• BIST 105.711
  • Altın 163,629
  • Dolar 3,9618
  • Euro 4,6551
  • İstanbul 11 °C
  • Ankara 3 °C
  • İzmir 12 °C
  • Adana 15 °C
  • Antalya 15 °C

Haftanın kitabı: Kürk Mantolu Madonna

Haftanın kitabı: Kürk Mantolu Madonna
Yeni çıkanlar / Editörün Seçtikleri / Haftanın Kitabı / ABC En Çok Satanlar Listesi...

ABC Kitap editörleri, bu hafta da sizler için "Yeni çıkanlar / Editörün Seçtikleri / Haftanın Kitabı / ABC En Çok Satanlar Listesi" oluşturdular.

Sabahattin Ali'nin ilk kez 1943 yılında yayınlanan eseri 'Kürk Mantolu Madonna' editörlerimiz tarafından 'Haftanın Kitabı' olarak kitapseverlere öneriliyor.

ABC Kitap sayfalarını okumadan sahaf turuna çıkılmaz.

İşte editörlerimizin sizin için seçtikleri.

YENİ ÇIKANLAR

Worldwatch Enstitüsü,

Dünyanın Durumu 2015

(Sürdürülebilirliğin Önündeki Gizli Tehditlerle Yüzleşmek)

İş Bankası Kültür Yayınları

Kirlilik, su kıtlığı, ısınan bir dünya… Çevre tahribatını anladığımızı düşünüyoruz. Oysa bunlar yalnızca gözlenebilen sorunlar. Gıda güvensizliği, enerji-ekonomi ilişkisi, iktisadi varlıkların çevre tahribatı yoluyla değer kaybetmesi, hayvan kökenli hastalıklarda hızlı yükselme ve iklim kaynaklı göçün yarattığı zorluklar, sürdürülebilir olmayan küresel sistemin sonuçlarından sadece birkaçı. İnsanlığı daha iyi bir rotaya oturtmak için milyonlarca küçük "çözümler" gerekiyor. Bu çözümlerin bazıları küçük roller oynayacak, bazılarıysa büyük…

Worldwatch Enstitüsü'nün en meşhur yayın serisi Dünyanın Durumu'nun 2015 yılı kitabında uzmanlar, sürdürülebilirliğin önündeki gizli tehditleri araştırıyor ve bunlara nasıl yaklaşılması gerektiğini irdeliyorlar. Uluslar; taşkın, kuraklık ve diğer aşırı iklim olaylarından kaçan iklim değişikliği mültecilerinin yol açtığı göç ile nasıl başa çıkacaklar? Biyolojik çeşitlilik kaybına, sera gazı emisyonlarının biyosferi ve okyanusları etkilemesine sebep olan ekonomik büyüme vazgeçilmez mi? Bir ekonomi, büyümeden de dinamik olabilir mi? Yeryüzünün muhafaza edilmesi için ne tür bakış açılarına ihtiyacımız var? "Dünyanın Durumu 2015: Sürdürülebilirliğin Önündeki Gizli Tehditlerle Yüzleşmek", sekiz bölüm altında bu soruları ve daha birçok kilit konuyu, temel sorunlar ve bunlara yönelik esnek çözümlerle derinlemesine inceliyor.

İstanbul 2015

Halil İnalcık,

Devlet-i Aliyye - Osmanlı İmparatorluğu Üzerine Araştırmalar (Köprülüler Devri 3)

