• BIST 106.825
  • Altın 145,250
  • Dolar 3,5161
  • Euro 4,1286
  • İstanbul 29 °C
  • Ankara 20 °C
  • İzmir 34 °C
  • Adana 32 °C
  • Antalya 30 °C

Hegel’in diyalektiği Marx’ın diyalektiği

Hegel’in diyalektiği Marx’ın diyalektiği
Cengiz Gündoğdu yazdı: Soru şu; tez-antitez-sentez masalı fakülte ders kitabında kalacak mı?

İnsancıl Dergisi’nin Genel Yayın Yönetmeni, edebiyat kuramcısı, yazar, ve fikir adamı Cengiz Gündoğdu, bilimsel bir temele dayalı diyalektik materialist felsefenin doğru bilinen “büyük yanlışı” hakkında önemli bir yazı kaleme aldı. K. Marx ve F. Engels’in temellerini attığı diyalektik materyalizmin “üçlü tez” olarak bilinen ünlü, “tez, antitez, sentez” yasasının sanılanın aksine Marx’a ait olmadığını, ancak yaygın bir yanlış olarak Marksizme mal edildiğini belirtiyor. Bilimsel bir felsefe olan diyalektik materyalizmin bu yanlıştan arındırılması gerektiğinin altını çiziyor.

Özellikle, diyalektik materyalist felsefenin öğterilme, aktarılma ve yayılma süreçlerindeki el kitaplarında, özensiz bazı akademik yayınlarda sık rastlanan bu türden büyük yanlışlara dikkat çeken Gündoğdu’nun, bir tartışma da başlatmaya aday olan yazısına ABC Kritik’te yer veriyoruz. Başlıklar bize ait.

Cengiz Gündoğdu’nun İnsancıl Dergisi’nin 307’inci (Şubat 2016) sayısının “Yıldız Güncesi” bölümünde yer alan yazısının tamamı şöyle:

Üçlü tez ya da yaygın bir yanlış üzerine

Cengiz GÜNDOĞDU

Proletarya cehennemi gürültüsünü sürdürüyor. Ben, proletaryaya karşı yazıyı sürdürüyorum.

Konu şu. Türkiye’de doğru sanılan yanlışlar vardır. O yanlışları ele alacağım Eleştiri’de.

Bu yanlışlardan biri, üniversiteye sıçramış, ders kitabında okutuluyor. Kitabın adı Klasik Sosyoloji Tarihi (Anadolu Üniversitesi Eskişehir, 2012) Kitap, Açık Öğretim Fakültesi öğrencileri için hazırlanmış.

Kitabın editörü Prof. Dr. Serap Suğur. Her bölümün yazarı ayrı. Yrd. Doç. Fatime Güneş şu bölümleri yazmış. (Ünite 3, 4, 6)

Yanlış olan nedir, şimdi ona geliyorum. Klasik Sosyolojide Temel Yaklaşımlar – 1 Karl Marx (3. Ünite)

Bölüm Giriş’le başlıyor. Daha sonra başlıklar şöyle, Karl Marx (1818-1883) Tarihsel Materyalist Yaklaşım ve Yöntem-Toplum Analizi Tarihsel materyalizm için şöyle deniyor:

“Tarihsel olarak bu diyalektik süreç Hegel’in tez, antitez ve sentez ilkelerine dayanır. Hegel’in idealist diyalektik yönteminin tersine toplumların tarihsel materyalist yorumu içinde özel mülkiyetin olmadığı ilkel komünal sınıfsız toplum tez daha sonra üretim güçlerinin gelişimi ve özel mülkiyetin ortaya çıkmasıyla oluşan sınıflı toplumlar antitezdir. Marx’a göre kapitalist toplum sınıfların olduğu son toplum biçimidir. Burjuva ve proletarya arasındaki sınıf çatışması sonucu gerçekleşecek radikal dönüşüm (devrim) tarihsel olarak sınıfsız bir toplumun oluşmasını sağlayacaktır. İnsanlığın tarihsel gelişim süreci içinde oluşacak bu sınıfsız toplum ise sentezdir.” (Y. 67)

Klasik Sosyoloji Tarihi adlı kitapta diyalektik materyalizm için yazılanların hiçbiri doğru değil. Kitapta yazılmış ya, ilkel komünal toplum tez, kapitalist toplum antitez, sınıfsız toplum sentez.

İlkin şu. Diyalektik materyalizmde böyle bir sorun yok… Üstelik bu yazar, biçimciliğin gerisine düşürmüş Marksizmi. Tez-antitez-sentez oldu bitti.

Marks için sorun nedir, önce onu görelim. Kapitalistler, daha tam kapitalist değilken ilk sermayeyi nasıl oluşturdu.

