• BIST 108.527
  • Altın 144,734
  • Dolar 3,5025
  • Euro 4,1220
  • İstanbul 22 °C
  • Ankara 22 °C
  • İzmir 27 °C
  • Adana 30 °C
  • Antalya 30 °C

Hafta analizi, transfer komedisi ve Terim'in toplantısı

Hafta analizi, transfer komedisi ve Terim'in toplantısı
Ali Kaya Soysal, süper ligde haftanın analizini ve Fatih Terim'in basın açıklamasını yazdı.

Ali Kaya Soysal
Süper ligin 2. haftası da geride kaldı. Oynanan maçları bir gözden geçirelim: Önce Cuma akşamı 2-2 berabere biten Konya- Beşiktaş karşılaşması, gerçi maç yazımda geniş olarak irdelemiştim ve başlık "Beşiktaş Beraberliğe Sevinmeli" idi..Bu iddiali tesbit 82. dakikada Necip'in atılmasından sonra Konyaspor'un girdiği gol pozisyonlarından dolayıydı, yoksa oyunun büyük bölümünü siyah-beyazlılar forse etmiş, maçı koparacak pozisyonları da bulmuştu. Fakat son dakikalara beraberlikle girdi, 10 kişi kalmanın getirdiği panikle plansız ataklarda bulundu ve kalesinde tehlikeler yaşadı. Oyunun bu duruma gelmesinin başlıca sorumlusu da yaptığı yanlış değişiklerle Şenol Hoca idi. 60'da sakatlanan Oğuzhan'ın yerine stopper Rodolpho'yu alıp Necip'i orta alana kaydırmak akıllı bir hamle değildi bana göre, çünkü kenarda her haliyle hazır bir Aras vardı. Takımın orta alanını ileriye taşıyabilecek tekniğe sahip bu oyuncuyu hoca nedense 2 haftadır düşünmüyor, anlam veremiyorum. Neyse, Beşiktaş'ın son 10 dakikaya kadar kazanabileceği maç final bölümünde yenilmediğine şükretmesiyle geride kaldı. Böyle bakılınca büyük bir kayıp değil bence. Transferlerin ve sakatların takıma katkıları belirleyici olacak önümüzdeki haftalarda. Konya ise istikrarlı yürüyüşüne devam ediyor, fakat Ali Çamdalı'nın kulağının çekilmesi gerek, çünkü her hakem Cüneyt Çakır gibi ikinci sarı kartı tolere etmeyebilir.

Cuma gecesi maçlarından biri Antalya derbisiydi. Alanya ilk yarısını hem oyun hem de skor olarak geride geçirdiği maçı Ayite'nin müthiş oyunu, bir gol pası ve 90+3'teki golüyle 2-1 galip kapattı. Ancak, geçen haftaki görüşüm değişmedi, her iki takım da sezon boyu düşmemeye oynar.

Cumartesi maçlarının birincisinde Kasımpaşa ligin yeni takımı Adana'yı misafir etti, genelde üstün olan taraf Paşa 1-1'lik beraberliğe razı oldu. Ancak İstanbul'un bu köklü semt takımının önünü pek aydınlık görmüyorum, çünkü ekonomik küçülmeye gittiler, en önemli oyuncularını kaybettiler, seyirci gelmiyor. Benim Emirgan'dan hemşehrim Turgay Ciner'e bir kelamım var; dua edin Rıza Çalımbay gibi işini sadakatle yapan dürüst bir teknik adamınız var, yoksa bırakır giderdi sezon öncesi. Hamama giren terler başkan, ortam saunaya dönmeden önlem almalısnız!.

