• BIST 107.202
  • Altın 145,447
  • Dolar 3,5161
  • Euro 4,1312
  • İstanbul 23 °C
  • Ankara 16 °C
  • İzmir 25 °C
  • Adana 26 °C
  • Antalya 25 °C

Hamburg G20 Zirvesi: Yarım Başarı

Hamburg G20 Zirvesi: Yarım Başarı
Tüm zirvelerde olduğu gibi, Hamburg’da da, esas müzakerelerin yanısıra önemli ikili buluşmalar gerçekleşti....

Aydın Cıngı

Bu yıl G20 Zirvesi, 7-8 Temmuz 2017 günlerinde, Hamburg’da düzenlendi. Hamburg Zirve buluşması, farklı ideolojik kamplardan küreselleşme karşıtlarının olağanüstü şiddet içeren protestolarıyla göze çarptı. O kadar ki, esas görüşmeler, dünya medyasında neredeyse gösterilerin ve şiddetin gölgesinde kaldı.

Son finans krizinden sonra dünyanın büyük ekonomileri arasında eşgüdüm sağlama ihtiyacından doğmuş bulunan G20’nin katılımcıları, dünyanın en büyük 19 ekonomiye sahip ülkeleri ve AB’nin 4 büyük ülkesi dışındaki üyelerinden oluşan AB grubu. Bunlar, toplamda dünya nüfusunun neredeyse 3/4’ünü, küresel ekonominin de 4/5’inden fazlasını kapsıyor.

Geçen yıl Çin’in Hangzhou kentinde yapılmış olan zirvede katılımcıların uyumu dikkat çekiciydi. O vakit ABD, Obama ABD’siydi. Bu yıl, “Trump faktörü” Hamburg Zirvesi’ni belirsizliklerle yüklüyordu. Kısa süre önce Taormina’da yapılmış olan G7 Zirvesi’nde görünüm, ABD Başkanı Trump’ın “önce Amerika” anlayışından kaynaklanan tutumu nedeniyle, “G7” değil de “G6-1” görünümüne bürünmüştü. Aynı nedenle Hamburg’dan da “G19-1” sonucu çıkmasından; dolayısıyla, olası küresel krizlere ortak çözüm getirme amacıyla oluşturulmuş bulunan bir kurumun, bunun aksine, küresel kriz çıkarma riski taşıyor olmasından çekiniliyordu.

Bazı yorumlarda daha da ileri gidilerek, “ABD’ye karşı tüm dünya” ortamının göze çarptığı bir uluslararası konjonktürde bu zirvenin yapılıyor olmasının bile bir başarı olduğunu öne sürülüyordu. Hatta küresel eşgüdüm sağlaması için oluşturulmuş bir uluslararası platformun, günümüze değin “dünya lideri” sayılan ülkeyi dışlamasına sahne olmasından çekinenler, “böyle olacağına hiç olmasın daha iyi” diyenler bile vardı.

Hamburg Zirvesi’nde korkulan olmadı. Gerçi 20 katılımcı arasında tam bir uyum sağlanmadı, ama tam bir kopuş da yaşanmadı. Zirvede ele alınacak temel konular “özetle” şunlardı:

-terörle mücadele;

-serbest ticaret; 

-iklim değişikliği.

Bunlardan birincisi üzerinde kolaylıkla anlaşma sağlanabilmesi bekleniyordu; nitekim öyle de oldu.  Çünkü 20’ler arasında, en azından açıktan açığa, terörle mücadele etmeye yanaşmayacak ve terörün finans kaynaklarını kurutma çabası göstermeyecek ülke yoktu.

Serbest ticaret konusunda ise liderlerin kadroları zirvenin ilk gününden başlayarak birlikte çalışıp ortaya bir uzlaşma metni çıkardı. Küreselleşme sürecinin kazananlarından Federal Almanya ve Çin gibi ihracat şampiyonları “korumacılık” sözü duymak istemiyorlardı. İhracatı azalıp ithalatı istihdamını tehdit edici boyutlarda artan ABD ise kendini koruma çabasındaydı.