Marks, ilkel denilen sermayenin nasıl oluştuğunu, Kapital’de anlatır, şöyle, “Kapitalist üretim tarzının ürünü olan mülk edinme tarzı, kapitalist özel mülkiyeti yaratır. Bu, mülk sahibinin emeğine dayanan kişisel mülkiyetin ilk yadsınmasıdır. Ama kapitalist üretim bir doğa yasasının kaçınılmaz zorunluluğu ile kendi yadsınmasını doğurur. Bu yadsınmanın yadsınmasıdır. Bu, üretici için özel mülkiyetin yeniden kurulması değildir, ama kapitalist dönemde edinilen elbirliği ve toprak ile üretim araçlarının ortak sahipliğine dayanan bireysel mülkiyeti sağlar.” (K. Marx, Kapital, Birinci Cilt, çev. Alaattin Bilgi, Sol Yayınlar, Ankara 1997, Y. 727)

İlkel birikim, nasıl oluştu, onu anlatıyor Marks… Tez, antitez, sentez nerde…

Dühring, “yadsınmanın yadsınmasına” “Hegel’in martavalları” dedi, Marks’a saldırdı, şöyle; “Marx’ın fikirlerinin bulanık belirsizliği, hegelci diyalektik ile bilimsel temel olarak bol bol nasıl kafa yorulabilineceğini ya da daha doğrusu bu işten akılsızlık olarak zorunlulukla neyin çıkacağını bilen kimseyi şaşırtmayacaktır. Bu oyunlardan hiçbir şey anlamayan kimse içinse, Hegel’de birinci yadsımanın din kitabındaki ilk günah kavramı ve ikinci yadsımanın da kurtulmaya götüren daha yüksek bir birlik olduğunu açıkça belirtmek gerekir. Olguların mantığı, ne de olsa din alanından alınmış bu gülünç andırışma üzerine temellendirilmiştir.” (Aktaran Engels, Anti-Dühring, Çev. Kenan Somer, Yar Yayınları, Ankara, 1993, Y. 205)

Engels, Marks’ın ne dediğini pek güzel anlatır. Ben, Engels’in anlattıklarından iki bölümü alıyorum. İlki şöyle; “… süreci yadsımanın yadsınması biçiminde nitelendirirken Marx, sürecin tarihsel zorunluluğunu bu niteleme ile tanıtlamayı düşünmez. Tersine, gerçekte sürecin kısmen nasıl gerçekleşeceğini, kısmen de mutlak olarak nasıl gerçekleşeceğini tarih aracılığıyla tanıtladıktan sonradır ki Marx, bu süreci ayrıca belirli bir diyalektik yasaya göre gerçekleşen süreç olarak değerlendirir. Hepsi bu.”

Benim ikinci dediğim alıntı, bir uyarı… Diyalektik materyalizmin, biçimci mantığın bile gerisine düşürüleceği kaygısı, şöyle; “Diyalektiği bay Dühring’in yaptığı gibi diyelim, biçimsel mantık ya da ilkel matematik üzerine sınırlı bir fikir edinebildiği biçimde, katıksız bir tanıtlama akti olarak almak, diyalektiğin içyüzünü kavramakta tam bir eksikliktir. Biçimsel mantık, her şeyden önce yeni sonuçlar bulmak için bir yöntemdir ve bu ayrıca mantığın dar çevresini parçalayarak daha geniş bir dünya görüşünün tohumunu saklayan diyalektik için de ama çok daha yüksek bir anlamda böyledir.” (Anti-Dühring, Y. 210-211)

Ne yazık, Engels’in kaygısı gerçekleşti. Tarihsel materyalizm, tez-antitez-sentez biçimine sokuldu. Açık öğretimde ders kitabına girdi, karşıma çıktı.

Haksızlık yapmamak için söylüyorum. Tarihsel materyalizmi, tez-antitez-sentez biçimine sokan kitapları biliyorum. Fakülte ders kitabına da girdiğini bilmiyordum.

Girmiş meğerse…

Şimdi bu tez-antitez-sentez nerden çıktı, oraya geliyorum. 1890’larda Rusya’da narodikler tarihsel materyalizme karşı bir savaşım başlattılar. Narodiklere göre tarihsel materyalizm, boş bir döngüdür. Lenin bu saldırıyı şöyle karşılar; “… materyalistler, davalarını diyalektik sürecin ‘itiraz kabul etmezliğine’ dayandırıyorlar. Bir başka deyişle toplumbilimsel teorilerini hegelci üçlülere dayandırıyorlar.”

