• BIST 104.123
  • Altın 145,809
  • Dolar 3,4910
  • Euro 4,1702
  • İstanbul 19 °C
  • Ankara 15 °C
  • İzmir 18 °C
  • Adana 21 °C
  • Antalya 24 °C

HES'lerle gelen katliam

HES'lerle gelen katliam
AKP’nin 2002 yılındaki iktidarından bu yana 439’u 10 MWm’nin altında 919 HES projesi için elektrik üretim lisansı verilirken, çevre tahribatı yıldan yıla artarak korkutucu boyutlara ulaştı.

ALEV DOĞAN/ABC GAZETESİ

Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) tarafından enerji yatırımcısı şirketlere AKP’nin iktidara geldiği Kasım 2002’den bu yana HES projeleri için verdiği 919 üretim lisansı, çevre tahribatının korkunç boyutlarını da gözler önüne sermiş oldu.

“Alternatif ve yenilebilir” bir enerji türü olarak lanse edilse de, beraberinde çok büyük yıkımlar getiren HES’lerin, bitki ve hayvan çeşitliliğinin yok olmasına neden olmasının yanında pek çok zararı bulunmakta. HES’lere karşı mücadele veren insanları “vatan haini” ilan eden, ülkenin gelişmesi önünde bir engel olarak tanımlayan iktidarın ve yandaş medyanın yalanlarının aksine, bilimsel ve istatistiki veriler HES’ler ile gelen yıkımı gözler önüne seriyor.

İnşaat sürecinde binlerce ağaç kesiliyor

HES’ler hem inşaat hem de işletme sürecinde, iki tip biçimde doğaya geri dönülemez zararlar verirken, yüzbinlerce ağacın kesilmesinden kaynaklı olarak hem iklim hem de bitki ve hayvan çeşitliliği değişmeye başlıyor. Nehrin sahip olduğu ekosistem tamamen bozulurken, nehrin denize ulaştığı yerdeki deltalar eriyor. Topraklarda tuzlanma gerçekleşiyor. Yer altı su kaynakları bozuluyor.
HES’lerin inşaat aşamasında doğaya verdiği zarara göz atacak olursak; HES’lerin inşaatı dik yamaçların tahribine yol açıyor ve erozyona ya da erozyon oluşma riskinin artışına neden oluyor. Üretilen enerjiyi taşıyacak iletim hatlarının kurulması için ormanlık alanlarda tıraşlama yapılıyor ve binlerce ağaç kesiliyor. Yasal mevzuat gereğince inşaat sırasında çıkan hafriyat atıklarının belirlenen alanlarda depolanması gerekirken, ulaşım masrafı, zaman kısıtlaması ve denetim mekanizmalarının eksikliği nedeniyle çoğu HES inşaatlarında hafriyat dere yataklarına dökülüyor,bu durum, dere yatağının dolmasına, sudaki çözünmüş oksijenin azalmasına, su sıcaklığının artışına, bunlara bağlı olarak sucul canlıların hayat kalitesinde ciddi düşüşe ve bazı durumlarda balık ölümlerine neden oluyor.

İşletim süreci ekosisteme büyük zarar veriyor

HES’in işletme sürecindeki zararları ise en az inşaat sürecindeki tahrifat kadar büyük. HES’ler elektrik üretimi için nehirlerdeki suyun büyük bir kısmını kullanırken, kullanım ile beraber suyun akış hızı değişimize bağlı olarak sudaki oksijen miktarı önemli ölçüde azalıyor. Sonuç olarak nehirler yer altı sularını besleyemiyor, toplu balık ölümleri görülmeye başlıyor, nehir ağızlarındaki deltaların ekosistemlerinde ciddi tahribatlar oluşuyor.

“Burası bizim yaşam alanımız”

HES projelerinin yoğunlaştığı bölgelerde ise halk bu adımın ne gibi felaketlere yol açacağının farkında ve derelerin özgür bir biçimde akması için mücadele veriyor. Çünkü HES demek, yaşam alanının geri dönülemez bir biçimde tahrip edilmesi demek. Artvin’in Ardanuç İlçesi Akarsu Köyü’nde yapımı planlanan Bulanık Hidroelektrik Santrali için enerji şirketine karşı mücadelesini sürdüren Kamile Kaya’ya kulak verecek olursak; “Halk burada HES istemiyor. Burası bizim yaşam alanımız. Tarım ve hayvancılık bu deredeki sular sayesinde yapılıyor. Dere bizim elimizden alınırsa buradaki yaşamımızda biter. Bizi göçe zorluyorlar ama biz mülteci olmak istemiyoruz. Onun için suyumuza ve yaşam alanımıza sahip çıkıyoruz”

 

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)