• BIST 103.200
  • Altın 197,070
  • Dolar 4,7083
  • Euro 5,4926
  • İstanbul 21 °C
  • Ankara 17 °C
  • İzmir 24 °C
  • Adana 22 °C
  • Antalya 21 °C

Giordano Bruno (II)

Aslı Kayabal / İtalya

Nolalı Giordano Bruno, birçok Avrupa ülkesini yürüyerek aştı. Keskin zekası ve konuşma yeteneği, akademik çevrelerin ve öğrencilerin yanı sıra saraylarda imparatorların ilgisini çekiyordu. Avrupa’daki seyyah yaşamında Prag, hoşgörü ve konukseverliğiyle ağırladı düşünürü. Simyacılar, astrologlar ve düşünürlerle sohbet ediyordu Bruno. Kendisi gibi felsefeci olan Fabrizio Mordente’yi, Çek İmparatoru II. Rudolph’un sarayında tanıdı.

Prag’da altı ay yaşadı, ardından Dük Enrico Giulio Brunswick-Wolfenbüttel’in korumasında protestan Helmstedt’de ders verdi. O dönemde din çatışmaları patlak verince Frankfurt’a geçti. 1591’de Latince kaleme aldığı ”De innumerabilibus”, “De triplic minimo et mensura” ve “De nomade numero et figura” başlıklı şiirlerini Wechel basımevinde yayımlattı.

Frankfurt her yıl önemli bir kitap fuarına ev sahipliği yapıyordu. Bu fuar sırasında Bruno, Venedikli kitapçı Giovan Battista Ciotti’yle tanıştı. Aynı dönemde Venedikli soylu Giovanni Mocenigo, Bruno’dan “bellek sanatı” konusunda ders almak istiyordu. Uzun yıllar Fransa, İngiltere ve Almanya’da mekik dokuyan Bruno, en sonunda ülkesi İtalya’ya dönmeye karar verdi. Engizisyon tehlikesini göz ardı etmese de.

Önce Venedik’e gitti, ardından Padova’ya geçti. Mocenigo’daki evine 1592 ilkbaharında geri döndü. Anna Foa’nın ulaştığı belgeler, düşünürün 19 şubat 1593’de Roma’ya doğru demir alan bir gemiye bindiğine işaret ediyor. Takvim yaprağı 27 şubat 1593’ü gösterirken Giordano Bruno, engizisyon hapishanesine girdi. Sıra dışı düşünceleri engizisyon yargıçlarını rahatsız ediyordu. Yedi yıl tutsak yaşamı sürdü. 17 şubat 1600’de ilk kez hapishane dışına çıkarıldığında düşünceleri konusunda hiçbir zaman geri adım atmayan, Katolik kilisesine boyun eğmeyen, yargıçların karşısında hiçbir zaman eğilmeyen felsefeci, Campo de Fiori’de yakılarak öldürüldü.

Vatikan gizli arşivinde saklı belge
Giordano Bruno’nun ölümünün ardından gündeme gelen tartışmalar ve suçlamaların izini Anna Foa, arşiv belgeleri arasında sürdü. Bir dönem Bruno’dan “bellek sanatı” konusunda ders alan ve düşünürü yakından tanımak isteyen soylu Giovanni Mocenigo, engizisyon mahkemesine Bruno’nun Tanrı inancı olmadığını anlatmıştı.

Din adamı Celestino da Verona, Bruno gibi kilisenin kurallarına karşı geldiği suçlamasıyla mahkum edilmekten son anda kurtuldu. 1593’te serbest bırakılan Celestino, Giordano Bruno hakkında engizisyona suç duyurusunda bulundu. Da Verona, Bruno’yu kendisine karşı tavır almakla suçluyordu. Düşünürü hedef alanlar arasında dört hücre arkadaşı da vardı; Karmeliten rahip Giulio da Salo’, Napoli’li marangoz Francesco Vaia, Matteo de Sivestris adlı bir şahıs ve Latince dersleri veren Udine’li bir genç.

Foa, Bruno’yu yargılayan Roma’daki engizisyon mahkemesinin tutanaklarına ulaşamasa da yargı süreci konusunda Vatikan gizli arşivinde saklı kalan, çok önemli bir belgeyi gün ışığına çıkardı. Gerçekte bu belgenin varlığı, 1887’de biliniyordu. Ama daha sonra kayıplara karıştığı iddia edildi. 1940’da Vatikan’da görevli Monsenyör Angelo Mercati, bu belgenin Giordano Bruno’nun Roma engizisyon mahkemesince yargılandığı dava tutanaklarının bir tutarı olduğuna vurgu yaptı. Engizisyon yargıçları arasında saklı tutulan bu belgelere yıllar sonra ulaşan Anna Foa, tutanaklarda kayıtlı kalan Bruno’ya yönelik suçlamaları şöyle aktarıyor.