İş Bankası Kültür Yayınları

Devlet-i 'Aliyye'nin birinci cildi Osmanlı Devleti'nin bir beylikten Balkanlar ve Ortadoğu'ya hükmeden güçlü bir imparatorluğu dönüşümünü konu alır. İkinci cilt ise padişah otoritesinin zayıfladığı ve yok olduğu 17. Yüzyılın ilk yarısındaki iktidar mücadelesini inceler ve Köprülü Mehmed Paşa'nın mutlak bir otoriteyle veziriazamlığa gelmesiyle sonlanır. Devlet-i 'Aliyye'nin üçüncü cildi, merkezi devlet otoritesinin yeniden kurulduğu Köprülüler dönemini mercek altına alıyor. Bir yandan bu dönemde yaşanan mâli krizi Avrupa'da yaşanan Fiyat Devrimi ile ilişkili olarak değerlendirirken, diğer yandan da Orta-Avrupa'da Habsburglarla süren uzun iktidar mücadelesini ayrıntılarıyla ele alıyor. Bu büyük meselenin yanı sıra Venedik'le Akdeniz ve Ege'de, Fransa'yla Cezayir'de süren ihtilafları da inceliyor. Mali ve siyasi bunalıma karşı çözüm arayışları ve bu çerçevede yazılan ıslahat layihalarını mercek altına alıyor.

Bu cilt, hem Macaristan'daki bir buçuk yüzyıllık Osmanlı hâkimiyetinin sonunu hızlandıran, hem bu yöredeki en önemli müttefik olan Kırım Hanlığı'yla ilişkilerin kaderini belirleyerek Rusya'nın yeni bir güç olarak bölgede ortaya çıkışının ilk belirtilerinin görülmesine yol açan İkinci Viyana Seferi'yle sonlanıyor.

İstanbul 2015

Orhan Pamuk,

Resimli İstanbul - Hatıralar ve Şehir

(230 Yeni Fotoğrafla)

Yapı Kredi Yayınları

"Fotoğraflarla İstanbul'un ve Orhan Pamuk'un geçmişine yolculuk..."

Hiç görmediğiniz bir İstanbul! Orhan Pamuk'un arşivlerden seçtiği eski fotoğraf ve resimlerle... Ara Güler'den Cartier-Bresson'a, İstanbul'un eski fotoğrafçılarından eski gazete koleksiyonlarına, bu kitapta çoğumuzun hiç görmediği resimlerle bambaşka bir İstanbul var.

İstanbul - Hatıralar ve Şehir'de anlattığı konuları, duyguları ek 230 fotoğraf ve resimle işliyor, büyütüyor ve yeni bir anlamla ortaya çıkarıyor. Elinizdeki, artık metne değil resme dayanan, açıp her köşesinden bakılıp okunacak bir kitap. Ara Güler'den Cartier-Bresson'a, İstanbul'un eski fotoğrafçılarından eski gazete koleksiyonlarına, bu kitapta çoğumuzun hiç görmediği resimlerle bambaşka bir İstanbul var.

"Şehrin manzaralarına bakmak, sokaklarda yürüyerek, gemiyle gezinerek, İstanbul'un verdiği duyguları görüntülerle birleştirmektir, ama gezinerek şehrin manzaralarını seyretmek bu değildir yalnızca, bir de içinde bulunduğunuz ruh halini şehrin size verdiği görüntülerle birleştirebilmektir. Bunu hünerle ve içtenlikle yapmak, insanın hafızasında şehrin görüntülerini en derin ve içten duygularla, acıyla, kederle, hüzünle ve zaman zaman mutluluk, yaşama sevinci ve iyimserlikle birleştirmektir."

İstanbul, 2015

Lise Vogel,

Marksizm ve Kadınların Ezilmişliği - Birleştirici Bir Kurama Doğru

Nota Bene Yayınları

Lise Vogel, Marksist-feminizmin bu öncü eseriyle, Marks'tan Rus Devrimi'ne sosyalist kuram içinde üretilen "kadın-sorunu" analizlerinin izini sürerek, klasik Marksist metinleri yeniden değerlendiriyor. Vogel, bu değerlendirmeden ve Marks'ın Kapital'indeki merkezi kavramların geliştirilmesinden yola çıkarak, orijinal bir toplumsal cinsiyet ve maddi hayatın toplumsal üretimi ve yeniden üretimi kuramının önünü açıyor. Birleştirici bir sosyalist feminizm arayışı içinde, Kapital'deki kuramsal boşlukları, metnin, bunun gerekli halde fazlasıyla sessiz kaldığı yerleri, derinlemesine inceleyerek, Kapital'in kavramsal yeniliklerini, yazarının ve kuşaklar dolusu okurun atladığı mantıksal sonuçlara doğru sürükler.

