• BIST 106.825
  • Altın 145,460
  • Dolar 3,5178
  • Euro 4,1299
  • İstanbul 29 °C
  • Ankara 21 °C
  • İzmir 34 °C
  • Adana 31 °C
  • Antalya 29 °C

Haydarpaşa

Haydarpaşa
Geçmişten günümüze gelen Haydarpaşa Garı; günümüzden, geleceğe ilerlerken, “gar alanını” da geride bırakacak… Ne yazık!

Sami Günal

Akan suların durduğu yerlerden birsi de söz konusu olduğunda kitap durağıdır. Sözde seveni ve okuyanı çoktur. Eğer lafla olsaydı dünyadaki tüm börtü böcekler sevgisiz kalmazdı. Lafa gerek yok! Kitapların basım adedi şaşmaz veridir. Okunan kitapları oranlayacak olursak tam sayılarla ifade edemeyiz. Kişi başına yılda okunan kitap sayısı sorusunun cevabı şöyle olacaktır: Sıfır virgül sıfır sıfır (…) yedi. Kuru kuruya kitap boyu sevmekten vazgeç! Oku!

Ben milliyetçiyim-yurtseverim diyenlerin derhal okumaya durmaları gerekir. Zira, okunan kitap sayısı, güya derdinden öldüğünüz memleketinizin gelişmişlik seviyesine karine sayılmaktadır. Biliyorum ki sizin gibi vatanseverler, memleketlerinin derecesini yükseltmek isterler. Elinizde her daim geçerli bir gerekçeniz olduğunu da biliyorum: İki satır okuyunca; başım ağrıyor, gözlerim yoruluyor… Ya da gözlük alamadınız(!)

İstanbul’da bugünlerde bir kitap fuarı var. Haydarpaşa Garı’nda. Şehrin en gizemli-hüzünlü-sevimli-tarihi-nostaljik… Yapılarından. Her ne sıfatla anarsanız anın ama bilin ki boğazlatılmak üzeredir...

Bana ne, kimsenin tenezzül etmediği kitaplardan(!) Fuar-mekân ilişkisinden hareketle, tüm yargısal karşı koyuşlara karşın giderayak durumda olan Haydarpaşa’yı yazmak istiyorum.

Şehir dediğiniz, aslında bir doğa yeridir. Oluşatı, yekpare boş alan, toprak yani. Şehirler, insanlar tarafından doğanın biçimlendirilmesiyle oluşan… Estetik olması gereken ya da beklenen yapılardır. İnsan, estetik sever ve yaratan o meşum hayvan(!)  değil midir? Âdemin olduğu yerde estetik arayışlar devreye girer. Bu estetik arayışlardır ki kent yaşamı içindeki “kent mobilyaları” kavramını doğurmuştur.

Nedir kent mobilyaları?

Kamu alanlarında, yurttaşların yaşamlarının güven içinde biçimlendirilmesine kolaylık sağlayan ve estetik duygulara hitabetinin de göz ardı edilmemesi gereken nesnelerdir.

Şehrin içine bakıldığında zihne çarpan ilk nesneler, ufak tefek kent müştemilatları (eklentiler) gibi görülse de şehir kimliğinin vazgeçilemez unsurları olan -kamusal- büyük parkları, binaları ve eş benzer kompleksleri de kent mobilyaları kapsamında ayrılmaz bir bütün olarak görmek gerekir.

Kent mobilyalarını oluştururken estetik kaygılarla fonksiyonelliğin bir arada olma oranının yüksekliği, o şehrin modernlik tanımının basamak atlamasına yol açar. Ezcümle, kent mobilyaları bir şehrin kimliğidir. Uzun erimli yaşaması gereken unsurlar olarak tarihsel ve toplumsal hafıza yansımalarını her daim bize hatırlatırlar.

Kentlerin mobilyaları vardır: Londra’da Saat Kulesi, Roma’da Kolezyum, Paris’te Eyfel Kulesi, Sydney’de Opera Binası, Moskova’da Kremlin Sarayı…

Bir kentin içerisinde o kentin ismiyle anılacak olan bir mobilyası yoksa o kent kent değildir. Tahıl ambarı gibi bir ruh arz eyleyen estetik duygulardan uzak, ruhların ince zevklerle inceltilememiş olduğu kalabalıklar diyarıdır orası.

Zenginleşmeyi sadece maddi değerlerle karıştırmayan gelişkin toplumlar, olanca maddi zenginleşmelerinin yanında kent mobilyaları dediğimiz klasik varlıklarını da koruyarak günümüze gelmişlerdir.

İstanbul, mobilyaları var olan bir dünya kentidir. Bir çırpıda sayabileceklerimiz:

Taksim Meydanı, Taksim Atatürk Kültür Merkezi, Gezi Parkı, Sultan Ahmet Meydanı, Çemberlitaş, Galata Kulesi, çarşılar, surlar… Ve tabii ki Haydarpaşa Garı.

Haydarpaşa, Anadolu’nun başladığı yerdir. İstanbul’un yüz görümlüğü yeridir.

Bu yazıda özel ilgi alanımız olması nedeniyle Haydarpaşa’nın teknik özelliklerini ansiklopedik bilgi olarak sıralayacak olursak:

“Alman Yeni Rönesans üslubundaki mimariye sahip olan garın planı, peronlar tarafından bakıldığında U şeklindedir. Beş katlı binanın her katında bir koridor etrafında sıralanmış ve büro olarak kullanılan odalar bulunmaktadır. Orijinal kalem işi tavan bezemesi bu gün sadece tek bir odada kalmıştır.

