• BIST 105.268
  • Altın 162,850
  • Dolar 3,9604
  • Euro 4,6498
  • İstanbul 6 °C
  • Ankara 0 °C
  • İzmir 2 °C
  • Adana 9 °C
  • Antalya 10 °C

 Hitler'in dizinin dibinde bir müftü

 Hitler'in dizinin dibinde bir müftü
Aydın Tonga yazdı: Filistin Davasının “kahraman” kişisi olarak tanıtılan Muhammed Emin el-Hüseyni’nin yaşadığı dönemde Hitler’in en büyük destekçilerinden biri olduğu, Mussoloni ile görüşmeler yaptığı nedense ya saklanır, ya teğet geçilir ya da bir iki cü

Politik eğilim olarak Müslüman nüfusun ağırlıklı olarak çok genel ifadelerle “sağ” paradigma içerisinde yer almasının kuşkusuz pek çok sebebi vardır. Biz bu sebeplerden birini dünden bugüne “işbirlikçi” siyasetin siyasal İslam içine güçlü bir biçimde nüfuz etmesinde görüyoruz.

Bu yazıda da “işbirlikçi siyaset” örneği olarak bir isimden ve o ismin egemen İslam yazını içerisindeki yerinden bahsetmeye çalışacağız.

Başlayalım.

Neredeyse egemen İslam yazının hemen hepsinde Filistin Davasının “kahraman” kişisi olarak tanıtılan Muhammed Emin el-Hüseyni’nin yaşadığı dönemde Hitler’in en büyük destekçilerinden biri olduğu, Mussoloni ile görüşmeler yaptığı nedense ya saklanır, ya teğet geçilir ya da bir iki cümle ile savuşturulur.

Buradaki “neden” vurgumuzun sebebi açık; eğer Filistin halkının kurtuluş mücadelesi için anılan zorba ile işbirliği yapılmışsa ya bu durum açık yüreklilikle savunulur ya da binlerce insanın katili bir isme destek verdiği için anılan zat mahkûm edilir. Ama gördüğümüz kadarıyla “İslamcılar” iki şıkkı da tercih etmiyorlar. Öyle ki Hüseyni hem kahraman oluyor hem de Hitler’le olan ilişkisi nedense bir çırpıda yok sayılıyor. Olacak şey değil ama oluyor işte.

Gelin şimdi kısa bir Hüseyni tarihine çıkalım. Bakalım bu tarihte Hüseyni, Hitler ve Naziler ile hangi önemli ilişkiler içerisinde bulunmuş?

Kimi kaynaklarda 1893 kimilerinde ise 1895 olarak Filistin’de dünyaya geldiği belirtilen Hüseyni, 1974 yılında Lüblan’da yaşamını kaybeder. Oldukça hareketli bir hayata sahip olduğunu gördüğümüz Hüseyni bu toprakların yabancısı değildir. Aksine Osmanlı ile iç içe geçen bir yaşamı vardır. Öyle ki, Çanakkale savaşında topçu subayı olarak görev yapmış, Teşkilat-ı Mahsusa’da önemli görevler üstlenmiş, Abdülhamit hayranı bir isimdir. Ona dair ifade edebileceğimiz diğer önemli bir unvan ise uzun yıllar Filistin’de baş müftü olarak görev yapmasıdır.

Hüseyni’nin Hitler ile olan ilişkisine dönersek, karşımıza meşhur “Filistin Mücadelesi” çıkar. Öyle ki, Osmanlı sonrası, Filistin yönetimi, İngilizlere verilmiş ve bu yönetimde fiili olarak 1948’e kadar Filistin üzerindeki hâkimiyetini de sürdürmüştür.

Hüseyni’nin Nazilerle olan yakınlığı da işte bu tarih içerisinde vuku bulur. Zira kendisi 1931 yılında Dünya İslam Kongresi tarafından kurulmak istenen Filistin Devletinin başkanı ilan edilmiştir.  O da gelişen süreçte öyle bir yere savrulmuştur ki, işte o yerlerden ikisi Mussoloni ve Hitler’dir.