Her kitabın kendine has, ilginç bir yaşam öyküsü vardır. Kimileri bir toplumsal beğeni dalgası içinde başarının zirvelerine tırmanırken, kimileri hızla karanlıklara gömülür. Bir de, varlıklarını büyük ölçüde yeraltında sürdüren ve büyük bir sessizliği hiçe sayarak sözü yayan küçük, sadık okur gruplarının çabalarıyla canlı kalabilen kitaplar vardır. Bu kitabın öyküsü, bu sonuncuya örnek verilebilir. Vogel'in ilk kez 1983'te yayımlanan çalışması, siyasal alanda neo-liberalizmin, entelektüel alanda ise post-modernizmin indirdiği balyoz darbeleri altında başı dönen, işçi sınıfının, sosyalist hareketin ve kadın hareketinin geri çekilmesiyle yönünü kaybeden sosyalist feminist hareketin, entelektüel ve siyasal yaşamın en ücra noktalarındaki umutsuz bir varoluşa sıkışıp kaldığı bir anda ortaya çıktı.

Marksizm ve Kadınların Ezilmişliği'nde ortaya konulan tezin ana hatları, kapitalizme ve kadınların ezilmişliğine dair tarihsel-materyalist kuramsallaştırmaların titizlikle geliştirilmesi için vazgeçilmez kaynaklar sunmaktadır. Vogel, kadınların ezilmişliği sorununu Kapital'in kategorik çerçevesi içinde ortaya atarak ve bunu yaparken modaya uymanın ötesine geçerek, sosyalist-feminist araştırmalar için yeni bir yönelimin önünü açmıştır.

-Susan Ferguson - David McNally-

İstanbul, 2015

Ferzan Özpetek,

Sen Benim Hayatımsın

Can Yayınları

Hayatın tüm renklerine tutkuyla bağlı, hepsi bir diğerinin öyküsüyle beslenen ilginç karakterler: aktör olmak isteyen bir santral operatörü, narsist bir trans, yıldızların ihanetine uğramış bir kasiyer, kleptoman bir prens… Aşkı ve dostluğu tüm benlikleriyle olumlayan bu kahramanların sevgisiyle sarmalanmış ünlü bir yönetmen… Her engelle daha büyüyen, çılgınca bir aşk… ve Roma… Ferzan Özpetek'ten gerçek sevginin gücüne dair, sahici bir kadere başkaldırı romanı. Çünkü sadece çılgıncasına âşık olanlar, bir insanı sevmenin ne demek olduğunu bilir.

İstanbul, 2015

Can Dündar,

Ogün - DVD'li

Can Yayınları

Türkiye'nin tarihinde öyle kritik günler, öyle dönüm noktaları vardır ki, o günler başka türlü yaşansa biz farklı bir ülkede yaşıyor olurduk. Bazen bir seçim, bir suikast, bir kaza ya da felaket hepimizin hafızasına kazınmış, kimi zaman şans, bazen dirayet, çoğu zaman cesaretle aşılmıştır. "O" Gün belgeseli, tarihimizdeki on unutulmaz günün 24 saatlik öykülerini anlatıyor. Sadece ülkenin gidişatını değil, tarihin akışını ve bizim kaderimizi de değiştiren "on gün"ün:

Tan Baskını / 4 Aralık 1945 Salı

Beyaz İhtilal / 14 Mayıs 1950 Pazar

Utanç Gecesi / 6 Eylül 1955 Salı

Menderes'in Uçak Kazası / 17 Şubat 1959 Salı

Johnson Mektubu / 5 Haziran 1964 Cuma

Katliam / 16 Mart 1978 Perşembe

Tarihî Öpüşme / 6 Kasım 1983 Pazar

Körfez'de Savaş / 17 Ocak 1991 Perşembe

Sivas Cehennemi / 2 Temmuz 1993 Cuma

Deprem Gecesi / 17 Ağustos 1999 Salı

(Tanıtım Bülteninden)

