• BIST 106.270
  • Altın 162,158
  • Dolar 3,9078
  • Euro 4,6273
  • İstanbul 13 °C
  • Ankara 4 °C
  • İzmir 13 °C
  • Adana 12 °C
  • Antalya 18 °C

Hizb-ut Tahrir'den kaldırılışının 92. yıldönümünde 'Hilafet' sempozyumu

Hizb-ut Tahrir'den kaldırılışının 92. yıldönümünde 'Hilafet' sempozyumu
Hizb-ut Tahrir terör örgütü, Hilafet'in kaldırılışının 92'nci yıldönümünde, İstanbul'da Uluslararası Hilafet Sempozyumu düzenledi.

Hilafet'in kaldırılışının 92'nci yıldönümünde, İstanbul'da Uluslararası Hilafet Sempozyumu düzenlendi. Topkapı'daki bir otelde gerçekleştirilen sempozyumun açılış konuşmasını Hizb-ut Tahrir Türkiye Vilayeti Medya Bürosu Başkanı Mahmut Kar yaptı. Hizb-ut Tahrir olarak hilafetin son başkenti İstanbul'da Uluslararası Hilafet Sempozyumu düzenlediklerini söyleyen Kar, "Hilafete dair her şeyin açık konuşulmasını istiyoruz. Müslümanların nasıl bir hilafet istediğini konuşmak istiyoruz" dedi.

‘BU SEMPOZYUM HİLAFET DEVLETİNİN KURULMASINA VESİLE OLSUN’

Bugün hilafet olmalı mı ya da olmamalı mı diye tartışmadıklarını belirten Kar, "Bu tercih bizlere bırakılmış değildir. Hilafetin kurulması konusunda ümmetin herhangi bir ihtilafı yoktur. Hilafet için mücadele eden milyonlarca Müslüman var. Müslümanlar gerçek hilafetin ne olduğunu artık idrak ettiler. Sözde hilafet ile gerçek hilafet arasındaki farkı bugün biliyorlar. Bu sempozyumun İkinci Raşidi Hilafet Devleti'nin kurulmasına ve hayırlara vesile olmasını Rabbim'den temenni ediyorum" diye konuştu.

‘MÜSLÜMANLAR BİR ARAYA GELİRSE MEVCUT DÜNYA DÜZENİ SONA ERER’

Sempozyumun katılımcılarından gazeteci Mustafa Özcan da, Hilafet kurulduğunda Müslümanların bir araya gelmesiyle mevcut dünya sisteminin sona ereceğini iddia etti. Özcan, "Suriye devrimi tamamlanırsa bugünkü düzen sona erer. Beşinci dönemin kıyılarında dolaşıyoruz. İslam tarihinin beşinci döneminde yeniden hilafete, orijinal hilafete dönüşün kıyılarındayız. Halife diye ortaya çıkan bazı insanlar var. Etkileri olmadan bu iddiada bulunuyorlar. Bu tür rahatsızlık yaratanlar olabilir. Bugün dünyanın her yerinde herkesin sahibi var. Müslümanların bir sahibi yok" dedi.

‘HİLAFET KAÇINILMAZ’

Sempozyumun katılımcılarından Kürşad Atalar da, "'Yaratmak da ona mahsustur, emretmek de ona mahsustur' ayetini delil getirdiğimiz zaman veya 'Allah yolunda mallarınızla ve canlarınızla Cihad edin' ayetini söylediğimiz zaman, Hz. Peygamber'den benzer içerikli sözler naklettiğimiz zaman, 'Ben bir Müslümanım, o halde bunların gereğini yapmam lazım' denildiği zaman, bunun kaçınılmaz olarak gideceği yer bir siyasi organizasyonun gerekliği sonucudur" diye konuştu. 

Kürşad Atalar, buna bazılarının Hilafet diyebileceğini sözlerine ekledi.

