• BIST 107.791
  • Altın 151,401
  • Dolar 3,6652
  • Euro 4,3268
  • İstanbul 21 °C
  • Ankara 16 °C
  • İzmir 22 °C
  • Adana 29 °C
  • Antalya 28 °C

Hasan Pulur beni gözaltından nasıl kurtardı?

Doğan YURDAKUL

Eski kuşak gazetecilerden değerli Hasan Pulur ile çok eskilere dayanan bir dostluğumuz vardı. Onunla birlikte başımdan geçen gülünç bir anıyı sizlerle paylaşmak isterim.

1974 yılıydı. Mamak Askeri Cezaevinden yeni çıkmış ve Haftalık Aydınlık Dergisini çıkarmaya başlamıştık. O zamanlar gazeteciler orduya hakaret suçlarından askeri mahkemelerde yargılanırlardı. Bu adaletsizliğe karşı bir kampanya başlatmıştık ben de “Askeri Mahkemeler Gazetecileri Yargılayamaz” başlıklı bir bildiriyi Cağaloğlu’nda gazetelerin yazı işlerine verip destek istiyordum.

BREJNEV FIKRASI

Hürriyet’ten Nezih Demirkent’e, Günaydın’dan Necati Zincirkıran’a, Milliyet’ten Hasan Pulur’a gittim. Hasan abi “Tamam bir yere koyarız” dedi, ben çıkarken durdurdu, “nereye gidiyorsun, bana bir Brejnev fıkrası anlatmadan bırakmam” dedi.

O zamanlar Sovyetler Birliği Devlet Başkanı olan Leonid Brejnev ile ilgili fıkralar çok ilgi görüyordu, Hasan Abi de zaman zaman yazardı. Ona yeni duyduğum bir fıkrayı anlatıp bildiri dağıtmaya devam ettim.

Halkın Kurtuluşu dergisine geldiğimde, polisler orada karakol kurmuşlar, geleni gözaltına alıp götürüyorlardı. Beni de aldılar. Hepimizi götürüp, Gayrettepe’deki Emniyet Müdürlüğünün bodrumundaki hücrelere tıktılar.

Gözaltındakileri sırayla teker teker alıp, ifadeye götürüyorlardı. İsim bağırarak aldıkları için gözaltındakiler arasında tanıdıklarım olduğunu anlamıştım. İfadeden dönenler “işkence var!” diye bağırıyorlardı. O geceyi öteki hücrelerden gelen inleme seslerini dinleyerek orada geçirdim.

GÖZLERİ BAĞLI İFADE

Ertesi gün öğlene doğru beni aldılar, gözleri bağlı olarak götürülürken hücresinin önünden geçtiğimiz Aydın Çubukçu bana “senin bizimle ilgin olmadığını söyledik” diye seslendi. Onu hemen susturdular ama Aydın söyleyeceğini söylemişti.

İfade alırken de gözlerimdeki bağı çıkarmamışlardı. Malum “iyi polis, kötü polis”i oynuyorlardı. Biri bağırıp tehdit ederken, öteki yumuşak davranarak “çay kahve ister misin?” diye soruyordu. 

O günkü olayı olduğu gibi anlattım, gazetelere bildiri dağıttığımı, uğradığım kişilerin buna tanıklık edebileceklerini, hatta Hasan Pulur’a da isteği üzerine fıkra anlattığımı söyledim. “Anlat bakalım şu fıkrayı” dediler.

Ben fıkrayı bitirdiğimde sorguculardan kahkahalar yükseldi. Meğer Hasan Abi o gün o fıkrayı yazmış, bunlar da okumuşlar. Tabii bize gazete verilmediği için benim bunu bilme olanağım bulunmadığının farkındalar.

Böylece serbest bırakıldım.

Hasan Pulur ustamızı saygıyla anıyorum. 

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)