Kitapta 25 no.lu not şöyle; “Üçlü (Yunanca Trias)- Bu felsefe, üç aşamalı gelişmenin formülüdür. Üç aşamalı gelişme fikri ilk kez  neo-platonik Yunan filozoflarınca, özellikle Prochus tarafından formüle edilmiş ve Alman idealist filozofları Fichte ve Schelling’in yapıtlarında ifade edilmiştir. Ama her gelişme sürecinin üç aşamadan, tez-antitez-sentezden geçtiğini düşünen Hegel’in idealist felsefesinde, üçlü, en tam biçimde gelişmiştir.” (V. İ. Lenin, Halkın Dostları Kimlerdir ve Sosyal Demokratlara Karşı Nasıl Savaşılır, çev. Vahap S. Erdoğdu, Sol Yayınlar, Ankara, 1995)

Lenin sürdürüyor; “Burada, marksizmi hegelci diyalektikle suçlama biçimindeki elde hazır yöntemi görüyoruz. Bu, Marx’ın burjuva eleştirmenleri tarafından yeteri ölçüde eskitildiğini düşünebileceğimiz bir suçlamadır.” (Halkın Dostları, Y. 40)

Neymiş, tez-antitez-sentez üçlemesiyle suçlanıyor. Eskimiş, ama suçlanıyor yine de.

Dahası var. Üçleme, bilimsel materyalizmi, “tahrif” etmeymiş. Lenin söylüyor, şöyle, “Belirtmeye gerek yok ki, bay Mihaylovski’nin üçlü örnekleri nasıl tahlil ettiğini incelemeyeceğim, çünkü yineliyorum, bunun ne bilimsel materyalizm ile ne de Rus marksistleri ile bir ilgisi yoktu. Ama ilginç bir soru var.  Bay Mihayovski Marksistlerin diyalektiğe karşı tutumlarını böyle tahrif etmek için hangi temellere dayanmıştır.” (Y. 47)

Mihaylovski’nin söylediklerini Lenin aktarıyor, şöyle, “Marx’ın toprağın ve sermayenin ortak mülkiyeti ‘idea’sı ‘kaçınılmazlığı ve kuşku götürmezliği bakımından, tümüyle hegelci üç halkalık zincirin sonunda bulunur.’” (Halkın Dostları, Y. 45)

Lenin, bunu yanıtlar, şöyle, “Aslında bu iddia, tümüyle Dühring’den alınmıştır. Dühring bunu  Kritizsche Geschichte der National Okonomie und des Sozialismus (Ulusal Ekonomi ve Sosyalizmin Eleştirel Bir Tarihi, 3. Baskı, 1873 s.486-87) adlı yapıtında anlatıyor. Ama bay Mihaylovski, Dühring hakkında tek söz etmediğine göre Marx’ı çarpıtmanın bu yoluna kendi başına ulaşmış olmasın.” (Halkın Dostları, Y. 45)

Şu söylenmeli. Özet. Tez marksizmi tahrif etmektir, marksizmi çarpıtmaktır.

Şunu da söylemeli. Ben de bir zaman üçlü tezle anlattım Hegel’i. Diyalektik materyalizmi de tezle anlattım.

Sonra.

Bir gün Engels’in Anti-Dühring yapıtıyla, Lenin’in Halkın Dostları’nı okudukta, üçlü tezi bıraktım.

Üçlü tez, Engels’e, Lenin’e karşı savunulamaz.

Fakülte ders kitabı Klasik Sosyoloji Tarihi kitabında şöyle deniyor;  “…diyalektik süreç Hegel’in  tez, antitez ve sentez ilkelerine dayanır.”

Öyle mi.. peki, şuna bakalım; “Hegel, hemen bütün eğitimli kişilerin, hakkında bir şey bildiğini düşündüğü düşünürlerden biridir. Onun felsefesi Karl Marx’ın tarih kuramının öncüsüdür, ama materyalist Marx’tan farklı olarak Hegel, gerçekliğin sonuçta tinsel olduğunu ve tez-antitez-sentez sürecine göre geliştiğini düşünmesi anlamında idealisttir. Hegel aynı zamanda, Tanrı’nın işi olduğunu, kusursuz olduğunu ve bütün insanlık tarihinin doruk noktası olduğunu öne sürerek Prusya devletini yüceltmiştir. Bütün Prusya yurttaşları bu devlete borçludur ve bu devlet de onlara istediği gibi davranabilir. İddialı bir tavırla Mutlak adını verdiği şeyi yarı gizemli bir biçimde göklere çıkarmasıyla Alman milliyetçiliğinin, otoriterliğinin ve militarizmin gelişmesinde büyük rol oynamıştır. / İlk paragrafta söylenen her şey, ilk cümle hariç, yanlıştır. / Daha da çarpıcı olan nokta ise, bütün bunların açıkça ve kanıtlanmış biçimde yanlış olması, yanlış olduğunun akademik çevrelerde uzun süreden beri bilinmesi, ama yine de neredeyse bütün kısa düşünce tarihlerinde ya da Hegel hakkındaki kısa ansiklopedi maddelerinde hala karşımıza çıkıyor olmasıdır.” (Terry Pinkard, Hegel, Çev. Mehmet Barış Albayrak, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, İstanbul, 2012, Y. XVII)

Hegel uzmanı profesör Pinkard, "tez-antitez-sentez Hegel’de yok" diyor açıkça ve kanıtlanmış yanlışmış bu.

Soru şu; tez-antitez-sentez masalı fakülte ders kitabında kalacak mı?

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)