• BIST 105.324
  • Altın 146,596
  • Dolar 3,4727
  • Euro 4,1687
  • İstanbul 23 °C
  • Ankara 12 °C
  • İzmir 21 °C
  • Adana 24 °C
  • Antalya 23 °C

Haftanın yeni çıkan kitapları ve editörün seçtikleri (28 Aralık 2015)

Haftanın yeni çıkan kitapları ve editörün seçtikleri (28 Aralık 2015)
Yeni Çıkanlar / Editörün Seçtikleri / Haftanın Kitabı / ABC En Çok Satanlar Listesi...

ABC Kitap'a ulaşmak için iletişim: [email protected]

-------------------------------------------

ABC Kitap editörleri, bu hafta da sizler için "Yeni çıkanlar / Editörün Seçtikleri / Haftanın Kitabı / ABC En Çok Satanlar Listesi" oluşturdular.

ABC Kitap sayfalarını okumadan kitapçı ve sahaf turuna çıkılmaz.

İşte haftanın yeni çıkan kitapları ve editörlerimizin bunlar arasından sizin için seçtiği üç eser. ABC izleyicilerine keyifli okumalar diliyoruz.

YENİ ÇIKANLAR

Bekir Coşkun

TİTANİC KEMANCILARI

Bilgi Yayınevi

Kaptan "Çalın" diyordu...

"Kemanlar çaldığına göre gemi batmıyor" diye düşünenler…

…devrilen sancak direklerini sorgulamadılar bile...

Ülkenin yurtseverleri, Atatürkçüleri, cumhuriyete gönül vermiş aydınları...

Bu ülkeyi kuran güç, koca Türk ordusunun komutanları, şerefli subayları...

Bilim adamları, hocalar, gazeteciler, yazarlar alınıp götürüldüğünde...

Kemancılar çaldılar…

Hukuk, eğitim, bürokrasi çöktüğünde...

Üniversiteler, medya, sendikalar, devrimin getirdiği kurumlar çöktüğünde...

Kemancılar çaldılar…

Bu, sıradan bir çarpma değildi...

Buzdağının görünmeyen yanı vardı...

Karanlık bir gecede devletin omurgası parçalanıp, gövdesi gömülürken...

Dinleyin...

Titanic kemancıları çalmaya devam ediyor.

Bir ülkenin neresinde hadise varsa, nerede sorun, nerede acı, nerede isyan, nerede rezalet, nerede kahır...

Oraya yetişmek gibi bir günahın ürünü her bir yazı...

Yazılarım kaybolsun istemedim...

Onları emanet edecek en iyi yeri seçtim.

Kimler için yazdıysam onlara...

Size emanet yazılarım.

Bekir Coşkun

İstanbul, 2015

 

Volga Kurbanzade

KISMET

Destek Yayınları

Yoğun, güçlü ve iddialı bir roman: Kısmet.

-Rıza, Tobias ve Anuşka.-

Birbirinin kaderini çizen, kendilerini ve dünyayı değiştirip dönüştüren üç karakterin hikâyesi, 20. yüzyıl başında Paris'te başlıyor.

-İstanbul, Boston ve St. Petersburg.-

Her şehir acıyı ve mutluluğu kalbinde taşıyor. Kısmet tarihle kurguyu, gerçekle hayali ustalıkla biçimlendiren bir yazarın ilk romanı. Kitap boyunca, birçok tar,ihsel kişilikle karşılaşacak, tarihi olayları baştan yaşayacaksınız. Kısmet, 1905 Rus Devrimi'nden 1908 Jön Türk Devrimi'ne kadar insanların, şehirlerin, tarihin yolculuğunu iç içe geçmiş şekilde okuyucuya sunuyor.

Sevmek bazen de sahip olmamak demektir.

-Nazlı Berivan Ak-

 

Yaşar Seyman

BENAZİR

Bilgi Yayınevi

Benazir Bhutto, Yaşar Seyman'a babası tarafından örnek gösterilen kadın…

Otuz beş yaşında ülkesinin -Müslüman bir ülkenin- ilk kadın başbakanı oluyor. Suikastlara uğruyor. Hapiste, sürgünde yaşıyor. Ölümünden iki ay önce bitirdiği Doğu'nun Kızı adlı kitabında "Babamın öldüğü yaştayım" diyor, sürgünden ülkesine döndükten iki ay sonra, elli dört yaşında öldürülüyor.

