• BIST 108.153
  • Altın 153,903
  • Dolar 3,8325
  • Euro 4,5073
  • İstanbul 13 °C
  • Ankara -1 °C
  • İzmir 8 °C
  • Adana 6 °C
  • Antalya 7 °C

Halil Kalkanlı’dan ‘Katledilen Adalet’

Halil Kalkanlı’dan ‘Katledilen Adalet’
Emekli General Halil Kalkanlı’nın ‘Katledilen Adalet’ kitabı, kumpas davalarında adaletin nasıl katledildiğini çarpıcı örneklerle anlatıyor.

İ. Melih Baş
Gazeteci Yavuz Donat (YD), 20.2.2002 tarihli Sabah gazetesi köşe yazısında o tarihteki Gen. Kur. Bşk. Org. Kıvrıkoğlu ile söyleşisini okuyucularla paylaşmış.

Söyleşide ‘Dosya’ başlıklı bir bölüm var. Bu bölümde YD’nin anlatımına göre Kıvrıkoğlu, basını 365 gün sabahları erkenden kendisinin masasına bırakılan bir rapor aracılığıyla nasıl izlediğini anlatıyor. Dosyada konulardan ülkelere ve yazarlara dek, yerli ve yabancı gazetelerden hangi örnekler olduğunu görünce, YD gerçekten şaşkınlığa düşüyor. Önemli hususlar sarıyla, Gen. Kur. ile ilgili olanlar ise kırmızıyla işaretlenmiş. YD, bu raporu hazırlayanların saat kaçta bu işe başladıklarını sorduğunda saat 04.00’te yanıtını alıyor, Kıvrıkoğlu’ndan. YD dosyanın üstüne bakıyor, bir isim yazılı Kurmay Albay Halil Kalkanlı. O tarihte Genelkurmay Basın Halkla İlişkiler ve Tanıtım Daire Başkanlığı’nda görevliymiş. Bu albay daha sonra 2002 Ağustos’unda Tuğgeneral oluyor ve Edirne 54. Mekanize Tugay Komutanı olmuş. 4 yıl sonra da 2006 yılında emekliye ayrılıyor.

 Şimdi filmin makarasını azıcık ileriye saralım ve 2010 baharına gidelim. Beşiktaş adliyesinde bir yargıç, bir şüphelinin ifadesini alıyor. İfade alma işi bittiğinde yargıç, yukarıdaki paragrafta sözü edilen Yavuz Donat’ın yazısından dem vurarak, yazıda sözü geçen kişi olup olmadığını soruyor şüpheliye. O da bilgiyi doğruluyor. Balyoz davası sürecinde yargılanan o şüpheli E. Gen. Halil Kalkanlı.

Yaşadığı Balyoz davası sürecini bir roman tadı verecek biçimde uzun bir öyküye dönüştürmüş kardeşim Halil Kalkanlı (bundan böyle HK olarak kısaltma kullanılacak). Kimi okurlar ‘hoppala bu kardeşlik nereden çıktı?’ diyebilirler. Kendisiyle hem Kuleli’de, hem Harbiye’de, hem de Tuzla Piyade Okulu’nda birlikte 7 yılımız geçti.

HK’nın "Katledilen Adalet" (*) adlı kitabına ait bir şeyler yazarak okurlara tanıtmak gereksinimi duydum okuyunca. Siz de okursanız, kimileyin gülecek, kimi üzünçlü olaylar karşısında belki de Edip Cansever’i anımsayacaksınız. Ne demişti üstat: ‘…ve bu yorgun, bu üzünçlü yüreği benim değilmiş gibi, benim değilmiş gibi kimse görmeden şöyle bir yol kenarına bıraksam…’.

Kitap, HK’nın evindeki aramayla başlıyor….Silivri Cezaevi’nden tahliye olup, İstanbul’a dönerken yaptığı kendiyle konuşma biçiminde ama aslında ülkesiyle konuşmayla bitiyor.      

Evindeki aramalar sırasında başkomiser ile konuşmasında, başkomiserin 5000 sayfalık sözde darbe planı olduğunu ve bunu okuduğunu söylediğinde, Harp Akademilerinde öğretim üyeliği yapmış bir subay olarak sessiz kalmanın daha ussal olduğunu düşünüyor. Fotoğraf albümlerini tarayan görevlinin de daha çok yurtdışı görev sırasındaki gezi fotoğraflarıyla ilgilenmesi gülünç geliyor HK’ya!