Doğu ve güney cepheleri arasındaki kulenin zemin katı kaburgalı tonoz, üst katlara çıkan mermer merdivenler her katta taş kemerler arasında yer alan çapraz tonozlarla örtülüdür. Demir merdiven korkulukları ise dolama dal motifleriyle bezelidir. Deniz cephesi köşe kulelerinin taş balkon korkuluklarında Barok bezemelerinin bulunduğu üçgen aralıklı pencereler yer almaktadır. Bunun yanında dikdörtgen pencerelerin bulunduğu avlu cephesi oldukça sadedir.”

Yaşlı şehrin, genç sembolü olan bu yapının hafızalardaki görüntüsü göç kapısı olmasıdır. Aynı zamanda ayrılıklar ile kavuşmaların başlangıç noktası olmuştur. Böylece önemli ve insani bir nişan yeri özelliğine de sahiptir.

Göç yıllarının başladığı o günlerde gurbetçilerin ilk aklına gelen yerdir İstanbul. Umut kapısıdır. Trene atlarlar… Tren perona yanaşır, ellerdeki tahta bavullarla şaşkın ve ürkek bakışlar içinde İstanbul’a ayak basarlar. Sessiz, ürkek ama geri dönüşümüz yok, kararlılığıyla atılan adımlarla gelirler o mermer merdivenlerin başına. Ve… İşte İstanbul! Düşler şehrinde yeni hayata başlanan sıfır noktası: Haydarpaşa işte orası.

Nazım Hikmet de Kuvayı Milliye Destanı’na, buradan, demir yolunun sıfır noktasından, göçlerin umut kapısından başlamıştır.

Haydarpaşa Garı, siyasi ve toplumsal ilişkilere de mekân olmuştur. Buna paralel edebiyatçılara da o meşhur lokantasıyla mekân sahipliği yapmıştır.

İstanbul’un, Bağdat’a açılan kapısı diye bakılan Haydarpaşa Garı’na, son yıllar içinde, turizme açılacak otel kapısı diye bakılmaktadır.

Özal Dönemi denilen bir “zamanlama” içerisinde, kamuya ait ekonomik ve kültürel varlıkları… Türlü tevir yönetim/yönetimsizlik oyunlarıyla sinsice işlevsizleştirerek ekonomik verimliliklerini de sıfırlayıp gözden düşürmeye başladılar. Bütçeye yük oluyor, teraneleriyle toplumu “sat-kurtul” psikozuna getirerek sözde özelleştirilme; özde peşkeş çekme yöntemiyle yok edilme yolu açılmıştır. Bu, basbayağı yöntem, taklit edilen “Thatcherizm” bile değildi. Onlar tarihsel birikimlerini, değerlerini aşağılamamışlardı.

Özelleştirme gelirleri hiçbir şekilde toplum yararına ikame edilecek bir yatırıma geri dönüştürülmemiştir. Peşkeş yoluyla sermaye transferi olarak cepte kalmıştır. Sırf paha biçilmez arsalarına karşın sadece bir milyon dolara peşkeş çekilen SEKA fabrikasını anımsamayalım şimdi. Daha sıralasak yürek dayanmaz. 

Geçmişten günümüze gelen Haydarpaşa Garı; günümüzden, geleceğe ilerlerken, “gar alanını” da geride bırakacak… Ne yazık!

Bağdat hattının önemli parçası olan bu gar, yaşanmışlıklarıyla tarih kitaplarında, anılarda, bilemediniz yazılan iki satırlık nostalji yazılarında yer almakla kalacak. Dünden gelen bugünkü gar; henüz kulaklarımızda olan buharlar içindeki tren seslerini, yarınlara ancak anılarda taşıyacaktır.

Haydarpaşa Garı’nın tarihi dokusu çok yakında bozulacak gibi. Yanılmayı yeğleriz. Muhafazakârlık, karı muhafazayla değil; değerleri muhafazayla olur.

Yazıya Ek Olarak Teknik Bilgi:

Haydarpaşa kamusal alnı üzerinde işlevsel değişiklikler yapılarak sermayeye aktarım projelendirmesi bundan yıllar önce başlatılmıştı. Proje; alanı, kamusal kullanıma kapatarak yapılaşmaya açıyordu. İçinde Dünya Ticaret Merkezi de bulunan 7 adet 70 katlı gökdelenli Haydarpaşaport projesiydi bu. İstanbul 3 No'lu Koruma Kurulu, "kentsel peyzaj, alt yapı ve kültürel doku gözetilmediğinden…" uygun görülmediğini açıklamıştı. Yine, İstanbul 5 No'lu Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu, Haydarpaşa Garı Çevresini "Tarihi ve Kentsel Sit Alanı" ilan ederek burasını korumaya aldı. Yargı da bu kararları onaylamış durumdadır. Daha sonra Danıştay da korumayı onaylamıştır. Toplumsal tepkiler nedeniyle bugüne kadar gerçekleştirilemeyen ancak “bir türlü vazgeçilemeyen dönüşüm” sonraki yıllarda çıkan bir yangın bahane edilerek yeniden gündeme getirildi. Bu gelişmeler sonucunda gar, tren seferlerine hâlihazırda tümden kapatılmış durumdadır.

Haydarpaşa Limanı'nın, sermayeye devredilmesi girişimine karşı, sivil Haydarpaşa Dayanışması Grubu on bir yıldır mücadele sürdürmektedir. Bölgenin bir çöküntü alanı haline getirilmesine karşı da 284 haftadır pazar günleri 13.00 ila 14.00 saatleri arasında Haydarpaşa Gar merdivenlerinde oturma eylemlerine devam etmektedirler.

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)