• BIST 107.202
  • Altın 145,263
  • Dolar 3,5161
  • Euro 4,1312
  • İstanbul 27 °C
  • Ankara 24 °C
  • İzmir 32 °C
  • Adana 28 °C
  • Antalya 28 °C

Hayır cephesinin olanakları ve riskleri

Gaffar Yakınca

Yeni anayasa, siyasal islamcıların Cumhuriyet’e karşı kırk yıldır sürdürdükleri savaşın zirve noktası, bir nevi nihai taarruzudur. Bu taarruzun zaferle sonuçlanması, Türkiye Cumhuriyeti’nin tam anlamıyla tasfiye edilmesi anlamına gelmektedir. Dolayısı ile bu son mücadele, cumhuriyet ve Atatürkçü değerler açısından bir ölüm kalım harbi hüvviyetindedir.

Türkiye’deki yasalar anayasa değişikliğini öncelikle TBMM eli ile yürütülen bir süreç olarak tanımlıyor. Mecliste olanları görüyorsunuz. AKP şu ana kadar, sanıldığının aksine fire vermeden geldi. MHP de kurumsal olarak AKP’yi detsekliyor, hatta artık onun yedeği gibi hareket ediyor. HDP’nin oylamalardaki git-gelli tarzı ve HDP’li vekillerin kürsüde konuyla hiç ilgisi olmayan sorunları dile getirmesi de doğrudan AKP’ye yarıyor. Bu durumda, meclis çatısı altında layıkı ile muhalefet yürüten tek partinin CHP olduğu görülüyor.

Şu hali ile CHP, rejim değişikliğine karşı mücadelenin öncü gücü durumundadır. Bütün iç sorunlarına, liberallerin, etnikçilerin ve fraksiyoncuların bütün müdahalelerine rağmen tarih, CHP’yi bu misyona mecbur etmiştir. Peki CHP, bu misyonun fakında mıdır? Dürüst davranmak lazım, karşımızda uzun süredir görmeye alışık olmadığımız denli şuurlu ve direngen bir CHP görüyoruz, belli ki CHP de tarihsel misyonunun farkındadır, hiç değilse bu konuda fabrika ayarlarına dönebilmeyi başarmıştır.

CHP’nin mecliste tutturduğu dil, evet blokunu bölmeye yönelik son derece dikkatle tasarlanmış bir dildir. Başta, Deniz Baykal, Muharrem İnce ve Cemal Okan Yüksel olmak üzere CHP’li vekillerinin her birinin konuşması tarihsel belge olacak nitelikte kuvvetli metinlerdir. Cumhuriyeti savunanların ve Atatürkçülerin sesinin meclis kürsüsünde yeniden bu kadar gür çıkabilmesi sevindiricidir.

Ancak, büyük bir olasılıkla hayır mücadelesi mecliste değil sokakta devam edecek, siyasal islamın bu nihai taarruzu ancak halkın direnci ile savuşturulabilecektir. Bu mücadelede de en önemli güç CHP olmakla beraber irili ufaklı yüzlerce sivil toplum örgütü ve siyasi parti yer alacaktır, almalıdır.

Hayır cephesinin kapsayıcılığı

Hayır cephesinin kapsayıcılığı yaşamsal önemdedir. “Cumhuriyetin tasfiyesine hayır” diyenlerin geliştirmesi gereken stratejinin ipuçları ise meclis görüşmelerinde yatmaktadır. Hayır kampanyasını sen-ben-bizim oğlan sarmalının dışına taşıyabilecek bir dil mecliste olup bitene bakarak inşa edilebilir.

AKP, değişikliği yanına MHP’yi alarak yapmaya çalışıyor. Son seçimlere bakılacak olursa bu iki partinin oy toplamı %60’ı buluyor. Ancak, MHP daha şimdiden fire vermeye başladı bile. MHP tabanındaki geniş huzursuzluk AKP’nin dağıttığı kadrolarla, ulufelerle aşılmaya çalışılıyor. Evetçilerin yumuşak karnı işte burasıdır, MHP tabanı, geleneksel milliyetçi, cumhuriyetle Atatürkle sorunu olmayan bir kitledir. AKP (ve Erdoğan) Haziran seçimlerindeki yenilgiden beri bu seçmene oynuyor. CHP ise inatla bu bölgeye mesaj vermekten kaçınıyor. Oysa hayır kampanyasının temel kazanımı bu kesimden destek alabilmesi olacaktır. Hayır’ın dili bu gerçekliğe göre kurgulanmalıdır. PKK ile arasına net bir çizgi çizen, AKP ile PKK’nin ortaklıklarını makul bir dille izah edebilen bir kampanya kazanır.

