• BIST 107.202
  • Altın 145,752
  • Dolar 3,5195
  • Euro 4,1384
  • İstanbul 28 °C
  • Ankara 22 °C
  • İzmir 28 °C
  • Adana 30 °C
  • Antalya 29 °C

HKP'den baskılara tepki

'Partimizin seçim çalışmalarını engelliyorlar, gözaltına alıp para cezaları yazıyorlar! Sonra da “Eşit, Adil, Dürüst” seçim yapıyoruz diyorlar!' 

HKP'nin İzmir Gaziemir’e astığı bez pankart nedeniyle Kabahatler Kanununa göre 208 TL para cezasına çarptırılmasına HKP Genel Sekreter Yardımcısı Tacettin Çolak'tan tepki geldi.

HKP Genel Sekreter Yardımcısı ve İzmir 2. Bölge Milletvekili Adayı Av. Tacettin Çolak, yaptığı açıklamada haksız uygulamaya tepki gösterdi.

İşte HKP'den seçim çalışmalarına yönelik uygulanan engellemelere karşı yapılan o açıklama: 

Partimiz, ilk kez 7 Haziran 2015’de yapılan 25. Dönem Milletvekilliği seçimlerine 85 seçim bölgesinde katıldı. 61 bin oy alarak ciddi bir başarı elde ettik. Şimdi de 1 Kasım 2015 Erken Seçimine 85 ilde gösterdiğimiz 550 milletvekili adayımızla katılmaktayız. Adaylarımızın 303’ü işçi olmak üzere tamamı Emekçi insanlardan oluşmaktadır. 

Seçimlere katılan parti olarak bize en küçük bir devlet yardımı yapılmadığı gibi, Meclisteki partiler her yıl Hazine Yardımlarını kasalarını akıtmaktalar. 

Geçtiğimiz yılın sonunda Maliye Bakanı tarafından yapılan bir açıklamayla; 2015 yılı için Bütçe’de siyasi partilere toplamda 531 milyon ödenek ayrıldığı, bunun 298 milyonu AKP’ye, 115,3 milyonu CHP’ye, 77,8 milyonu da MHP’ye ödeneceği duyurulmuştur. Seçimin yaşanacağı yılda bu yardım üç katına çıkartılmaktadır. 2015’de iki seçim birden yapıldığı için bu miktar altı katına çıkmaktadır.

Bu dudak uçuklatan “yardım”lar karşısında bu burjuva partileri ile bizim gibi işçi ve emekçilerden oluşan partilerin eşit, adil, dürüst bir seçime girdiğinden bahsedilebilir mi? Yani baştan eşitsiz bir yarışa girmekteyiz.

Oysa biz, 26 Mart 2015’de Anayasa Mahkemesi’ne verdiğimiz bir dilekçe ile bu hazine yardımının adaletsizliğine, tüyü bitmemiş yetimin hakkının yenmesine neden olduğuna vurgu yaparak, halkın parasının üç partiye yeyim ettirilmesinin bir hak ihlali olduğunu ve hiçbir partiye Hazine Yardımı yapılmaması gerektiğini talep ettik. Ancak bu talebimiz kabul görmedi. 

HKP, bütün seçim çalışmaları ve seçim materyallerinin finansmanını üyelerinin mütevazi bağışları ve aidatlarıyla karşılamaktadır. Örneğin; bez pankartlarımız yetenekli üyelerimiz tarafından yazılmakta, gördüğünüz bu karton afişler üyelerimiz tarafından hazırlanmaktadır. Afişlerimiz ve pankartlarımızı bir kuruş para vermeden milletvekili adaylarımız kendi elleriyle asmaktalar. Seçim Bildirgemiz, bizzat milletvekili adaylarımız tarafından halkımıza dağıtılmaktadır. 

HKP’nin 8-10 katlı binaların duvarlarını kaplayan devasa afişleri yoktur. Işıklı reklam panoları yoktur. 

Cadde ve sokaklarda rezil bir çevre kirliliğine neden olan, partilerin birbiri üzerine bağladığı flamaları yoktur. Yoldaşlarımız tarafından, tek bir köprü ayağına, hiçbir kamu binasına afiş yapıştırılmamaktadır. 

Oysa yukarıda belirtilen hazine yardımını kasalarına akıtan bu burjuva partileri seçim yaklaştığında kontrolsüz bir şekilde olur olmadık yerlere afiş, pankart astıkları geçtiğimiz bütün seçimlerde yaşanmıştır. 

Bu partiler, her gün televizyonlarda boy gösterirken, açık oturumlara liderlerini, temsilcilerini çıkartırken, HKP’ye (TRT’de yasal zorunluluktan kaynaklanan onar dakikalık iki konuşmanın dışında) hiçbir TV ve Radyo’da yer verilmemektedir. Yani partimize sansür ve susuş uygulanmaktadır.

