• BIST 73.391
  • Altın 133,104
  • Dolar 3,5219
  • Euro 3,7585
  • İstanbul 2 °C
  • Ankara -7 °C
  • İzmir 9 °C
  • Adana 10 °C
  • Antalya 11 °C

Hiç ümit yok mu doktor?

Haluk ŞAHİN

Yok!  Türkiye’den şu örneğe bakacak olursak yok:   Büyük bir deprem bekleyen 15 milyonluk İstanbul’da kazazede toplanma bölgesi olarak ayrılan 470 araziden 300 küsuru imara açılmış ve binalarla dolmuş! 

Yani o büyük deprem eninde sonunda gerçek olduğunda İstanbul’lluların çoğunun gidebileceği bir yer kalmamış, mezarlıklardan başka!  Evet, ölü ya da diri olarak mezarlıklara gideceğiz mecburen! 

Hani bazı şeyler vardır, onu öğrendikten sonra başka bir şeyi öğrenmeyi gereksiz sayarsınız, “Bu kadarı yeter!” dersiniz.  Bu tam öyle bir şey.

Depremde insanların  –kendi insanlarının— sığınacağı yere  AVM, rezidans, apartman filan yaptırıyorlar.  Hani okul, hastane, spor salonu filan yaptırsalar, başka yer bulamadınız mı, bu ne akılsızlık deriz!  

Karşımızdaki tamahkarlığın bu derecesine uygun düşen kelimeyi bulmakta zorluk çekiyorum: Bu akılsızlığın ötesinde bir şey. 

Ezcümle: Türkiye ve insanlık bu kafada giderse ümit yoktur.  Alametler çoktan belirmiştir.  

                                                               ***

Gezegen bu yükü kaldırmıyor.  Yerküre  ağır hastadır. Bu hastalık elbette Türkiye’yi de yatağa düşürmüştür.  

Bu hastalığın tek sorumlusu AKP değildir ama o da en az ötekiler kadar hevesli olarak bu yokedici oyunun bir aktörü olmuştur.

O kadar olmuştur ki, deprem toplanma alanlarının bir rant kaynağı olmasına izin vermiştir ya da bizzat katılmıştır!

Sırada ne var: Ambulansların seyyar köfteci olarak kullanılması mı?

Soğuk Savaş’ta pompalanan, “tüm insnalığın 1970li yılların Amerikalıları kadar tüketebileceği”  kandırmacasının felaket takvimlerini hızlandıracağı epeydir  biliniyordu.

Ve belli ki, kimsenin bu konuda ciddi bir şey yapmaya niyeti yoktu.

Nitekim, yapılmadı.

Bu arada ideolojiler, kafalar, hayalgüçleri  tükendi ya da tıkandı. Fıtrat, uygarlık çabasını ezdi. Etraf kem küm eden kiralık filozoflarla doldu.

Derin bir bunalım var. Küresel kapitalizm, ahlaki meşruiyetini yitirmiş olsa da, fiili bir durum olarak devam ediyor.
                                                            ***
                           
Hintli yazar Arundathi Roy “Farklı bir dünyayı tahayyül imkanlarımız ortadan kaldırıldı” diyor.  Örneğin, asıl işlevini yitirmiş olan medya bir çeşit anti-iletişim aracı olarak kitleleri meşgul ediyor, onların başka hayaller kurmalarını frenliyor.   

Ta antik çağlardan beri, insan “düşünen bir yaratık” olarak tanımlanagelmişti. Bazılarınca,  daha önemlisi, insan “tahayyül  eden bir yaratık”tı. Daha farklısını, daha yararlısını, daha iyisini tahayyül edebilen bir yaratık.

Onu tehlikeli yapan bu yeteneğiydi. Tarihin parladığı anların öncesinde hep bu vardı.

Oysa insanlık bugün,  yaratıcılığı zaptırapt altına alınmış, suyu bitmiş bir kuyuya dolap beygirliği yapıyor.  

Bu, zavallı yurdumuz Türkiye için de hadi haydi geçerli. Zaten bodur olan ağacıı yasaklarla daha da budamaya çalışıyorlar.  

Dipteyiz! Alternatifliğini çoktan yitirmiş  yorgun  siyasal İslamcı yönetim mi çıkaracak Türkye’yi buradan? 

Hangi hayali ile?

En başa dönecek olursak: 

“Evet”, diyor doktor, “şu anda ümit yok. Ama size bol bol hayal kurmanızı tavsiye edebilirim!”
               
         

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Yazarın Diğer Yazıları
      Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.