• BIST 106.711
  • Altın 143,514
  • Dolar 3,5567
  • Euro 4,1387
  • İstanbul 25 °C
  • Ankara 19 °C
  • İzmir 26 °C
  • Adana 29 °C
  • Antalya 31 °C

Hatırlanmayan darbe: 2016'yı biliyoruz, peki 1974'ün 15 Temmuz'unu?

Nahit DURU

15 Temmuz denilince herkesin aklına başarısız FETÖ darbesi geliyor. Başbakan Binali Yıldırım, 248 kişinin şehit olduğu, bu başarısız darbe gününü bayram olarak kutlanacağını şu sözlerle açıklamıştı:

“15 Temmuz Şehitler ve Demokrasi Günü olarak her yıl kutlanacaktır. 15 Temmuz artık resmi bir bayram haline gelmiştir."

Bu bayram kutlamaları arasında hiç konuşulmayan bir darbe daha vardı…

1974 yılının 15 Temmuz’unda Türkiye’yi ve Kıbrıs Türklerini yakından ilgilendiren bir darbe daha yapılmıştı.

Kıbrıs’ta EOKA’cı Sampson darbesi…

O tarihte telekomünikasyon bu denli ileri teknolojiye sahip değil. Bu nedenle de olaylardan anında haberdar olmak olası değil.

15 Temmuz’da Başbakan Bülent Ecevit ve bazı bakanlarla askeri uçakla, Afyon'a gidiyoruz. Oradan da Kütahya'ya geçeceğiz.

ABD, Türkiye'de afyon üretiminin yasaklanması için Türkiye Cumhuriyeti Devletine baskı yapıyor.

Başbakan Bülent Ecevit, Afyonlu ve Kütahyalı Haşhaş üreticilerinin yanında olduğunu göstermek ve  yasak getirilmeyeceğini açıklayacak.

Afyon merkezdeki alan hınca hınç dolu. Ecevit’in Afyonkarahisar’da görüp göreceği en büyük kalabalık.

Bülent Ecevit "halkçı Ecevit" sloganı ile kürsü olarak kullanacağı aracın üzerine çıkıyor. Biz gazeteciler ve bakanlar aynı platformda daha önce yerimizi almıştık.

Konuyla ilgisi nedeniyle koalisyon ortağı MSP'den Gıda Tarım Hayvancılık Bakanı olan Korkut Özal da Ecevit’le...

Ecevit konuşmasına başlıyalı henüz  10-15 dakika olmuştu ki, Turizm Tanıtma Bakanı ve Hükümet sözcüsü Orhan Birgit'e bir not geldi. Birgit notu okuyunca yüzünün şekli değişti. Halbuki Orhan Birgit hiç renk vermez, soğukkanlılığını korumayı hep becerirdi.

Önemli bir gelişme olmuştu, ama ne? Dikkatimi Ecevit'ten kaçırıp, Birgit'i izlemeye başlamıştım.

O bir süre bekledi, notu tekrar tekrar okudu.

Ecevit dona kalmıştı. Orhan Birgit'e bir şeyler soruyordu. Birgit'in yanıtları ise çok kısa oluyordu. Birgit Ecevit’le konuşmasını bitirip yanıma gelmişti.

Ecevit de konuşmasını sürdürüyordu, suratı, sinirlendiği zamanlarda olduğu gibi yine kararmıştı.

Hemen Orhan Birgit'e "önemli bir şey var galiba" diye sordum. Yanıtı, "Bülent bey birazdan açıklar" oldu.

Ecevit, konuşmasını kısa keseceğini önemli bir gelişme yaşandığını, bu nedenle de Kütahya'ya gidemeyeceğini Ankara'ya dönmek zorunda kaldığını açıklayacak, hemen havaalanına dönecektik.

Ecevit burada, Kıbrıs'ta Yunan askerinin desteği ile EOKA B örgütünün darbe yaptığını açıklayacaktı.

Türkiye'nin bu duruma sessiz kalmasının mümkün olmadığını belirten Ecevit, yanında eşi Rahşan Ecevit, yanında Korkut Özal, hemen arkalarında da bu satırların yazarı bulunuyordu:

13680845_985713644874804_1356897842143784289_n.jpg

Uçağa hemen bindik ve Ankara'ya hareket ettik.

16 Temmuz’dan itibaren, Başbakan Bülent Ecevit ile Dışişleri Bakanı Turan Güneş'in başlattığı diplomasi trafiği, Türkiye'nin istediği sonucu getirmeyecekti. ABD Dışişleri Bakanı Henry Kissinger, Dışişleri Bakan Yardımcısı Joseph Sisco, ABD Büyükelçisi Macommer, İngiltere Başbakan'ı Harold Wilson, İngiltere ve Yunan Dışişleri bakanları ile yapılan görüşmeler sonuçsuz kalmıştı.

Ecevit, Arayış'ın Yazıişleri müdürlüğü görevini yaptığım dönemde çıkartma gününü ve öncesini anlatırken şu notları almışım...

MGK ve bakanlar kurulu toplantılarının ardından Bülent Ecevit, Türkiye ve Yunanistan'la birlikte garantör olan İngiltere yetkilileri ile görüşme yapmak üzere 17 Temmuz İngiltere’ye gidecekti.

Başbakan Bülent Ecevit, İngiltere’de Başbakan Wilson ve Dışişleri Bakanı Callaghan’la görüşecek, fakat tüm önerilerine olumsuz yanıt alacaktı.

Gerçi Ecevit, Londra'ya gitmeden önce, Genelkurmay’dan harekât için hazırlık yapılmasını istemişti.

Bu arada Makarios'un Kıbrıs Cumhuriyeti'nin yasal lideri kabul edildiği BM Güvenlik Konseyi 16-17 Temmuz’da toplanacaktı.

Cumhurbaşkanı Makarios, sanki Türklere karşı asimilasyon uygulamamış, Rumlar tarafından katledilmelerine seyirci kalmamış gibi, Kıbrıs'ın bağımsızlığının ortadan kaldırıldığını ve Kıbrıs halkının -Türkler de dahil- hayatının tehlikede olduğunu Güvenlik Konseyi üyelerine anlatmıştı.

Ecevit Türkiye'ye döndükten sonra, bakanlar kurulunu toplayacak gelişmelerle ilgili bilgi verecek, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Semih Sancar, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Eşref Akıncı, Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Emin Alpkaya ve Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Kemal Kayacan ile de hazırlıklar konusunda görüşmeler yapacaktı.

Ecevit, bu toplantılarda, Deniz kuvvetleri Komutanı Kayacan'ın "Ben Kıbrıs'a kayıkla dahi olsa çıkarım. Önemli olan işin bu tarafı değil. Siz siyasi olarak Türkiye’nin haklılığını anlatabilecek ve bizi destekleyebilecek misiniz?” dediğini hiç unutamadığını da aktarmıştı.

Ve 19 Temmuz gününe gelinmişti.


Not: İkinci yazıda 20 Temmuz’da neler olduğunu anımsatacağım.

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Yazarın Diğer Yazıları
      Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
      Tel : +90 212 963 1051 (pbx)