfi, kitaplarının birçok dile çevrilmesi, rahip kimliğiyle Kalvinist, Protestan ve Anglikanlar arasında bocalaması, yaşadığı ikilemler ve en sonunda engizisyon yargıçlarınca Katolik kilisesinin dogmalarına karşı geldiği gerekçesiyle yakılarak ölüme mahkum edilmesi oluşturuyor kitabın ana çatısını. Bu gizemli düşünür, siyasi ütopyaları, modern felsefenin öncüsü olması, büyü sanatlarına olan tutkusu, isyankar ve cesur kimliği ile geliyor karşımıza.

Foa’nın kitabının ilk bölümü, “Piazza Campo de’Fiori.” Roma’da, Giordano Bruno’ya adanan heykel, Ettore Ferrari’nin (1845-1929) işiydi. Ferrari, ulusal birliğin gerçekleştiği laik İtalya’nın önemli heykel sanatçılarından biriydi. Ferrari’nin imzasını taşıyan Giordano Bruno büstü, 9 haziran 1889’da Campo de Fiori’ye yerleştirildi. Heykelin kaidesinde Nola’lı düşünürün burada yakılarak öldürüldüğü yazılsa da, Foa’nın araştırması, Bruno’nun gerçekte Balestrari caddesiyle kesişen bir başka meydanda ateşe verildiğini aktarıyor.

d-009.jpg

 

‘BENİ ÖLÜME YOLLARKEN SİZ BENDEN DAHA ÇOK KORKUYORSUNUZ!'

Ferrari’nin Bruno heykeli, o dönemde Katolik kilisesinin tepkisini çekti. Özellikle düşünürün eğik başının San Pietro bazilikasına dönük betimlenmesi Katolik dünyasını rahatsız etti. 9 haziran 1889’da düzenlenen açılış törenine yüzyıllar sonra binlerce kişi katıldı. Campo de’Fiori’ye yerleştirilen panolarda düşünürün ünlü sözleri dikkat çekiyordu. Bu sözlerden belki de en önemlisi, yakılarak öldürüleceği dile getirildiğinde, Bruno’nun yargıçlara, “Beni ölüme yollarken siz benden daha çok korkuyorsunuz! Kararınızı dinlerken ben korkudan titremiyorum” demesiydi.

Gerçekten de Bruno’ya adanan heykel, Katolik kilisesini rahatsız etmişti. 1886’da Monsinyor Pietro Balan, tepkisini, “Bruno propagandasında yabancılar, ateistler ve masonların parmağı var” diye dile getirmişti. Cizvit rahiplerin gazetesi ise Roma’nın Hıristiyan dininin başkenti olduğuna vurgu yaparak düşünüre adanan heykeli, ateizmi temsil ettiği gerekçesiyle eleştirmişti. Papa XIII: Leone, daha katı bir tutum sergileyerek, Bruno’nun kilisenin kurallarına karşı çıktığını, son nefesini verene kadar dini otoriteye isyan ettiğini söylemişti.

Nolalı düşünürün anısına dikilecek heykeli savunan dönemin aydınlar arasında Fransız yazar Victor Hugo, Norveçli dramaturg, şair ve yönetmen George İbsen, Fransız düşünür, filolog ve dinler tarihi uzmanı Ernest Renan, İngiliz düşünür Alman Herbert Spencer, Alman ortaçağ tarihçisi Ferdinando Gregorovius’un ismi geçiyordu. Bu isimlere dönemin İtalyan entelektüelleri ve Mason cemiyetleri de destek verdi. Giordano Bruno’nun heykeli, kiliseye karşı mücadelenin simgesi oldu.