Geçen haftanın galibi Trabzon ile mağlubu Gaziantep, Antep sıcağında karşı karşıya geldi. Maç tamamen Karadeniz ekibinin üstünlüğüyle geçti, sayısız gol kaçıran bordo-mavililer önce kaleci Gökhan'ı, sonra da şanssızlığını yenemedi ve 88'de genç Orkan'ın şık golüne  engel olamayınca sahadan boynu bükük ayrıldı. Bu arada Orkan'a dikkat, büyük yetenek bana göre.Trabzon camiasına sabır diliyorum, takımın yarıdan fazlası yeni, iyi oynadıkları sürece başarı kaçınılmazdır orta vadede.G.Antep İsmail Kartal ile birlikte bu 3 puanlık krediyi kaç hafta daha sürdürebilir ortaya koyduğu futbolla; soru işareti!

Cumartesi gecesinin son maçı 3 puanlı iki takım arasındaydı, Akhisar Belediyespor ve Galatasaray. Maçlarını halen 40 km ötede Manisa'da oynayan "Akigolar" maçın genelinde üstündüler, Vaste ile 3. dakikada buldukları golden sonrada ataktılar, hiçbir şekilde katı savunma yapmadılar. Eren'in kafasıyla beraberliği yakalayan G.Saray ilk yarı Sneijder'in şut girişimleri dışında hücum adına hiçbir şey yapamadı. İkinci 45'de Akhisar'ın 3 mutlak golünü Muslera önledi, Rodallega'nın bir şutu da direkte patladı. Sarı-kırmızılıları bunalımdan çıkarıp 3-1'e taşıyan gollerin kontra ataklardan 63'de Yasin ve 90+2'de Bruma ile gelmesi maçın nasıl geçtiğine dair göstergedir.. Şu anda puan cetvelinin tepesinde 6 puanla oturan G.Saray'da Muslera diye bir kaleci olmasaydı takım 0 puanla sonuncu olabilirdi rahatlıkla, durum bu derece açık. Akhisar bu sene üst sıralara oynayacaktır, bu gözüküyor. Onların da iyi bir kalecileri var; Fatih. Ama bazı futbolcuları havaya girmiş gördüm. Başta golcü Rodallega. Tabi olumsuz anlamda, dikkat Cihat hoca!

Pazar günü oynanan maçlara gelirsek, önceki hafta deplasmanda Adana'yı yenen Bursa ile F.Bahçe karşısında şansıyla 3 puana ulaşan Başakşehir sonuç beklentisi açısından hayli ilginç bir 90 dakikaya çıktılar. Başakşehir, Mossoro ve Misca'nın sürüklediği ataklarla Bursa kalesini ablukaya aldı hemen maçın başlarında. 40'da Mossoro'nun golüyle ilk yarı semeresini aldı bu baskın anlayışın diyebilirim. İkinci devre İstanbul takımının aynı üstünlüğüyle geçti, Bursa ataklarında ise karşısında Muslera'dan sonra ligimizin en formda kalecisi Volkan Babacan'ı buldu. Son bölümde şuursuz bastırmaya başlayan Bursa, kontradan Mustafa Pektemek'in ayağından yediği golle maçı 2-0 kaybetti. Yeşil-beyazlı seyircilerin maçın daha ortalarında takımını protesto etmesine anlam veremedim, böyle devam ederse Hamza Hoca sezonun ilk havlusunu atan teknik direktörü olur pek yakında. Maçın hakemi Mete Kalkavan ise 9 hakem içinde en iyisiydi diyebilirim.

Geçen hafta G.Saray karşısındaki performansıyla çok beğendiğim Karabük sahasında Rize ile bana göre banko favori olduğu maça çıktı. Tahmin ettiğim gibi zorlanmadan 3-0'lık farklı bir galibiyete imza attı. Trabzonspor bu Yatabare'yi nasıl kaybetti anlayamıyorum. Kardemir Karabük başta teknik patronu İgor Tudor olmak üzere Yatabere'siyle, Traore'siyle, Lazarevic'iyle , İzlandalı Skulason'uyla ve diğerleriyle sezonun "kara tehlikesi" olacaktır, benden söylemesi. Rize'ye gelince, geçen sezon son haftalarda küme düşmekten kurtulan takım bu sene de aynı korkulu rüyayı göreceklerdir sanırım..

