• BIST 105.101
  • Altın 147,354
  • Dolar 3,4874
  • Euro 4,1874
  • İstanbul 31 °C
  • Ankara 26 °C
  • İzmir 29 °C
  • Adana 30 °C
  • Antalya 30 °C

Haftanın kitabı: Suriye: Yıkıl Git / Diren Kal

Haftanın kitabı: Suriye: Yıkıl Git / Diren Kal
Yeni çıkanlar / Editörün Seçtikleri / Haftanın Kitabı / ABC En Çok Satanlar Listesi...

ABC Kitap editörleri, bu hafta da sizler için "Yeni çıkanlar / Editörün Seçtikleri / Haftanın Kitabı / ABC En Çok Satanlar Listesi" oluşturdular.

Radikal gazetesi dış haberler sorumlusu Fehim Taştekin'in iç savaşın yaşandığı Suriye'deki gözlemlerini anlattığı 'Suriye: Yıkıl Git / Diren Kal editörlerimiz tarafından 'Haftanın Kitabı' olarak kitapseverlere öneriliyor.

ABC Kitap sayfalarını okumadan sahaf turuna çıkılmaz.

İşte editörlerimizin sizin için seçtikleri.

YENİ ÇIKANLAR

Tuluhan Tekelioğlu, Ya Bizdensin Ya Da...

Kırmızı Kedi Yayınevi

Bu kitabın, medya kuşatma altındayken yazıldığı belirtiliyor. Kuşkusuz Türkiye Cumhuriyeti tarihinde böylesi görülmedi. İktidarda olanlar, 'Ya Bizdensin Ya da…' zihniyetiyle kendisi gibi düşünmeyeni “Persona non Grata” ilan etti, yani istenmeyen kişi. 2015 yılında işsiz bırakılan gazeteci sayısı, bir önceki yıla oranla tam dokuz kat arttı.

İçinden geçtiğimiz dönem, gazetecisiyle, okuruyla, özgürlükleri kısıtlananıyla, hepimizin canını yakıyor. Bu fotoğrafın içindeki herkes, her kademedeki gazeteciler, medya yöneticileri ve patronlar içinde yüzdüğümüz suyun ne kadar kirli olduğunu biliyorlar. Bu kitapta, işten atanla atılanın yüzleşmelerine tanık olacaksınız. Susan ve susturulanın, susmak istemeyince işsiz bırakılanın samimiyetle anlattıklarıdır, okuyacaklarınız. Tarihe not düşülmesi gereken bir dönemdir yaşadıklarımız…

Çünkü susan ve susturulan her bir gazeteciyle, gerçeğin bir parçası daha kayboluyor! Tulahan tekelioğlu’ndan, derinliğine bir medya analizi ve durum tespiti içermese de, bu dönemde yine de dikkate değer bir özeleştiriel medya kitabı.

İstanbul, 2015

David Harvey, Neoliberalizmin Kısa Tarihi

Sel Yayıncılık

Burjuva iktisatçıların ve politikacıların iddialarına karşın, ne ülkeleri refaha kavuşturma, ne de ekonomik krizleri ortadan kaldırma iddiasını gerçekleştirebilen neoliberalizm, hâkim sınıfların iktidarını pekiştirmeye ve emekçileri daha beter bir sefalete sürükleme pahasına zenginleri daha da zengin etmeye yarayan bir programdan ibaret. Gelişmiş ülkelerin yeni bir emperyalizm tarzı olarak diğer ülkelere neoliberalizmi ihraç etmesinin faturasını ise tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de emekçi sınıflar ve yoksullar ödüyor.

David Harvey’in Neoliberalizmin Kısa Tarihi’nde net ve özlü anlatımıyla kökenlerine indiği, yeryüzüne yayılışını irdelediği ve insanlığın büyük çoğunluğunun hayatını nasıl mahvettiğini gösterdiği neoliberalizme karşı elbette çaresiz değiliz. Harvey’in de işaret ettiği gibi neoliberalizmin saldırısı altındaki tüm sınıfsal kesimler, alternatif toplanma kanalları yaratmaya, birbiriyle etkileşime geçmeye ve yeni mücadele alanları açmaya, bu sömürücü düzene her geçen gün daha da güçlü cevaplar vermeye devam ediyor ve edecek. 