Nolalı düşünürü hedef alan ilk suçlama, Giordano Bruno’nun Katolik dini, onu temsil eden dini kurum ve memurlarına yönelik gerçek dışı düşüncelere sahip olmasıydı. Özetle Katolik dininin kurallarına karşı gelmekle suçlanıyordu felsefeci. Ne Tanrı’ya ne de Azizlere inanmadığı için “dinsiz” ilan edilmişti. Katolik karşıtı olduğu için İngiltere, Fransa ve Almanya’da konuk edilmişti, bu ülkelerde daha çok gerçekleri anlatan düşünür kimliğiyle tanınmıştı.

Tutanaklarda Bruno’nun İsa peygamber konusunda aykırı düşüncelere sahip olduğu, İsa’yı peygamber değil mucizeler yaratan bir büyücü gibi gördüğü aktarılıyor. Düşünür, Hıristiyanlığın simgesi hacın kökeninin Mısırlı Tanrıca İsis’e dayandığını, Hıristiyanların bu simgeyi antik Mısır’dan çaldıklarını ve İsa’nın çarmıha gerilmesi efsanesini ortaya attıklarını aktarıyor. Bruno’ya karşı tanıklık yapan din adamı Celestino da Verona, düşünürün İsa’yı hedef alan belalar okuduğunu dile getiriyor.

Çeşitli tanıkların ifadelerinde Bruno’nun cehennem”in varlığını reddettiği, cennet ile cehennem arasındaki arafı daha mantıklı gördüğü dile getiriliyor. Giovanni Mocenigo’nun ifadesinde ise Bruno’nun Meryem Ana’nın İsa’ya hamile kaldığı zaman bakire olduğuna inanmadığı da geçiyor..

Giordano Bruno’nun düşünür kimliğine yönelik yapılan en sert suçlama, evrende başka birçok dünyanın var olabileceğini öne sürmesiydi. Sonsuzluk kavramına tartışmaya açarken dünyanın Tanrı tarafından yaratıldığını reddediyordu. Düşünür,yıldızların bir dünyayı temsil ettiğini söylerken Katolik kilisesinin kozmolojisine karşı geliyordu.

“Peygamberler kurnaz ve yalancıydı”
Bruno, Musa peygamberi, “kurnaz bir büyücü”, bütün peygamberleri, “kurnaz, sahte ve yalancı adamlar” diye anıyordu. Mocenigo’nun suç duyurusunda kadınların Bruno’nun hoşuna gittiği, kilisenin bu yönde insanın doğasın a karşı katı kurallar getirmesini eleştirdiği de aktarılıyor. Bruno’nun kilise hiyerarşisini reddetmesi, ve dini yöneticilere baş kaldırması engizisyon yargıçlarının tepkisini çekti.

Roma’daki duruşmalarda Bruno yargıçlara reinkarnasyona inanmadığını, Protestanlar ve Kalvinistleri takip etmediğini anlatırken, evrende başka dünyalar olabileceği yönündeki düşüncesine hep sahip çıktı. Her zaman savunduğu ruh göçünün dini değil felsefi bir boyutta tartışılabileceğini savundu. Tanıkların ifadesinin tersine düşünür, ne İsa peygambere ne de Katolik kilisesine karşı bela okumadığını, büyüyle ilgilenmediğini ifade etti.

Giordano Bruno’nun yargıç karşısına çıktığı Roma’daki engizisyon mahkemesi doğrudan Engizisyon Kutsal Cemaatinin atadığı komiserlerden oluşuyordu. Mahkeme heyetine Domeniken Alberto Tragagliolo başkanlık ediyordu. Tragagliolo aynı yıllarda düşünür Tommaso Campanella’nın da yargıcıydı. Bu hakim, Bruno davası boyunca genel komiserlik görevini düşünürün ölüme mahkum edildiği 1600 yılına kadar sürdürdü.

Bruno davası dosyalarında düşünüre yönelik yeterince kanıt olmayan sayısız suçlama vardı. Bazı suçlamalar, Bruno’nun kilisenin kurallarına karşı yaklaşımına, Katolik kilisesiyle çatışan ülkelere yaptığı seyahatlere, kiliseyi eleştirmesine, özgür tavrına, kutsal simgelere karşı sert tutumuna odaklanıyordu.