Katolik din adamları, Bruno’yu, dini hoşgörüsüzlük ve karanlığın simgesi ilan etmişti. Kilise karşıtı söylemleri gitgide yayılıyordu. Heykelin kaidesinde yer verilen sekiz madalyonda adı geçen Bohemyalı teolog ve reformcu Jan Hus, İngiliz teolog John Wycliff, İspanyol hümanist teolog ve doktor Michele Serveto, Roma’da yakılan İtalyan hümanist ve reformcu Aonio Paleario, Fransız düşünür Petrus Ramus, İtalyan düşünür, hekim ve natüralist Giulio Cesare Vanini, İtalyan felsefeci, teolog, şair Tommaso Campanella,ve İtalyan teolog, bilim insanı tarihçi Paolo Sarpi aydınlık bir dünya için savaşmış, dini otoriteye karşı gelmiş aydınlardı.

 

‘ÖZGÜR DÜŞÜNCE ADINA ŞEHİT DÜŞENLER
1900’lu yılların başında İtalya’daki yayın dünyası Giordano Bruno’ya ilgi göstermeye başladı. Birçok kentte Bruno dernekleri kuruldu. Yayımcı Arturo Labriola’nın “Özgür Düşünce Adına Şehit Düşenler” dizisi 1910’da Roma’da Podrecca ve Galentara’dan yayımlanmaya başladı ve okurlardan yoğun ilgi gördü.

Düşünce özgürlüğünün simgesi Giordano Bruno’nun ünü, ABD’ye göç eden İtalyanlar aracılığıyla Yeni Dünya’ya da ulaştı. ABD’li felsefeci Thomas Davidson, Bruno’yu İsa peygamberle karşılaştırdı ve şöyle not düştü, “Giordano Bruno, büyük bir kurtarıcı ve soylu bir şehitti”.

t-011.jpg

 

BRUNO YAKILIRKEN ÇAĞDAŞLARI NE DÜŞÜNÜYORDU?
Anna Foa, kitabının “Felsefeci” başlıklı ikinci bölümünde, Bruno ateşe verilirken çağdaşları onu ne kadar tanıyordu ve hakkında ne düşünüyordu sorusuna yanıt arıyor. Düşünür Avrupa’da yeterince tanınıyordu ve genç yaşına karşın ardında kaleme aldığı 27 kitap bırakmıştı. Bu nedenle tarih sahnesinden bütünüyle silinmesi ve unutulması mümkün değildi. Katolik kilisesinin baskısının yoğun yaşandığı İtalya’da bile düşünürün kitapları el altında yasal olmayan yöntemlerle dağıtılıyordu.

Bruno’nun felsefesi ve düşünceleri 1600’lerde Fransa’da dikkat çekiyordu. Paris’te Kopernik’in teorileri tartışılıyordu. Dönemin Fransız aydınları, din karşıtı bir pozisyon almıştı. Fransız şair ve dramturg Theophile de Viau ve başka düşünürler Bruno’nun felsefesine ilgi gösteriyordu. Peder Marine Mersenne, Bruno’nun dini gelenek ile felsefi keşif arasında aracılık yapan önemli bir figür olduğunu yazdı. Din adamlarının ilgisi Bruno’nun Kopernik’le ilgili düşüncelerine odaklanmıştı. Roma mahkemesi, 1616’da Galileo’nun Kopernik’le ilgili yazdıklarını mahkum ettiği için bu riskli bir alandı.

Avrupa’da Bruno’nun felsefesine olan ilginin özellikle 16. yüzyılın ikinci yarısında tırmandığı gözleniyor. Bu ilgide Spinoza’nın düşüncelerinin de etkisi vardı Spinoza’nın çağdaşı Fransız düşünür ve yazar Pierre Bayle 1697’de “Tarihi ve Eleştirel Sözlük” kitabında Bruno’ya bir madde adadı.

