• BIST 108.434
  • Altın 151,670
  • Dolar 3,6580
  • Euro 4,3278
  • İstanbul 21 °C
  • Ankara 14 °C
  • İzmir 21 °C
  • Adana 21 °C
  • Antalya 20 °C

Haftanın Kitabı: Laiklik Savunulmalıdır

Haftanın Kitabı: Laiklik Savunulmalıdır
Ergin Yıldızoğlu'nun "Laiklik Savunulmalıdır" kitabı, editörlerimiz tarafından bu hafta 'Haftanın Kitabı' olarak öneriliyor.

ABC Kitap'a ulaşmak için iletişim
[email protected]

-------------------------------------------

ABC Kitap editörleri, bu hafta da sizler için, "Yeni Çıkanlar / Editörün Seçtikleri / Haftanın Kitabı / ABC En Çok Satanlar Listesi" kategorilerini oluşturdular.

Hızla somut durumun somut analizine, kapitalizmin, kriz döneminde yaşadığı gelişmeleri, ideoloji ve teknoloji alanında geliştirilen yeni düşünceleri değerlendirmeye ve düşünme süreçlerinin içine almaya başlaması, programın, çalışma tarzını ve çalışma tarzının alanlarını bu düşüncelerden çıkardığı sonuçlara göre, “Gezi Olayı” deneyiminin ışığında yeniden değerlendirerek güncelleştirmesi gerekiyor.

Elinizdeki kitapçık, böyle bir çabanın perspektifinden bakılarak yazılmış, daha önce çeşitli yerlerde yayımlanmış yazıların, bence çok başarılı bir editörlük emeğiyle derlenmesiyle oluştu.

HAFTANIN KİTABI

laiklik-savunulmalidir672a6515a17cd0d5673080ee137c3b0c-001.jpg

Ergin Yıldızoğlu
LAİKLİK SAVUNULMALIDIR
Tekin Yayınevi


Haftanın Kitabı seçtiğimiz çalışmanın sanırız en iyi tanıtımı, kitabın yazarının önsözü olacak. Ergin yıldızoğlu kitabın çerçevesini, ana izleğini, tezlerini ve siyasal-tarihsel bağlamını çok yetkin bir şekilde 'Önsöz'de şöyle ifade ediyor:

“AKP’nin ilk seçimleri kazandığı günden bu yana, adım adım devleti ele geçirme, toplumu dönüştürme sürecinin amacını ve yönünü ne yazık ki çok az insan zamanında kavrayabildi. Bu nedenle de özellikle Gezi “Olayı”ndan sonra su yüzüne çıkan baskıcı, terörist, keyfi devlet yönetimi pratiklerine karşı etkin bir biçimde direnmek mümkün olmadı. Benim gibi çok az sayıda yazarın uyarılarıysa esas olarak, Hikmet Kıvılcımlı’nın bir deyimini kullanırsak “susuş kumkumasına” getirildi.

AKP iktidara geldiği noktada ve uzun süre, laik demokratik muhalefet kanadında ekonomizmin ve liberalizmin çakışmasıyla, ılık suya atılan kurbağanın rehavetini ve ölümcül iyimserliğini anımsatan bir ruh hâli egemen oldu. AKP askerî vesayeti kıracak, Kürt sorununu çözecek, ülkeyi demokratikleştirecek ve Avrupa Birliği’ne üye olma sürecini başarıyla tamamlayacaktı. Türkiye dün İslam âlemine demokrasiyle İslamın bağdaşabileceğini gösterecekti. Bu iyimserlik ve ham kanaatler AKP’ye, onun arkasındaki Siyasal İslam’a, en zayıf ve kırılgan oldukları, devleti henüz ele geçirmedikleri dönemde etkin biçimlerde direnmeyi engelleyen bir etki yaptı.
Ekonomist yaklaşımı benimseyenler, AKP hükümetinin neo-liberal politikaları benimsemesine bakarak, onun da önceki hükümete gelenler gibi, yerli ve uluslararası mali sermayenin sıradan bir partisi, belki önceki muhafazakâr partilerin biraz daha Müslüman ve muhafazakâr bir versiyonunu oluşturduğunu varsaydılar…