Ekim 2015

William S. Burroughs, Son Sözler

Sel Yayıncılık

1997 Ağustosu’nda aramızdan ayrılan William S. Burroughs son dönemlerinde sadece günlük tutuyordu. Ömrünün son dokuz ayında tuttuğu günlüklerin derlendiği Son Sözler’de kedilerinden doktorlarına, yazar ve sanatçı dostlarından uyuşturucu kullanımına, keza hükümet komplolarına dair duygu ve düşüncelerinin yanı sıra yaratıcı süreçlerine, roman ya da öykü tasarımlarına ilişkin pek çok ipucu da bulmak mümkün. 

Burroughs bu günlükleri yazdığı sırada artık seksenlerinde olmasına rağmen yine bildiğimiz gibidir; Yerleşik Düzen’e düşmanlığından, insanlığın durumuna dair küçümseyici tavrından, şoke ediciliğinden ve alaycılığından hiçbir şey yitirmemiştir. Diğer yandan, Son Sözler Burroughs’un diğer eserlerinden hiçbirine benzemez, kaleme aldığı en saf, en mahrem ve öznel metinlerden oluşur. 

“Büyük Yalan’da bir delik açın.”

Ekim 2015

Daniel Kehlmann, F

Can Yayınları

Anlık bir dikkatsizlik, apansız bir tesadüf, yanlış bir adım - fatum mu yoksa fortuna mıdır bu: Kader mi ağlarını örmüştür, talih mi küsmüştür? İnsan özgür değil midir?

F'nin bütün meselesi bu.

Ekonomik krize, dinin dolduramadığı ruhsal boşluğa ve sanat sahtekârlığına dair bir roman F: Yemek yeme tutkusuna karşı koyamayan Rahip Martin Friedland, Tanrı'ya inanmamaktadır, açtır ve hiçbir şey onu doyurmaz. Üvey kardeşi, finans danışmanı Eric, yolsuzluklarının ortaya çıkacağından ve hapsi boylayacağından endişelidir, aldığı hapların etkisiyle sanrıdan sanrıya sürüklenir. Eric'in ikizi, eşcinsel Iwan ise vasat bir ressamdır, öyleyse o da sanat sahtekârlığında uzmanlaşır.

Görünüş aldatıcıdır nitekim. Daniel Kehlmann'ın asli konularından biri olagelen hakikat ile görünüş arasındaki yarılma, bu son romanda da karşımızda. Varoluşun tabi olduğu bir bilinmezlik haliyle baş başayız yine.

Fatum mu, fortuna mı? F.

İstanbul, 2015

Başak Sayan, Kelebeğin Kaderi

Destek Yayınları

Tesadüf Tanrı'nın kendini gösterme şeklidir.

"Bir gün, küçük bir kozada minik bir delik açıldı. O an kozayı seyretmekte olan adam, bedenini o delikten dışarıya çıkarmak için çabalayan kelebeğe çok acıyıp yardım etmeye karar verdi. Kozadaki deliği genişleterek içinden çıkmasını sağladı. Ancak dışarı çıkan kelebeğin kanatları bedenine oranla daha küçük, kuru ve buruş buruştu. Şaşıran adam, zamanla kelebeğin kanatlarının gelişeceğini umut ederek beklemeye başladı. Ama bu hiçbir zaman gerçekleşmedi. Çünkü hayat suyu, kelebeğin bedeninden kanatlarına ancak kozadan çıkmak için çabaladıkça akabilirdi. Kelebek ömrünün geri kalanını, uçma hayalleri kurarak, kocaman bedeni ve küçücük kanatları ile sürünerek geçirdi. Hiç uçamadı.

Adamın anlayamadığı, kelebeğin kozadan çıkmak için verdiği mücadelenin aslında gerekli olduğu idi.

Çünkü bu, kelebeğin kaderini gerçekleştirebilmesi için, içinden geçmesi gereken Tanrı'nın bulduğu bir yoldu!"

Başak Sayan ilk romanı "Bağlanma Korkusu"nun ardından bu sefer "Kelebeğin Kaderi" ile okuru spiritüal bir yolculuğa davet ediyor.