Hüseyni işte bu “mücadele azmi” içerisinde 1937-1941 yılları arasında Filisitin Arap heyeti adına Irak, Türkiye, Bulgaristan, İtalya ve Almanya gibi ülkeleri dolaşır. Maksat, İngilizlere karşı güç toplamaktadır. Tahmin edileceği üzere güç dilenilen liderlerden ikisi aynı zamanda insanlık düşmanı olarak tarihe geçen liderlerdir.  Bu iki liderden Hüseyni’nin Hitler’ le olan ilişkisi ise oldukça çarpıcıdır.

O kadar ki, baş müftü, onbinlerce insanı toplama kamplarına dolduran, binlerce insanın katili Hitlerin ülkesinde Müslümanları Hitler’in komutası altında cihada çağırıyor, “İslam ve Yahudilik” adlı kitabı Alman radyolarında propaganda aracı olarak kullanmaktan geri durmuyordu.

Dahası Hüseyni tarafından Yahudi düşmanlığı ile kışkırtılan gençler Hitler ordusunda “Hancar (Hançer) adıyla bir birlik dahi oluşturmuş, Almanya’nın safında cepheye bile sürülmüştü.  Kimi tarihi kaynaklara göre ise “20 Kasım 1941 günü Nazi Partisinden Ribbentrop ile görüşen Huseyni, 28 Kasım 1941’de Hitler’le de görüşecek ve yalnızca Balkanlardaki Müslümanları Alman askerine dönüştürmekle yetinmeyip, Ortadoğu’daki bütün Arapları da Almanya’nın safında savaşa sokabileceğini söyleyecektir.”[i]

Nazilerin önemli isimlerinde Reichsfuehrer S.S. Heinrich baş müftü Hüseyni’ye olan desteğini şu sözlerle açığa vurur: “Büyük Müftüye: Büyük Almanya’nın Nazi Hareketi bayrağının üzerinde en başından beri Dünya Yahudiliğine karşı savaşmayı yazmıştır. Özgürlüksever Arapların özellikle Filistin’de Yahudilere karşı mücadelesine özel bir yakınlık duyarız. Büyük Nazi Almanyası ile Özgürlüksever Araplar arasında bu konuda dünya çapında bir doğal uzlaşı vardır. Sizi sonuna dek destekliyoruz.”[ii]  

Hüseyni ile Nazilerin işbirliğinin zirve noktası ise 18 Aralık 1942 yılında Berlin’de Naziler tarafından kurulan “İslami Merkez Enstitüsü”nün başına Huseyni’nin getirilmesi ile olmuştur.  Hitler gibi, geçtiğimiz yüzyılın en karanlık simalarının gölgesinde kurulan Enstitü’nün başında yer almak herkese nasip olmasa gerek!

Huseyni anılan Enstitü’nün açılışında şu ibretlik konuşmayı yapmıştır: “Yalnızca Nazi’lerle Araplar ortak düşmana sahip değil, aynı zamanda Nazizm ile İslam da, idealler, disiplin, toplum düzeni, itaat ve yönetim ruhunda ortak zemine sahiptir” [iii]

Evet, Filistin Davası bağlamında yüceltilen, kimilerince yere göğe sığdırılamayan Huseyni, Cengiz Özakıncı’nın ifadeleri ile söylersek bir “Hitler İmamıdır”. Ona karşı desteği aleni biçimde tarihi kayıtlarda yer almaktadır. Dahası bu “dostluğu” pekiştiren onlarca fotoğraf vardır. ABD’de Norman J.W. Goda ve Richard Breitman tarafından hazırlanan “Hitlerin Gölgesi” adlı rapor bu yalın gerçekliği açıkça ortaya koymaktadır. Yine Cengiz Özakıncı tarafından kaleme alınan çalışmalar bu noktada önemli bir boşluğu doldurmaktadır.

Devam edelim.

Hitler sonrası da “mücadelesini” sürdüren baş Müftü, bu kez Rusya’ya karşı ABD’nin güdümüne girmiş ve “Müslüman Kardeşler” örgütünün temellerini daha o dönemden atmaya başlamıştır.

Evet, yazılı ve görsel kaynaklar Huseyni ile Naziler arasındaki ilişkileri ayan beyan ortaya koyarken İslam Ansiklopedisi ise bu duruma dair şu kaydı düşmüş: “Almanya'da kaldığı sürece bir müslüman olarak nasyonal sosyalizme en ufak bir sempati duymadı.”[iv]

Sempati duymayan hali bu ise, duyan hali ne olurdu anlamak elde değil!