Sol, bu yetersiz saptamaların tutsağı olarak, “AKP nedir?” sorusunun üzerine ekonomizmi aşan, tarihî, siyasi kültürel bir analize yönelmedi, bu tarihî, siyasi, kültürel zeminin toplumun yapısında yarattığı etkileri düşünmeye, AKP liderliğinin ısrarla “değişmedik”, “dinin ılımlısı olmaz” yönünde yaptıkları açıklamalara karşın yanaşmadı hâla da yanaşmıyor.

Dahası -ki bu sol açısından affedilmez bir zaaftır- AKP gibi bir partinin, arkasındaki hareketin özelliklerini dikkate almadığından, böyle bir hareketle karşılaşmadan yapılmış ve kapitalizmin yaygın (fordizm öncesi) sermaye birikim rejiminin bilişsel haritası (congitive map) içinde geliştirilmiş analizlerin sunduğu alet çantasıyla kendini sınırladı; Zizek’in işaret ettiği gibi Lenin’in Nisan Tezleri’ni geliştirirken “şimdi yeni bir durum var yeni şeyler düşünmek gerekir” yaklaşımını, Troçki’nin faşist hareketle karşılaştığında kendi yaratıcılığına güvenen, devrimci tavrını benimseye cesaret edemedi.

Liberalizm ise, yüzeyi, gerçekliği (simgeseli) gerçek kabul eden, analiz düzeyi olarak bireyi alan anlayışının kurbanı oldu. Liberalizm de AKP hükümetinin ekonomiyi yönetmeye başladığında uyum sağlayarak, sıradan muhafazakâr, hatta belki de Hristiyan Muhafazakâr partileri andıran bir Müslüman Muhafazakâr yapıya dönüşeceğini_savundu.

Kürt siyasi hareketine gelince, onun hem ekonomist hem de liberal yaklaşımların her ikisini birden, hatta kimi dinci unsurları yakın zamana, Haziran 2015 seçimleri sonrasına kadar, barındırdığını kolaylıkla söyleyebiliriz. Bu zaaf, onun açısından kısa sürede çok daha sarsıcı sonuçlar yarattı. Tarihinin biriktirdiği kazançların getirdiği pazarlık gücünü değerlendiremeyerek ziyan etmesine yol açtı. Böylece barış süreci yerini çok kanlı bir savaş sürecine bıraktı, HDP işlevsizleşti.



AKP’nin yükselişte olduğu ve hegemonyasını inşa ettiği süreçte, toplumda belli bir saygınlığı ve inanılırlığı bulunan entelektüeller olarak liberal kesim, AKP’ye kuşkuyla yaklaşanları AKP’nin yanına taşıma (trasformismo), düşüncelerinin yayılmasını, muhalefetin susturulmasını kolaylaştırma açısından bir katalizör olarak, gerçekten çok önemli bir işlev üstlenmişlerdi. Ancak şimdi, özellikle Gezi’den ama esas olarak Haziran 2015 seçimlerinden sonra başka bir durum söz konusu.

Tabii ki bugün bu liberal entelijansiyanın, bir düş kırıklığı ile AKP’ye muhalefet etmeye başladığını görmek sevindirici. Ancak bu konuda da gerçekçi olmak, fazla bir şey beklememek gerekiyor.

Bu liberal entelijansiya, ne yazık ki bugün denenmiş, ihanete varan başarısızlığı kanıtlanmış bir kesimi oluşturuyor. Hem dün yaptıkları hataları kabul etmeye, dürüst bir biçimde nedenlerini anlamaya çalışmamakta ısrar ediyorlar, hem de sayıca çok az olduklarından kinetik bir etkileri söz konusu değil. Bu nedenle bu kesimin, bugün toplumsal olarak, muhalefete katacak bir işlevi kaldığını söylemek kolay değil.