Direnç, inanç, vatan sevgisi…

Zekâ, öngörü, sağduyu…

Yaşar Seyman dürüstçe bakmış Benazir'e. Sevgisini de sitemini de esirgememiş yazarken. Dünyanın en önemli kadınlarından Benazir Bhutto'nun anısına içten bir saygı duruşu…

(Tanıtım Bülteninden)

İstanbul, 2015

 

Işıl Özgentürk

KEDİLERİN, MARTILARIN VE DELİLERİN ZAMANI

Kırmızı Kedi

"Moskova'yı, Leningrad'ı, Kırgızistan'ın başkenti Alma Ata'yı, hep o aşkla birlikte dolaştım, karşı koymaktan vazgeçtim, benimle birlikte otel odalarına, dağ başlarına, Sovyet kooperatiflerinin mükellef sofralarına, Nazım Hikmet'in cenazesini kaldırdıkları geniş avluya, Moskova'nın Arbat Sokağı'ndaki sanatçıların tuvallerine girmesine izin verdim. O uzun yolculuktan döndüğümde, 'Hadi bana anlat,' dedi. 'Neler yaşadın?' Galiba bu aşkın bu kadar uzun sürmesinin sırrı buydu, benim hiç durmadan hikâyeler anlatmam. Şimdi onu hep bir sevişme sonrası dinginliğinde, benim hikâyelerimi dinlerken anımsadığıma göre, öyle olmalı."

Işıl Özgentürk çok yönlü bir yazar. Film senaryoları, çocuk kitapları, oyunları, öykü ve anı kitapları, köşeyazıları ve gazeteciliği ile adını geniş kitlelere duyurdu. Bu kitaptaki öyküler son çalışmaları. İçtenlikli ve etkileyici diliyle, hayatın içinden alınma konularıyla, acıtan gerçekçiliğiyle, kâh şiirsel kâh masalsı anlatımıyla belleklerde iz bırakacak bu öyküler Işıl Özgentürk'ün açtığı farklı dünyaları tanımak isteyenler için.

İstanbul, 2015

 

Bertrand Russell

BİLİMSEL BAKIŞ

Say Yayınları

Bilimsel Bakış'ta Bertrand Russell bilimin ne olduğunu açıklıyor, bilimi din ile sanat gibi öteki bilme biçimlerinden nelerin ayırdığı üzerinde duruyor ve bilimsel toplumun geleceğiyle ilgili öngörülerini paylaşıyor. Russell'a göre bilim belli olguları birbirine bağlayan genel yasaları araştırır, bu anlamda, ancak soyut ve hayali bilgilere ulaşabilen diğer bilme biçimlerinden üstündür.

Bilim, teknik aracılığıyla insanı daha güçlü bir varlığa dönüştürür. İnsan bu gücü çevresi ve kendisi üzerinde kullanmaktan hiçbir zaman kaçınmamıştır. Russell eğer insanlık bilim yolunda ilerlemeye devam edecekse bu güç kullanımının geleceğin bilim toplumunda ne tür olumlu ve olumsuz sonuçlar doğurabileceğini bir "ütopya" tasviri aracılığıyla tartışır. Bu "ütopya"nın pozitif mi yoksa negatif mi olduğu sorusunu yanıtlamak okura kalmıştır. Sorunun yanıtını arayanlar Aldous Huxley'nin Cesur Yeni Dünya ve George Orwell'in 1984 adlı romanlarına bakabilirler, çünkü kimilerine göre Bilimsel Bakış bu eserlerin fikir babasıdır.

İstanbul, 2015

 

Umberto Eco

ORTAÇAĞ 4. CİLT

(Keşifler - Ticaret - Ütopyalar)

Alfa Yayıncılık

Ortaçağ adını verdiğimiz, neredeyse bin yıl süren dönemin son sahnesine geliyoruz. Bu sahne, vitraylar ve ışıltılı minyatürlerle dolu elyazmalarıyla, İtalya'dan ve Flandre'den çıkıp deniz yoluyla Avrupa'nın tamamına yayılan ve büyük bir çeşitlilik sergileyen yepyeni bir dünyayı boydan boya dolaşan kumaşların dokusu ve renkleriyle aydınlanır.

