• BIST 108.489
  • Altın 152,547
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • İstanbul 17 °C
  • Ankara 3 °C
  • İzmir 8 °C
  • Adana 19 °C
  • Antalya 14 °C

'Güneydoğu'da çocuk gelinler'in yazarı 'Rıza'sıyla tecavüze uğrayan çocukları anlattı!

'Güneydoğu'da çocuk gelinler'in yazarı 'Rıza'sıyla tecavüze uğrayan çocukları anlattı!
Batman Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nden Yrd. Doç. Dr. Yusuf Arslan, 2014-2015 yılları arasında çocuk yaşta zorla evlendirilen kız çocukları üzerine, Güneydoğu illerinde bir çalışma yaptı. 56 kişiyle yüz yüze görüştü, hikâyelerini dinledi.

Bu kişilerin hepsi çocuk yaşta zorla evlendirilmiş kadınlardı. Yedisi görüşme yapıldığı sırada hâlâ çocuktu. Araştırmanın sonuçlarını ‘Oyundan Düğüne Hayatlar: Güneydoğu’da Çocuk Gelinler’ başlıklı kitapta topladı. Arslan, Hürriyet'ten Banu Tuna'yla ‘zorla evlendirilen kız çocukları’ ve toplumun büyük bölümünü ayağa kaldıran yasa tasarısının olası sonuçları hakkında konuştu. 'Rıza sahibi' tecavüze uğramış çocuklardan kimi intiharı düşündüğünü, kimi günlerce ağladığını, kimiyse ağabeyleri ölmesin diye razı geldiğini anlatıyor. 

Bir kız çocuğunun ‘düğününe’ katıldınız mı hiç?

- Benim bu çalışmayı yapmaya karar vermem böyle bir düğünle başladı. Giderken evlendirilenin bir kız çocuğu olduğunu bilmiyordum. Salona girdim, gelini bir gördüm, çocuk! Her halinden belli. Yetişkin damadın yanında o kız çocuğunu kendi gözlerinle görmek etkiliyor. Daha yakıcı oluyor. Herkes göbek atıyor, takısını takıyordu.

Çocuklar o sırada ne olduğunun, neyin içine girdiklerinin farkında mı?

- Araştırmamıza göre hepsi düğünden sonra pişmanlık yaşıyor. Bu tartışmasız bir konu. Zaten evliliğin ne olduğunu kavrayacak yaşta değiller. 15 yaşında bir kız çocuğu, yetişkinlerin bile sürdürmekte zorlandığı evlilik gibi karmaşık bir şeyin üstesinden nasıl gelebilir?

Hükümet yetkilileri kız çocuklarının rızasından bahsediyor. Çocuğun rızasından bahsedilebilir mi?

- Aile baskısıyla, çoğunlukla da eril baskıyla yaptırılıyor evlilikler. Görüştüklerimiz arasında Siirt’te 8 yaşındayken evlendirilmiş bir kadın vardı. Bugün 27 yaşında. 8 yaşında çocuğun rızası olabilir mi? Bir berdel evliliğiydi. Ağabeyine bir kız almışlar, karşı tarafa bu çocuğu vermişler. 14 yaşında ilk çocuğunu doğurmuş. Tek kelimeyle pişmandı.

Bu kadınlar evlendikleri günü nasıl anlatıyorlar? Bu kadar küçük çocuk evliliğin ne olduğunu anlayabilir mi?

- Sokakta oyun oynarken görücü tarafından beğenilen kızlar var. Düğün günü, artık salona gitmeye yakın sokaktaki oyundan alınıp götürülen çocuklar var. Büyükleri ne yapmaları gerektiğini söylüyor, onlar da yapıyor.

Damatlar da çocuk mu?

- Reşit olanlar da var, çocuk olanlar da var. Kızın da oğlanın da 10 yaşında olduğu çiftlere rastlıyoruz. Türkiye’de çocuk damatlar sorunu da var.