Sol hareket ise, tüm renkleriyle birlikte, AKP işbirlikçiliği yapmış bir iki şaşkın ve müflisin dışında, başka bir anlama sahip. Sol gerek kitlesel olarak gerekse tarihi deneyimleri ve birikimi ile kendini canlandıracak bir hamleyi gerçekleştirebilirse, ülkenin, Kürt hareketinin geleceği üzerinde çok önemli olumlu etkiler yapabilme konumunu, kapasitesini koruyor.

Ancak sol hareketin kültürel alanı, dünün eleştirisini göz ardı etmeye devam etmesi, işçi sınıfı deyince aklına yalnızca sanayi proletaryası ve en yoksul kesimlerin gelmesi önemli bir handikap. Hızla somut durumun somut analizine, kapitalizmin, kriz döneminde yaşadığı gelişmeleri, ideoloji ve teknoloji alanında geliştirilen yeni düşünceleri değerlendirmeye ve düşünme süreçlerinin içine almaya başlaması, programın, çalışma tarzını ve çalışma tarzının alanlarını bu düşüncelerden çıkardığı sonuçlara göre, “Gezi Olayı” deneyiminin ışığında yeniden değerlendirerek güncelleştirmesi gerekiyor.

Elinizdeki kitapçık, böyle bir çabanın perspektifinden bakılarak yazılmış, daha önce çeşitli yerlerde yayımlanmış yazıların, bence çok başarılı bir editörlük emeğiyle derlenmesiyle oluştu.

Bu yazıların yazılmasına olanak sağlayan Cumhuriyet gazetesine, zaman zaman Pazar ekinin sayfalarını bana açan BirGün gazetesine, bu kitabın sonuç bölümünün bir versiyonunu önceden yayımlayarak kitabın gelmekte olduğunu duyuran ABC gazetesine, değerli dostum Merdan Yanardağ’a, Tekin Yayınevi çalışanlarına, kitabın editörlüğünü yaparken farklı dönemlerde yazılmış yazıları sabırla, başarıyla bir araya getiren Orhan Gökdemir’e teşekkür ederim.

Bu yazıların, 1992’den bu yana bu istikrarla karşınıza çıkmasını -çalışma temposu benimkine hiç uymasa da- Sema’nın on yıllardır verdiği sabırlı desteğe borçlu olduğumu da bu vesileyle vurgulamak isterim.

168 s.İstanbul 2016

 

unnamed-040.jpg

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    İlgili Haberler
    Diğer Haberler
  • Yeni çıkan kitaplar / 9 Ekim 201709 Ekim 2017 Pazartesi 11:43
  • Haftanın Kitabı: "Bütün Şiirleri: Direnç"09 Ekim 2017 Pazartesi 10:28
  • Haftanın Kitabı: "Beyaz Zambaklar Ülkesinde"02 Ekim 2017 Pazartesi 10:32
  • Editörün seçtikleri / 2 Ekim 201702 Ekim 2017 Pazartesi 10:24
  • Yeni çıkan kitaplar / 2 Ekim 201702 Ekim 2017 Pazartesi 10:00
  • Haftanın çok satan kitapları / 2 Ekim 201702 Ekim 2017 Pazartesi 09:53
  • Haftanın çok satan kitapları / 25 Eylül 201725 Eylül 2017 Pazartesi 10:21
  • Yeni çıkan kitaplar / 25 Eylül 201725 Eylül 2017 Pazartesi 09:44
  • Editörün seçtikleri / 25 Eylül 201725 Eylül 2017 Pazartesi 09:20
  • Haftanın Kitabı: "Kur'an'ın Tarihçesi ve Yazım Serüveni"25 Eylül 2017 Pazartesi 08:14
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)