‘MÜSLÜMANLAR HİLAFETİ TERK ETMEDİLER’

Sempozyumun 'Nasıl bir Hilafet?' başlıklı oturumunda söz alan son konuşmacı, Hizb-ut Tahrir Türkiye Merkezi Temas Heyeti üyesi Hanife Yağmur oldu. Osmanlı'nın en zayıf anında bile Müslümanların Hilafeti terk etmediklerini iddia eden Yağmur, "Hatta 3 Mart 1924'te Mustafa Kemal Hilafeti ilga ettiğinde, İngilizler, kendi sömürgeleri arasında Hilafetin kaldırıldığını, Müslümanlar arasında duyulmasını dahi engellediler" dedi.

kaldirilmasinin-92-yildonumunde-hilafet-sempozyumu-118192-5.jpg

‘DEMOKRASİYİ NİYE DAYATIYORSUNUZ?’

Hilafetin İslami bir müessese olduğunu söyleyen Yağmur, "Allah'ın kitabından ve Resulünün sünnetinden alınmış bir müessesedir. Tüm Müslümanların birlikteliğini sağlayacak olan yegane kurtuluş reçetesidir Siz Japonya'daki Müslümana hilafeti layık görmüyorsunuz. 'Olmaz' diyorsunuz. Endonezya'da aynı şeyi söylüyorsunuz. Hindistan'dakine de, Türkiye'dekine de, Arap coğrafyasındaki tüm Müslümanlara bunu uygun görmüyorsunuz. Çünkü o, 1400 yıl önceki şartlara uygun bir sistemdi. Peki siz hangi akla hizmet ederek, ne gerekçeyle, demokrasiyi, kapitalizmi ve benzeri beşeri sistemleri dünyanın her tarafındaki insanlara dayatıyorsunuz?" diye konuştu.

Sempozyuma, Endonezya Şeriat Ekonomisi ve İşletme Enstitüsü Başkanı Muhammed İsmail Yusanto da konuşmacı olarak katıldı.

TERÖR ÖRGÜTÜ MÜ DEĞİL Mİ?

Hilafetin kaldırılışının 93. Yıldönümünde İstanbul'da 5 yıldızlı bir otelde Cumhuriyet'e ve laik rejime meydna okuyan Hizb-ut Tahrir örgütü İçişleri Bakanlığı tarafından 'terör örgütleri' listesinde yer almıyor. Ancak daha önceki yıllarda Hizb-ut Tahrir üyeleri terör operasyonlarında gözaltına alınmış ve tutuklanmıştı. Ergenekon tertibinde Teğmen tutuklanan Mehmet Ali Çelebi'nin telefon rehberine de Adli Emanet'te Hizb-ut Tahrir örgütü üyelerinin telefon numaraları yüklenmiş ve 'terör örgütü ile ilişki' suçlaması ile sahte delille mahkum edilmişti.

İBRAHİM KARAGÜL YILLAR ÖNCE HİZB-UT TAHRİR İÇİN NELER YAMIŞTI?

Bugün hükümet destekçisi Yeni Şafak gazetesinin genel yayın yönetmenliğini yapan İbrahim Karagül, 2005 yılında Hizb-ut Tahrir hakkında çarpıcı iddiaları köşesinde yazmıştı:

İşte bugün İstanbul'da Cumhuriyete meydan okumasına izin verilen Hizb-ut Tahrir hakkında Karagül'ün o dönem yazdıkları:

...

Öncelikle şunu belirtelim: Fatih Camii ve Hacıbayram'daki gösteriden sonra gözaltına alınanların hangi suçlamayla yargılanacağı tartışılıyor. Dünyanın hiçbir ülkesi, bu örgütü terör listesine almadı, dolayısıyla, terör suçundan yargılanmaları imkansız.

Peki Hizbut Tahrir bu dönemde, özellikle PKK sorunu yeniden tırmanırken, Anadolu kentlerinde etnik çatışma senaryoları uygulanırken, neden Türkiye'nin gündemine yeniden girdi? Kanaatlerimin yanlış olabileceğinden duyduğum endişeyle, son çıkışı bu çevreleri yakından tanıyan/izleyen bazı kişilerle konuştum: Özellikle Hamza Türkmen'in özet ve net değerlendirmesinden çok yararlandım. Paylaşayım:

1- Hizbut Tahrir'in tüm söylemi 1950-60 yıllarının söylemidir. Oysa elli yılda dünya çok değişti. Hizbut Tahrir bu söylemiyle bir nevi mezhepleşti. Tarih-toplum değerlendirmesi çok zayıf. Sorunu da burada.