Oysa klasik basın etiği ilkeleri uygulanmış olunsa, diğer burjuva partileri ile taban tabana zıt siyasi görüşlere sahip olan partimizin tezlerine de bu yayınlarda, tartışma programlarında yer verilmesi gerekir. 

HKP, bütün bu sansür ve susuşa getirme çabalarına aldırmıyor. İşimize bakıyoruz. Kendi olanaklarımızla, gücümüz oranında, gece-gündüz demeden karıncalar gibi çalışarak halka sesimizi duyurmaya çalışıyoruz. Bu erken seçimde de aynı şeyi yapıyoruz. Ama bir de ne görelim, başta şehrimiz İzmir olmak üzere ülkenin dört bir yanında büyük bir baskıyla karşılaşmaktayız.

İlimizde; Gaziemir’e astığımız bez pankart nedeniyle hakkımızda Kabahatler Kanununa göre 208 TL. para cezası uygulanmıştır.

Bununla yetinmeyen polis ve zabıta ekipleri İzmir’in dört bir yanına astığımız pankartlarımızı ve afişlerimizi indirmektedir. Partimizin önündeki Pankartlarımızı dahi gece yarısı gizlice indiriyorlar. Konak ve Bayraklı’dan para cezalarının geleceği haberi verildi.

Bursa’da afiş ve pankart asan yoldaşlarımızı bu gece yarısı gözaltına aldılar. İl Başkanımız Savcılık tarafından ifadeye çağrıldı. Adana’da, Ankara’da pankartlarımız indiriliyor. Konya’da hiç soluk aldırmıyor polis. Oysa diğer burjuva partileri önüne gelen yerlere afiş ve pankart asıyorlar ve kimse karışmıyor. 

Bu arada İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin bir cinliğini de hatırlatalım. Belediye bu yıla gelene kadar 29 Ekim kutlama afişlerini Cumhuriyet Bayramı’ndan birkaç gün önce asardı. Oysa bu yıl iki hafta öncesinden 29 Ekim afişlerini panolara astılar. Niçin? HKP panolara afiş yapıştırmasın diye.   

Adamlar istedikleri yere devasa afişlerini asıyorlar, polisten ve zabıtadan tık yok. Bize ise gözaltı ve para cezası. Olmadı, afiş ve pankartlarımızın sökülmesi.. 

Birisi iktidar olanaklarını kullanıyor, diğeri de Belediye olanaklarını..

Bu koşullarda bu seçime “eşit, adil, dürüst” seçim denebilir mi? Tabii ki hayır!

Hani nerde kaldı; Anayasa’nın 67. Maddesinde tanımlanan “Seçme, Seçilme ve Siyası Faaliyette Bulunma Hakkı”, 79. Maddesinde tanımlanan; “Seçimlerin Genel Yönetimi ve Denetimi”nin YSK’na bırakılması. 

YSK görevini yapmıyor. Çünkü partililerimiz hakkındaki tüm yaptırımları hep polis tesis etmektedir. 

Seçim Kurullarını da polis yönlendirmektedir. 

Bu haksız ve hukuksuz uygulamalara karşı Suç duyurusunda bulunacağız. 

BİZİ TESLİM ALAMAZSINIZ, SUSTURAMAZSINIZ. 

Bitirirken sözü, İlk Genel Başkanımız Hikmet Kıvılcımlı’ya bırakıyoruz: 

“.... her yerden ve her şeyden yararlanarak, olanak bulursak yüksek sesle, bulamazsak fısıldayarak; ağzımızı dikerlerse kaşımızı gözümüzü oynatarak yüzümüzle; yüzümüze maske geçirirler, peçe takarlarsa, başımız, elimiz, kolumuz, ayağımızla; elimize kelepçe, boynumuza lâle, kolumuza zincir, ayağımıza pranga takarlarsa, duruşumuz, oturuşumuz, hatta giyinişimizle; öldürülürsek ölümümüzle, gömülsek mezarımızla; yakılarak dumanımız havaya savrulsa hayaletimizle, hatıramızla... her neyle olursa olsun, ajitasyonumuzu yapacağız! Burjuvazi bizi istediği kadar ezsin, sıksın, kapasın, biz bir delik bulup kızıl soluğumuzu halka duyuracağız! Ve bu uğraşmamızda, en sonunda, hep burjuvazi yenik, biz galip çıkacağız; burjuvazi zarar edecek, biz şekilden kaybettiğimizi sorunun içinden, görünüşte kaybettiğimizi gerçekte, lafta kaybettiğimizi halkın gönlünde mutlaka ve mutlaka kazanacağız! Çünkü burjuvazinin bize karşı çıkan adamları maaşlı uşaklarıdır, bunların itici gücü paradır; biz hızımızı inanç hamlesinden, ideal aşkından alıyoruz.” 

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)