• BIST 83.161
  • Altın 147,145
  • Dolar 3,7693
  • Euro 4,0453
  • İstanbul 8 °C
  • Ankara -2 °C
  • İzmir 10 °C
  • Adana 16 °C
  • Antalya 15 °C

Hayır,kötülükler unutulmuyor

Haluk ŞAHİN

Karamsar bir dönemden geçiyoruz. “Yapanın yanında kar kalıyor”, “Kimin umrunda”, “Hafıza-ı beşer nisyan ile maluldür” türünden sözleri sık sık duyuyoruz. Acaba gerçekten öyle mi?

İçine düştüğümüz çukurdan bir parça yükselip etrafa kuşbakışı baktığımızda durumun hiç de öyle olmadığını görüyoruz. Teknolojik icatların da yardımıyla insanlar hatırlıyorlar. Her zamankinden daha fazla hatırlıyorlar. Kötülükler de bundan payını alıyor.

Hayır, kötülükler unutulmuyor!

İlginç bir örnek Amerika Birleşik Devletleri’nden. 1913 ile 1921 yılları arasında Başkanlık yapan Woodrow Wilson, yakın tarihlere kadar, ABD tarihinin en parlak ve “ilerici” Başkan’larından biri sayılıyordu.

Akademisyen olarak çalıştığı Princeton Üniversitesi’nin en saygın kuruluşlarından birisi Woodrow Wilson School for International and Public Affairs (Woodrow Wilson Uluslarası ve Kamusal Siyaset Okulu) idi.

Ancak son zamanlarda, Wilson’un ilerici ve barışcı çehresinin altında aslında koyu bir ırkçı ve müzmin bir yalancı yattığına dair yayınlar yapılmaya başlandı. Zencilere yönelik sert ayrımcı görüşlerinin yanı sıra, dış politikada çifte standardı bir hayat tarzı haline getirdiğinden söz ediliyordu. Ona göre, ABD’nin her şeyi yapmaya hakkı vardı, yoksulların ise yalnızca baş eğmeye…

Örneğin, Osmanlı İmparatorluğu’nun parçalanması planlarında da yer alan Wilson İlkeleri’nin dayandığı “self-determinasyon” yalnızca Beyaz Hristiyanların işine yarıyorsa makbüldü. Doğu Anadolu’da Müslümanların çoğunlukta olduğu bölgeleri bile Hristiyan Ermenilere vaat etmesinin arkasında bu çarpıklık vardı.

***

Bu gerçeklerin dile getirilmesinden sonra Princeton öğrencileri ünlü okulun adının değiştirilemesini istemeye, bunun için gösteriler yapmaya başladılar. Çok etkili de oldular.

Wilson’un şöhreti ağır yara aldı, okulun adı da her an değişebilir.

Acaba değişmeli mi?

Bir süre New York Times’ın İstanbul Büro Şefliği’ni de yapan gazeteci ve yazar Stephen Kinzer Politico’da çıkan yazısında şöyle diyor:

“Hayır, okulun adını değiştirmek fena bir hata olur. Wilson’un adı o okula cuk oturuyor. Amerikan dış politikasının kalbine yerleşmiş olan riyakarlığı çok iyi temsil ediyor. Adını atmak, onun mirasını saklamak ve küçümsemek anlamına gelir. Tersine, o mirası dikkatle inceleyip dersler çıkartmalıyız!”

Dünyanın dörtbir yanındaki Amerikan destekli darbeler hakkında Türkçeye’de çevrilmiş bir kitap da yazmış olan Kinzer’a göre, Wilson bir yandan barış nutukları atarken, bir yandan da dünyanın başka yerlerinde özgürlük isteyenlerin başlarının ezilmesinden yanaydı. 

Fiilen yapmıştı da.

Haiti, Nicaragua, Panama bunlardan bazılarıdır…

20 Yüzyıl’da ve hatta günümüzde beladan belaya koşturan Amerikan dış politikasının temelinde Wilson’un koyduğu taşlar vardır. Bırakın o ad orada kalsın ki insanlar unutmasınlar diyor Kinzer!

Katılıyorum.

İsterseniz, konuyu Türkiye bağlamında da tartışabilirsiniz!

 

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.