• BIST 106.239
  • Altın 161,321
  • Dolar 3,8713
  • Euro 4,5671
  • İstanbul 15 °C
  • Ankara -1 °C
  • İzmir 11 °C
  • Adana 19 °C
  • Antalya 12 °C

HKP'den çarpıcı açıklama: Günün moda akımı, Fethullahçı şeytanı taşlama ayini

HKP'den çarpıcı açıklama: Günün moda akımı, Fethullahçı şeytanı taşlama ayini
Halkın Kurtuluş Partisi (HKP) Genel Başkanı Nurullah Ankut, yaptığı açıklamada 15 Temmuz darbe girişiminin ardından yapılan açıklamaların bri şeytan taşlama ayinine dönüştüğünü söyledi.

HKP Genel Başkanı Nurullah Ankut'un 15 Temmuz darbe girişimine yönelik açıklaması şöyle:

Önce de söyledik ya; şu anda en sağcısından en solcusuna kadar, PKK’sine kadar, HDP’sine kadar herkes aynı safta: Fethullahçı şeytanı taşlama ayini safında.

Günün moda akımı bu.

Biz, siyasi tarihimizin hiçbir döneminde böyle sakat, çarpık, eksik, burjuva içerikli ayinlere, akımlara kapılmadık. Olayları her zaman diyalektik-maddeci mantık ve metodumuzla, tüm yönleriyle ve bir süreç olarak yani gelmişiyle, geçmişiyle, sebep-sonuç ilişkileriyle ortaya koyduk. Çünkü olaylar, ancak bu yaklaşımla gerçekte neyse öylece, net oalarak görülebilir, anlaşılabilir, kavranabilir. Buradan hareketle de, olayların bundan sonra hangi yönde ve hangi hedefe varmak için gelişeceği öngörülebilir.

Ancak bu öngörüden sonra olayları kendi istediğimiz tarzda, yani devrimci tarzda nasıl etkileyebiliriz, nasıl devrimci bir kanala akıtabiliriz, diye muhakeme yaparız; sonuçlara varırız ve ileriye dönük izlememiz gereken devrimci hattımızı çizeriz, belirleriz.

Bu tutum, devrimci düşünce ve davranışın temel taşıdır.

İşte biz, bu devrimci kavrayışımızla Pensilvanyalı İmam’ın da, Tayyipgiller’in AKP’sinin de kim tarafından ve hangi amaçla projelendirilip pratiğe uygulandıklarını ve Türkiye’nin başına bela edildiklerini on yıllar öncesinden gördük. Ve onlara karşı mücadeleye giriştik. Her ikisi de bir ABD projesi olan bu vatan, millet, laiklik, halk ve Mustafa Kemal, Kuvayimilliye düşmanı hareket, Türk Ordusu’nu ve aynı özelliklere sahip bilim insanlarını, aydınları bertaraf ederek Türkiye’yi Yeni Sevr’e-BOP’a götürmekle görevlendirilmişlerdi, efendileri bu işi vermişti onlara.

Bu hainane işlerinin bir aşamasında onlara; “Ergenekon Davası” denen CIA Operasyonunu birlikte kotarmaları görevi verilmişti. Yukarıda andığımız yurtsever, laik güçleri ancak bu operasyonla, el ele vererek bertaraf edebilecekleri düşünülmüş ve söylenmişti onlara.

İşte 2007 yılında ellerine verilen bu planı uygulamaya koydular. Bu işte Pensilvanyalı İmam’ın kadroları Polis, Savcı, Yargıç ve Medya olarak görev yapacaktı.

Tayyipgiller’in kadroları ise; Hükümet Güçleri ve Yandaş Medya olarak bu işte yer alacaklardı. Elbirliğiyle kuşatılacaktı, bu antiemperyalist, yurtsever güçler; Silivri, Hasdal, Sincan, Hadımköy zindanlarına doldurulup orada çürütülecek, yok edilecekti.

Olayı daha ilk adımında gördük. Başka hiçbir hareket görmez iken... Kendisini sosyalist, komünist, sol, sosyal demokrat olarak niteleyen hareketlerin bir teki olsun, göremedi, anlayamadı. Çünkü onlarda ne devrimci teori vardı, ne devrimci bilinç, ne devrimci mantık ve metot... Onlar esen rüzgara göre, vuran dalgaya göre tavır değiştirirler, tutum belirlerler. Bugün dedikleri, dün söyledikleriyle çelişirmiş; hiç dert edinmezler bunu.

Bin Kalıplı Doğu Perinçek ve PDA Avanesi de aynı durumdaydı. Bizzat Doğu Perinçek, saldırıya uğrayan yurtsever-Mustafa Kemalci askerleri kastederek:

“Bizim bunlarla ne işimiz olur? Biz bunlara karşı mücadele ettik.”, diyordu. (Bakınız, Zeki Sarıhan, İP’ten İstifa Mektubu)

Sonradan kendileri de saldırıya uğrayınca tutum değiştirip mağdurların safına geçtiler. Tabiî mecburen...

Bunların dışında sol cepheden tavır değiştiren de olmadı. Bu hainane sürecin sonuna kadar ve hatta, sonlandıktan sonra bile onlar hep karşı safta kaldılar. Yani ABD’nin, Pensilvanyalı İmam’ın ve Tayyipgiller’in safında. “Ergenekon Davası” denilen CIA Operasyonunu uygulayanların ve savunanların safında. Bunlardan bir kısmı Silivri Zindanı’nın bile önüne gidip CIA safında, tutsaklara karşı eylem yaptı-gösteri yaptı.

Bu kadar değildi yaptıkları.