Futbol Federasyonunun fikstür çekiminde "şikeyi önlemek için" dünyada benzeri olmayan bir uygulamayla 2. haftaya koyduğu Akdeniz derbisinden sonra başkentte birkaç yıl önce Melih Gökçek tarafından Ankaraspor adıyla kurulmuş, sonradan mutasyona uğrayarak Osmanlıspor adını almış takımla, kulüp diyemiyorum, Cumhuriyetin ilanından birkaç ay önce doğan Gençlerbirliği Spor Kulübü'nün futbol takımları karşı karşıya geldi. Bence Konya-Beşiktaş maçıyla beraber futbol kalitesi olarak haftaya renk kattı bu iki takımın mücadelesi. G.Birliği 2-0 geriye düştüğü maçta moda deyimiyle "geri dönüş" yaşadı ve 2-2 lik  skorla maçı tamamladı..Ülkemizde 7 yıldır oynayan, geçen yıl Beşiktaş'a önerdiğim kaleci Karcemarskas Osmanlı'ın kalesinde olmasaydı galip de gelebilirlerdi..
 
 Ve, haftanın son maçı Fenerbahçe-Kayseri. Bana göre haftanın banko diğer maçıydı sarı-lacivertliler adına. Öyle de geçti zaten 90 dakika, ama skora yansımadı. Hatta F.Bahçe neredeyse kaybediyordu son anda. Bir çok kırılma anı yaşandı bu ilginç karşılaşmada; ilk kırılma anı Dick Advocaat'ın sahaya sürdüğü onbirdi. İki santrafor Van Persie Persie ve Fernandao kulübede, boş alanların hızlı driplingli oyuncusu Emenike onlardan boşalan görevdeydi. Ben bu konuda henüz yeni gelmiş, oyuncuların özelliklerini bilmeyen Advocaat'a suç bulmam. Portekizliden sonra takımı antrene eden Fatih isimli yardımcı hoca hafta içinde bilgilendirebilirdi yeni teknik adamı. Haydi atlandı diyelim, devreye 2-2 girilmiş, ikinci yarı gol için yüklenmek gerek, sürekli faulle durdurulmaktan yılmış, yıpranmış Volkan'ı al, santraforlardan birini 46'da oyuna sok, ilerleyen dakikalarda gol gelmedi mi, bu sefer öbürünü de al, gol alanındaki becerili oyuncu sayısını arttır. Oysa  ne yaptı hoca, 67 ve 76 gibi sürenin daraldığı, rakibin moralle daha da kapandığı dakikalarda sahaya sürdü çift golcüsünü. Doğal olarak oyun tek kaleye döndü son çeyrekte, ama riskleriyle beraber tabi. Nitekim 90'da bir Kayseri kontrasında Ufuk 3. golü attı. 90+3'de ceza alanı içinde adam paylaşımındaki konsantrasyon hatasından yararlanarak Van Persie nin kafayla indirdiği topu Alper bomboş pozisyonda kaleye dürterek giden maçı çevirdi. Advocaat'ın zamana gereksinimi var takımını daha yakından tanıması için kabul, ama camianın sabrı var mı acaba? Fakat nefret ettiğim skor yazarlığını bir tarafa bırakıp iki haftayı ortaya konulan oyun açısından değerlendirdiğimde F.Bahçe'nin şu anda 6 puanı olması gerekirdi herşeye rağmen, ama futbol işte böyle cilveli bir oyun, hata kabul etmiyor. Bu maçla ilgili son kelimelerim, Kjaer'in kırmızısında Serkan Çınar ağır karar verdi şeklinde olacak.

