• BIST 107.202
  • Altın 145,263
  • Dolar 3,5161
  • Euro 4,1312
  • İstanbul 28 °C
  • Ankara 30 °C
  • İzmir 34 °C
  • Adana 31 °C
  • Antalya 30 °C

'Gökten ne yağdı da yer kabul etmedi'

Ali Haydar NERGİS

Devlet Bahçeli’nin, 2002 yılında, bilinmeyen bir nedenle DSP, MHP, ANAP koalisyonunu bozup erken seçim kararı alması AKP’nin yolunu açtı. 12 Eylül darbesinden kalma yüzde 10 seçim barajıyla seçime gidildi ve AKP iş başına geldi.

Geçmişteki koalisyon hükümetlerinin hiç biri, bu seçim barajını aşağıya çekme yoluna gitmedi. Baraj düşürülürse, Kürt partileri barajı aşacak, Meclis’e girecekti; korkulan, önlenmek istenen buydu...

Kime niyet, kime kısmet... Kimi partilerine karşı önlem olsun diye korunan seçim barajı, AKP’nin işini kolaylaştırdı, Meclis’te ezici bir çoğunluğa ulaşıp tek başına Hükümet kurdu; ancak, devleti bütün kurumlarıyla yönetecek  gücü gösteremedi.

’’Milli Görüş’’ geleneği, Reis’in yolunu izlemedi, Erbakan hocasının arkasında durdu.

Bürokraside AKP’ye bağlılık gösterebilecek kadrolar azdı. Derme çatma imam hatip kadrolarıyla işi götürmek, değirmeni döndürmek zordu.

Sonradan açıkça ifade ettikleri gibi,’’Milliyetçiliği ayakları altına aldıkları’’ için,  MHP’nin deneyimli kadrolarından yeterince yararlanamıyorlardı. ’’İki ayyaş’’ın partisiyle bir yakınlıkları da söz konusu olamazdı..

Bir yerlerden kadro devşirmeleri gerekiyordu.

İşte, o anda ’’Hocaefendi’’nin ’’altın nesli’’ yetişti imdatlarına.

El ele verdiler, birlikte yürüdüler o yollarda, yağmurlarda birlikte ıslandılar.

Davul, Reis’in boynunda, tokmak ’’Hocaefendi’’nin elindeydi artık...

Arada bir, Danıştay üyeliğine eski tenis federasyonu başkanını, TÜBİTAK’ın başına hayvanat bahçesi müdürünü, Sağlık Bakanlığı yardımcılığına bir inşaat mühendisini, İstanbul Şehir Tiyatrolarının başına güreş hakemini, Kürtçe yayın yapan TRT 6(şeş)’in Haber Müdürlüğü’ne Genelkurmay’da muhabere başçavuş olarak görev yapmış birini atasalar da; özellikle yargıç ve savcı görevlendirmelerinde işler iyi götürüyorlardı. ’’Hocaefendi’’nin ’’Alnı secdeye gelen altın nesli’’ bütün hızıyla  bürokrasiye yerleşti. Bülent Arınç’ın deyişiyle, ’’Yüce Mevlâm verdikçe veriyordu...’’

Onlar da, ’’Hocaefendi’’ye ne istediyse veriyorlardı.

Ancak, gözü bir türlü doymak bilmeyen ’’Hocaefendi’’, devletin tamamını istiyordu. Yaşı 80’e yaklaşıyordu. Kırk yılı aşkın süredir emek verdiği ’’altın neslin’’ mürüvvetini görmek istiyordu ölmeden once... Bir gün, ansızın  Amerika’dan uçağa binecek, Türkiye hava limanlarına ‘’halife’’ olarak inecekti; düşlediği buydu...

’’Hocaefendi’’, bir yandan da ’’altın neslin’’ yeni kadrolarını yetiştirmeye hiç ara vermedi. Sınav soruları çalındı, her yıl askeri okullara, ’’Işık evleri’’nde eğitilmiş yeni öğrenciler yerleştirildi.

Reis de boş durmadı hani. O da, ’’Dindar ve kindar bir nesil’’ yetiştirmenin çabası içindeydi.Getirilen 4+4 sistemiyle okullar tarumar edildi, imam hatip okullarına dönüştürüldü.

‘’Hocaefendi’’ ile aralarında zaman zaman ufak tefek sürtüşmeler olsa da, ülkeyi birlikte ’gül gibi’ yönetip gidiyorlardı..