Hem şehirlere hem de iktidar sahibi erkek ve kadınların çalışma odalarına yeni vizyonlar nüfuz eder, araştırmalara ilham kaynağı olur. Saraylar ve kubbelerin yanı sıra yurttaşlık hayatında, devlet ve ekonomi alanlarında modeller yenilenir. Bugünün ütopyalarını yaratmaya hazır olan sanatçıların ve düşünürlerin müthiş hayal gücü ve yetenekleri sayesinde yeniden mümkün görünen bir büyüklüğün düşüncesi de bu süreci hızlandırır.

İstanbul, 2015

 

Arthur C. Clarke

ÇOCUKLUĞUN SONU

İthaki Yayınları

Bilinmeyenin korkusu, geçmişten değil de gelecekten kalma bir hatıra olabilir mi?

1953'te yayımlanan Çocukluğun Sonu, Arthur C. Clarke'ın bir bilimkurgu yazarı olarak tanınmasını sağlayan, yirminci yüzyıla damga vuran önemli romanlardan biri. 2015'te televizyona uyarlanarak dizi haline getirilen ve bilimkurgu takipçileri için yeniden gündeme gelen bu eserin gücü, insanlığın geleceğine dair en özgün ve düşündürücü yorumlardan birini sergilemesinde gizli.

Dünya üzerindeki uygarlığımızın kaderini, insan neslinin akıbetini irdeleyen Çocukluğun Sonu, ters köşeye yatıran bir "öteki" anlatısı, farklı bir uzaylı istilası öyküsü, ütopya ve distopya arasındaki ince çizgiye dair, kalın harflerle tarihe geçen bir bilimkurgu klasiği…

"Böyle bir kitap yıllardır yazılmadı."

-C. S. Lewis-

"Ürkütücü derecede mantıklı, inandırıcı ve acımasız bir kehanet girişimi. Clarke gerçek bir usta."

-Los Angeles Times-

İstanbul, 2015

 

Tahir Abacı

EDEBİYAT VE ÖTEKİ ALANLAR

İkaros Yayınları

Edebiyat ve Öteki Alanlar, edebiyatın eleştiri, deneme, anı, biyografi, roman, dilbilim, yapısalcılık, ruhbilim, felsefe, sosyoloji, siyaset, ideoloji, tarih, gelenek, estetik, ütopya, müzik, sinema, aşk, bohem, karşı cins, fantazya, mektup, doğa, teknoloji, şehir, tren, yolculuk gibi olgularla kesişmeleri üzerine çatılmış yazılardan oluşmaktadır.

Başta şiir olmak üzere edebiyatın her alanında ürün vermiş olan TAHİR ABACI, edebiyat incelemesi, kültürel araştırma, eleştiri, deneme ve polemik söylemlerini harman ederek oluşturduğu yazılarda çağdaş edebiyatın pek çok sorununa da, açık ve duru bir üslupla cevaplar arıyor. Edebiyatın kendi özgül araçlarına sahip bir tür olduğunu sürekli anımsatan yazar, kesişmelerin, buluşmaların yanı sıra, özellikle yapısalcı dilcilerin "tasallut"u karşısında alan savunması niteliğinde eleştiriler de yapıyor. Pek çok yazıda ise, edebiyatın geçmişi de yoklanarak, renkli bir deneme dili geliştiriliyor.

İstanbul, 2015

 

Çiğdem Kağıtçıbaşı

LÜLA VE BEN-ÇİFTE ANI 

Doğan Kitap

Farklı kuşaklardan iki kadının, ana kızın, aile duvarlarını aşıp paylaşılan bir kimliğe bürünen hayatları...

Süheyla Çizakça, çocukluğun peltek diliyle Lülâ. Bireylerin hayatının toplumların hayatına sıkı sıkıya bağlı olduğu, gerçeğin sınırlarının kadınlara sınırsız düşler kurdurduğu bir çağda İstanbul'da başlayan hayatını Anadolu'ya sürükleyen Lülâ…

Lülâ, kendini, kızını ve okulunu inşa edişinin o büyülü öyküsünü anlatacak, kızı Çiğdem Kağıtçıbaşı da bu öyküyü kendi cümleleriyle tamamlayacak. Sosyal Psikoloji alanında dünya çapında bir isim olan Profesör Çiğdem Kağıtçıbaşı Lülâ ve Ben'de annesinin sesini kendi sesine katarak kadınlara bugünlerde ihtiyaç duydukları özgürlük ve umut dolu bir deneyim ufkunu sunuyor.