Modern dünyanın kahramanlarının sevmek, sevilmek, acı çekmek, ihanete uğramak ve kendini keşfedip kaderini gerçekleştirmek yolunda yaşadıkları yoğun ve sarsıcı bir macera Kelebeğin Kaderi. Tesadüflerin hayatı nasıl yönettiği ve aslında hiçbir şeyin tesadüf olmadığı, her insanın ve her deneyimin yaşam yolunda birer basamak olduğuna dair epik bir anlatı, bir modern zaman masalı...

Yaşamın karşınıza çıkardığı işaretleri fark etmeye, en derin acılarınıza başka bir gözle bakmaya ve tüm yaşadıklarınızın nedenini keşfedip kozanızdan çıkmaya hazır mısınız?

İstanbul, 2015

Fatma Erkman-Akerson, Mimesis'i Okumaya Başlarken

İthaki Yayınları

“Elinizdeki kitap, Erich Auerbach’ın Mimesis: Batı Edebiya­tında Gerçekliğin Temsili adlı kitabının yalnızca bir özetidir. Amacı, okuru asıl kitabı okumaya hazırlamaktır.

Kısa adıyla Mimesis, gerek Karşılaştırmalı Edebiyat ala­nında gerek edebiyat yorumu anlayışında çığır açıcı bir kitap sayılır. Auerbach, İstanbul Üniversitesi’nin yeniden kuruluşu sırasında, bu üniversitede uzun bir süre (1936-1948) öğretim üyesi olarak görev yapmıştır. Mimesis de burada yazılmış ve tüm dünyadaki edebiyat araştırmacıları tarafından büyük ilgi görmüş, pek çok dile çevrilmiştir.

Mimesis, kronolojik olarak ilerleyen 20 bölümden oluşur. Her bölüm, yazıldığı dönemin ruhunu yansıtan bir kitaptan alıntılanan bir metin parçasıyla başlar.

Auerbach, bu metinleri çoğunlukla önce üslup özellikleri açısından ele alır, üslupla içerik arasında bağlantılar kurar. Üzerinde durduğu önemli bir nokta da, bu metinlerin kendi dönemlerine, içinde gerçekleştikleri toplumsal ve siyasal ortama nasıl bir bilinçle baktıklarıdır...”

İstanbul, 2015

Şükrü Erbaş, Eşik Burcu

(Bütün Yazıları 3 - Söyleşiler)

Kırmızı Kedi

"Yaratım süreci, algılanan gerçekliğin insan zihninin bilinmeyen labirentlerinden geçerek hece hece söze dönüştüğü karmakarışık bir süreçtir. İnsanı gerçeklikten koparır. Dünyayı bir uğultuya dönüştürür. Hem akıl dışıdır hem de sürekli aklın müdahalesini arar. Ama bu akıl, bu müdahale neredeyse tümüyle sezgiye dönüşmüştür. Akıl bir anlamda kalbin içinde erimiştir. Bunun tersi de doğrudur. Günlerdir huzursuz eden sorun, tam bir gerilim halini almıştır. Çok bilinmeyenli bir matematik problemi, binlerce çözümüyle önünüzde durmaktadır. Ses, anlam, ritim, ölçü, uyak, biçim... sizden bütün hünerinizi istemektedir. Sadece hünerinizi değil, baştan ayağa sizi istemektedir. Siz, sorununuza, dile, şiire, hayata ve zamana hakkını vereceksiniz. Bu cehennemin sonucu, bazen birkaç dizedir, bazen daha uzun bir şiir. Karşılığı mı? Bir avuç insanın, dizeleri biraz aralayıp, içerde, dipte olup biteni duyumsamaya çalışması..."

İstanbul, 2015

Berat Günçıkan, Adalet Yoksa Gelecek de Yok 

Aysel Çelikel Kitabı /Nehir Söyleşi

İş Bankası Kültür Yayınları

Aysel Çelikel okuryazar oranının düşük, kadınlarınsa neredeyse okul yüzü görmediği yıllarda doğdu, ama annesi "Benim kızım okuyacak." dedi. Büyürken toplumun yaralarının neredeyse hepsine dokundu; kadınların çıkışsızlığına, veremden zamansız ölümlere, yol vergisine, ekmek karnesine, Varlık vergisine, 6-7 Eylül'e… Hukuk fakültesine girerken "Avukat olup, kadınları kurtaracağım," diye düşünüyordu. İstanbul Üniversitesi, Hukuk Fakültesi'nde hâlâ "Kadın asistanla çalışmam," diyen hocalar varken akademik yolculuğuna başladı. Uluslararası Hukuk Kürsüsü'nde Türkiye'de bir ilk olan çalışmalara imza attı. Kişiliklerine gösterdiği saygıyla öğrencilerini, rekabetten uzak, sorumluluğu paylaşmaya dayalı çalışma anlayışıyla da meslektaşlarını etkiledi. Bu da onu İstanbul Hukuk Fakültesi'nin ilk kadın dekanlığına taşıdı.