Ligin ikinci haftası böyle kapanırken bir konuya değinmeden geçemeyeceğim: Tribünlere zaten seyirci gelmezken Karabük-Rize ve Alanya-Antalya maçları yine seyircisiz cezasıyla oynandı. Ayrıca bu hafta 8 takımımız daha PFDK'ya sevkedildi kötü tezahürattan dolayı, belki bazılarının sahaları yine  kapanacak. Eeey Spor Bakanlığı ve Federasyon, kardeşim bu "passolig" ucubesini niye icat ettiniz başa çıkamayacaksanız? Bu sistemi destekleyen kameralarla maçlarda "topluca" küfür eden 50-60 serseriyi tesbit edemiyor, masum izleyicilerin "anayasal haklarını" gasp edecekseniz,  hani "ananı da al git" misali "passoliginizide alın, futbolu da iptal edin gidin", daha ne yazayım...
 
TRANSFER KOMEDYASI

Avrupa'nın tüm üst düzey kulüpleri transferlerini çoktan bitirmişken, orta ölçekli futbol takımları ise bir kaç gün önce meseleyi halletmişken, bizde ben bu satırları yazarken transfer bitimine saatler kalmışken halen bu saçmalık sürüyorsa burada büyük yanlışlıklar var demektir. Aslında ülkemizde transferleri kulüpler yapmıyor, menejerler yapıyor, kulüpler sadece para ödüyor. Bu zırvalığa ne zaman son vereceksiniz ey başkanlar, yöneticiler?? FIFA ve UEFA bu tip "karaborsa menejerlerin" peşinde ama tam manasıyla başa çıkamıyorlar şimdilik. Kendi yolsuzluklarını halledince sıra buna gelecek yeni seçimlerden sonra ve acımasız cezalar gelecek, bilhassa bizim gibi "üçüncü dünya futbol kulüplerine", biliniz..
 
FATİH TERİM İN BASIN AÇIKLAMAMASI

Son konum, dün akşam Türkiye Futbol Direktörümüz Fatih Terim'in yaptığı basın "açıklamaması"...

Fatih hoca 50 dakika boyunca çok şeyler söyledi, ama hiçbir şey söylemedi aslında. Merak edilen konuların etrafında dolaştı durdu ve bir takım "açıklamamalar" yaptı. Öncelikle vücut dili, mimikleri, tabirimi mazur görsün "altına kaçırmış ama ebeveynine söyleyemeyen  çocuklar" gibiydi.. Söylediklerinden bazı alıntılar yapacağım ama bir mana çıkarmanız için her cümlesine karnımdan sorular soracağım izninizle:

-  Son basın toplantımdan sonra ( Fransa'yı kastediyor), gerekeni yapacağım demiştim, işte yaptım..
  ( tam anlayamadığım için karnımdan bile soramıyorum, belki de daha konsantre olamadım)
 
- Şampiyonadan dönünce Federasyon başkanıyla masaya oturdum ve gerekeni, bana yakışanı yaptım..
( karineyle çıkartmaya çalışıyorum kelimelerinden, acaba istifa mı etti diye, nitekim Bilal Meşe sordu, hocam istifa mı ettiniz yani, biraz açarmısınız)
 
- Daha açık nasıl konuşabilirim, her şeyi net söylüyorum..
 ( kıvranıyorum kavramakta, buzdolabından bir soğuk soda çıkarttım bu arada..)
 
- Bana  kadroyla ilgili sorular sormak için buradasınız biliyorum,o yüzden beni yarım kulakla dinliyor, biran önce sorular bölümü başlasın istiyorsunuz farkındayım..
( yok  hoca, biz aslında yeni bahar moda koleksiyonunuz hazır mı, onu soracaktık )
 
- Ama beni tanırsınız, bu tip sorulara cevap vermek için burada değilim..
( haydaaa, ben bu sodayı niye açtım o zaman, fakat Mehmet Demirkol yaradana sığınıp soruyor benim karnım yerine:" hocam dışarıda bıraktığınız futbolcular, özellikle formda olan Arda yı niye davet etmediniz?" )..
 
- Bana sırf bu soruyu sormak için İstanbul'dan geldiğini biliyorum Mehmet, hadi seni kırmayayım..
 ( mehmet itiraz ediyor: "yarın maç var hocam, biz yayıncı kuruluşuz, o yüzden buradayım")..
 