İstanbul, 2015

Orhan Çelik

AR

(Avrupa'ya Akan Mülteci Sorunu)

Belge Yayınları

Orhan Çelik'in romanı, bir insanlık dramını, insanlık onurunu, Avrupa'ya akan mülteci serüvenini konu ediniyor. Bu mülteci akını, 12 Eylül 1980 darbesinden sonra başladı ve 1984 sonrası Kürdistan'daki fiili savaş durumundan sonra 2000'lere kadar yoğun biçimde devam etti. General Evren'den kaçan mültecilerin Meriç Nehri'ndeki boğulmuş görüntüleri, o zamanlar Yunanistan'da olağan karşılanır olmuştu. Solcular, Kürtler, Aleviler, Ermeniler, arta kalmış Rumlar, Süryaniler yasal veya yasal olmayan biçimde kaçış yollarındaydılar o zamanları. TC yurttaşları General Evren sayesinde Avrupa'ya vizesiz gitme hakkını yitirdiler.

Şimdi Suriye'de yaşanan iç savaş nedeniyle Avrupa kıtası çok daha yoğun bir mülteci akını ile yüz yüze. 2. Dünya Savaşı'ndan bu yana böylesi bir mülteci sorunu ile karşılaşılmadı. Suriye'den kaçanlar, şimdi Türkiye'den de kaçma telaşında. Çünkü Ortadoğu'daki yangının buralara da sıçrama korkusu içindeler.

Orhan Çelik'in romanı mülteciliğin epik, destansı bir anlatımı. Hak ettiği yankı ve ilgiyi yakalayacağına inanıyorum.

-Ragıp Zarakolu-

İstanbul, 2015

 

EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ

Hazırlayan: Solmaz Zelyüt

DİDEM MADAK’I OKUMAK

Metis Yayıncılık

2011 yılında kaybettiğimiz şair Didem Madak'ın yapıtı, son yıllarda çok sevilen, ilgiyle elden ele dolaşan üç kitaptan oluşuyor : Grapon Kâğıtları, Ah'lar Ağacı ve Pulbiber Mahallesi. Aralık 2014'te Didem Madak'ın dostları, eleştirmen ve akademisyenler ve tutkulu okurları bir sempozyumda bir araya geldiler ve onun eserini farklı veçheleriyle ele aldılar. Madak'ın poetikası kimlik, benlik, dil, zaman ve mekân ilişkileri, hatırlama ve unutma, edebi kanon ve kadınlık halleri gibi başlıklar altında verimli bir yorumlamanın ve tartışmanın konusu oldu.

Türkiye'nin son yılları, Didem Madak'ın da eserini verdiği bu dönem, hem kadınlar üzerindeki siyasi ve kültürel baskıların giderek arttığı hem de kadınların toplumsal mücadelelerinin farklı bir düzeye yükseldiği yıllar. Tam da bu nedenle bu kitapta bir araya gelen çoğu yazı, Didem Madak'a sadece edebiyat eleştirisinin perspektifinden bakmak yerine, daha geniş, farklı disiplinler tarafından beslenen bir bakış açısını benimseyerek bizlere Türkiye'de kadın olmanın, hem kadın hem şair olmanın de-neyimlerini hatırlatan bir niteliğe sahip.

Bu bildirilerde gösterilen düşünsel çaba, edebiyat eserleri üzerine tartışma ve yorumlamanın, farklı okuma biçimlerinin, söz konusu eseri bir anlamda yeniden inşa ederek ne kadar üretken olabileceğini de kanıtlıyor.