İstanbul, 2015

Cüneyt Ayral,

Benim Paris’im

Oğlak Yayıncılık

"Bu kitabı okurken yalnızca iştihanız kabarmayacak, aynı zamanda yazarın ironisiyle de tanışacak, Paris'i onun rehberliğinde adım adım, en kuytu köşelerine varıncaya dek dolaşacaksınız. Dolaşırken de beklenmedik sürprizlerle karşılaşacaksınız. Bu kitap sizi Paris'in geçmişinden, tarihsel yapılarından çok, günlük yaşamı ve eğlence yerleri hakkında bilgi sahibi kılacak. Bu yerlerin arasında adresi yazarda saklı eş değiştirme ve sado-mazo kulüplerinin de olduğunu belirtmeden geçmeyeyim. Her turist rehberinde bulamayacağınız bu tür yerlerin havasını solumak, bana sorarsanız, özel bir ayrıcalık. Hele muhafazakârlığın alıp yürüdüğü, cinsel özgürlüğün de bir erdem olabileceğinin, en azından hoşgörüyle bakılması gerektiğinin unutulduğu günümüzde."

(Nedim Gürsel'in önsözünden.)

İstanbul, 2015

Nilüfer Göle,

Gündelik Yaşamda Avrupalı Müslümanlar

(Avrupa Kamusal Alanındaki İslam İhtilafları Üzerine Bir Araştırma)

Metis Kitap

Ocak 2015’te Paris’te girişilen cinayetler haklı olarak büyük bir tepki doğurdu ama aynı zamanda Müslümanların Avrupa’daki varlığına dair kamuoyunda yer alan önyargıları ve kafa karışıklığını da artırdı. Şimdi Avrupa’da en çok ihtiyaç duyulan şey, Müslümanların varlığını “zıt kategoriler” vasıtasıyla düşünmeyen bir sağduyu geliştirmek.

2009-2013 yıllarında Avrupa’nın 21 kentinde göçmen “sıradan Müslümanlar” ile onların Müslüman olmayan komşuları ve hemşerileri olan “kökten” Avrupalıları yüz yüze tartışma toplantılarında biraraya getiren saha araştırmasının sonuçlarını yorumluyor Nilüfer Göle. Araştırmanın amacı, sokakta kılınan namaz, minareler, camiler, Danimarka’da yayımlanmış karikatürler, kadınların başörtüsü ve çarşafı, şeriat, helal gıda ürünleri, bazı sanat yapıtları, Yahudiler ve Yahudilikle ilişkiler gibi konularda Avrupa kamu alanında ortaya çıkmış çeşitli tartışmalara verilen tepkileri soruşturmaktı.

Göle, tercih ettiği özgün araştırma yöntemi sayesinde pek çok basmakalıp düşünceyi sarsıyor ve bütün bu tartışmaların aslında alternatif bir kamusal kültürün ortaya çıkmasına paradoksal biçimde katkıda bulunduğunu gösteriyor: İslami hiphop’tan “helal jambon”a varıncaya dek günümüzün Avrupa Müslümanları, modern yaşam biçimlerini İslam’a uygun biçimde yapılandırıyorlar ve bu yapılandırma Avrupa’nın kültürel değerleriyle çelişkili değil. “Avrupa’nın ve İslam’ın iç içe girerek yarattığı bu kültürel melezlenmenin hem Cihatçı hem İslamofobik düşmanları var. Ancak umutlu olabiliriz. Bunların yarattığı kangrene karşı en etkin panzehir toplum inşasının potansiyelinde, farklılıklardan kolaj yapmak yerine onları halı gibi dokumakta yatıyor. Avrupa’nın istisnai özelliği yaratıcı özgürlüğünde, kendini Öteki ile her daim yeniden icat etme kapasitesinde aranmalıdı

