• BIST 107.202
  • Altın 145,263
  • Dolar 3,5161
  • Euro 4,1312
  • İstanbul 23 °C
  • Ankara 18 °C
  • İzmir 23 °C
  • Adana 26 °C
  • Antalya 25 °C

'Hayatımda lüks, evimde televizyon yok'

Şevval Sam’ın ne şöhret, ne güzellik, ne de lüks umrunda: 15 yıldır evimde televizyon yok. Et, tavuk, balık yemem. Güzellik değil sağlıktır önemli olan. İleride karavanda yaşayacağım

İşte duru güzelliği ile yıllara meydan okuyan Şevval Sam'ın Sabah Gazetesinde Merve Yurtyapan'a verdiği röportaj...

“Yaş Değil Kıdem Alıyorum”
“GÜZELLİK hiç hayatımın odak noktası olmadı. Küçük dokunuşulara karşı değilim ama varolan karakteristik özellikleri bozacak bıçaklı operasyonlara karşıyım. Hayatımın en güzel iltifatını bir ispanyol erkekten aldım. Bana “Ne kadar güzel göz çizgileriniz var” dedi… “Yaşlanmıyorum, kıdem alıyorum.”

“Mücevher Kullanmam”
“ET, tavuk, balık yemiyorum. Yüz Yogası yapıp organik şeyler yiyorum… Hiperaktifim. Okur, yazar, konuşur, araştırırım. 15 yıldır evimde televizyon yok. Gösterişi sevmem, lükse karşıyım. İkinci el severim. Mücevher kullanmam.”

Oğlumun Babası Fevkalade Biri
“Oğlum Tarık Emir, sıcak kanlı, hareketli bir çocuk. Sanatı sevdi, seçti. Ben onun kadar yetenekli miyim bilmiyorum… Oğlumun babası [Metin Tekin] fevkalade biri. Onunla çok doygun bir ilişkisi var. Çok mutlu bir çocuk. Şu an Londra’da yaşıyor, üniversiteye hazırlanıyor.”

Şevval Sam, 1999 yılında boşandığı eski eşi Metin Tekin ile 19 yaşındaki oğlu Tarık Emir’in çok sağlam bir ilişkisi olduğunu söylüyor: Emir’i hiç geçiştirmedim. Oğlumla arkadaş gibiyiz, saatlerce konuşuruz. Taro’nun babası fevkalade biri. Onunla çok doygun bir ilişkisi var. Aydınlık bakış açısına sahip bir çocuk

Şevval Sam, 10 parmağında 10 marifet olan yıldızlardan… 19 yaşından beri ekranda… Reklam filmleriyle başladığı ekran kariyerine, oyunculukla devam etti. Daha sonra ise sahnelere adım attı. Okuduğu Karadeniz türküleriyle beğeni toplayan Sam; son albümünde Azerice, Çeçence, Kürtçe, Zazaca, Ermenice şarkılar okudu. Önceki hafta ise Paris’e gidip Zeki Müren’e saygı albümü için Enrico Macias ile düet yaptı. Sam ile yeni çalışmalarını, Metin Tekin’den olan oğlu Tarık Emir ile ilişkisini ve özel yaşamını konuştuk…

Zeki Müren’e saygı albümü için stüdyoya girip Enrico Macias ile düet yaptınız. Nasıl bir çalışma oldu?
Zeki Müren’in ölümünün 20’nci yılı vesilesiyle bir saygı albümü hazırlanıyor. Birçok sanatçı onun eserlerini seslendirecek. Jacques Brel’in meşhur şarkısı vardır; ‘Ne me quitte pas.’ Zeki Müren yaşarken bu şarkıya Türkçe sözler yazıp söylemiş. Biz de Enrico Macias ile bu şarkıda düet yaptık. Kayıtlar Paris’te yapıldı. Benim için büyük bir onur.

BEN ANADOLULU’YUM

Son albümünüz ‘Toprak Kokusu’nda Azerice, Çeçence, Kürtçe, Zazaca ve Ermenice şarkılar okudunuz. Albüm nasıl tepkiler aldı?
Sırtımı bu toprakların zengin kaynağına dayıyorum diyebilirim. Dünyanın belki de en zengin coğrafyalarından birinde yaşıyoruz. Bu büyük bir hazine, bir miras. Bunun kıymetini bilmekle yükümlüyüz. Albüm, dinleyiciler tarafından da ödüllendirildi. iTunes’da en iyi dünya müziği albümü seçildi. Bu bir barış albümü ve bu yüzden benim için ayrı bir yeri var. Bana ‘Karadenizli misin, Trakyalı mısın?’ diyorlar. ‘Ben Anadolulu’yum’ diyorum.

Hiç denemediğiniz tarzda bir albüm yapar mısınız?
Bir şarkı çok tutmuş olabilir ama ben onda kendimi bulmuyorsam söyleyemiyorum; yabancılaşıyor bende. Önemli olan, şarkının içine girebilmek. Son dönemde kantolara ilgi duymaya başladım. Kanto söylerken eğleniyorum. Yeni bir şeye direnç gösterme eğilimimiz var toplum olarak. Herkes bildiği şarkılarla eğlenmek istiyor. Sanatçıların repertuvarında aynı şarkılar var; popçusu, rock’çısı, arabeskçisi hep aynı şarkıları söylüyor.