KÜRT SİYASETİNE YAKIN OLANLAR DAHA BİLİNÇLİ

Çocuk yaşta evlilikler gelenekle görenekle, töreyle açıklanıyor. Peki bu çocuklar bu kadar erken evlendirilmezse ne olur, korkulan ne?

- Geç evlendirilen kıza iyi gözle bakılmaması gibi sosyal bir tehdit var. 17-18 yaşına kadar evlenmemişse, bu kızda bir sorun olmasa bu güne kadar çoktan talibi çıkardı diye bakılıyor. 23 yaş zaten ailenin itibarının zedelenmesi demek. Bu etiket bir kere üzerinize yapıştı mı, çıkarmanız çok zor. 

Aynı coğrafyada, aynı geleneğin içinde yaşayıp kız çocuklarını okula gönderen, çocuk yaşta evlendirmeyen aileler de var. Bu iki ailenin farkı ne oluyor?

- Gözlemlerime göre bu iki aile tipinin farkı dünya görüşü. Odağına töreyi, feodaliteyi, dini alan kesimde çocuk yaşta evlilikler normalleşiyor. Merkeze eğitimi, modernleşmeyi taşıyan, dine eleştirel bir akılla bakan aileler ise bu evliliklere karşı. Oysa ikisi de kırsal bölgede yaşıyor, etkilendikleri kültür ve sosyal çevre de aynı.

Peki bu kadar benzer koşullardan gelirken bu kadar farklı görüşlere sahip olmalarına neden olan kırılma nerede meydana geliyor?

- Yine gözlemlerime göre, kişi bölgede aktif siyaset yürüten çevrelerle temas kurmuşsa, bu konuda hassas davranıyor.

Kürt siyasi hareketini kastediyorsunuz...

- Evet. Gözlem yaptığım örnekler üzerinden konuşuyorum.

Son dönemde pek çok HDP ve DBP’li belediyeye kayyım atandı ve kadın merkezleri kapatıldı. Bu merkezler, kadın sorunlarıyla yakından ilgileniyordu. Çocuk yaşta evlilikler üzerinde olumsuz bir etki beklenmeli mi?

- Çatışmaların yeniden başlaması da bu konuda olumsuz bir faktör, kadın birimlerinin kapatılması da. Kadın birimleri hem bilinç yükseltme faaliyetleri yapıyordu hem de vakalara müdahale ediyorlardı. Bilinç yaratmışlardı. İşin doğrusu işe de yaramıştı. Dolayısıyla bu birimlerin ortadan kalkması dezavantaj. Terör olaylarının yeniden başlaması da olumsuz etkileyecek. Dünya genelinde çatışmaların olduğu bölgelerde, çocuk evlilikleri yaygın görülüyor. İstikrarsızlığın olduğu yerlerde insanlar çocuklarını bir an evvel evlendirmek istiyorlar. Yarının belirsizliği nedeniyle çocuğunu kendi sorumluluğundan çıkarmak istiyor. Bir de tabii çoluk çocuk sahibi olursa çatışmaların dışında kalır, dağa gitmez inancı var.

BAŞBAKAN YANILIYOR YASAYI BİLİYORLAR

Başbakan Binali Yıldırım, yasa taslağını savunurken, “Yaşı tutmadan evlenenler var, bilmiyorlar yasayı” dedi. Hakikaten bilmiyorlar mı, yoksa umursamıyorlar mı?

- Hayır, yasayı biliyorlar. Sağlamasını şuradan alabiliriz, 2009-2013 arası TÜİK verileri var elimizde. Bu dönemde hem kadın örgütlerinin hem de devletin, çocuk yaşta zorla evlendirmelere karşı yoğun bilinçlendirme çalışmaları vardı. En ücra köydekiler bile öğrendi yasal sorumluluğunu. Zaten öğrenilmiş olmalı ki, karşılığı da alındı. Rakamlar her yıl giderek düştü. 2009’da 47 bin 859, 2013’te 37 bin 481 çocuk evlendirildi. Dolayısıyla Başbakan’ın söylediği gerçeği yansıtmıyor.