Bizi de, bu devrimci tutumumuza hep sahip olduğumuz için, bu operasyon öncesinden başlayarak ve operasyon sonrası giderek dozunu arttırarak; “Ergenekoncu, Darbeci, Faşist, Irkçı, Kafatasçı, Kemalist”, gibi yaftalarla suçladılar; en aşağılık, en sefil biçimde saldırılarda bulundular bize.

İşte bu saldırıyı yöneltenlerin 17’si bizimle tutumunu-ilişkisini, kendi deyişleriyle, “askıya aldı”lar. Hâlâ da asılı bu askı boyunlarında, gerdanlık gibi. Kolay gelsin...

Sırf askıyla da yetinmediler; bu arada bize sayısız fiili saldırılarda bulundular. Tabiî her seferinde hak ettikleri karşılığı aldılar.

Askıcılardan olmayanlar da bu aşağılık CIA Operasyonu sürecinde onların yanındaydı-safındaydı. Bu utanç verici aşağılık işlerinin belgeleri, tarihi vesikalar biçiminde hem bizim, hem de onların yayınlarında mevcuttur. Hatta bunlardan bazıları Ekşi Sözlük’e kadar girip bize rezil saldırılarda bulunmaktan kendini alamadı. Neyse, bu zavallılar üzerinde fazla durmayalım. Değmez de zaten... Acınacak durumdalar çünkü. Bırakalım devrimci olmayı, insan olarak bile perişan durumdalar.

O gün ölyeydiler de bugün farklılar mı?

Ne gezer... Bugün de işte bir bölümü Amerikancı Burjuva Kürt Hareketi, Rojava’da Amerika’yla, Suudilerle el ele yeni bir Amerikancı Kürdistan kuran PKK’nin, HDP’nin safında, yedeğinde, kuyruğunda; bir bölümü de, geçen Pazar Taksim’de görüldüğü gibi TESEV’ci, Sorosçu, tarikat ve cemaat dostu, “Laiklik tehlikede değildir.”, diyen, Pensilvanya’ya dostluk mesajı iletmek için heyetler gönderen, Bekaroğlucu, Ekmeleddinci, TR 705’çi, TR 321’ci (Faruk Loğoğlu) “Dersimli Kemal”in CHP’sinin kuyruğunda. Oralarda siyasi besi aramakla meşgul.

Hiçbiri doğru devrimci hatta gelme anlayışını, kavrayışını, namusunu gösteremiyor.

Kısa süre öncesine kadar bu Sevrci Soytarı Sahte Sollar bizi; “şeriat paranoyasına tutulmak”la suçluyorlardı. Kendileriyse o dönemde Tayyip Erdoğan’la, Abdurrahman Dilipak’la, Bin Kalıplılar’la (Doğu Perinçek ve PDA Avanesi’yle) ve bilumum tarikat ve cemaat erbabıyla birlikte Beyazıt Meydanı’nda ve Boğaziçi Üniversitesi gibi üniversite kampüslerinde “Türbana Özgürlük” eylemleri yapıyorlardı.

Hazırlanan ortak gençlik bildirilerine bile laikliği de koymamız önerisine şiddetle, hepsi birden karşı çıkıyorlardı. “Bizim liaklikle ne ilgimiz olur? O Kemalistlerin işi.”, diyorlardı...

Şu an olduğu gibi ve her zaman olduğu gibi o gün de laikliği savunma konusunda bir başımıza kalıyorduk.

Bugünse, olayların başlarına tekrar tekrar vurmasıyla olsun, laikliğin önemini az da olsa anladılar. Onlar için bu da çok büyük bir anlayış sayılır aslında. Ferasetleri o kadar kıt ki...

Usta’mız Kıvılcımlı boşuna dememiş:

“Küçükburjuva her şeye gelir de tutarlı olmaya gelemez.”, diye.

Bunların ideoloji sandıkları ipe sapa gelmez saçmalıklar, çoktan pratikte iflas etmiş bulunmaktadır. Bunların geçmişte ideoloji sandıkları şey, hayal ürünü düşünceler, hayatın katı gerçeklerine çarpıp tuz buz olmuştur. O sebeple de bunlar artık inmeli canlılar gibi siyasi mevta olacakları günü beklemektedirler. O zamana kadar da işte can havliyle kendilerini bir uçtan bir uca savurup, atıp durmaktadırlar. Ne yapalım... Onları kurtarmak için on yıllarımızı verdik, büyük emekler verdik. Ama heba oldu yıllarımız ve emeklerimiz. Onları doğru devrimci hatta düşmanlıktan bir türlü vazgeçiremedik...

Neyse bunu da geçelim.

Şimdi gelelim 2013 Ağustosunda sonuçlanan “Ergenekon Davası” adlı CIA Operasyonunun sonuçlandığı gün yaptığımız görüntü kayıtlı konuşmamızda ne demişiz, olayı nasıl değerlendirmişiz ve bu karanlıktan çıkış yolunu nasıl göstermişiz...

Çıkış yolu bugün de aynıdır.

Yani antiemperyalist, antifeodal ve antişovenist ilkelere, temellere sahip bir Gerçek Devrimci Hatta birleşmektir, halkımızı bilinçlendirmektir, ordulaştırmaktır.

Bu yoldan gideceğiz, dövüşeceğiz, savaşacağız. Ve sonuçta mutlaka halkımızla birlikte kurtuluşa ulaşacağız.

Şimdi aşağıdaki görüntü kaydını izlemenizi ya da onun altındaki tape edilmiş metni okumanızı rica edeceğim.

Hani ne denir?

Bilmemek hiçkimseye hiçbir şey kazandırmaz.

En içten devrimci duygularımızla, selamlarımızla...                                                                                                                                      

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      İlgili Haberler
      Diğer Haberler
      123456
      Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
      Tel : +90 212 963 1051 (pbx)