• BIST 102.712
  • Altın 198,846
  • Dolar 4,7710
  • Euro 5,5903
  • İstanbul 25 °C
  • Ankara 28 °C
  • İzmir 27 °C
  • Adana 30 °C
  • Antalya 28 °C

Güngör Aydın'dan CHP PM üyelerine açık mektup

CHP'de 16-17 Ocak 2016 tarihinde yapılacak kurultay öncesinde, parti içi muhalefetten çağrılar gelmeye devam ediyor.

Emekli Vali ve Mülkiyeliler Birliği Eski Genel Başkanı Güngör Aydın, CHP Parti Meclisi üyelerine açık mektup yazdı.

Güngör Aydın, "Ülkemizin en temel demokratik siyasal gücü, Cumhuriyet Devriminin siyasal örgütü ve çok partili demokrasi düzenine geçişin mimarı CHP'nin, tam bir başarısızlık ve yetmezlik içindeki, bir ABD projesi olduğu için CHP'yi bir güç olmaktan çıkarıp saf dışı ederek Kemalist Düşünceyi tasfiye ve ABD'nin ılımlı İslam adı altında emperyalist Ortadoğu planlarını uygulamakla görevli AKP/RTE'ye biat etmekle ödevlendirilmiş Kemal Kılıçdaroğlu'nun, yaptığı büyük ve bağışlanamaz yanlışlıklarla, ülkede çoğunluğu oluşturan Cumhuriyet ve Demokrasi Güçlerinin bir bağlaşma içine girerek yapacakları güç birliği ile demokratik bir iktidar seçeneği oluşturarak iktidara aday olmalarını engelleyerek ülkemizin bu karanlık tabloya, bir iç savaşa doğru yol alan derin bir yönetsel ve siyasal bunalıma girmesine yol açılmasında en olumsuz ve kötü rolü oynadığı açık bulunmaktadır. " dedi.

"CHP'de 16-17 Ocak 2016 tarihinde seçimli bir Kurultay yapılacak olmakla birlikte, al gülüm ver gülüm ve rant ilişkileri içinde belirlenmiş, seçimlerinde türlü çeşitli oyunlar oynanmış, tükenmiş ve çürümüş delege düzeninden olumlu bir sonuç çıkması beklenmemektedir. Önümüzdeki uygun bir zamanda Kılıçdaroğlu'nun neden CHP Genel Başkanlığından uzaklaştırılması gerektiği konusunda daha sistematik ve bütünsel gerekçeleri içeren çok imzalı bir "Üçüncü Açık Mektup" kamuoyuna sunulacaktır." diyen Güngör Aydın'ın CHP Parti Meclisi üyelerine yönelik Açık Mektubu şöyle:

CHP PARTİ MECLİSİ ÜYELERİNE AÇIK MEKTUP 

Sizlere 3 Eylül 2015 tarihinde sunulan ilk "Açık Mektup" içeriğinde ülkenin ve CHP’nin üstün çıkarlarının görevden alınmasını gerektirdiği belirtilerek istifası ya da görevden alınması gerekçeli olarak önerilip öngörülen Kılıçdaroğlu, 1 Kasım seçimlerinde CHP’nin yeni bir yenilgiye daha uğratılmasına yol açmıştır. Bu açık yenilgi, Kılıçdaroğlu’nun CHP’nin Genel Başkanlığını üstlendiğinden bu yana geçen 5 yıl 5 ay 10 günlük sürede Partiyi genel, yerel, referandum, Cumhurbaşkanlığı, TBMM Başkanlığı seçimleri olmak üzere toplam 10 seçimde uğrattığı yenilgilerin en ağırı, en vahimi ve ülkemiz için en çok tehlikelere açık olanıdır. Çünkü, ana muhalefet partisi olarak CHP’nin ve onun Genel Başkanının, Partiyi doğru yöneterek demokratik bir iktidara taşıma görevi yanında, ayrıca ve daha önemli olarak, Cumhuriyet düzenine karşı, ülkeyi fiilen Anayasa, meşruiyet ve demokrasi dışına çıkmış partizan bir kişinin yönetimindeki despotik dinsel bir diktatörlük olan   AKP iktidarının ülkeyi içine taşıdığı derin yönetsel siyasal bunalımdan, giderek artan bir karanlık, terör, şiddet ve kaos ortamından çıkarma konusunda tüm muhalefet ve demokrasi güçlerine önderlik etme görevi de bulunmaktadır.  Üstelik bu önderlik görevi aynı zamanda, CHP’nin, devletimizin kurucu, demokrasiye geçişin öncü partisi olmasından da kaynaklanmaktadır. Oysa Kılıçdaroğlu ve yönetimindeki ekip -kadro değil- CHP’ni Cumhuriyetin kurucu felsefesi çizgisinde bir felsefeye ve kadroya, iktidar seçeneği oluşturacak bir yapılanma ve doğru politikalar bütününe kavuşturamayarak uğrattığı bir dizi yenilgiye, AKP despotik diktatörlüğüne karşı Cumhuriyet ve Demokrasi Güçlerinin bağlaşma ve güç birliği içine girmelerini sürekli engelleyen bir durumda olmasına ilave olarak, aşağıda sıralanan vahim hataları ve yanlışları da yaparak ülkemizin bugün geldiğimiz karanlık tabloya, yönetsel ve siyasal çıkmaza getirilmesine yol açmıştır.

Kılıçdaroğlu ve ekibi, 7 Haziran seçimlerinde halkın ortaya koyduğu iradeyi ve TBMM’de ortaya çıkan sayısal/siyasal muhalefet tablosunu doğru okuyup doğru değerlendiremeyerek:

1. AKP/RTE’nin uğradığı yenilgi ve içine düştüğü çıkmazdan kurtarılmasına ilişkin Baykal’ın kullanılarak oynanan oyunun aleti olmak, ağır bir yenilgiye uğramış bunalımdaki RTE’ye bir can simidi atılıp hayat öpücüğü verilmesine yol açmak,
2.TBMM Başkanlığı seçimlerinde, çoğunluğu oluşturan muhalefete öncülük edemeyerek ve Başkanlığın sayısal azınlıkta bulunan AKP’nin eline geçmesini sağlayarak, böylece TBMM’nin yani yasama organının çalıştırılmayarak işlevsizleştirilmesi oyununa gelmek,
3. TBMM’nin çalışmasını önleyerek AKP/RTE’nin,   denetlenmekten, hesap sorulmasından, yürütme erkinin belirlenmesinden ve güven oylamasından kaçıp kurtulmasına meydan verilmesi oyununu, TBMM’ni toplantıya çağırma ve açık tutma sayısal/aritmetik güç, olanak ve çoğunluğuna karşın bozamamak,
4. Seçimlerin yenilenmesine ilişkin siyasal ve hukuksal gerekçesi olmayan kararın alınmasına meydan vermek, bu kararın TBMM’de ele alınıp kaldırılmasını sağlayamamak,
5. Yapay ve gerçeklikten yoksun koalisyon görüşmelerinin figüranı yapılarak, TBMM’nin işlev yapması ve seçim kararı alabilme zamanının tüketilmesine alet olmak,
6. 7 Hazirandan itibaren ülkede terör, şiddet ve kaosun tırmandırılarak halkı bir kısır döngüye hapsedip teslim almaya yönelik despotik politikaların iki baş sorumlusundan biri olan Davutoğlu ile Ankara katliamından sonra görüşerek bu karanlık politikalar ve katliam için AKP’ni aklamak,
7. Ülkede temel ve birincil sorun demokrasi ve ülkenin nasıl yönetileceğinin belirlenmesi, halkın bütün dikkati huzur ve düzene çevrilmiş, yaşama hakkı tehdit altında,  korkudan uzak olma, huzur ve güven içinde yaşama, hak arama hakları yok edilmiş, ötekileştirilip dışlanmadan eşitlik ve adalet içinde bir arada yaşama hakları elinden alınmış bulunuyorken ve yaşamsal nitelikteki her türlü hukuk güvencesinden yoksun bırakıldığı, güvenip inanmak istediği devletin temel erkleri yasama, yargı ve yürütmenin/yönetimin tek elde toplanarak çürütülüp tüketildiği ya da işlevsizleştirildiği, bütünüyle partizanlaştırılıp güven ve umut üretmekten çıkarıldığı var olan koşullarda, sistematiği, bütünlüğü, halk için de önceliği olmayan, geri planlarda kalmış ekonomi ve benzeri ayrıntı niteliğindeki politikalarla önüne çıkarak adeta halkla alay etmek,