Bu yapıt dönemin Avrupa kültürünü etkilerken geleceğin Fransız aydınlanmasının temellerini hazırlıyordu. Bayle, Bruno’nun Hollandalı felsefeci Spinoza’nın öncüsü olduğuna işaret ediyordu. Bayle’ın sözlüğünde Bruno ilk kez, kilise karşıtı bir rahip değil, ateist kimliği ve inanç konusunu tartışan düşünür yönüyle niteleniyordu. Bayle, bununla birlikte Bruno’nun zıtlıklar yaşayan, büyü sanatlarına ilgili,karanlık bir düşünür olduğunu da yazmaktan çekinmiyordu. Bayle’ın sözlüğü Giordano Bruno’nun Avrupa’da ünlenmesine katkı verirken, İrlandalı felsefeci John Toland da Nolalı düşünürle ilgilenmeye başladı.

On yedinci yüzyılda Bruno Tanrı tanımaz ve özgür düşünür kimliğiyle gündemdeydi ama öte yandan dini çevrelerde Protestan reformun şehidi diye anılıyordu. Fransız aydınlanması döneminde Bruno göz ardı edildi, düşünürün yeniden gündeme oturması Alman romantik dönemine denk geldi. Freidrich Hegel, matematikçi Carl Jacobi, felsefeci Freidrich Schelling Bruno’nun düşüncelerine yeniden yer vermeye başladı. Almanya, Giordano Bruno’nun yapıtlarını basan ilk ülkeydi.

Düşünürün İtalyanca yazdığı yapıtlar, 1830’da Leipzig’de yayımlandı. Napoli’de felsefeci Francesco Fiorentino’nun girişimiyle Latince kaleme aldığı yapıtlar, 1879-1881’de sunuldu okura. Bruno’nun İtalyanca yazdığı metinleri ise, 1906-1907 yıllarında felsefeci ve pedagog Giovanni Gentile bastı.

On altıncı yüzyılın İtalyan felsefecilerine değinen ve bu çerçevede 1853-1855 yıllarında bir dizi kitap yayımlayan felsefeci editör, Bertrando Spaventa’ydı. Giordano Bruno’dan Tommaso Campanella’ya ve Giambattista Vico’ya kadar uzanan çizgide Spaventa, XVI. yüzyılın İtalyan düşünürlerine yeniden ses verdi. Modern felsefenin temelini hazırlayan süreçte Bruno ve Campanella köşe taşlarıydı.

Giordano Bruno’yu dini bir çerçevede kavramaya çalışan Katolikler, düşünceleri nedeniyle hep kilisenin kurallarına karşı gelen bir asi diye gördü düşünürü. Foa’nın da vurguladığı gibi dönemin engizisyon rahipleri, kilisenin de baskısıyla Bruno’nun yakılarak ölüme mahkum edilmesinden başka bir seçeneğe sahip değildi.

Anna Foa, araştırmasının ikinci bölümünde Bruno’nun dünyaya geldiği Nola’dan Avrupa’ya uzanan ve on beş yıla dağılan yaşamına ışık tutuyor. Arşiv belgeleri ve dava tutanakları aracılığıyla Bruno’nun korkularının, yazarlık faaliyetinin, diplomatik ilişkilerinin, felsefe derslerinin izini gittiği şehirlerde sürüyor. Zengin bir kaynakçayla desteklenen kitap, düşünürün bugüne dek bilinmeyen bazı özelliklerini aktarıyor okura.

Giordano Bruno bilindiği gibi 1548’de Napoli yakınında Nola’da dünyaya geldi. Henüz genç bir rahipken hücresindeki aziz portrelerini kaldırdığı için engizisyonun ilgisi çekti. İzlendiğini fark edince Nola’yı terk etti. Bir süre Roma’da Domeniken rahiplerin manastırı Minerva’ya katıldı.. Engizisyon memurları düşünürün Nola’daki evinde kiliseye aykırı yazarların kitapları bulmuştu. Bu nedenle artık Roma’da da kendini güvende hissetmiyordu. Böylece 1576 mart ayında Roma’dan kaçtı.