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ da Meclis’teki görüşmeler sırasında “Bu düğünlere savcılar bile gidiyor” dedi. Nasıl mümkün olabilir, devletin memuru suça iştirak etmiş olmuyor mu?

- Tüm savcıları aynı kefeye koyamayız tabii ama oluyor. Yalnızca savcılar değil, karakol komutanları da katılıyor düğünlere. Öyle bir ilişki biçimi oluşmuş ki, komutan sistemin bir parçası haline geliyor. Ahbap-çavuş ilişkisi gibi... Gelen düğün davetini geri çeviremiyor. Diyarbakır’da görüştüğümüz kadınlardan biri anlattı: Kız çocuğu evlenmek istemiyor ve diretiyor. Sorun çıkınca karakola gidiliyor. Karakol komutanı kızın yaşının küçük olduğunu görmesine rağmen büyükleri aralarında barıştırıyor, kıza ne istediğini sormuyor ve hepsini düğün masasına geri gönderiyor. Komutan da düğüne gidip takısını takıyor, çifte mutluluklar diliyor. Şimdi bu evlilik suç. Suçu gördüğü halde bildirmeyen kamu personeli için yasa hapis cezası öngörüyor. Mağdur çocuk olduğu için bu ceza üç katına çıkıyor. Nüfus müdürlüklerinde de çocukların yaşıyla oynayarak usulsüzlük yapılıyor. 

EVLENDİRİLEN ÇOCUK SAYISI 100 BİNE ÇIKARSA ŞAŞIRMAYIN

Devletin atadığı, bu törenin dışından gelen memur, komutan nasıl oluyor da sisteme bu kadar ayak uyduruyor? Ya da suçu nasıl görmezden geliyor?

- Elbette tüm memurlar, komutanlar izin vermiyor, görmezden gelmiyor. Kamu personeli bunu bir hak meselesi olarak görmüşse, evlilik değil hak ihlali olduğunu kabul etmiş, değerlerini buna göre sıralamışsa, gerekeni titizlikle yapıyor, müsamaha göstermiyor. Zaten o 3-4 bin kişi de bu memurlar sayesinde yargıya intikal etmiştir.

Cezaevinde 3-4 bin kişinin olduğu söyleniyor. Yılda 40 bin çocuk evlendirilirken bu düşük bir rakam değil mi?

- Açığa çıkmış vakalar, gerçek sayının ancak 10’da 1’i eder. O 3-4 bin rakamı ne biliyor musunuz, bir şekilde evlilik içinde eşine karşı şiddet, cebir, yaralama gibi saldırıda bulunanlar veya eşi şüpheli biçimde intihar edenler. Mecburen yargıya intikal edenler. Artık görmezden gelemedikleri. Büyük bir çoğunluğunun böyle olduğunu düşünüyorum.

Hükümet bu yasa taslağı ve af için tek seferlik diyor. Yasalaşırsa çocukların zorla evlendirilmesi yönünde cesaret verici olmayacak mı?

- Türkiye’de bir kereye mahsus denilip de defalarca gerçekleşen çok kanun gördük. Bu da onlardan biri olacaktır. O 3-4 bin kişi çıkarsa, çocuk yaşta zorla evlendirmeler normalleşecektir. Bunu yapan anne-babaya da, dini nikâhı kıyan imama da, görmezden gelen devlet memuruna da cesaret verecek. Feminist kadın hareketinin on yıllardır süren mücadelesi, güç bela elde edilen gelişmeler boşa gidecek. Yıllık evlilik rakamları yeniden 80-100 binlere çıkarsa şaşırmayın. İkinci, üçüncü eşlerin sayısını da artırması beklenebilir.

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      İlgili Haberler
      Diğer Haberler
      Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
      Tel : +90 212 963 1051 (pbx)