İstanbul, 2015

 

Yavuz Selim Karakışla

KADINLARI ÇALIŞTIRMA CEMİYETİ 1916-1923

(Osmanlı İmparatorluğu’nda Savaş Yılları ve Çalışan Kadınlar)

İletişim Yayıncılık

Birinci Dünya Savaşı, insani kayıpların ve toplumsal yıkımların dehşeti nedeniyle "büyük savaş" olarak anılır. Savaşa katılan ülkelerin ordularında yaşanan kayıplar kadar geride kalanların yaşadığı zorluk ve sıkıntılar da bu bağlamda değerlendirilir. Diğer pek çok imparatorluk gibi Osmanlı İmparatorluğu da, bu savaşla beraber imparatorluk vasfını yitirirken muazzam bir alt üst oluş yaşadı. Cephelerde binlerce askerin hayatını kaybetmesi, geride açlık ve yoksulluk sarmalına kapılan binlerce dul ve yetim bıraktı. Ancak bu insani facianın bir diğer yüzünde ise iktisadın soğuk yüzüyle bekleyen geçim derdi, istihdam ve ordunun ihtiyaçları gibi kalemler sıralanıyordu.

Yavuz Selim Karakışla, Kadınları Çalıştırma Cemiyeti (1916-1923) başlıklı bu araştırmasında, Birinci Dünya Savaşı sırasında yaşanan toplumsal yıkıma başka bir açıdan yaklaşıyor. Kadınların işgücüne katıldığı, iktisadın seferberlik haline galebe çaldığı, sosyal alanda dönüşümün yaşandığı bir tarih kesitine yoğunlaşıyor. Devlet, savaş ve iktisadi rasyonalizasyon çerçevesinde yeniden biçimlenen emek süreçlerinin, kadınların toplumsal statülerinde nasıl değişikliklere sebep olduğunu araştırıyor. Kadınları Çalıştırma Cemiyeti (1916-1923) yalnızca siyasi tarihle sınırlı kalmayan, toplumsal cinsiyet, kadın tarihi ve emek tarihi literatürüne de katkıda bulunan, ayrıntılı bir araştırma...

İstanbul, 2015

 

Eric Hazan

FRANSIZ DEVRİMİ TARİHİ

Say Yayınları

Fransız Devrimi insanlık tarihinin en önemli olaylarından biridir. Devrim, on sekizinci yüzyıl sonunda başta Fransa'yı sarsarak sosyal bir akım başlatmış, daha sonra Avrupa'yı, hatta tüm dünyayı büyük ölçüde etkilemiş ve cazibesini günümüze dek korumuştur. Fransız Devrimi'nin belki de en önemli yanı, bir insan toplumunun, binlerce yıl boyunca dünya halklarının başına bela olmuş soylular-rahipler ittifakı olmadan varlığını daha kaliteli biçimde sürdürebileceğini gözler önüne sermesidir. Elbette bu, tarafsız kalınabilecek bir konu değildir.Tarihçilerin büyük bir kısmı Fransız Devrimi'ni, liberalizme olan genel eğilimi kanlı bir şekilde altüst eden, can sıkıcı bir olay olarak değerlendirir. Eric Hazan'ın Fransız Devrimi Tarihi ise Devrim'in, Batı dünyasının düşünce ve yaşam biçimini kökünden değiştirdiğini savunan ayrı bir görüşün sesidir.Hazan, Devrim'in 1789'da patlak verişinden sonraki süreci hem devrim liderlerinin hem de halkın gözünden yansıtıyor.

İstanbul, 2015

HAFTANIN KİTABI

ÇOK SATANLAR

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
  • Editörün seçtikleri / 11 Eylül 201711 Eylül 2017 Pazartesi 14:26
  • Haftanın Kitabı: "Çin'in Yirminci Yüzyılı"11 Eylül 2017 Pazartesi 11:13
  • Yeni çıkan kitaplar / 11 Eylül 201711 Eylül 2017 Pazartesi 09:51
  • Editörün seçtikleri / 28 Ağustos 201728 Ağustos 2017 Pazartesi 14:16
  • Yeni çıkan kitaplar / 28 Ağustos 201728 Ağustos 2017 Pazartesi 14:02
  • Haftanın çok satan kitapları / 28 Ağustos 201728 Ağustos 2017 Pazartesi 13:54
  • Haftanın Kitabı: "Yaşam Sanatı"28 Ağustos 2017 Pazartesi 13:46
  • Haftanın çok satan kitapları / 21 Ağustos 201721 Ağustos 2017 Pazartesi 16:16
  • Editörün seçtikleri / 21 Ağustos 201721 Ağustos 2017 Pazartesi 16:09
  • Yeni çıkan kitaplar / 21 Ağustos 201721 Ağustos 2017 Pazartesi 15:51
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)