Uzlaşma metni “korumacı ideolojiye karşı mücadele” deyimini içerdi ve bu, ABD Başkanı’nın “önce Amerika” anlayışını G20 Zirvesi’nde belirli ölçüde esnettiğinin göstergesi gibi algılandı. Ancak aynı uzlaşma metnine, “ticaret politikasında meşru korunma araçları” biçiminde bir ifade yerleştirilmesi, bu kez ABD’nin uluslararası ticarette uygulanmasını talep ettiği ilkenin “diğer 19” tarafından da geçerli görülmesi anlamına geliyordu.

ABD, Paris Anlaşması’ndan çıktığını çok daha önceden karara bağlamış ve bunu uluslar topluluğuna açıklamış olduğundan, Hamburg!da iklim değişikliği konusunda 20 katılımcıyı tek görüş ekseninde buluşturma perspektifi zaten ortadan kalkmıştı. Ancak vitrinde kesin bir karşıtlaşma sergilemekten kaçınma çabası belirgindi. Nitekim bu alanda ABD, Paris Anlaşması’nın bağlayıcılığı olmaksızın yine de iklim değişikliğine yol açan etkenlere karşı ciddi önlemler alacağını belirtti. İklim değişikliği konusunda alacağı önlemlerle bu alanda örnek bir ülke olacağına ilişkin güvence verdi.

Böylece Hamburg’da, birçok gözlemcinin vurguladığı üzere, “ABD’ye karşı herkes” görünümünün Taormina’da G7 Zirvesi’ndeki belirginliği bir ölçüde aşıldı. Korkulan net bir “19-1” yapılanması belki önlendi, ama yine de en azından “19,5-0,5” görünümünün belirmesinden kaçınılamadı. Trump ile ancak bu kadar olabileceği bir kez daha görüldü.

Ne var ki çevre konusu, bu kez Trump’a benzerliğiyle göze çarpan bir başka liderin çıkışıyla yeni bir krizin filizlenmesine sahne oldu. Erdoğan, ABD’nin Paris Anlaşması’ndan çekilmesinin, iklim değişikliği konusunda –Türkiye gibi- yükselmekte olan ekonomilere yapılacak ödemelerde aksama meydana getirebileceği gerekçesiyle, Türkiye’nin de bu konuda uluslar topluluğundan ayrılabileceği görüşünü açıkladı. ABD ile kesin zıtlaşma –yani 19-1 görünümü- önlenerek sağlanmış bulunan görece başarı, ortaya bu kez 18-2 yapılanması riskinin çıkmasıyla gölgelenmiş oldu. Neyse ki, Erdoğan’ın itirazları görüş aşamasında kaldı ve olumsuz bir karara dönüşmedi. Öte yandan Hamburg Zirvesi’nde konuşma yapan liderler de, genellikle olumlu açıklama ve talepleriyle bu büyük buluşmanın görece başarısına katkı sağladılar.

Tüm zirvelerde olduğu gibi, Hamburg’da da, esas müzakerelerin yanısıra önemli ikili buluşmalar gerçekleşti. Sözgelimi ABD Başkanı Donald Trump ile Rusya Federasyonu Başkanı Vladimir Putin ilk kez yüz yüze gelerek görüştü. Öte yandan, belirli eğilimler ve tercihler içeren sembolik jestler oluştu. Buna bir örnek de, ev sahibi ülkenin Şansölyesi Angela Merkel tarafından kırmızı halıdan toplantı salonuna kadar eşlik edilen tek konuğun Çin Halk Cumhuriyeti Başkanı Xi Jinping olmasıydı. Bu jest, Çin ile Almanya arasındaki ayrıcalıklı dostluk ve işbirliğinin sembolik işareti olarak algılandı. Malum; bu iki ülke ihracatta dünyanın ilk iki sırasını paylaşmakta.       

 

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)