İstanbul, 2015

Haluk Oral, Bir Roman Kahramanı Orhan Veli

Yapı Kredi Yayınları

Haluk Oral'dan "bir roman kahramanı" olarak "Orhan Veli"

Daha önce Bir İmzanın Peşinde ve Şiir Hikâyeleri ile edebiyat koleksiyonculuğunu kitaplara dönüştüren Haluk Oral, Orhan Veli tutkusunu bir kitapla taçlandırıyor.

Bir Roman Kahramanı: Orhan Veli ne sistematik bir biyografi ne de klasik bir anı kitabı. Haluk Oral'ın kendi koleksiyonu ve Orhan Veli arşivindeki belgelerle yıllar içinde kurduğu gerçek bir dünya. Orhan Veli'nin 36 yıl süren hayatının hiç bilinmeyen, az bilinen, daha da önemlisi yanlış bilinen dönemlerine tutulmuş güçlü bir fener. Birbirinden ilginç mektuplar ve fotoğraflarla Orhan Veli'nin çevresindeki kişileri dile getiriyor, yaşamları renklendiriyor Haluk Oral.

Orhan Veli ve çevresini, dönemin önemli kültür ve insanlarını da bugünlere taşıyan sürprizlerle dolu bu kitaptan sonra Orhan Veli şiirleri hiç kuşkusuz bambaşka bir gözle okunacak.

"Haluk Oral, sıradan bir koleksiyoncu, belgeleri tozlu raflarda saklayan klasik bir arşivci değildir. Onun için her yeni belge, koleksiyona kattığı her parça, yeni bir çalışmanın tahrikçisidir" demişti Doğan Hızlan.

İşte bu sözleri kanıtlayan yepyeni bir çalışma Bir Roman Kahramanı: Orhan Veli.

İstanbul, 2015

Lilian Carmine, Kayıp Çocuklar

(Gerçek Aşk Asla Ölmez)

Epsilon Yayınları

Onları kader bir araya getirdi...

Yine kader mi ayıracak?

17 yaşındaki Joey Gray yeni taşındığı mahallede kendini biraz yalnız hissetmektedir ama hiç beklemediği bir yerde -mezarlıkta!- adı Tristan olan yakışıklı ve gizemli bir çocukla tanışır.

Tristan her zaman mezarlıktadır ve bunun için geçerli bir sebebi vardır...

"BAYILDIM! Okuduğum en güzel şey!"

-MariaaaAvilaa, Wattpad okuru-

"Şimdi neden bu kadar olay yarattığını anlayabiliyorum. Herkes bu hikâyeden bahsediyordu. Tarzını sevdim."

-ScarletteLoveLi, Wattpad okuru-

"Wattpad'de okuduğum en harika şey. Çok sevdim!"

-Hayley Purcell, Wattpad okuru-

"İçinizi ısıtacak çok tatlı bir hikâye. Beni hem ağlattı

hem de güldürdü."

-Shekinah_V86, Wattpad okuru-

İstanbul, 2015

 

EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ

Mine G. Kırıkkanat, Bir Gün Gece

Kırmızı Kedi Yayınevi

Sinek Sarayı'nın kahramanları, serüvenlerine bu kitapta devam ediyor!

Sinan ve Daryal/Nejla, "Sinek Sarayı"ndan ayrıldıktan yıllar sonra, AB özel görevlileri olarak büyük bir depremin yerle bir ettiği İstanbul'a geri dönerler. Yanlarında, Paris'te işlenen karanlık bir cinayetten kaçan Feride'yle birlikte.

İstanbul'dan geriye kalan, yıkıntılar arasındaki açıklıklarda kurulmuş çadırlar ve insan yığınlarıdır. Korku, açlık ve kara kış, viran şehirde yaşamaya mahkûm insanlarda kontrol edilemeyen bir öfkeye dönüşür. Yemek kuyruklarında, yetersiz sayıdaki çadırkentlerde patlak veren bu öfke zaman zaman çatışmalara neden olur.