İşler tıkırında yürüyordu.

Gemicikler engin denizlere açılıyordu.

Ergenekon ve Balyoz süreçlerini böyle kotardılar.

Açılan davaları ’’Hocaefendi’’nin yargıçlar yürüttü, fahri savcılık görevini ise Reis üstlendi.

Halk dilinde bir söz var; ’’Ayağıma yer edeyim, gör sana neler edeyim.’’

Keser döndü, sap döndü, gün geldi hesap döndü.

Bir gün kafasına dank etti: Yine ’’kandırıldırılmıştı’’

Reis, hastahane odalarında canının derdine düşmüşken, MİT Müsteşarı’nı tutuklamak istediler. ’’Ayağımın altındaki halıyı çekip bana ulaşmaya çalışıyorlar’’ dedi. Kara bulutların hızla üzerine doğru geldiğini gördü, ancak çok geç kalmıştı.

17- 25 Aralık yolsuzluk operayonu’yla birlikte AK kuzu, kara kuzu kendini belli ettirdi iyice...

Birileri, olanı, biteni birem birem not etmiş, her şeyi kayda geçirmişti....

Reis, 17-25 Aralık’ta yaşadığı kısa süreli bir şaşkınlıktan sonra durumu toparlamaya çalıştı

O mahallenin kıdemli gazetecilerinden Fehmi Koru, ‘’Ben Böyle Gördüm’’ adlı son kitabında anlatıyor, biz onun yalancısıyız.

17-25 Aralık patlak verdiğinde, Reis, Fehmi Koru'yu çağırıyor..

Hemen Amerika'ya gitmesini, ’’Hocaefendi’’ ile arasını bulmasını istiyor.

Fehmi Koru, bir kaç gün sonrası için THY uçağından yer ayırtıyor.

Reis, ''Durum çok vahim, Cumhurbaşkanlığına ait özel uçağa atla ve hemen git!'' diyor.

Koru, bu öneriyi kabul etmiyor, kararlaştırdığı tarihte gidiyor.

Ancak, Ankara’ya eli boş dönüyor.

’’Uzlaştırma’’ çabaları sonuçuz kalıyor..

Reis, 17-25 Aralık'ı gerçekleştirenlere karşı başlattığı karşı operasyonlara hız veriyor.

Bir yandan da uzlaşma arayışlarını sürdürüyor.

17-25 Aralık’ı izleyen aylarda, Reis, Amerika’ya giderken, gazeteciler,  havalimanında soruyor:

’’Amerika’da Fetullah Gülen’le de görüşecek misiniz?’’

 Reis’in, bu soruya yanıtı şöyle oluyor: ’’Gökten ne yağdı da yer kabul etmedi..’’

’’Hocaefendi’’ tarafından, gök yüzünden sadece bomba yağdırılırdı, bunu iş işten geçtikten sonra fark edecekti.

Halen, Cumhurbaşkanlığı sitesinde duran o sözlerin devamı şöyle:

’’Gökten ne yağdı da yer kabul etmedi,
Toprağa ne ekildi bitmedi,
Bu dünyaya kim geldi de gitmedi,
Hangi dert hangi sıkıntı bitmedi.’’

Belki de, sadece bunun için gidilmişti. Amerika’da, beklenen buluşma gerçekleştirilemiyor.

Reis de Ankara’ya eli boş dönüyor.

Açık hesaplaşma ondan sonra başlıyor.

Adım adım darbe girişimi günlerine böyle gidiliyor.

Anlaşılıyor ki;

Eğer, ’’Hocaefendi’’ ile  uzlaşma  çabaları sonuç verseydi, yağmur yağacak, yarıklar kapanacak, yeniden eski günlerine dönülecekti.

O zaman belki de bu kanlı darbe girişimi yaşanmayacaktı..

FETÖ, hain ilan edilmeyecek; itibarlı ’’Hocaefendi’’ olarak perde arkasından varlığını sürdürecekti.

Bu bir yazı/ tura oyunudur.

Bir yüzü kazanırken, diğer yüzü kaybeder.

FETÖ bir hain!

Tamam, bu konuda bir görüş ayrılığımız yok.

Ancak, benim, yanıtını aradığım soru şu:

Anladık, ’’Hain’’ olmak ağır bir suç, bunun mutlaka bir bedeli var. Peki, o ’’hain’’le  iş tutanların, iktidarı paylaşanların  hiç mi suçları, günahları yok?...

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : +90 212 963 1051 (pbx)