Ekim, 2015

EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ

Marcel Proust,

Üst Kat Komşusuna Mektuplar

Yapı Kredi Yayınları

Gerçek bir kısa roman olan bu yapıt bir sürpriz üstüne kurulu: Hakkında hiçbir şey bilmediğimiz bir hanıma yazılmış yirmi üç mektubun (üç mektup da kocasına) keşfi üstüne. Marcel Proust'un Haussmann bulvarı 102 numaralı evin üçüncü katında oturan komşusu olduğunu öğrendiğimiz Madam Williams'a yazılmış mektuplar. Kadının Amerikalı dişçi kocası Charles D. Williams'ın muayenehanesi asmakatın üstünde ikinci katta, yani zavallı Marcel'in tepesinde. Dolayısıyla gürültü fobisi olan Marcel epeyce dram yaşıyor.

Mektuplarda nelerden söz ediliyor? Öncelikle, uyku ve çalışma saatleri sırasında Proust'a işkence eden gürültüden, üst kattaki tadilattan. "Sabahki gürültü su tesisatından mı geliyor diye soruşturmamı istediğinizde ihtiyatlı davranarak ne iyi etmişim. Şu çekiçlerin yanında o gürültü neymiş ki? Verlaine'in 'sırf kendini size beğendirmek için ağlayan' bir şarkıdan söz ederken dediği gibi 'yosunların üstünde suyun ürpertisi'." Proust gerçekten de her saptamasını, yazıya bir kat daha sanat katan mizahi bir karşılaştırmanın içine oturtuyor. Çünkü her şey gürültü yapıyor, ünlü bir tenor gibi şarkı söyleyen boyacılar bile: "Genellikle bir boyacı, hele bina içindeyse, Giotto'nun sanatının yanısıra Reszké'nin sanatını da icra etmesi gerektiğini sanır. Sizinkisi elektrikçi çekiç sallarken susuyor. Umarım döndüğünüzde Sistine fresklerinden daha aşağısıyla karşılaşmazsınız..."

İstanbul, 2015

Gay L. Gulickson,  

Komün'ün Asi Kadınları

Yordam Kitap

Gay L. Gullickson, canlı bir dille yazılmış ve resimlerle zenginleştirilmiş bu kitapta, Paris Komünü olarak bilinen başkaldırının bir parçası olan kadınların nasıl temsil edildiğini inceliyor. Bu isyanla ve onun Fransız ordusunca kanlı biçimde bastırılması ile ilgili hararetli tartışmalar bugün de modern tarihçiler arasında devam ediyor. Özellikle kadınların Paris Komünü'nde oynadığı rol hakkında birbirinden çok farklı yaklaşımlar sergilenmektedir.

Paris'i sarsan çalkantının tam ortasında basın, kadınları acımasızlıkları ve öfkeleriyle öne çıkarmıştı. Örneğin Paris-Journal adlı gazete şöyle ateş püskürüyordu: "Âdeta çıldırmışlardı. İnsan onları dağınık saçlarıyla, askerlerin üzerine kaynar yağ, öteberi, kaldırım taşı atarken görebilir." Gullickson; gazetecilerin, anı yazarlarının ve siyasi yorumcuların yarattığı ve çağdaş tarihçiler ile siyasi düşünürlerin ayrıntılandırdığı imgelerin anlamını araştırıyor. Kadınların kenti barbarca yaktığı yönündeki iddialardan doğan kötü şöhretli Pétroleuse efsanesinin yanında; yazın dünyası, kadın Komünarları başka biçimlerde de betimlemiştir: Masum kurban, rezil hatip, amazon savaşçısı, koruyucu melek ve daha niceleri...

Gullickson'a göre, kadınların rolünü karikatürize eden bu anlayışlar, Komün karşıtlarının Komün'ün ahlaki yönünü tartışmalı hâle getirmeye çalışarak onu mahkûm etme çabalarına bir dayanak oluşturmuştur. Daha da önemlisi, kadınların böylesi yapay siyasi özneler olarak tanımlanması, sınırlanması ve anlam yüklenmesi, 19. yüzyılın geri kalanında olduğu kadar, 20. yüzyıldaki toplumsal cinsiyet kavramsallaştırmalarını da ortaya çıkarmaktadır.