2- Elli yıl önce ya sosyalist olacaktınız ya kapitalist. Onlar Hilafet yolunu tercih ettiler. Müslümanları bu yolla birleştirebileceklerine inandılar. Söylemleri, 1960-70'lerin sağcı/milliyetçi yaklaşımına benziyor.

3- Bir bölgede bin kişiye ulaştıklarında orayı vilayet olarak kabul edip vali atıyorlar. Açık faaliyete o zaman başlıyorlar.

4- Merhum Ercüment Özkan onların Türkiye'deki lideriydi. Hapiste onlardan ayrıldı. Onları Arapçılıkla suçladı. Ancak 1980'lere kadar yine onların kavramlarıyla konuştu. 80'lerde bunu da terk etti.

5- Şimdiye kadar silahlı mücadeleye başvurmadılar.

6- Ancak bunun bir istisnası var: 1955'lerde Ürdün'de belirgin bir güce eriştiler. Bürokraside, askeriyede ve eğitimde ciddi taraftar edindiler. Kral Hüseyin bunların etkisini kırmak için, o dönemde Mısır'ın tasfiye etmeye çalıştığı İhvan-ı Müslimin'i Ürdün'de serbest bıraktı. Bu nedenle Hizbut Tahrir İhvan'ı uzlaşmacılıkla suçladı.

7- Suriye-Ürdün-Filistin'i içine alan Büyük Suriye'de Hilafet'i tesis etmek için harekete geçtiler. Ürdün ordusundan bir tankçı albayı öne çıkarıp aşiretlerin desteğini almaya çalıştılar. Amaç, bu destekle Ürdün yönetimini devirmekti. Ancak albay bunları sattı. Ağır darbe yediler. Birçoğu ülkeden kaçtı. Hareketin öncüsü Takyüddin Nabhani de kaçanlar arasındaydı.

8- Bir ara Libya lideri Muammer Kaddafi ile mücadele ettiler. Kaddafi Hizbut Tahrir mensubu birçok askeri idam etti. Yine Mısır yönetimi de örgüte bağlı birçok kişiyi idam etti.

9- İlginç bir not daha: Milli Mücadele Hareketi, Arap dünyasından gelen 'yıkıcı İslami söylem'i yumuşatmak için ortaya çıktı. Yani İslami söylem millileştirildi. Bir anlamda Hilafetçi Hizbut Tahrir'in etkisini kırdı. (Şimdi tersi mi olacak?)

Görüştüklerimin ortalama kanaatleri şöyle: Örgüt mensupları samimi. Harekete geçtikleri konjonktür çok kötü. Birileri önlerini açıyor olabilir…

1995'te Londra'da Hilafet Konferansı yapıldı. On bin kişi katıldı. Bu olaydan sonra Hizbut Tahrir Orta Asya'ya yöneldi ve çok güçlendi.

Geçen yıl Türkiye'de "Hizbut Tahrir terör örgütü mü değil mi" konulu bir toplantı yapıldı. ABD ve İngiltere'nin desteğiyle. Bu toplantıdan sonra da Türkiye'deki çalışmalar yoğunlaştı!..

Bilecik'ten Trabzon'a kadar yaymaya çalışılan etnik çatışma tezlerinin geri plana itilip Türkiye'de sadece Hizbut Tahrir sorunu varmış gibi gösterilmesinin tek sebebi, örgütün bizzat kendisidir. Birkaç camide slogan atarak, Türkiye'nin gerçek gündemini unutturabildiler. Bu ülkenin dikkatini başka yöne çevirebildiler. Anadolu için en büyük riski oluşturan ve birilerinin alabildiğine provoke ettiği çözülme stratejisinin daha rahat uygulanabilmesi için elverişli bir zemin oluşturmayı başardılar. Tebrikler doğrusu!..

  

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    İlgili Haberler
    Diğer Haberler
    123456
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)