Hayırcılara kurulması muhtemel tuzaklar

HDP’nin meclisteki hareketleri, referandum sürecindeki tavrının ipuçlarını veriyor. Birincisi, AKP ile pazarlık kapısını açık tutmak istiyorlar. 2010 referandumunda islamcıların kazanmasının sebebi HDP’nin “boykot” görüntüsü ile verdiği destekti. Büyük olasılıkla çoktan başlamış olan pazarlıklardan bir kazanım elde etmeye çalışacaklar, hiç bir şey elde edemezlerse bile başkanlık sisteminin onaylanması için çalışacaklardır. Çünkü PKK’nin tarihsel amacı Türkiye Cumhuriyeti’nin tasfiye edilmesidir. Hem ideolojik hem pratik olarak varlığını Atatürk düşmanlığı üzerine bina etmiş bir yapı, Cumhuriyet’i kim tasfiye ederse etsin bu sürece destek verecektir. Bu konuda uyanık davranılmalı, bir zamanların yetmez ama evetçilerini ve boyoktçularını memnun etmek adına AKP ve MHP içinde yatan hayır potansiyeli feda edilmemelidir. Akıldan çıkarmamak gerekir, soldaki PKK kuyrukçusu örgütlerin isimleri pek kalabalıktır ama toplumda hiçbir karşılıkları yoktur.

Uyanık olmakla neyi kast ettiğimizi meclisteki Garo Paylan hadisesi ile açıklayabiliriz. HDP vekili Paylan, meclisteki konuşmasında konuyla uzaktan yakından ilgisi olmamasına rağmen 1915 olaylarını gündeme getirip “soykırım” ifadesini kullanmıştı. Herkes “bayram değil seyran değil bu iş nereden çıktı” derken AKP’lilerin ve MHP’lilerin önerisi ile Paylan’a oturuma katılmama cezası verilmesi gündeme geldi. O zaman anladık ki bu geçmişte örnekleri görülen bir tuzaktır. HDP, sık sık yaptığı gibi yine CHP’ye bir tuzak kurmuştur.

Sol kamuyoundaki bir kesimde Paylan’ı savunma yönünde bir refleks oluştu. CHP bu etnikçilere uyup Paylan’a ceza verilmesine karşı çıksaydı çok büyük bir hata yapacak, MHP’liler arasında emek emek örmeye çalıştığı çatlak bir anda betonla doluverecekti. CHP bu tuzağa düşmedi. Sosyal medya cazgırlarının ve fraksiyoncu akıl hocalarının tüm tepkilerine rağmen Atatürkçü Cumhuriyet’in partisi gibi hareket etti, Paylan, CHP’lilerin de oyları ile oturum cezası aldı.

Referandum sürecinde de hem AKP’nin hem HDP’nin hayır cephesine böylesi tuzaklar kuracağını kestirebiliriz. AKP’nin referandum sürecindeki temel argümanı Hayır cephesini PKK bloku gibi göstermek olursa şaşırmayın. Bunun için CHP’ye düşen görev iki kat daha zor bir görevdir. Hayır cephesi, liberallerden ve etnikçilerden gelen baskılara kulağını tıkamalı, yüzünü en önce Cumhuriyet ve Atatürk ile derdi olmayan kesimlere dönmelidir. AKP ve MHP’ye ve hatta HDP’ye oy verenler arasında da bu kesimin ciddi bir ağırlığı vardır. Bu insanların Cumhuriyet ideali etrafında birleştirilmesi islamcı saldırıyı boşa çıkarmaya yetecektir.

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Yazarın Diğer Yazıları
      Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
      Tel : +90 212 963 1051 (pbx)