Gündelik yaşamı devam ettirme çabalarıyla geçen gün yerini geceye bıraktığında kentin yeni sahipleri saklandıkları yerden çıkar: Yıkımın sorumlularından hesap sorma peşindeki çeteler, yağmacılar ve hırsızlar...

Tüm bu felaketin ortasında denetimi elinde tutmaya çalışan Ankara değil, ABD ve AB'nin gönderdiği yardım kuvvetleridir. AB'nin kurduğu Kriz Masası'nın başında bulunan Sinan ve asistanı Daryal/Nejla, yardım amacıyla ülkeye yerleşen AB ve ABD'ye karşı, birden fazla kimlikle karşılarına çıkan Hilmi'yle beraber mücadele ederler.

İstanbul, 2015

William H. Gass, Ülkenin Kalbinin Kalbinde

Everest Yayınları

"Bir Gass yapıtında, bir sonraki adımı hiçbir zaman bilemezsiniz, zihninizin sınırlarım zorlayan bir sürpriz olacağı gerçeği dışında

-Nicholas Lezard-

William H. Gass, aralarında Thomas Pynchon, Robert Coover, John Barth ve William Gaddis'in de bulunduğu Amerikan Postmodernizmi'nin en önemli isimlerinden. 1968 yılında yayınlanan Ülkenin Kalbinin Kalbinde, Gass'in, Amerika'nın en iyi ve en cesur kurgu yazarlarından biri olarak tanınmasını sağladı; bugün kitap hâlâ çağdaş edebiyatın başyapıtlarından biri olarak görülüyor.

"Amerika'nın en iyi düzyazı üslupçusu" olarak bilinen ve temelde soyut olan Amerikan duyarlığına yeni bir entelektüel güç getiren filozof-romancı- denemeci, dili yenileyen, keşifçi bir cesaretle yazılmış yoğun, sert, rahatsız edici metinleriyle çarpıcı ölçüde çeşitli bir biçimler skalası sunar. 1970 yılında "meta-kurmaca" kavramını hayata geçiren Gass, kısa hikâyenin sınırlarını altüst eder, zıtlıklar, imalar, çürütmeler, alay ve tekrarlarla, şok eden, sersemleten, aydınlatan ve keyif veren sözcükleri bir araya getirir.

Ülkenin Kalbinin Kalbinde, Amerika'nın "Ortabatı"sını anlatıyor. Kitaptaki öyküler iki geniş alana yayılıyor: somut, korkutucu bir varlığa sahip mitsel Ortabatı ile insan bilincinin gizemli iç bölgesi. Amerika'nın kalbi, sonsuz manzarası ve klostrofobik evleriyle, gizli arzu ve şiddet tehditleriyle, biricik ve yalıtılmış bir dünya olarak çıkıyor karşımıza. Ne kadar tuhaf olursa olsun aslında bir karakterin kafasında yaşadığımızı anlıyoruz. Yaşadığımız dünya bu, tam burası, tam olarak bulunduğumuz yer, kafamızın içi.

"Yüzyılın en önemli Amerikalı yazarlarından biri."

-George Steiner-

İstanbul, 2015

Ahmet Ümit, Elveda Güzel Vatanım

Everest Yayınları

Devletin derinlikleri, toprağın derinliklerinden daha karanlıktır.

1926 yılının o hüzünlü sonbaharı. Osmanlı İmparatorluğu yıkılmış, genç cumhuriyet ayaklarının üzerinde durmaya çalışıyor. O büyük altüst oluşun içinde bir adam: Şehsuvar Sami… Bir zamanların İttihat ve Terakki fedaisi, şimdilerin yorgun komitacısı. Şehsuvar Sami'nin etrafında dönen amansız bir entrika. Bir yanda kaybettiği ama hiçbir zaman yüreğinden çıkartamadığı sevgilisi Ester, öte yanda yaşanılan tarihsel bozgun… Kaybedilen bir ülke, kaybedilen bir şehir, kaybedilen bir hayat. Ve aklında hep aynı soru: Devlet mi kutsaldır, yoksa insan mı?

