• BIST 108.615
  • Altın 145,221
  • Dolar 3,4955
  • Euro 4,1321
  • İstanbul 24 °C
  • Ankara 19 °C
  • İzmir 24 °C
  • Adana 25 °C
  • Antalya 25 °C

Haftanın Kitabı: 'Hayvanlardan Tanrılara : Sapiens'

Haftanın Kitabı: 'Hayvanlardan Tanrılara : Sapiens'
Yuval Noah Harari'nin 'Hayvanlardan Tanrılara: Sapiens' kitabı, ABC Kitap editörleri tarafından 'Haftanın Kitabı' olarak öneriliyor.

ABC Kitap'a ulaşmak için iletişim: [email protected]
-------------------------------------------

ABC Kitap editörleri, bu hafta da sizler için "Yeni Çıkanlar / Editörün Seçtikleri / Haftanın Kitabı / ABC En Çok Satanlar Listesi" kategorilerini oluşturdular.

Klişe ve kaba anti-komünist önyargıları bulunan ve bu tutumu nedeniyle çalışmalarının değerini fena halde zedeleyen Yuval Noah Harari, bu soruya, “Hayvanlardan Tanrılara Sapiens”  kitabında yanıt vermekle kalmıyor, geçmişimize ve geleceğimize ilişkin yeni ufuklar da açıyor. 

Eleştirdiği dinlerin içine Hristiyanlığı, İslam’ı, Budizm’i hatta saçma ve temelsiz bir tutumla Marksizm’i de alırken, nedense Yahudiliğe ilişkin bir şey söylememesi, dikkati çekiyor. Bunu yapan yazarın Yahudi kökenli olması, ne yazık ki din eleştirilerini de fazlasıyla zayıflatıyor. 

Editörlerimizin bu hafta seçtiği 'Haftanın Kitabı' ise Yuval Noah Harari'nin 'Hayvanlardan Tanrılara: Sapiens' kitabı oldu.

HAFTANIN KİTABI

Yuval Noah Harari
Hayvanlardan Tanrılara: Sapiens

Kollektif Kitap Yayınları

İnsan Türünün kısa bir tarihi
‘Nerden geldik ve nereye gidiyoruz’ soruları insanların zihinlerini binlerce yıldır sürekli kurcalar durur. Klişe ve kaba anti-komünist önyargıları bulunan ve bu tutumu nedeniyle çalışmalarının değerini fena halde zedeleyen Yuval Noah Harari, bu soruya, “Hayvanlardan Tanrılara Sapiens”  kitabında yanıt vermekle kalmıyor, geçmişimize ve geleceğimize ilişkin yeni ufuklar da açıyor. 
Eleştirdiği dinlerin içine Hristiyanlığı, İslam’ı, Budizm’i hatta saçma ve temelsiz bir tutumla Marksizm’i de alırken, nedense Yahudiliğe ilişkin bir şey söylememesi, dikkati çekiyor. Bunu yapan yazarın Yahudi kökenli olması, ne yazık ki din eleştirilerini de fazlasıyla zayıflatıyor. 

Örneğin yazar, kitabın “Emperyal Vizyonlar” başlıklı bölümde, Filistinlileri yok olmuş toplumlardan sayması başlı başına bir sorun oluşturuyor. 

Kitaptaki bu sorunlu yerleri saymazsanız ve sinirleriniz yeterince sağlamsa ilginç birçok bilgi de edinebilir ve farklı bakış açıları edinebilirsiniz.

Şimdi bu tür bilgilere birkaç örnek verelim.

Giderek gelişen evrimsel psikoloji alanının, bugünkü pek çok sosyal ve psikoloji özelliğimizin  tarım öncesi çok uzun dönemde oluştuğunu söyleyen Harari, beynimizin ve zihnimizin avcılık ve toplayıcılık yaşamına adapte olduğunu öne sürüyor;

“Yeme alışkanlıklarımız, çatışmalarımız ve cinselliğimiz avcı toplayıcı zihnimizin etrafımızdaki post-endüstriyel ortamın mega şehirleri, uçakları, telefonları  ve bilgisayarlarıyla  etkileşiminin bir sonucudur.”