İstanbul,2015

Seval Şahin-İpek Şahbenderoğlu,

İsyankar Neşe

İletişim Yayıncılık

Sevgi Soysal, edebiyatımızın erken kayıplarından. Ancak geride bıraktıkları, bu erken kaybın salt bir kalp sızısı olarak kalmasına izin vermeyecek kadar hayat dolu, canlı ve cesur metinler... Seval Şahin ve İpek Şahbenderoğlu, İsyankâr Neşe adını verdikleri bu kitapla, adeta bir Sevgi Soysal okuma kılavuzu hazırladılar. Bu kılavuzda yazarın hayatını ele alan biyografik yazıların yanı sıra romanlarını, hikâyelerini ve düzyazılarını inceleyen makaleler yer alıyor. Bir yanda Soysal'ın eserlerini derinlemesine inceleyen akademik makaleler, onun edebiyatta özgün bir kadın dili oluşturma arayışının ve her tür baskıcı zihniyete başkaldıran, direnen, isyan eden kaleminin izini sürerken, diğer yanda yazarı bizzat tanımış isimlerin zengin tanıklıkları, hayatıyla kitapları arasında incelikli bağlantılar kuruyor. Kitabın sonunda yer alan ve Seval Şahin ile Said Çangır'ın Sevgi Soysal'ın edebi ürünleri üzerine kaleme aldıkları kapsamlı içerik analizi ise, bu eserlerin yapısına ve kurgusuna dair önemli ipuçları sunuyor ve yeni çalışmalara ilham verici bir kapı aralıyor.

İstanbul, 2015

HAFTANIN KİTABI

Sabahattin Ali,

Kürk Mantolu Madonna

Yapı Kredi Yayınları

Sabahattin Ali’nin “Kürk Mantolu Madonna” adlı romanın ilk kez 1943 yılında yayınlanır. Günümüzde hala çok satan listelerin başında geliyor bu yapıt.

Kısaca romanın konusundan söz edecek olusak;

“Kürk Mantolu Madonna”, “Dünya’nın en basit, en zavallı, hatta en ahmak adamı bile insanı hayretten hayrete düşürecek ne müthiş ve karışık bir ruha maliktir! Niçin bunu anlamaktan bu kadar kaçıyor ve insan dedikleri mahlûku anlaşılması ve hakkında hüküm verilmesi en kolay şeylerden biri zannediyoruz?” diye başlar ve okuru  olayların içine doğru çeker. 

 Romanda anlatıcı işini kaybettikten sonra bir arkadaşının çalıştığı fabrikada işe girmesiyle başlar. Çalıştığı yerde bir de oda arkadaşı vardır; Raif Efendi. Önceleri küçük ve sığ bir memur gibi gördüğü Raif Efendi’yi tanıdıkça bambaşka bir kişi olduğunun ayırdına varır. Raif Efendi’nin Berlin anılarında eski bir aşk vardır. Roman işte bu aşk üstüne kurulur.

 Raif Efendi ile Maria Puder’in aşkının ne kadar gerçekçilik  taşıdığı şüphelidir. Karşılıklı bir çekim vardır. Raif efendi gibi Anadolu’dan çıkmış, henüz kadınlarla ilişki kuramamış bir gencin Maria Puder gibi özgür, içinden geldiği gibi davranan gerçek aşkı arayan bir kadından etkilenmemesi  güç olsa gerek. Maria ressamdır. Ancak annesiyle kendi yaşamını sürdürebilmek için geceleri bir barda keman çalıp şarkı söyler. Asıl önemsediği resimleri ve resim sanatıdır. Sanatını satmaktansa bedenini satmayı yeğlemesi Raif Efendi’yi etkiler. Raif Efendi, daha önce böyle birine rastlamamıştır. Bu yüzden Maria’dan etkilenmesinin derecesi artar.