Yine Aksiyon Dergisi Ali Ulvi Kurucu’yu kaynak göstererek Hitler ile Huseyni arasında şu naif diyalogu aktarmakla yetinebiliyor:  “Müftü Efendi harp devam ediyor. Çok gencimiz öldü, daha da ölecek… Korkuyorum ki, harpten sonra birçok kızımız, kadınımız kocasız kalacak. (…) Bunun için kiliseye birkaç kere müracaat ettim. Kiliseye laf anlatmak zor. (…) Lütfen, İslam dininde, birden fazla kadınla evlenmenin şartları nedir, hangi hâller, zaruret hâli sayılıyor? Nasıl tatbik ediliyor? Bunları bana geniş bir şekilde yazıp anlatmanızı rica ediyorum…” [v]

Yine bir başka kaynak Muhammed Emin el-Hüseyni’nin sayfalarca övdükten sonra O’nun Hitler’le olan ilişkisini yine Huseyni’nin ağzından aktardığı şu cümlelerle aklamaya çalışıyor: "Ben Almanya'nın savaşı kazanmasının ülkemizi emperyalizm ve Siyonizm'den tümüyle kurtaracağına inanmıştım. Ne Almanya uğruna, ne de Nazizm'e inandığım için Almanya ile işbirliği yaptım. Nazizm ilkelerini benimsemem, bunu bir kez bile aklımdan geçirmedim. Ancak, eğer Almanya ve Mihver devletleri kazanırsa, Filistin'de ya da Arap devletlerinde Siyonizm'in kökünün kazanacağına inanmıştım ve bu inancımı hâlâ koruyorum”[vi] İşte böylesi bir “kazanma ahlakı” var karşımızda!

Hitler’in diktatörlüğü, Nazilerin işlediği insanlık suçları, toplama kampları, insan yakılan fırınlar ve daha nice böyle onca suç işlenmiş ne gam. “Müslümansanız” bütün bu suçlara bulaşmanızda hiçbir beis yok. En azından egemen İslam yazınınca bu böyle. Bakın İnsani Yardım Vakfı “Siyonizm Düşünden İşgal Gerçeğine Filistin” başlıklı kitapçıkta Huseyni’yi hangi sözlerle uğurluyor: “Devrimci kişiliği ve yılmak bilmeyen mücadele azmiyle Filistin tarihine damgasını vuran Hüseyni, 1975 yılında Lübnan’da vefat etmiştir”[vii]

Aydın Tonga

[i] http://www.hasturktv.com/anti_semitizm/1372.htm

[ii] A.g.e

[iii] Cengiz Özakıncı, Hitler’in İmamları,

[iv] http://www.islamansiklopedisi.info/dia/pdf/c11/c110061.pdf

[v] http://www.aksiyon.com.tr/dosyalar/adolf-hitler-kudus-muftusu-ile-neler-gorustu_523444

[vi] http://www.cevaplar.org/index.php?content_view=5728&ctgr_id=100

[vii] “Siyonizm Düşünden İşgal Gerçeğine Filistin”İHH yay.2010, İstanbul

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
  • Utanmazlık!10 Kasım 2017 Cuma 18:20
  • Atatürk’e Hakaret Eden Fethullahçıları Korumayı Bırakın!09 Kasım 2017 Perşembe 19:59
  • Haddini Bil Fethullahçı Şaklaban Engin Ardıç Efendi!08 Kasım 2017 Çarşamba 13:51
  • Nazlıgül Üsteğmen kendini neden vurdu?06 Kasım 2017 Pazartesi 18:21
  • İyi Parti’nin İşlevi: Tarihi Tekerrür Ettirmek03 Kasım 2017 Cuma 17:19
  • İyi Parti alternatif mi?31 Ekim 2017 Salı 12:55
  • Cumhuriyet'e sol lazım!29 Ekim 2017 Pazar 12:51
  • Liyakat25 Ekim 2017 Çarşamba 10:12
  • Yok mu Fethullahçı Örgütün Sempatizanı Rasim’den Hesap Soracak?23 Ekim 2017 Pazartesi 18:23
  • Popülizm Etkisi Avusturya’yı da Sağa Taşıdı19 Ekim 2017 Perşembe 11:36
  • 123456
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)