- Benim kimseyle kişisel bir problemim yok, konu tamamen ilkeseldir, milli takım futbolcusu saha içinde de, saha dışında da  ayyıldızı temsil etmelidir..
( hah işte , açılıyor şimdi)..
 
- Bakın biz zaten gruplardan çıkıp Fransa'ya gitmeye hak kazandığımızda, üstelik Hollanda'ın dışarıda kaldığı bir  grupta, başarıyı yakalamıştık, ama sizler bunu küçümsediniz, ayıptır, 13 maçtır kaybetmemiş bir milli takımınız var..
( bu soruya yanıt değil, gündem mi değiştiriyorsun hoca?).
 
- Bırakında kaşıyayım yahu..(bu arada çenesini kaşıdı)..
(burasını anlamadım)..
 
- (Arda ile ilgili ısrarlı bir soru üstüne) Evet hatalar yapılmıştır, ama bu hata bana karşı değil, Türk  halkına yapılmıştır.
( savcılıklara mı başvuralım yani? )..
 
- Bakın beni yarım asırdır tanırsınız, hangi başarısızlıktan sonra futbolcularımı suçladım, hep kendimi suçladım, onları hep korudum..
( işte bunu net anladım..eğer onları korusaydın kadroya alırdın, veya kendini suçladıysan istifa eder, şu anda karşımızda olmazdın hocam )..
 
- Bir soru.." Galatasaray'da Melo, Rivera'yı dövdüğünde onu afettiniz ama, niye bunları affetmiyorsunuz*"..(uzun süre ağzını burnunu oynattıktan sonra).. Onlarla bunların yaptığı aynı şey değil, zaten konu sadece primde değil, bütün istatistiklerde geriyiz, topa sahip olmada, koşu mesafelerinde, pas oranlarında vs..
( hoca topu taça atma, bir kere çok iyi anlıyorum ki, problemin Arda, biraz da Burak, ama esas Arda.. Peki diyelim ki haklısın istatistikler konusunda, e peki bunun sorumlusu esnaflar odası başkanı mı, demek ki iyi antrene edememişsin bunları)..
 
- (yine kadroya bunları, özellikle Arda'yı niye almadınız sorusu üstüne) Ben yaptım oldu demiyorum, ama bu benim tercihim, benim kararım, bunu da bahaneler, savunmalarla anlatmak zorunda değilim..
( hoppalaaa, ben yaptım oldu, başka nasıl bir Türkçeyle izah edilir?)..
 
- Bakın ben bu geminin kaptanıyım, fırtına çıktığında hiçbir mürettebatımı denize atmam..
 ( fırtına çıktığında personelini denize atan kaptan hayatımda hiç duymadım, Mobby Dick filmindeki kaptan Ahad dahil, saçmalama hoca)..( şimdi bir kadeh rakı koydum kendime işte)..
 
- Eğer hatalıysam her zaman bedelini ödemeye hazırım, ama tekrar ediyorum hata Türk halkına karşı yapılmıştır..
 ( hoca hatalısın, ama bedelini bir türlü ödemiyorsun, Fransa da başarısızlığa uğramış 6  antrenör istifa etmişken, sen hala ayda 225 bin euro almaya devam ediyorsun, üstelik iddia ettiğin gibi halka karşı yapılmışsa hata, biz vergilerimizle ödüyoruz senin maaşını)..
 
- (Demirkol tekrar soruyor; "siz bu açıklamalarınızdan bizlerin tatmin olduğunu sanıyor musunuz? ) Herşeyi anlattım, apaçık, siz ne anlamak istiyorsanız onu çıkarırsınız, zaten herşeyi benden daha iyi biliyorsunuz..
( ikinci kadehimi doldurmak üzere sinirle mutfağın yolunu tutuyorum )..

Şimdilik hoşçakalın sevgili ve sabırlı ABC okuyucuları..

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Diğer Haberler
      Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
      Tel : +90 212 963 1051 (pbx)