Siz kimleri dinlemeyi seviyorsunuz?
Çok müzik dinlemiyorum galiba. İçimde sürekli çalan bir şeyler oluyor zaten. Bu aralar Billie Holiday dinliyorum mesela. Bazen 70’lerin rock’n roll şarkılarını dinliyorum. Bir de Sanem Kalfa dinlemeyi seviyorum.

HÂLÂ BÜYÜYORUM

20’li yaşlarınızdan beri ekrandasınız. Göz önünde büyümenin sizi rahatsız eden yanları oldu mu?
19 yaşından beri göz önündeyim. Evlilik, oyunculuk, müzik, hatalar, başarılar; her şeyi insanların gözü önünde yaşadım. Çocuktum, hâlâ da büyüyorum. Sokağa çıkınca kendimi kocaman bir mahallede gibi hissediyorum. Herkesle konuşuyorum, selamlaşıyorum. Çocukluğumu biliyorlar, yapacak bir şey yok.

Nasıl bir annesiniz?
Oğlumla arkadaş gibiyiz. Anne olmak sonsuz bir sevgi ve sorumluluğu beraberinde getiriyor. Çok korumacı bir anne değilim. Düşsün, kalksın, kendi deneyimlerini yaşasın isterim. Saatlerce konuşuruz. Sıcakkanlıdır Taro, aydınlık bir bakış açısı vardır. Hiçbir anını boş geçirmemeye çalıştım. İşten gelip yorgun olsam da onunla vakit geçirirdim. Ergenlik dönemi biraz zor geçti; kendini ifade edemediği dönemler vardı. O zamanlar kamplar yapardık, karavanla küçük tatillere çıkardık. Tarık Emir’i hiç geçiştirmedim. Fevkalade bir babası ve onunla da doygun bir ilişkisi var. Mutlu bir çocuk.

Oğlunuz Tarık Emir, sporu değil oyunculuğu seçmiş. Tiyatro eğitimi almaya nasıl karar verdi?
Sanat, empoze edilebilecek bir şey değil. Aile sanatın içindeyse, çocukların çok fazla uzaklaşamayacağını düşünüyorum. Tarık Emir’in de yetenekleri bu yönde. Ergenlikte yaşadığı bazı problemleri, Güzel Sanatlar Lisesi’nde tanıştığı tiyatro ile hafifletti. Onu hayata bağlayacak olan şey; tutkuyla sevdiği işi olacak. Hayatında bir dil olarak sanatı keşfetmiş olmasına çok seviniyorum.

Hangi okula gidiyor?
Şu sıralar burada ama dönecek. Cambridge’de üniversite’ye hazırlanıyor.

Sizi ileride birlikte bir projede görür müyüz?
Ben onun kadar yetenekli miyim bilmiyorum ama… (Gülüyor) Öyle bir çalışma çok keyifli olur.

Günlük hayatınızda nasıl birisiniz?
Küçük bir hayatım var; çok sosyal sayılmam. Annem ve yakın arkadaşlarım var. Okumam, yazmam, araştırmam, yapmam gereken bir sürü şey var. Evimde 15 yıldır TV yok. Hiperaktifim; beni en çok mutlu eden şey çalışmak.

YÜZ YOGASI YAPIYORUM ORGANİK BESLENİYORUM

Yaş almanın yakıştığı kadınlardansınız. Bakımınıza dikkat ediyormusunuz?
Güzel olmak, hayatımın odak noktasında olmadı hiçbir zaman. Sağlıklı olmayı öncelikli tutuyorum. Bir gün İspanya’da bir adam “NE kadar güzel göz çizgileriniz var” deyiverdi. Yani bizim kaz ayağı dediğimiz kırışıklıklar… Hayatımda aldığım en güzel iltifattı. Güzellik kavramını değiştirmeme de sebep oldu. Kendimi şimdi daha çok beğeniyorum. Çok samimi bir itiraf bu… 20’li yaşlarıma dönmek istemezdim. Bize empoze edilen güzellik kavramının ötesinde bir güzellik anlayışım var. Çok güldüm, çok ağladım bu hayatta. Gözlerim kırışmaya hak kazanmışsa, dolu dolu yaşamışım demektir. Yaşlanmak, yaş almak gibi lafları tercih etmiyorum; kıdemliyim diyorum.

Estetik yaptırmayı düşünür müsünüz?
Küçük müdahalelere karşı değilim ama varolan karakteristiği bozacak bıçaklı operasyonlara karşı mesafeliyim. Benim motivasyonum, güzellikten çok sağlık. Yüz Yogası yapıyorum, organik şeyler kullanıyorum. Et, tavuk ve balık yemiyorum. Hiç param olmasa da, elimde olan üç kuruşumu iyi beslenmek için kullanırım. Son zamanlarda sabahları koşuyorum.

KADIN OLMAYI ÖĞRENMİŞ OLABİLİRİM

Dişi bir görünümünüz var. Siz kendinizi nasıl görüyorsunuz.?
Bu tip şeylerin sonradan olduğunu düşünüyorum. Genç kızken daha maskülen bir enerjim vardı. Kadın olmayı öğrenmiş olabilirim, ki artık içimdeki dişi enerjiyi keşfedebilmişim demektir. Bu da iyi bir şey… Motivasyonum güzellik olmayınca, moda ve giyim-kuşam da ilgi alanımda olmadı. Yaptığım işin görsel bir karşılığı olduğunu fark ettiğimden beri stil danışmanı arkadaşım Esra Başıbüyük ile çalışıyorum.

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    İlgili Haberler
    Diğer Haberler
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)