Böylece ortaya konulan siyasal çizgi, çağdışı arkaik politikaları ile ülkeyi kaosa, karanlığa, bunalıma, içerde ve dışarıda savaşa sürükleyen AKP ve RTE’ye karşı halkın ve geniş kitlelerin duyduğu tepki ve öfkeyi örgütleyip dile getirmekten uzak tutum, tavır ve izlenen etkisiz, pasif, ürkek, edilgen yol, bütünlük ve sistematikten yoksun ve doğru olmayan politikalar nedeniyle Kılıçdaroğlu ve Onun Başkanlığındaki Parti Yönetimini elinde bulunduran ekibi, CHP ve ülkemiz yönünden tam bir yetmezlik ve başarısızlık göstermiş bulunmaktadır.

Bu durumda ilk "Açık Mektup"umuzda da belirtildiği üzere, her yönden başarısız ve yetmezlik içindeki, kendisi gibi ekibi de sosyal demokrat olmayan, ancak öyle geçinen Kılıçdaroğlu’nun görevinden alınmasını sağlayamamış olduğu için, ülkemizin bugün geldiği dünden de karanlık tabloya, yalnızca CHP için değil ülkemiz için de ağır tarihsel, yönetsel ve siyasal sonuçlara yol açan başarısızlıkta ve bu vahim tabloda Parti Meclisinin de büyük sorumluluğu bulunmaktadır. 

İşte şimdi, CHP Parti Meclisi, Kılıçdaroğlu ve Başkanlığındaki Parti Yönetimini çok ivedi görevden uzaklaştırarak, sorumluluğunu kısmen azaltabilecek, CHP’nin ve daha önemlisi ülkemizin, CHP’ne düşen tarihsel işlevine uygun düşecek, umutsuzluk içindeki halka ve demokrasi güçlerine, ülkenin büyük ihtiyacı bulunan demokrasiye ve çağcıl demokratik, hukukun üstünlüğüne dayalı bir yönetime kavuşturulmasına öncülük edebilecek, bu ilke ve hedeflerin siyasi projesinin üretilmesini sağlayacak bilinç ve vizyona sahip,  Cumhuriyet ve Demokrasi Güçlerine coşku verip öncülük ederek onları sürükleyebilecek gerçek sosyal demokrat bir genel başkana, Cumhuriyetin devrimci kurucu çizgisi doğrultusunda güçlü, özgün, ulusal, bütünsel, dizgesel ve demokratik bir siyaset felsefesine ve bu felsefenin türdeş ve tümleşik kadrosuna/kadrolarına kavuşturulmasının önünü açmalı, bu ulusal vatan görevinin gereğini yerine getirmelidir.

Sizleri bu tarihsel, ulusal, Parti ve ülkemiz için yaşamsal görevi yerine getirmeye çağırıyorum. Sevgi ve saygılarımla.