Maria Puder’in bu kadar güçlü bir kadın olması ve roman boyunca öyle kalması aşkın olasılığını azaltır. Aşkın körlüğü, inatçılığı, olmazsa olmazcılığı Maria’da yoktur. Bu kadar soğukkanlılık aşka yakışmaz. Raif Efendi’de aşkın körlüğü olduğunu düşünsek de, sevmediği babasının ölümü ile hasta sevgiliyi bırakıp gider. Bundan sonrası Türk filmlerini aratmayacak sahnelerle biter.

Raif efendi ile Maria Puder’in kendilerini birbirlerine açtığına ilişkin sahnelerin derinliği  olsaydı belki bu aşkın olasılığına daha çok inanabilirdik. Sanki olması gereken kadını tanımlamıştır yazar bize. Bu boşluk aşkın yalnızca bir yanılsaması olduğunu düşündürtüyor.

ABC GAZETESİ ÇOK SATANLAR LİSTESİ
EDEBİYATEDEBİYAT DIŞI

1. Kürk Mantolu Madonna

 Sabahattin Ali, Yapı Kredi Yayınları

1.Kadın

Yılmaz Özdil, Kırmızıkedi

2. Tutsak Güneş

Ayşe Kulin, Everest Yayınları

2. Hayvanlardan Tanrılara Sapiens

Yuval Noah Harari, Kolektif kitap

3. Küçük Prens

Antonie Saint- Exupery, Can Yayınları

3. Saraysız Başkan Jose Mujica

Andres Danza,Ernesto Tulbovitz, Tekin Yayınları

4. Yeşil Deniz Kabuğu

Sarah Jio, Pena Yayınları

4. Memleketi Ben Kurtaracağım

Gülse Birsel, Doğan Kitap

5.Kafes

Josh Malerman, İthaki

5. Enver

Murat Bardakçı, İş Bankası Kültür Yayınları

6.M Treni

Patti Smith, Domingo Yayınevi

6. Dört Mevsim

Kollektif, Dört Nokta

7.İçimizdeki Deniz

Sabahattin Ali, Yapı Kredi Yayınları

7. Devlet-i Aliyye - Köprülüler Devri 3

Halil İnalcık, İş Bankası Kültür Yayınları

8. Grey

E.L. James, Doğan Kitap

8. Başarıya Götüren Aile

Doğan Cüceloğlu, Remzi Kitabevi

9. Pi

Akilah Azra Kohen, Destek Yayınları

9. Suriye

Fehim Taştekin, İletişim Yayıncılık

10. Fi

Akilah Azra Kohen, Destek Yayınları

10. Zamanın Kısa Tarihi

Stephen Hawking, Alfa Yayıncılık

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
  • Editörün seçtikleri / 13 Kasım 201713 Kasım 2017 Pazartesi 16:26
  • Yeni çıkan kitaplar / 13 Kasım 201713 Kasım 2017 Pazartesi 16:23
  • Ayşenur Arslan'ın son kitabı Darbe'nin Lütfu Tele1 Kitap'ta09 Kasım 2017 Perşembe 15:23
  • Haftanın çok satan kitapları / 6 Kasım 201706 Kasım 2017 Pazartesi 13:51
  • Editörün seçtikleri / 6 Kasım 201706 Kasım 2017 Pazartesi 13:48
  • Yeni çıkan kitaplar / 6 Kasım 201706 Kasım 2017 Pazartesi 13:40
  • Haftanın Kitabı: "Çin'in Yönetimi"06 Kasım 2017 Pazartesi 13:34
  • Haftanın çok satan kitapları / 30 Ekim 201730 Ekim 2017 Pazartesi 14:56
  • Haftanın Kitabı: "Opera Kahkahası"30 Ekim 2017 Pazartesi 14:51
  • Editörün seçtikleri / 30 Ekim 201730 Ekim 2017 Pazartesi 14:39
  • 123456
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)