"Ölüm, şehirlerimizi kaybetmekle başlar." Kim söylemişti bu cümleyi hatırlamıyorum, ne yazık ki doğru… Doğru, lakin eksik. Ölüm, şehirlerimizi kaybetmekle başlar, vatanımızı kaybetmekle neticelenir.

Sahi nedir vatan? Bir toprak parçası mı, uçsuz bucaksız denizler, derin göller, yalçın dağlar, verimli ovalar, yemyeşil ormanlar, kalabalık şehirler, tenha köyler mi? Hayır, bütün bunların ötesinde bir anlam taşır vatan. Ne sadece toprak parçası, ne su havzaları, ne ağaç silsilesi… Annemizin şefkati, babamızın saçlarına düşen ak, ilk aşkımız, doğan çocuğumuz, dedelerimizin mezarlarıdır vatan…

Vatanı olmayan insanın hayatı da olmaz. Evet, bir vakitler zihnim, kalbim bu fikirlerle doluydu. Şimdi? Şimdi bilmiyorum…

İstanbul, 2015

HAFTANIN KİTABI

Fehim Taştekin

Suriye: Yıkıl Git / Diren Kal

İletişim Yayınları

Radikal gazetesi dış haberler sorumlusu Fehim Taştekin, iç savaşın  devam ettiği Suriye’ye ilişkin gözlemlerini, “Suriye Yıkıl Git / Diren Kal” adlı kitapta yazdı. İletişim Yayınları’ndan çıkan kitabında Taştekin, Suriye iç savaşının nedenlerini, oluşumunu ve aktörlerini  verilere danarak ve olgulardan hareketle, dahası gerçekçi bir gözle aktarıyor.

Fehim Taştekin, kitabına şöyle başlıyor;

“Suriye’ye dair farkındalığım çocukluğumda Süreyya Salih’in ‘Hama Ah’ adlı kitabıyla başladı. 1982’deki katliamın anatomisiydi, rejimin zulmettiği mazlumlara ağıt yakmak için kâfiydi. Hikâyelerin içeriği zaman içinde farklılaş-sa da Hama belleğime kazanmıştı. 2011’de “Arap Baharı” diye etiketlenen isyan dalgası Suriye kıyılarına vurduğunda çoğumuz işlenmiş bellek ile Suriye’nin gerçekleri arasında bocaladık. Yerel aktörlere göre yeni meydan okuma kesinlikle Hama’nın tekerrürü değildi. Ama kısa sürede Hama’nın hayaleti, içinde sol, liberal ve dindar unsurlar barındıran yeni süreci esir aldı.”

Yazar, öncelikle baba Esad ile oğul Esad yönetimleri arasındaki farktan yola çıkarak toplumsal olayları değerlendiriyor. Taştekin, Suriye’de baba Esad dönemi de dahil rejimi Aleviliğin değil Baas rejiminin tanımladığını söylüyor.

Suriye’deki Baas partisinin Irak ve öteki ülkelerdeki partilerle ilişkilerini, Arap-İsrail savaşlarını ve Golan Tepelerinin işgalini anlatıyor. Müslüman Kardeşler’in  80’li yıllarda rejimi yıkmak için yaptığı terör eylemlerini ve sonucunu ayrıntılı bir biçimde ele alıyor.

Taştekin, Arap Baharı diye başlayan ve Kuzey Afrika ile Ortadoğu coğrafyasında bir iç savaşa dönüşen olayların etkilerini Suriye’nin ağır bie biçimde etkilendiğini gösteriyor.

Taştekin, Esad’ın sokağı bir aşamada dikkate alıp af kararnameleri çıkardığını, muhalifleri memnun etmese de anayasayı değiştirdiğini, Baas Partisi’nin tekeline bu dönemde yetersiz de olsa son verildiğine işaret ediyor. Rejime karşı gösterilerin bir anda biçim ve içeriğinin değişmesi ve bugünkü noktaya gelinmesini de masaya yatırıyor, sorguluyor ve belli sorular (kuşku duyduğu konularda) soruyor, bu soruların yanıtının peşine düşüyor.

Taştekin, paramiliter güç Şebbiaların rejimle ilişkisini

belirli kentlerde etkin ve bir tür mafya örgütlenmesi olduğunu anlatıyor. Suriye Ordusundaki bölünme, Özgür Suriye Ordusu’nun süreci, Suudi Arabistan, Türkiye, Katar ve Arap Birliği’nin savaştaki yerlerini de inceliyor. Muhaliflerin 2012’den itibaren Türkiye ve Ürdün’de eğitildiklerini ve silahlandırıldıklarını kitabında ifade ediyor.