3 EYLÜL TARİHLİ İLK AÇIK MEKTUP

T.C. Devletinin bütün çağların en büyük devrimcisi Mustafa Kemal Atatürk'ün önderliğindeki Kurucu Partisi ve demokrasiye geçişin öncüsü CHP'nin, Kurultaydan sonraki en büyük organının üyeleri olarak sizleri, Genel Başkanlığını devraldığı 22 Mayıs 2010 tarihinden bu yana aradan 5 yıl, 3 ay, 15 gün geçmiş olmasına karşın, genel, yerel, referandum, TBMM Başkanlığı ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde yaptığı vahim hatalarla Partiyi ardı ardına sayısını unuttuğumuz-sanıyorum 9 olacak-yenilgilere uğratan, Partiyi  başarısızlığa mahkum eden, Cumhuriyet Devrimini bugüne uyarlayan ve halkın destekleyebileceği ulusal, bütünsel, sistematik ve demokratik bir siyaset felsefesinin üretilmesinden ve bu felsefeyi iyi özümseyen bir kadroya kavuşturmaktan geçen güçlü ve coşku veren bir demokratik iktidar seçeneği üretilmesini sağlayamadıktan başka, bu seçeneğin siyasi projesini ve vizyonunu ortaya koyamamış olan, bu kısa sürede suçu üzerlerine yıktığı 5 ekip (Kadro diyemiyorum. Çünkü felsefe yoksa kadro da yoktur.) değiştiren, esasen bugün ekibiyle birlikte kendisi de gerçek ve felsefel anlamda sosyal demokrat olmayan Kemal Kılıçdaroğlu'nu ve ekibini, ivedi görevden almaya davet ediyorum. CHP'nin gerçek sahipleri ve sorumlu organı olarak, zaman alacak ve var olan ancak bir türlü yeterince sağlıklı oluşturulamayan delege tablosu ile sonuç alınamayabilecek kurultayın toplanmasını beklemeden, Parti Meclisi bu tarihi ve acil görevi yerine getirmek durumundadır. Değilse Parti Meclisi de yeni seçimde güçlü bir olasılık bulunan yenilgiyi üstlenmek durumunda kalacaktır. 

Kılıçdaroğlu yerine, örneğin Merdan Yanardağ ve Ümit Kocasakal gibi toplumda ve parti tabanında umut ve coşku yaratacak nitelikte bir insan geçiş dönemi Genel Başkan Vekili olarak görevlendirilebilir. Kadro olarak da gerek Parti Meclisinden, gerekse dışarıdan - dışarıdan diyorum, çünkü Cumhurbaşkanının bile fiilen ve meşruiyet dışı bir konum içinde olduğu düşünüldüğünde-ülke tam bir kaos ve karanlık içinde bulunuyorken bu gün esasen sağlıklı işlemeyen parti prosedürleri ile bağlı kalacak zaman değildir. 

Sayın Parti Meclisi Üyeleri, 
Demokrasi savaşımı bir bağlaşıklar sorunudur. Sosyal Demokrat Felsefeyi temsil eden, ülkemizde tek demokratik iktidar seçeneğini oluşturabilecek parti olan CHP'ni, önce demokrasi yelpazesinde yer alan başta sosyal demokratlar olmak üzere tüm sol kesimleri kavrayarak bir iktidar seçeneği olmaya taşımak, sonra da Cumhuriyeti Korumak ve Demokrasiyi Yerleştirmek için, yine demokrasi yelpazesinde yer alan, sağ sol ayırımı yapmadan bütün partileri ve sivil toplum örgütlerini ortak yayımlayacakları bir "Demokrasi Bildirgesi" etrafında toparlayarak bir "Demokrasi ve Vatan Cephesi" oluşturmaya öncülük etmesini sağlamaktan başka var olan siyasal ve yönetsel bunalımdan çıkış, ülkeyi despotik dinsel diktatörlükten kurtarma yolu bulunmamaktadır. Bu görüş ve öneriler, başta Kılıçdaroğlu olmak üzere Parti Yönetiminin üst görev yerlerine bizzat yüz yüze, Demokrasi Üzerine Düşünce Üretim Topluluğumuz adına çok önceden, 2014 yılı içinde rapor olarak sunulmuştur. 

Sizleri tarih ve toplum önünde bu ulusal misyonun ve vatan görevinin gereğini yerine getirmeye çağırıyorum. 
En derin sevgi ve saygılarımla. 
 

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
    1234567
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)