• BIST 90.383
  • Altın 144,409
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • İstanbul 8 °C
  • Ankara 0 °C
  • İzmir 7 °C
  • Adana 12 °C
  • Antalya 9 °C

Gölge Boksu: 'Barış Süreci'ne karşı 'tezkere'!

Doğan YURDAKUL

Bülent Arınç ve Hüseyin Çelik önceki hafta Saray’a (daha doğrusu Saray’ın danışmanlara) “barış sürecini” anımsattılar. Saray’ın buna yanıtı Güney Amerika dönüşü havadan geldi: “Ben 1 Mart tezkeresinin yanındaydım, karşı olanlar bunu açıkça söylemediler. Birileri de gizli kulisler attılar. O insanların kimler olduğunu araştırır bulursunuz.”  

“Barış süreci eleştirisine karşı 2003’teki tezkere eleştirisi, ne alâka?” diyecek olursanız, ben de size “kavgada yumruk sayılmaz” derim.

Biri birine “senin Dolmabahçe mutabakatından haberin vardı” diyor, öteki de ona “siz de tezkere olayında beni sattınız” diyor. Üstelik bu gölge boksu “giriş ücretsiz” olarak kamuya açık biçimde yapılıyor! 

Daha önce kullanılan “o zat” ifadesi genişlemiş, “o insanlar” biçimine dönüşmüş. Kim olduklarını bilmek için fazla uzaklarda aramaya da gerek yok.

Ahmet Sever’in “Abdullah Gül ile 12 Yıl” kitabının 9 sayfası (38-47) bu konuya ayrılmış. “O insanlar” şunlar: Beşir Atalay, Mehmet Aydın, Ertuğrul Yalçınbayır, Bülent Arınç, Zeki Ergezen, Azmi Ateş, Kemalettin Göktaş...

Belki, “Tezkere reddedilirse ekonomiye birşey olmaz” garantisi veren Ali Babacan’ı da bu kadroya dahil etmek gerekir. 

Dönemin Başbakanı Abdullah Gül’ün de tezkereye karşı olduğu, Dışişleri Bakanı Yaşar Yakış ile Adalet Bakanı Cemil Çiçek arasındaki bir konuşmadan anlaşılıyor: 

Yakış: “Kabinenin yarısından çok fazlası tezkereye açıkça karşı. İşimiz zor görünüyor.” 
Çiçek: “Öyle görünüyor. Başbakan da sanki reddedilmesini ister gibi bir tavır takındı.” 

Kitapta, tezkereye karşı olanlar arasında sürpriz bir isim de geçiyor: O zamanlar Gül’ün Başdanışmanı olan Ahmet Davutoğlu! 

Acaba “o insanlar” tanımlamasının içinde Davutoğlu da var mıdır dersiniz? 

Orası bilinmez ama, daha 1 Mart 2003 tarihinde isimleri bir kenara yazılmış olan “o insanlar” 13 yıl sonra bugün topa tutuluyor! Sonra Gül arabulucu oluyor, suçlanan kişilere Saray’dan “troller ve troliçelerin kulaklarının çekileceği” mesajı gidiyor. 

O zamanlar tezkereye karşı çok ateşli yazılar yazan Abdurrahman Dilipak da “o insanlar”dan mı sayılıyor, bilmiyorum ama bugünkü yazısında “trollere” hafiften çakıyor: “Bir yanlıştan yola çıkarak, kimsenin yanlış yapana yanlışlık yapma hakkı yok. Hele bu işi bir meydan okuma ve linç kampanyasına döndürmek de hiç doğru değil. Bunun kimseye faydası olmaz. Yok etmek istediğiniz şeyi büyütürsünüz... Bu tartışmaya birtakım gençlerin bu üslubla katılması en azından edebe mugayirdir.”

Ama, Saray şakşakçılığında sınır tanımayanlar da var: Akşam Gazetesi bugün birinci sayfasından Arınç ve Çelik’in “paralel yapı” davasına müdahale ettiklerini öne süren bir “haber” yayınladı. Bu tür saldırıların süreceğini tahmin edebiliriz. Yakında “kara kaplı deftere” yazılmış başka suçlamalar da ortaya çıkabilir.  

Saray’ın “Başkanlık” diretmesi, hatta Suriye’ye askeri müdahale tehditleri sürdükçe, gölge boksunun da süreceği anlaşılıyor. 

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.