“MİT TIR’ları sırra kadem basarken” başlığı altında Türkiye kamuoyundan saklananlar mit tırlarına ilişkin olaylarda kitapta yerini alıyor.

Yazar son olarak, Rusya’nın doğrudan askeri operasyonlarıyla Suriye’de savaşın ne yöne doğru gideceği ya da nasıl bir çözüm bulanacağına ilişkin görüşlerini ifade ediyor. Bu süreçte Türkiye’nin rolünün ne olacağı da önemli konular arasında.

Taştekin, başlangıçta muhalefetin “devrimci” olduğunu sanıp kendisinin de yanılgıya düştüğünü (tüm liberaller gibi) belirtiyor. Suriye’deki muhaletefi incelerken de yerli kaynaklara, yaptığı röportajlara ve bu konudaki literatüre başvuruyor. Ve gördüğü gerçeğe sadık kalıyor.

Esad rejimi konusunda yer yer, çelişkiye düşse de Batı’nın klişe söylemlerini tekrarlasa da kitabı önemi söz ettiğimiz samimiyetinden kaynaklanıyor.

ABC ÇOK SATANLAR LİSTESİ
EDEBİYATEDEBİYAT DIŞI

1. Küçük Prens

Antonie Saint- Exupery, Can Yayınları

1. Memleketi Ben Kurtaracağım

Gülse Birsel, Doğan Kitap

2. Kürk Mantolu Madonna

 Sabahattin Ali, Yapı Kredi Yayınları

2. Kadın

Yılmaz Özdil, Kırmızıkedi

3. Yeşil Deniz Kabuğu

Sarah Jio, Pena Yayınları

3. Hayvanlardan Tanrılara Sapiens

Yuval Noah Harari, Kolektif kitap

4. Tutsak Güneş

Ayşe Kulin, Everest Yayınları

4.Darbe Oyunu

Veysel Ayhan, Alkım Yayınevi

5.Hayal Kahramanları

Sunay Akın, İş Bankası Kültür Yayınları

5. Enver

Murat Bardakçı, İş Bankası Kültür Yayınları

6. Kafes

Josh Malerman, İthaki

6. Türklerin Tarihi

İlber Ortaylı, Timaş Yayınları

7.İçimizdeki Deniz

Sabahattin Ali, Yapı Kredi Yayınları

7. Suriye

Fehim Taştekin, İletişim Yayıncılık

8. Çi

Akilah Azra Kohen, Destek Yayınları

8. Başarıya Götüren Aile

Doğan Cüceloğlu, Remzi Kitabevi

9. Pi

Akilah Azra Kohen, Destek Yayınları

9. Devlet-i Aliyye / (Köprülüler Devri 3)

Halil İnalcık, İş Bankası Kültür Yayınları

10. Fi

Akilah Azra Kohen, Destek Yayınları

10. Saraysız Başkan Jose Mujica

Andres Danza, Ernesto Tulbovitz, Tekin Yayınları

 

 

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
  • Editörün seçtikleri / 11 Eylül 201711 Eylül 2017 Pazartesi 14:26
  • Haftanın Kitabı: "Çin'in Yirminci Yüzyılı"11 Eylül 2017 Pazartesi 11:13
  • Yeni çıkan kitaplar / 11 Eylül 201711 Eylül 2017 Pazartesi 09:51
  • Editörün seçtikleri / 28 Ağustos 201728 Ağustos 2017 Pazartesi 14:16
  • Yeni çıkan kitaplar / 28 Ağustos 201728 Ağustos 2017 Pazartesi 14:02
  • Haftanın çok satan kitapları / 28 Ağustos 201728 Ağustos 2017 Pazartesi 13:54
  • Haftanın Kitabı: "Yaşam Sanatı"28 Ağustos 2017 Pazartesi 13:46
  • Haftanın çok satan kitapları / 21 Ağustos 201721 Ağustos 2017 Pazartesi 16:16
  • Editörün seçtikleri / 21 Ağustos 201721 Ağustos 2017 Pazartesi 16:09
  • Yeni çıkan kitaplar / 21 Ağustos 201721 Ağustos 2017 Pazartesi 15:51
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)