Arama sonunda, kaçmadığı halde, ‘yakalama tutanağı’ imzalaması ağrına gidiyor hani. Emniyete götürüldüğünde ifadesi alınırken, ismini sorduğu Komiser’in, ‘Komiser’ yanıtını vermesinin ardından başlayan ifadesinde, kendisine yöneltilen 50 sorunun kimisi saçma, kimisi ancak bir Orgeneral’e sorulması gereken sorularmış. Hele de Pişmanlık Yasası’ndan yararlanmak isteyip istemediği sorulunca, iyice tepesi atıyor, Komiser’e böyle bir soru soramayacağını söylüyor. Komiser’e uzunca bir ders veriyor, plan semineri nedir vs. Kitap böyle demli bir çay tadında akıp gidiyor, basın-yayını izlemek çok şey katmış olmalı HK’nın yazar olmasına.

Derken adliyeye sevk, savcılık, yargıç önüne çıkarılma ve sonunda tutuklanma. İstikamet bir geceliğine Metris Cezaevi ve birgün sonra da Silivri. Haziran’da ölmek zor demiş ozan ama tahliye çok da zor olmamış HK için. Derken tekrar tutuklama kararı, orduevlerine sığınma ve korunmaya çalışma. Başka kentten İstanbul’daki bir orduevine sığınmak için gelişini anlattığı bölüm dedektif romanı okuyormuşsunuz duygusu veriyor insana. Bu arada hazırlanan 3000 sayfalık Genelkurmay bilirkişi raporundaki hatalar başta olmak üzere, çeşitli hususlar HK’da satışa getirildikleri düşüncesini uyandırıyor!

Kitabın bundan sonraki bölümünde Silivri Cezaevi’ndeki yaşamdan kesitlerde yukarıda da vurguladığımız üzere, kimi zaman gülümseyecek (verilen yemeklerden yararlanarak cezaevi pastaları ya da su buharında kaşarlı tost yapma yaratıcılığı vb.), hatta güleceksiniz (ev işleri yabancılığı nedeniyle olsa gerek, sıvı sabun ambalajını açmayı beceremediği için sabunu çöpe atma komikliği vb.). Kimileyin de, örneğin aile ilişkilerindeki (hele takma adıyla kızı Matmazel’e ait, ya da eşiyle ilişkilerine ait) duygusallaşma anlatımları, gözlerinizi buğulandıracak, hatta sizi acı acı ağlatacak!

HK, kitabında kimi Silivri Cezaevi arkadaşlarını da anlatıyor. Gerçek isimler yerine takma isimler kullanmış. Örneğin, Efsane, Akil Adam, Muhabbetisyen, Markus, Mutfakçı, Hukukçu, Orkinos Necati (üç adı daha var Necati’nin, Askito, Kankito ve Kutsi). Kitapta espri ve nükte bankası diye nitelenen Muhabbetisyen’in sadece uyuduğu zaman konuşmaya ara verdiğini belirtmiş HK.

Kitapta zaman zaman siyasal analizlere de girilmiş. Örneğin, sayfa 310-311’de Dünya Devleti’nin (hangisi ya da kim açıkça belirtilmemiş ama okurun anlayacağını varsaymış HK), demokratikleşme adı altında gerçekleştirdiği şeylere değinerek kısaca her birini açıklamış:

Yanlış ve eksik bilgilendirme / Orduları ulusal kimliğinden koparma / Silahlı gücün zayıflaması / Özelleştirme / Çok kültürlülük.

Doğrusu, bir geçimbilimci olarak, özelleştirme konusuna eğilmesi hoşuma gitmedi desem yalan olurdu. HK, bu başlıkta ağır sanayi işletmelerinin, enerji ve iletişim kurumlarının yabacılara peşkeş çekilmesini, ekonomik bağımsızlığı pekiştirecek büyük projelerin önlenmesini eleştirmiş.

Yanlış ve eksik bilgilendirme başlığında ‘dinler arası diyalog’ meselesine dokunurken, çok kültürlülük başlığında ise, sivil örümceğin ağına değinmiş ve Mustafa Yıldırım’ın kitabını salık vermiş, HK.  

Keşke bu sayfalarda bir de NATO’nun ve dahi Gladyo’nun da adı geçseydi, çünkü, burası da Aspat değil Halil’im, aman Bitez (emperyalizm) yalısı! Çökertme zeybeğinde Halil’i vuran kolcular, Osmanlı’daki emperyalist tütün rejisinin bugünkü terimle ifade edersek, özel güvenlikçileriydiler. Öze ilişkin değişen bir şey yok, önce sömürgecilik, sonra emperyalizm, bugün küreselleşme. Sinop doğumlu HK kardeşime bir nazire: Temel’in önüne piyaz gelince ‘ben bunu bir yerden tanıyorum, bu bizim kuru fasulye’ demesi örneğindeki gibi!