“Tıkınma teorisi”
Harari’nin  bu duruma verdiği örnek şaşırtıcı; neden insanlar kendilerine pek de yararı olmayan yüksek kalorili yiyeceklere düşkündür? Atalarımız yaşadığı savanlarda tatlı yiyecek demek olgunlaşmış meyveden başka birşey değildi. Bu meyveleri bulunca da ancak ne kadar çok yiyebilirseniz o kadar iyiydi yoksa bir daha aynı yerde aynı meyveyi bulamayabilirsiniz. İşte bizim DNA larımız hala böyle bir savanda yaşadığını sanıyor ve ona göre davranıyor. Yazar bu “tıkınma teorisi”nin genel kabul gördüğünü de ekliyor sözlerine.

“Tarihte adalet yoktur”
Harari,  çoğu toplumun kendi hiyerarşilerini adil ve doğal bulduğunu, öteki toplumların ise yanlış ve gülünç bir takım kıstaslar üzerine kurduğunu ifade ediyor. Buna örnek olara da, modern Batılıların ırk hiyerarşisi fikriyle alay etmek üzere eğitildiklerini, siyahların beyazlardan ayrı okullarda ayrı mahallelerde ve ayrı hastanelerde olmalarını sağlayan yasalar karşında şoke olduklarını belirtir. Ancak, zenginlerin öteki insanlara göre daha lüks ayrı mahallelerde oturmalarını, özel okulllara gitmelerini ya da daha iyi hastanelere gitmelerini  yadırgamaz modern Batılı. Hatta bu durum ona normal gelir. Oysa pek çok zengin insan zengin bir ailede doğduğu için zengindir, fakir de aynı nedenle fakirdir.

Kısırdöngü
Toplumların hayali  hiyerarşiler üzerine kuruludur ancak bu hiyerarşiler tolumlara göre neden  farklılık gösterdiğini “Kısırdöngü” başlıklı bölümde açıklıyor yazar. Neden geleneksel Hint toplumu insanları kasta göre sıralarken, Osmanlı toplumu dine, Amerikan toplumu ırka  göre sıralamıştır? Hiyerarşi genellikle kazara bir araya gelen bir dizi tarihi durumun sonucu olarak ortaya çıkmış  ve durumdan yarar sağlayan grupların oluşmasıyla da nesiller boyunca gelişerek kalıcı duruma geçtiği biçiminde açıklıyor Harari. 

Kadın ve Erkek
Toplumlarda farklı hiyerarşilerin yanı sıra her toplumda aynı olan bir hiyerarşi vardı; o da cinsiyet hiyerarşisidir. Kadın ve ereke olarak ayrılan toplumlarda nedense erkeğin durumu hep daha iyidi, özellikle Tarım Devrimi’nden bu yana.

Biyoloji neyi belirler? Biyolojik mitlerle neyi haklı çıkarmaya çalışıldığını bilebilirz? Diye soran yazar şöyle yanıtlıyor; “Biyoloji izin verir, kültür engeller” kuralı ile.  Biyoloji çok geniş bir yelpazedeki olasıklara höşgürü ile yaklaşmasına karşın, insanlar bazı olasilikları fark etmeye zorlayıp diğerlerini yasaklayan kültürdür diye sürdürüyor açıklamasını.

Son beşyüzyılda baş döndürücü devrimlere karşın insanlığın şu andaki durumunu insanın bireysel mutluluğuna indirgeyerek değerlendiriyor  yazar. Tarihçilerin ve araştırmacıların asıl mutluluk sorununa değinmemelerini hatalı bulduğunu ifade ederek mutluluğa ilişkin gözlemleri ile sonlandırıyor çalışmasını.

ÇOK SATANLAR

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Diğer Haberler
      Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
      Tel : +90 212 963 1051 (pbx)