Yargıçları ürküten, felsefi düşünceleriydi
Gerçekte felsefi konulardaki düşünceleri, engizisyon yargıçlarını daha çok tedirgin ediyordu. Yaşadığı sürece yazdığı kitaplar, düşüncelerini aktardığı birer kanıttı. Bütün duruşmalarda Bruno, yazdığı kitaplara sahip çıktı. Özellikle ruh göçü konusundaki düşünceleri yargıçları huzursuz etti. Çünkü Katolik dini, ruh göçünü kabul etmiyordu. Ama Bruno, ruhun sonsuzluğuna, bir candan ötekine göç ettiğine inanıyordu.

Bruno’nun felsefi görüşleri, engizisyon yargıçlarınca din karşıtı görüşlerine eş sayıldı. Mahkeme, Bruno’yu yargılarken felsefi görüşlerini dini kimliğiyle aynı eksende değerlendirdi. Bu açıdan ağır bir suçlamayla karşı karşıya geldi Bruno. 1940’da Monsenyör Mercati’nin Vatikan kütüphanesinde gün ışığına çıkardığı belgede düşünürün Katolik doktrini ile bağdaşmayan bilimsel görüşleri nedeniyle ölüme mahkum edildiği vurgulanıyordu.

Giordano Bruno, kilisenin kurallarına karşı çıktığı için ilk kdz yargılanıyordu. Bu ayrıntı dikkate alınsaydı ölüme mahkum edilmesi önlenebilirdi ama düşünürün felsefi düşüncelerinden korkan yargıçların kararı, bu dramatik sonu önlemeye yetmedi.

Tüm yargı süresince düşünürün bir kez işkenceye uğradığı, bunun da sansüre uğrayan kitaplarıyla ilgili sorgulandığı 1597’de mahkemenin emriyle sorgunun derinlemesine yürütülmesi için yapıldığı belirtiliyor.

Giordano Bruno, 17 kasım 1599’da Katolik kilisesine karşı geldiği için ölüme mahkum edildi.. Tutuklu bulunduğu dönemde düşüncelerinden pişmanlık duyabileceği için bir süre beklendi. Ancak Bruno, her zaman düşüncelerine sahip çıktı ve hiç geri adım atmadı. En son bütün teologların önünde bilimsel doktrinlerini savunmak istedi. Ama bu talebi, düşünürü ateşe götüren sonunu hazırladı. Mahkeme, Giordano Bruno’yu kilise birliğinden çıkardı. Kitaplarının San Pietro meydanında yakılmasına ve Yasak Kitaplar listesine alınmasına karar veridi.

Schoppe’nin notlarında, ölümün eşiğindeki Bruno
Giordano Bruno’nun ölüme mahkum edildiği duruşmayı takip eden bir tanık vardı. Bu genç tanık, Luteran bir Alman iken Katolik dinine geçen Kapsar Schoppe’ydi. Schoppe’nin notlarında, Bruno’nun mahkeme heyetinin kararını önce diz üzeri oturarak dinlediği, ardından ayağa kalkarak, “Beni ölüme yollarken siz benden daha çok korkuyorsunuz!” dediği geçiyor..

Schoppe’nin günlüğüu, ölüm cezasının uygulandığı günle noktalanıyor, “Giordano Bruno, bugün ateşe verileceği meydana götürüldü. Ölümün eşiğinde kendisine İsa peygamberin sureti gösterildi ama o bakmayı reddetti. Sanırım düşlediği başka dünyalara Roma’da kendisine nasıl davranıldığını anlatmayı düşünüyordu. Acımasız bir biçimde yakılarak öldürüldü.”

Anna Foa’nın vurguladığı gibi, Giordano Bruno davasından bugüne ulaşan belgeler, tutanaklar, notlar ve tanıklıklar farklı Bruno portreleri getiriyor okurun önüne; İsyankar ve özgür bir kişi, Aristoteles karşıtı bir düşünür, başka dünyaların varlığını öngören bir bilim insanı, siyasi bir reformcu, felsefi düşüncelerine ve yazdığı kitaplara sıkı sıkıya sahip çıkan gerçek bir düşünür, Kilise karşıtı bir Giordano Bruno.

Giordano Bruno,önce felsefe tarihçisi Antonio Corsano’nun (1899-1989) ardından siyasetçi ve tarihçi Luigi Firpo’nun (1915-1989) araştırmalarında ortaya çıktığı üzere Avrupa’da on beş yıl dolaştıktan sonra İtalya’ya geri döndüğünde siyasi ve dini bir reform gerçekleştirmeyi tasarlıyordu. Birleşik bir Avrupa düşleyen Bruno, etik, barışçı ve felsefi, yapısında dogmalara yer vermeyen bir inanıştan yanaydı...

 

aa-005.jpg

 

Katolik Kilisesinin Yasak Kitaplar listesine Nolalı Bruno’nun kitapları da katıldı.

 

nn-001.jpg

 

 

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
    Yazarın Diğer Yazıları
    1234567
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)