Roma’yı terk etmesinin ardından önce kuzey İtalya’ya gitti, Po nehrini izleyerek Torino’dan Venedik’e yürüdü, Padova, Bergamo, Brescia ve Milano’da konakladı. Venedik’te “De Segni de Tempi” adlı kitabını yayımladı. Alplerdeki geçitleri yürüyerek aşarak 1579’da Cenevre’ye geldi. Burada Kalvinistlerle karşılaştı.

Napoli’den sürgün gelen ve Kalvinistliği seçen Gian Galeazzo Caracciolo ile karşılaştı. Bruno, Cenevre’de kısa bir süre kaldı. Katolik dünyasına geri dönerek Lyon ve Touluse’a geçti. Touluse’da üniversite dünyasının içindeydi. 1581’de Paris’te felsefe dersleri verdi. Fransa başkentinde o denli ün kazanmıştı ki Kral III. Henri, Bruno’yu tanımak istedi. Kralın amacı, Bruno’nun doğal bir yetenek mi yoksa büyü sanatlarının etkisinde biri olup olmadığını anlamaktı..Bruno beş yıl Paris’te ders verdi, ardından Londra’nın yolunu tuttu.

df-001.jpgFotoğraf: Ettore Ferrari’nin imzasını taşıyan Giordano Bruno heykelinin kaidesimde Nolalı düşünürün yargılanmasını betimleyen temsili sahne.

 

İNGİLİZ CASUSU MUYDU?
Gelecekte engizisyon yargıçlarına duruşmada söyleyeceği gibi, yaşamının en önemli yapıtlarını Londra’da yazdığını aktardı. Anna Foa’nın ulaştığı belgelerde Bruno’nun Londra yıllarında İngiliz sarayına davet aldığını, Kraliçe Elizabeth I tarafından kabul edildiğini, Kraliçe’ye “Della causa, principio et uno” adlı yapıtını adadığını görüyoruz.

Giordano Bruno’ya dair öne sürülen bir başka iddia ise İngiltere Krallığı adına casusluk yapmış olabileceği yönünde. İngiliz tarihçi John Bossy’nin* (1933-2015) iddiasına göre Giordano Bruno, İngiliz Kraliyeti’ne İtalyan büyükelçiliği aracılığıyla İngiliz Katoliklerin yer altı faaliyetleri ve İngiltere kraliçesi Mary Stuart’a yönelik olası komplolar konusunda bilgi rapor ediyordu. İki ülke arasındaki casusluk faaliyetleri, Bruno’nun Londra’da yaşadığı döneme denk geliyordu. Bossy’nin ortaya attığı bu iddianın tartışılabilir olduğu vurgulansa da Anna Foa, bazı belgelerin mevcut olduğuna işaret ediyor.

İtalya’nın Londra büyükelçisi 1585’de ülkesine dönüyor, yerine Katolik Birliğine yakın çizgide bir başka elçi tayin ediliyor. Giordano Bruno da kısa bir süre sonra Londra’yı terk ediyor. Yeniden Paris’e dönüyor. Ardından Almanya’ya geçiyor. Bir süre gezindikten sonra kilisenin kurallarına karşı çıkanların bir araya geldiği Wittenberg’e ulaşıyor.

Uluslar arası hukukun kurucusu Alberigo Gentili’nin girişimiyle üniversitede felsefe dersleri veriyor. Wittenberg’de öğrencilere Aristoteles’in yöntemini anlatırken “Bellek Sanatı” konusunda sayısız kitap kaleme alıyor. Wittenberg’de Luteranlar ve Kalvinistler arasındaki tartışmalar alevlenince Bruno, Prag’a geçiyor. İmparator II. Rudolph’un sarayına kabul edilen düşünür, simyacılar, astrologlar ve felsefecilerin buluştuğu yeni bir düşünce ortamının içinde buluyor kendini.

John Bossy, “Giordano Bruno e il Mistero dell’Ambasciata, Garzanti Milano 1992

Haftaya, Giordano Bruno II

 

 

 

 

 

 

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
    Yazarın Diğer Yazıları
    1234567
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)