Kitabın ‘Çek Bir Yargılama Adil Olsun’ başlıklı bölümünde sözde kanıtların çürüklüğü ele alınıyor; ama hele 28. Bölüm’ün başlığı çok daha ilginç: Neyi nasıl yapmadığımı nasıl anlatayım hâkim bey?’

Avukatların çalışmaları ve talep ettikleri ücretler konusunda hep mutsuz olur HK. Hatta bu konuda devre arkadaşı olan avukatlarının tutumlarından da rahatsız olur. Kitabında da belirttiği üzere, siyasetle ilgilenmemiştir HK; belki de bu yüzden piyasa fiyatlandırmasının ne menem bir şey olduğu konusu onun ilgi alanı dışında kalmış; belki de kendisine yardımcı olan avukat devre arkadaşlarının akil adam Murat Belge ekolünden geldikleri için ideolojik olarak Ergenekon ve Balyoz olaylarına bakış açılarının mağdurlardan farklı olabileceğini, ya da bunu meslek icralarına yansıtmayacaklarını, hele de devre arkadaşlığı söz konusu ise kesinlikle böyle yaklaşmayacakları sanılgısına (sanmak+yanılgı) düştü!        

HK, cezaevinde geçirdiği bayramlardan birinin ilk sabahında bayramla ilgili kimi dizeler okur:

‘ Nefes almak bayramdır mesela, günün birinde soluksuz kalınca anlar insan…/…./…Alnı açık yaşlanmak bayramdır, ulu bir çınar gibi ayakta ölebilmek bayram’. Bu arada belirtelim, kimi yayın organlarında Can Yücel şiiri olduğu yazılmış olan bu dizeler aslında Can Dündar’ın 2006’da Milliyet’te yazdığı yazıdan alıntıdır.              

 Önce 18 yıllık bir ceza alma, sonra cezaevindeyken 17 Aralık ve yollarda beraber yürüyenlerin arasına karakedi girmesi ve yolsuzluk operasyonlarını TV’den izleme, derken Anayasa Mahkemesi’nin hak ihlali kararı ve sonucunda 2014 Haziranı’nda gelen tahliyeler. HK’nın kitabı burada (11 Şubat 2015 tarihinde) kesilmiş.

Öykünün gerçekleşen devamında, Anadolu 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 31 Mart 2015’de sanıkların beraatine karar veriliyor; 6 Mayıs 2015’de de gerekçeli karar açıklanıyor. Mağdurlar, karşı tazminat davaları açmaya başlıyor.

HK, kitabını şöyle sonlandırmış: ‘….Sevgili ülkem…düşünüyorum da; dört yıl yaşadığım ıstırabın sonunda sende hakkı olduğuna inanan bir ferdin olarak en azından bir özür bekliyorum. Ancak özrünün tarafımdan kabulü ve sana olan hakkımı helal edip etmeyeceğimi sorarasan? Bak işte bunu bilmiyorum.

Eline sağlık sevgili Halil Kalkanlı kardeşim, okurlara Sinop’un cevizli ‘nokul’u gibi bir kitap sunduğun için!

kk.jpg

(*): Katledilen Adalet kitabı, İkinci Adam Yayınları’ndan çıkmış,2015’in ikinci yarısında. 500 sayfaya yakın. Son sayfalarda basından kimi fotoğraflar da var. Piyasada yaygınca da bulunabiliyor.

 

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
  • Editörün seçtikleri / 4 Aralık 201704 Aralık 2017 Pazartesi 15:35
  • Yeni çıkan kitaplar / 4 Aralık 201704 Aralık 2017 Pazartesi 12:24
  • Editörün seçtikleri / 27 Kasım 201727 Kasım 2017 Pazartesi 19:26
  • Haftanın Kitabı: "Hacettepe Eczacılık Nerede?"27 Kasım 2017 Pazartesi 17:31
  • Haftanın çok satan kitapları / 27 Kasım 201727 Kasım 2017 Pazartesi 08:52
  • Yeni çıkan kitaplar / 27 Kasım 201727 Kasım 2017 Pazartesi 08:02
  • Suriye kazandı, kazandık!26 Kasım 2017 Pazar 00:21
  • Haftanın çok satan kitapları / 20 Kasım 201720 Kasım 2017 Pazartesi 15:37
  • Editörün seçtikleri / 20 Kasım 201720 Kasım 2017 Pazartesi 15:17
  • Yeni çıkan kitaplar / 20 Kasım 201720 Kasım 2017 Pazartesi 13:30
  • 123456
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)